Yeni kitabım Deng Yayınları içinde çıktı.
Bütün dost ve arkadaşlarımın bilgisi olsun istedim.
Pirtûka min a nû di nav Weşanên Dengê da derket.
Min xwest haya nas û dostan pê bixim.
12 Eylül askeri faşist darbesinden 46 yıl sonra dönüp geriye bakınca...
Türkiye'deki egemen güçleri ve onların emperyalist ağababalarını 12 Eylül 1980 tarihinde askeri bir darbe yapmaya iten birçok neden sayılabilir.
Buna karşın söz konusu faktörler içinde 12 Eylül darbesinin esas amacının, demokratik ve meşru zeminde gelişen Kürt Ulusal Özgürlük Mücadelesinin önünü kesmek olduğuna kuşku yoktur.
Şurası çok net; 12 Eylül darbesi olmasaydı Kürt yurtsever güçleri, 1977 yerel seçimlerinde Diyarbakır Belediyesi’nin kazanılmasıyla başlayan kıvılcımı Kürdistan’ın dört bir yanına yayabilir ve birkaç yıl içinde ülke genelinde iktidar olabilirlerdi.
12 Eylül darbesinin bir başarısından söz edilecekse, işte bunda başarılı olmuştur. Darbeciler, demokratik ve barışçıl Kürt ulusal özgürlük dalgasının önünü kesebilmiş ve Kürt hareketini belli bir ölçüde terörize etmeyi başarabilmiştir.
Ne var ki sömürgeci faşist rejimin esas amacı; Kürt halkının özgürlük iradesini kısa yoldan, Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nde boğmak ve üzerini bir beton örtüyle kapatmaktı. Bu amaca ulaşmak için faşist rejimin aparatları başvurmadık insanlık dışı yöntem bırakmadı, tarihte hiç olmadığı kadar alçaldı. Buna karşın Kürt halkının gencecik çocukları ve mücadeleci yiğitleri; ortaya koydukları şanlı ve onurlu direnişle Kürt halkının başını göğe erdirdi.
Bu vesileyle genç yoldaşım ve dava arkadaşım Yılmaz Demir şahsında, Kürt halkının özgürlük iradesini, ulusal onurunu ve haysiyetini koruyarak başını göğe erdiren o kahramanlara bin selam olsun.
Öte yandan, ister Diyarbakır 5 No'lu'da ister sonraki süreçte olsun, 12 Eylül rejimi Kürt halkının özgürlük yürüyüşünü durdurabildi mi? Tablo ortadadır. Gelinen aşamada Kürt halkının kendi ülkesi Kürdistan’da özgür ve onurlu bir şekilde yaşama iradesi her zamankinden daha yüksek, kitlesel ve güçlüdür.
12 Eylül askeri faşist darbesinin Türkiye genelinde yol açtığı siyasi, ahlaki ve ekonomik fatura da cabası...
Bu vesileyle şunun altını çizmek istiyorum: Güçlü devletlere, iktidarlara ya da odaklara büyük misyonlar atfetmek gibi yaygın bir anlayış var. Büyük güçlerin ve devletlerin 50-100 yıllık stratejiler geliştirme ve bunları büyük bir isabetle hayata geçirme kudretine sahip olduğu söylenir.
Hayır!
Ne kadar güçlü olursa olsun bir devletin ya da gücün tarihin ve toplumsal akışın yönünü değiştirmesi mümkün değildir; olsa olsa bu akışın hızı yavaşlatılabilir. Bir nehrin suyunu akış yönünün tersine akıtmak mümkün değildir.
12 Eylül askeri sömürgeci rejimi Kürt halkına büyük acılar çektirmiş, süreci belli ölçülerde rayından saptırmış ancak Kürt halkının özgürlük yürüyüşünü durduramamıştır.
Sonuç ortada.
Partimizin Kurucularından Mehdi Zana Yaşamını Yitirdi.
Halkımızın başı sağolsun.
Kürt hareketinin öncü kadrolarından ve aynı zamanda partimizin (TKSP) kurucularından olan Mehdi Zana, uzun bir süredir tedavi gördüğü hastalıktan dolayı bugün Diyarbakır’da yaşamını yitirdi.
İlk gençlik yıllarından itibaren Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yer alan Mehdi Zana TİP’te uzun yıllar aktif görevler aldı, DDKO mitinglerine destek verdi.
1 Ocak 1975’te kurulan Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi (TKSP) kuruluşunda yer alan Mehdi Zana, 1977 yılında yapılan yerel seçimlerde Diyarbakır bağımsız belediye başkanı olarak seçildi.
12 Eylül 1980 faşist darbesinde tutuklanan Zana ağır işkenceler gördü. Uzun yıllar 5 Nolu cezaevinde kaldı. Son yıllarını sürgünde (İsveç’te) geçirmek zorunda kalan Mehdi Zana bugün aramızdan ayrıldı.
Mehdi Zana bir halk lideriydi, yaşamını Kürt halkının özgürlük mücadelesine adadı.
Halkımız onun emeğini ve mücadelesini asla unutmayacak.
