SES VER TÜRKİYE’M! 🇹🇷
6 Şubat 2023’ten bu yana kayıp olan canlarımız nerede?
Depremin üzerinden geçen zamana rağmen aileler hâlâ sevdiklerinden haber bekliyor. Her aile gerçeği bilme, kayıplarına ulaşma ve düzenli, şeffaf bilgi alma hakkına sahip.
DNA örnekleri ve resmi kayıtlar eksiksiz biçimde karşılaştırılsın. Hastaneler, morglar ve mezarlıklar titizlikle denetlensin. Kayıplarımızın akıbeti açıklansın; hiçbir aile belirsizlik içinde bırakılmasın.
BABAM NEREDE?
DİĞER KAYIP CANLARIMIZ NEREDE?
Bu sessizliği bozmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kayıplarımızı bulmak için sesimizi yükseltiyoruz. Cevap verilene, tüm kayıplarımız bulunana kadar sormaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.
SES VER TÜRKİYE!
Vücudunda kemik kırıkları ve beyin kanaması oluşacak raddeye kadar acımasızca Polis Memuru Cemil Koç Tarafından darbedilerek katledilen Ayşe Tokyaz'ı Unutmayın.
9 Eylül'de Küçükçekmece 2 Ağır Ceza Mahkemesin'de Karar Duruşması Var! #AyşeTokyazİçinEmsalKarar
Halkın çocuklarına yoksulluğu ve ekonomik krizi reva görenler; her fırsatta “yerli ve milli”söylevleriyle caka satanlar sıra kendi evlatlarının Avrupa’daki saltanatına ve milyonluk mülklerine gelince sınır tanımıyor.
Savcılık soruşturması çok yönlü olarak sürerken biz de gazetecilik sorumluluğumuz gereği bu para ve tapu zincirinin üzerine gitmeye devam edeceğiz.
Gökçek ‘’İki daire aldı’’ demişti.Bu bilgi doğru değil.
Elimdeki Amtsgericht Düsseldorf Grundbuch (tapu sicil) belgeleri bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Düsseldorf Pempelfort 5210 numaralı tapu kütüğünde yer alan kayıtlar, Hohenzollernstraße 30 adresindeki mülkün ve arkasındaki ticari ağın boyutunu net bir şekilde ifşa ediyor.
Bugünkü yazım…
2024 tarihli bir araştırmaya göre, incelenen 25 ülke arasında Türkiye'deki metal gıda kaplarının %67'si ve seramik kapların %53'ü, yüksek kurşun sınırı olan 100 ppm referans değerini aşıyor.
Tencere, tava ve servis kaplarında kurşun riski https://t.co/0Q76Mh4MGQ
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikayetlerimi sordu.
Doktorumuz beyefendi biri, şikayetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu.
Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim.
'İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!' dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.
Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor.
Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum.
Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
(Cumhuriyet)
TOPRAK KOKUSU
Dün gece ilerleyen saatlerde hava bozdu. Her gece açık hâlde tuttuğum avlu penceremi açtığımda üşütüyordu. Gece azıcık aralıklı bırakarak uyudum. Hava serindi ve rahat uyuttu, iyi oldu.
Sabaha karşı uyandım. Burnuma taze toprak kokusu geliyor. Şaşırdım. Her yeri beton bu kafesin içinde bir yudum toprağa hasretiz. Bırakın basmayı, göremiyoruz bile. Gece yarısı toprak kokusu nereden çıktı? “Rüyanda özlediğin yemekler yerine toprak mı görüyorsun?” diye kendi kendime sordum. Uyku sersemi, “İyi de koku nasıl gelir burnuma? Rüyalarda koku da mı alınmaya başlandı? Yeni nesil rüyalar böyle mi oluyor acep?” dedim. Uyku sersemiyim hala!
Kalkıp lavaboya girdim, çıktım. Avlu penceremi azıcık daha kapatayım, serin oldu diyordum ki baktım, avlu sırılsıklam. Yağmur yağmış! Pencereyi şöyle bir açtım. Baktım ki buram buram, kurumuş toprağa düşen yağmur tanelerinin oluşturduğu taze toprak kokusu geliyor.
Nasıl hoşuma gitti… Rüya sandığım şey gerçekmiş. Açtım pencereyi. O toprak kokusu betonun hücrelerine doldu. Gecenin karanlığında, betonun soğukluğu ve demirin acıtan yüzü içinde toprağın sıcaklığına sarıldım. Rüya sandıklarımın gerçek olmasını diledim. Özgürlüğü kucaklayabilme umuduna toprağın kokusunda tutundum.
