En güncel çalışmasında, Türkiye solunun ve kadın mücadelesinin arka planda kalan tarihini Yaftalı Tabut ile sahneye taşıyan Bilgesu Erenus, 5 Ağustos 2026 tarihinde yaşama veda etti.
Nereye Payidar ve Kaside-i Çağdaş gibi toplumcu oyunları, 'Umut' albümündeki besteleri ve 12 Eylül karanlığında Aydınlar Dilekçesi’ndeki baş eğmez duruşuyla tiyatroya ve işçi sınıfının kavgasına derin izler bıraktı.
Selam olsun.
Yeni Parti TBMM'ye sunulan çerçeve yasa teklifine destek verecekmiş... Yazıklar olsun! Butlan yönetimi gibi AKP ve MHP politikalarını destek verecekseniz dönün Kılıçdaroğlu'nun yanına!
ÇERÇEVE YASA
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”nin Değil BOP Cehennemine Yani Yeni Sevr’e Giden Yolun Anahtarıdır!
https://t.co/YajBqL4Dyu
İfade özgürlüğü kapsamında kalan paylaşımları nedeniyle müvekkillerimize verilen 3-5 aylık cezalardan dolayı hemen siyasi yasak koymaktalar.
Bir kaç ay önce HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Efe Ankut'a aynı yaptırım uygulandı, parti üyeliği düşürüldü.
Başka parti yöneticilerine de benzer yaptırımlar anında uygulanıyor.
Öyle ki bir müvekkilimize memnu (yasaklanmış) hakların geri verilmesi kararı almak için 9 yıldır uğraşıyoruz.
Neymiş, önceki cezanın koşullu salıverilme süresinde yeni "suç"(!) işlenmiş. O suç dedikleri fiil de önödeme ile ortadan kalktığı halde lehe karar vermemek için direniyorlar.
Oysa şu "çerçeve yasa" dedikleri ihanet yasa taslağının 7'nci maddesinde görüyoruz ki; "PKK/KCK üyesi, militanı, yöneticisi olanlara infaz erteleme yoluyla getirilen afla birlikte, hak yoksunlukları 2-3 yıl içinde geri verilecek miş(!)
Yani isterlerse hepsi, cezalarının infazı 5 ya da 10 yıl ertelendiği halde ve bu süreler dolmadan siyasi parti yöneticiliği, milletvekilliği vb. işleri yapabilecekler.
Bu ülkede, ifade özgürlüğü ya da toplantı-gösteri yürüyüşü kapsamında kalan hakkını kullanan insanlar, dağda silahlı çatışma yapan, asker-sivil öldüren, terör eylemlerinde bulunanlardan daha tehlikeli görülmekte.
Burjuva hukukunun eşitlik ilkesine bile uymuyorlar.
Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi yolunda hızla ilerliyorlar.
Ama bunların Yeni Sevr özlemi varsa bizim de İkinci Kuvayımilliyeci ruhumuz ve duruşumuz var.
Yüz yıl önce başaramadılar, şimdi de başaramayacaklar.
«Hiçbir sistem, insanı “düşüncede silahsızlandırma”ya uğratmadıkça yenemez.»
- H. Kıvılcımlı
Hangi postmodernist zırvalıkla karşılaşsam aklıma bu söz gelir
THY Destek Hizmetleri (TSS) işçileri Sendikamızda örgütleniyor!
Sendikamız Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, THY Destek Hizmetleri’ndeki örgütlenme sürecimiz, yaşanan hukuksuzluklar ve işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor.
THY Destek Hizmetleri (TSS) işçileri Sendikamızda örgütleniyor!
Sendikamız Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, THY Destek Hizmetleri’ndeki örgütlenme sürecimiz, yaşanan hukuksuzluklar ve işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor.
Toprağın, Suyun, Havanın, İnsanlığın Utanç Günleri: 6-9 Ağustos 1945
ABD’nin 6 Ağustos’ta Japonya’nın HİROŞİMA ve 9 Ağustos’ta NAGAZAKİ kentlerine uçaklardan attığı iki atom bombası patladıkları anda Hiroşima’da yaklaşık 80 bin kişinin, Nagazaki’de de 74 bin kişinin ölümüne sebep oldu, 100 bin kişi de yaralandı.
Patlamanın yan etkilerinden dolayı, bombaların patladığı andan 1945 yılı sonuna kadar Hiroşima’da 140 bin, Nagazaki’de 90 bin kişi öldü. Hiroşima’da 150 doktordan 65’i, 1.780 hemşireden 1654’ü patlama anında hayatını kaybetti; 45 hastaneden 42’si kullanılamaz hale geldi.
ABD Emperyalizminin o gün yarattığı vahşet bugün de Uzakdoğu, Afrika, Latin Amerika ve ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasında aynı acımasızlıkla katlanarak devam etmektedir.
İşte Filistin…
Gazze'de başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere halkın maruz kaldığı katliamlar...