Sayın Abdi,
Roportajınızda her soruya açık yüreklilikle cevap vermeniz takdire şayan; cevaplarınız tatmin edici olmasa da...
Ama, bir yıl öncesine kadar Türkiye tarafından bombalanırken, şimdi aranızın iyi olmasının nedenlerini es geçmişsiniz.
Bazı konuların iyi anlaşılmasını sağlamak için Dilbixwin Dara da soru üstüne soru sormuş, ama nedense bu konuyu deşmek istememiş...
Ben bu değişikliğin nedeni biliyorum, ama birinci ağızdan dinlemek daha doğru olurdu...
Birinci Ağızdan İtiraflar
Mesud Tek
“Yeni sürecin” olumlu sonuçlarından birisi de istenmeden olsa bazı itiraflarda bulunulması.
Son itiraf kendini fesheden PKK’nin eski yöneticilerinden, yeni oluşturulan Hareket Yönetimi üyesi Murat karayılan’dan geldi.
Karayılan 15 Ağustos nedeniyle yayımladığı videolu Kürtçe mesajında sadece çerçeve yasaya yönelik görüşlerini dile getirmiyor, aynı zamanda bazı itiraflarda da bulunuyor.
Rudaw’da yayınlanan mesajın itirafları içeren bölümünde karayılan şöyle diyor:
“Mücadeleyi silah zemininden çıkarıp siyaset zeminine taşımaya hazırız”
(...)
Biz bu mücadeleyi savaş ve silah zemininden çıkarıp, siyaset ve hukuk zeminine taşımaya hazırız. Önderliğimiz bunun için 33 yıldır çabalıyor ve biz de ona güveniyoruz. 33 yıldır yürütülen savaş, fazladan yürütülen bir savaştır. Kendini tekrar olduğu gibi, aslında yerinde olmayan bir savaştı. Fakat bizi yok etmek isteyenlere karşı bu savaşı yürütmeye mecbur kaldık. (abç).
Bilince çıkması adına altını kalın çizgilerle çizelim:
Karayılan PKK’nin 1993 yılından yani ilk ateşkes ilanından sonraki savaşının;
1- “fazladan yürütülen”,
2- “kendini tekrar eden” ve “yerinde olmayan” bir savaş olarak niteliyor; itiraf ediyor.
Ve böyle yapmakla herkesi kör alemi sersem sanan Karayılan, bu belirlemeriyle kendi örgütüne ve liderine de iftira atıyor!
Çünkü hepimizin malumu olduğu üzre, 1993 Ateşkesinin sona ermesiyle başlayan ve Kürdistanı viraneye çeviren, milyonlarca Kürdü ata baba toprağından eden süreçte PKK, iddia edildiği gibi dayatıldığı için savaşmıyordu. Aksine O’nun bilinçli tercihiydi ve her yılı zafer yılı olarak ilan ediyordu.
Çok uzağa gitmeye gerek yok. 2005 yılı başında yapılan PKK kongresinde, ateşkesin devam etmesi yönünde karar alınması üzerine, Kongreye Öcalan adına katılan bir avukatın “başkanın isteğidir” diyerek savaş kararı aldırdığı biliniyor.
Daha sonra yaşanan “Hendek çatışmaları” da öyle.
Kürdistan’ın birçok kent ve kasabasının virane edilmesine neden olan Hendekleri "öz yönetim", “demokratik özerklik” ve "meşru halk direnişi" olarak lanse ettiğiniz, hakkında efsaneler ürettiğiniz henüz unutulmadı Sayın Karayılan...
Hendeklerde yaşananlar üzerine bir açıklama yapan PKK’nin üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan’ın “devletin bu kadar zalim olduğunu bilmiyorduk!” diyerek Kürdlerin hafızasıyla dalga geçtiğini de unutmadık...
Şimdi Karayılan bizim onlarca yıl önce söylediklerimizi tekrarlıyor, anlayacağınız “tirşikçi” oluyor.
Daha önce de birkaç kez yazdım.
Şehid Dr. Qasımlo karşısındakini aptal yerine koyanlara “bı xot ker i” derdi.
Sayın Karayılan, lütfen Kürdleri aptal yerine koymayın...
KÜRT MESELESİ TERÖR SORUNU DEĞİL, BİR ULUSUN ÖZGÜRLÜK MESELESİDİR
İktidarın hazırlayıp 10.08.2026 tarihinde mecliste onaylanan Çerçeve Yasa iktidarın geleneksel inkarcı ve güvenlikçi zihniyetini yansıtmaktadır.
iktidarın Kürt meselesini PKK ve terörle özdeş gören anlayışı çıkmaz bir yoldur. Kürt meselesinin yüz yıllık geçmişe uzanan bir tarihi var.
Kürt halkı kendi ülkesi Kürdistan’da özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istiyor. Türkiye’yi yönetenlerin bu gerçeği görmesinin artık vaktidir.
PKK’nin silah bırakması hayırlı bir adımdır. Çünkü bölgedeki çatışma ve şiddet ortamında en çok zarar gören Kürt halkı oldu.