Özgürlük bazen hiç görmediğin bir toprağın kokusunu duyabilmek, yağmurun düştüğünü anlayabilmek, betonun ve demirin arasından hayatın hâlâ sürdüğünü hissedebilmektir. İnsan, kendisinden çalınan şeylerin değerini çoğu zaman yokluklarında öğreniyor. Ben de 530 gündür göremediğim, basamadığım, tutamadığım, koklayamadığım toprağın kokusuyla, dokunamadığım hayatın özlemini yeniden hatırladım. Demek ki insanı ayakta tutan yalnızca kapıların açılacağına dair inanç değil; kapılar kapalıyken bile dışarıdan içeri sızan küçücük bir hayat belirtisini fark edebilmekmiş. Bir avuç toprağın kokusu bile, koca bir beton dünyaya “Ben hâlâ buradayım,” diyebilecek kadar güçlüymüş.
18 ay doluyor artık. Yasal süre, benim için bana yüklenen suçlar bağlamında doluyor. O yüzden artık çıkarım rahatlığında olamayışıma yandım. Esasında ülkenin hukuk normlarından uzaklaşmış olmasının yangınıydı bu. Yazıktı, güzel ülkeme, insanıma...
Yine de bu perşembe olacak tutukluluk incelemesinde, rüya sandığım şeyin gerçek olabileceği umudunu yüreğimde büyütmeye çalışırken fazla da yeşermesin o umut, sonra hayal kırıklıkları büyük oluyor diye yeniden temkinli iyimserliği yüklemeye çalıştım içime. Bu demir sürgülerin acıklı türküleri içinde temkinli iyimserlikten başka çare de yok sanırım. Gece yarısının toprak kokusuyla gelen bu duygularla içinde uyandım yeni güne.
Bu cumartesi Aynur Hanım yerine Engin Bey gelmişti. Engin abimle öğlene kadar sohbet ettim, iyi oldu. Sonrası hücreye dönüş, yeni avukat ziyaretleri ve avluda yürüyerek göğe bakma durağında molalar…
Geçecek öyle ya da böyle. 530 günü geçtim. Sabırla, inançla, dirençle ama en çok umutla…
Bir damla umut saklayın benim için, göğe bakma durağında.
11 Yaşındaki Otizimli Esra Yücel. 3 Kişi Tarafından Kaçırıldı Sabaha kadar T*cavüze Uğradı, Dövüldü En Son Kanlar İçinde Kalınca "Öldü" Zannedip Bir Kenara Atmişlar, Arıcılar Esrayı Buldu. Deliller Toplandı Ve Dava Açıldı 3 Sanığın Avukatı Hakkari AKP İl Başkanıydı+
Evli olduğu erkek Uğur Atılkan'dan şiddet gördüğünü açıklayan 2 çocuk annesi kadın, "Ölmek istemiyorum." diyerek yardım çağrısında bulundu:
"Belki haberlerden kadın cinayeti kurbanı diye izleyecektiniz ama ölmedim!
Eşim dediğim adam UĞUR ATILKAN tarafından cuma günü 3 kez öldürülmeye çalışıldım!
Ağır madde bağımlısı. 4 senedir çocuklarımla birlikte hapis hayatı yaşıyorum. Sürekli şiddet, sürekli hakaret gördüm; sürekli çocuklarımla tehdit edildim ve kurtulamadım. Her şantiyaya çalışmaya gittiğimde tehditlerle geri getirildim ve her seferinde daha ağır şeylere maruz kaldım.
Fazla madde kullanımından dolayı paranoyak ve şizofreni teşhisi konuldu ve sürekli halüsinasyon gördü. Olmadık kişilerle beni yakıştırdı ve 4 sene boyunca her gün işkence gördüm. Herkes bizi iyi sansın diye telefonumdan resimler yüklüyordu.
Cuma günü alkol aldı ve madde kullandı. Birden bana saldırmaya başladı. 'Sen o****, ben namusumu temizleyeceğim.' dedi. 4 saat boyunca beni öldürmeye çalıştı. Beni betona yatırıp göğsümün üstüne oturdu, dizleriyle kollarımı tuttu, kafamı betonlara vurdu. Sarı bir kablo alıp 10 dakika boyunca beni boğmaya başladı.
Kendimi kurtaramadım. Son çırpınışlarımda öldüm sandım ama bayılmışım. Ölmediğimi görünce daha da sinirlenip kemerini çıkardı ve boynuma doladı. Sigarasını üstümde söndürüp yumruklarla ve ısırıklarla beni dövdü, ardından kalın kahverengi kemeriyle tekrar boğmaya başladı.
Kendimi teslim ettim. Sürekli yüksek sesle, yüzünde gülümsemeyle 'Allahu Ekber' diyerek şehadet getiriyordu. 10’dan geriye sayıyordu. İçimde, aklımda sürekli yavrularım vardı. Uyandıklarında beni ölü bulacaklarını düşünüyordum.
