Hugh Laurie, dizisine yapılan eleştiriyi fırsata çevirmiş ve zekayla, mizahla, zarafetle TV dizilerinin dramaturjisi üzerine güzel bi ders vermiş. Entelektüel özgüven ne güzel şey. “Sen kimsin? Seni Los Angeles’a bekliyorum” demiyor mesela :)
Ferdi Kadıoğlu, Brighton'a transfer olduğu ilk sezonda ağır bir sakatlık geçirdi ve toplamda 41 maç kaçırdı. Başkası olsa direkt gözden çıkarır, takımdan gönderirdi.
Ancak Brighton’ın genç teknik direktörü Fabian Hürzeler ona güvenmeye devam etti. Hatta uzun süre sonra takıma döndüğünde Hürzeler şu ifadeleri kullanmıştı:
“Oyun tarzımıza uyum sağlaması için ritme ihtiyacı var. İlk maçı için biraz beklemek zorunda kaldı ama artık takımda. Esnekliği, geriden oyun kurma cesareti ve hızıyla bize yardımcı olacağından eminim.”
41 maç kaçırdığı sezonun ardından, bir sonraki sezonda Brighton’da sezonun oyuncusu seçildi ve gösterdiği performansla taraftarın sevgilisi haline geldi...
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
🇪🇸 ⚖️ İspanya’da Siyasi Deprem: Başbakan Sánchez’in Parti Genel Merkezine Polis Baskını
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in liderliğini yaptığı iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) Madrid’deki genel merkezine İspanya ulusal polisi tarafından şok bir baskın düzenlendi.
Ülkenin önde gelen yayın organlarından El País'in aktardığına göre, baskın bir mahkeme emri doğrultusunda, partinin "yasadışı bir finansman mekanizması işlettiğine dair kanıt toplamak" amacıyla gerçekleştirildi.
Emniyet sözcüsü, polis memurlarının genel merkeze girdiğini doğruladı ancak soruşturma üzerinde "adli gizlilik" kararı olduğu için operasyonun detaylarına dair daha fazla bilgi vermekten kaçındı.
Başbakan Pedro Sánchez hükümeti, son dönemde üst düzey siyasi isimleri ve bu isimlerin aile üyelerini de kapsayan bir dizi yolsuzluk skandalıyla çalkalanıyordu. Bu baskın, Sánchez üzerindeki istifa ve erken seçim baskılarını hatırı sayılır derecede artıracak gibi görünüyor.
Eş zamanlı olarak yürütülen operasyonlar kapsamında, eski Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero ile bağlantılı olduğu iddia edilen adrese yapılan baskında, golf çantalarına gizlenmiş lüks saatler, mücevherler ve yüklü miktarda nakit para ele geçirildiği de gelen bilgiler arasında.
Fenerbahçe tarihi boyunca gördüğüm en kötü yönetim. Eğer ben de sizin katran ve tüye bulanmanız için gereken her şeyi yapmazsam… Allah sizin bire kadar cezanizi versin sizi bu takımın başına getirenlerin de. Bu aptallığı şak şaklayanların da… kulübün ağzına sıçtınız be
Mustafa Kemal, yakası kürklü, gri bir pardösü giymişti. Başı açıktı. Havada, korkak bir yağmur, gizli gizli geziniyordu. Karaoğlan Meydanı’ndaki eski İttihat ve Terakki Kulübü’ne gitmeden, eğilip yanındakilere:
“— … hayat, dedi mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta, yalnız iki şey vardır: Galip olmak…”
Sustu. Sarışın kurt gülümsemesiyle tamamladı:
“— … ve mağlup olmamak.”
Beşiktaş yeni adıyla Tüpraş Stadını yaptıktan 1 sene sonra şampiyon oldu.
Trabzonspor yeni adıyla Papara Park'ı yaptıktan 4 sene sonra şampiyon oldu.
Enes'in örnek verdiği gibi Münih, City, Juventus.. Hangisi büyüklüğünden büyüklük kaybetti? Camianın bu durumda olmasının birinci sebebi stad değil bunda hemfikiriz ama bu yöntemin her takıma pozitif yansıdığına hemfikiriz.
Evet şuan ki yerimiz, mazimiz çok kıymetli ama günümüz futbol ekonomisinde bu duygusallıklara yer yok. Ortada bir sorun var. Tahlil edemezsen tarih olursun.