İçinde geçtiğimiz bu tarihi eşikte bütün Kürt ulusal demokratik güçlerine; siyasi parti, demokratik kurum ve aydın şahsiyetlere görev düşmektedir. Olup bitenlerden rahatsız olmak ve eleştirmek yetmiyor.
Gelin halkımıza karşı sürdürülen inkar ve asimilasyon politikalarına karşı el ele verelim. Kürt halkının haklı davasını karartma girişimlerini boşa çıkartalım. Kürt halkının özgür ve onurlu geleceği için gücümüzü birleştirelim.
https://t.co/hxbUOOW7g6
ŞÊR ŞÊR E, ÇI JINE ÇI MÊR E
Keça min, "Yelda Mihemed" taekwondokara Rojhilatê Kurdistanê, karî mil bi milê grûpeke taekwondokarên Herêma Kurdistanê û bi alaya pîroz a Kurdistanê ve, beşdarî şampiyoniya cîhanî ya taekwondoyê 'Hanmadang 2026' li Seoul a Koreya Başûr bibe. Di vê şampiyoniya ku bi beşdariya 60 welat û 6000 werzişvanan hat lidarxistin, Yelda di warê 'şikandina textan' de karî pileya duyemîn bi dest bixe û tevî bilindkirina alaya Kurdistanê û bidestxistina madalyaya zîv, vê şanaziyê ji bo xwe û welatê xwe, Kurdistanê, tomar bike.
Yenilen yok..
Eğer meclise sunulan yasa tasarı kabul edilir ve gereği yapılırsa kazanan çok olur. Kürdlere zarar veren silahlı mücadele sona erer. Analar artık ağlamaz, iktidar halkın siyasal taleplerini terör parentezine alamaz.
Kürdler ise ulusal demokratik hakları için mücadelelerini daha güçlü bir şekilde yürütürler...
Roja Welat 70’li yıllarda yayın hayatına başlamış ve Kürt aydın ve siyasetçilerinin demokratik mücadele alanında sesi , sözü olmuş bir mirasın gazetesi ve temsilcisidir.
O yıllarda Roja Welat ve ona tekabül eden siyasi anlayışlar 12 Eylül’e giden yıllarda susturulmasaydı, tarih bu ülkede başka yaşanabilir ve elli yıl süren bir iç çatışma yaşanmayabilirdi.
Şimdi Silahların sustuğu bir dönemde, Kürt basınına yönelik bu yasakları sürdürmenin ve yeniden yasaklara dönmenin kimseye faydası yok.
Yasaklar geride kalmalı,
Kürt basını, Kürt sineması ve Kürt sanatı serbestçe gelişebileceği ortamlara kavuşmalı, kavuşturulmalıdır.
Mücadele Arkadaşımız Nevin İl’i Kaybettik
Bir süredir yakalandığı hastalıktan dolayı İstanbul’da tedavi görmekte olan yoldaşımız ve mücadele arkadaşımız Nevin İl bugün yaşamını yitirdi.
Çok üzgünüz.
Nevin İl çocukluğundan itibaren PSK’nin saflarında yer aldı. Partimizin gençlik, kadın ve basın alanında aktif olarak çalıştı. Yaşamının en verimli yıllarını Kürt halkının özgürlük mücadelesine adadı. O ve ailesi, bir bütün olarak özgürlük davası için büyük bedeller ödedi.
Nevin İl son yıllarda ticari faaliyetlere ağırlık verdi. İki dönemdir Diyarbakır Ticaret Odası Meclis Başkanlığını yapıyordu.
Onun erken ölümü hepimizi derinden üzdü.
Ailesinin, mücadele arkadaşlarının ve Kürt halkının başı sağolsun.
Onun anısı mücadelemizde yaşayacak.
#VİDEO- Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. İkbal Dürre:
🔸Türkiye’de sürecin devlet tarafından başlatılmasının ana etkenlerinden biri, devletin bu günleri öngörmesi
🔸Süreç, Kürtlerin birlik olup Türkiye’nin istemediği şekilde siyasi bir yöne dönüşmemeleri için başlatıldı
🔸Sürecin başlatılması hayırlı olmuştur; bu süreçte Rojavalı, Rojhilatlı Kürtler doğru tavır takındı
🔸İran’daki gelişmeler Türkiye’nin istediği şekilde gelişirse, o zaman Türkiye sürece daha özgüvenle yaklaşacak
🔸İran’da yaşananlar ve yaşanacaklar önemlidir ama nihai olarak Kürt hareketine çok büyük zarar vermeyecek
🎙️Ömer Sönmez-Rûdaw
CB olacak kişi mesela İngilizce, Fransızca, Almanca biliyorsa bununla gurur duyarlar.
Arapça, Farsça bilirse utanırlar.
Kürtçe bilse bölücülük sayarlar.
Oysa Türkiye gibi bir ülkeye CB olacak kişinin Türkçe'den sonra en önce Kürtçe bilmesi yakışır hatta gerekir.
Ji ber windabûna girîng a Helkewt Ezîz, ez dîsa sersaxiya xwe pêşkêş dikim. Ji Rudavê û Hevidar xanîmê re ji dilê xwe spas dikim. Xwedê dilovan be û malbat û hevalên wî sabiriyê bide