Ama meğerse hepsini planlamış. Beni öldürüp yukarı çıkıp oğlumu da… Çıkıp babasına gidip katliam yapmak istiyormuş.
Çevrem çok sürmedi, hemen bayılmışım. Öldüm sandım ama yine olmamış. Yüzüme yumruklar atılırken uyandım. Elinde büyük, kırmızı bir bıçak vardı. Boynuma tuttu, yine şehadet getirdi ve saçımdan tutup kafamı betona yapıştırdı.
O an sinir kriziyle ölüm arasında, bağırarak gülmeye başladı. O korktu, delirdiğimi sandı ve üstümden kalktı. Tam 4 saat sürdü. Üstündeki kanları temizlemek için banyoya gitti ve o an o evden kaçtım…
Bana lütfen yardım edin. Ben çocuklarımın annesiz kalmasını istemiyorum. Kim var, kim yok haber verin. Herkesi etiketleyin. Çocuklarımın annesiz bırakılmasına izin vermeyin. Size yalvarırım. Ben 3 gün önce öldürülmek istendim ve bir daha ölmek istemiyorum."
❣️📢Hadi bir canı kurtaralım! Bu yakışıklıya yuva arıyoruz. Şu anda Bodrum'da ama her yere ulaşımını sağlarız. Hatta yurtdışı için titrasyon testini de yaptırıp hazırlıkları başlattık yurtdışına da sahiplendirebiliriz. Şu anda geçici yuvasında 2 köpek ve 3 kedi ile yaşıyor ama komşular sorun çıkarıyor. 4 yaşında, erkek, kısır, kuduz ve karma aşısı, iç dış parazitleri yapıldı. Lütfen bu mesajımı gören herkes RT yapsın, sahiplenebileceğini düşündüğü kişileri etiketlesin, paylaşsın. Bizim de onun da günü güzelleşsin!💓🙏
Okuldan artan zamanlarımda, Anadolu'da köy köy gezerek halk müzikleri kaydeden sıradan bir müzik öğretmeniyim. Kayıtlarımı tüm dünya tanısın istiyorum. Sizden ricam bunu retweetlemeniz. Ayrıca kanalıma abone olmanız için link:https://t.co/uGfixT0jMs
"Mahallede istemiyoruz" denilerek komşuları tarafından darbedilen otizmli Elmas Yağmur, yoğun bakıma kaldırıldı.
Acılı anne adalet istiyor: Cezasız kalmalarını istemiyorum
Milas'ın Ketendere ve İkiztaş Köyleri arasında kalan maden ocağının Latmos Beşparmak Dağları'nı nasıl yağmaladığını izleyin. Bu gelişmişlik mi? Kamu yararı mı? Sömürge ve yağma madenciliği bunun adı, nerede ilgili kurumlar? Çok yazık ediyorlar ülkeye. Durdurun bu katliamı.
Boyları kadar suç kaydı olan çeteciler, Gazeteci Hakan Tosun'u öldürmelerinin haklı olduğunu ima ediyorlar! Bu şerefsiz sürüsü tam da Türkiye'nin saplandığı bataklıktan türüyor, oradan cesaret alıyorlar.
8 yıldır süren hukuk mücadelesi nihayet bitti. Tüm itirazlar reddedildi. Yargıtay'ın verdiği beraat kararım kesinleşti. Toplum ve çevre sağlığı ile ilgili bilimsel çalışmaların devlet sırrı olarak nitelenemeyeceği ve açıklanmasının bir suç oluşturmayacağı da hükme bağlandı.
Cengiz'in yeni 'talan anıtı' yükseliyor!
Halk TV son halini görüntüledi...
Mehmet Cengiz, Bodrum'da koca bir yarımadayı kapattı. Hikaye aynı: Kamu arazisi, kamu bankası kredisiyle alındı, yargı kararı uygulanmadı, özel imar
düzenlemesi yapıldı.
Mücevherci BVLGARI ile beraber malikanelerden oluşan devasa bir 'köy' kuruluyor şimdi.
Malikane fiyatları 3.5 milyar lirayı buluyor.
Yani %99'un hakkı olan bu yerde, sadece en zengin %1 yaşayacak. Zaten tanıtımı da böyle yapıldı.
BVGLARI'nin sahibi, "Bodrum'un denizi bizim başyapıtımız oldu" diyor!
NATO'yu ve Trump protesto ettiği için işkence ile gözaltına alınan ve kolu kırılan öğrenciye saldıran güvenliğin akıbeti ne olacak diye soruyor gençler.
Cevabınız var mı?
@IBBcozummerkezi