İşte Küba...
Che'nin deyimiyle insan soyunun başdüşmanı ABD emperyalizminin adaya uyguladığı kanlı ambargo sonucu halkın yaşadığı zulüm ve her şeye rağmen halkın sosyalizme sahip çıkmaya çalışması...
Ne yazık ki bu mavi gezegendeki her halk Hiroşima benzeri bir katliama maruz kalmaktadır. AB-D emperyalistleri ve onların yerli işbirlikçilerinin daha çok kâr, daha çok sömürü ve daha çok vurgun yapma hırsları nedeniyle başta Dünya İşçi Sınıfı olmak üzere tüm dünya halkları işsizlik, pahalılık ve yoksulluk cehennemini yaşamaktadır.
Ülkemizde de Birinci Kurtuluş Savaşımızın zaferiyle yırtıp çöpe attığımız Sevr Antlaşması, Sevr paçavrası, BOP-Yeni Sevr adıyla ABD Emperyalizmi ve onların yerli işbirlikçileri AKP'giller eliyle halkımıza dayatılmaktadır.
Önderimiz Nurullah Efe'nin dediği gibi:
“Amerikan kuklası hainler, Yeni Sevr demek olan BOP açılımını “Barış, Kardeşlik, Terörsüz Türkiye” ambalajıyla halkımıza yedirmeye çalışıyorlar. İhanetlerinin, vatan satıcılıklarının ve halk düşmanlıklarının adını “Barış” koymuşlar, “Terörsüz Türkiye” koymuşlar.''
Durum ortada...
İçinde bulunduğumuz bu sınıflı toplum düzeni yıkılmadıkça hem kendi halkımız hem de dünya halkları daha çok Hiroşima ve Nagazaki benzeri katliamlar yaşayacaktır.
Ülkemiz özelinde bu acıları yaşamamak için de başta İşçi Sınıfımız olmak üzere emekçi halkımızı emperyalizme, faşizme ve Ortaçağcı gericiliğe karşı mücadele bayrağını HKP saflarında yükseltmeye çağırıyoruz.
İnsanlığın 81 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’de yaşanan vahşetin benzerlerini görmeyeceği, halkların kardeşçe bir arada yaşayacağı günlerin geleceğine inancımız ve umudumuz tamdır.
Katil ABD Ülkemizden ve Ortadoğu’dan Defol!
Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!
HKP Kadın ve Çocuk Komitesi
#Hiroşima
#Nagazaki
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler
Dumlupınar'dakiler de elbet ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, siz toprak altında derin uykudayken düşmanı çağırdılar, satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız, kalkıp uyandırın bizi!
Uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Nazım Hikmet
Tam 81 yıl önce bugün, 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atom bombası atarak yüzbinlerce masum insanı katleden ABD Emperyalistleri bugün de katliamlarına devam ediyor.
İnsanlık bu emperyalist canavarlardan işledikleri suçların hesabını mutlaka soracaktır!
Kahrolsun ABD Emperyalizmi!
HEPSİ AB-D EMPERYALİZMİNİN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN PİYONU.
HEPSİ BİRBİRLERİNE TAKİYYE YAPIYOR.
22 Ekim 2024 gününe kadar, birbirlerine urgan atarak "idam edecekleri terörist" olan Öcalan ve PKK'nin legal uzantısı, meclisten atılmalılar, kapatılmalıdır dedikleri HDP ve bugün için DEM'lilerle aralarından su sızmıyor..
DEM'liler de ırkçı faşist dedikleri Bahçeli ve Tayyip'e "bilge lider"ler muamelesi yapmaktalar.
Hatta kimseye okutmadan meclise sevk ettikleri yasa teklifinin, başta amaç ve kapsam maddesi olmak üzere bütününde;
"PKK/KCK terör örgütü"den bahsedildiği halde PKK'liler de onların parti formundaki legal uzantıları (DEM)'de bu teröristliği içlerine sindirmekteler.
Yaptıkları açıklamalarla; bu teklifin "demokratik cumhuriyetin inşası, ülkenin demokratikleşmesi için kök yasa" diyerek yalan söylüyorlar.
Sanki bunlar Türkiye'de yaşamıyor!
Belediyelere hikayeden gerekçelerle operasyonların yapılması, yargı eliyle Anamuhalefet partisine çökülmesi, ifade özgürlüğü kapsamında yapılan paylaşımlardan binlerce insanın gözaltına alınması, tutuklanması, cezalandırılması bunları ilgilendirmiyor.
İşçilerin, memurların, öğretmenlerin joplanması, gazlanması, sendikaların üye sayılarına iktidarın keyfi müdahaleleri, keyfi tutuklamalar bu ülkede yaşanmıyor.
Açlık sınırının altında Asgari Ücret, İşsizlik-Pahalılık bunları ilgilendirmiyor.
Sadece bu çerçeve yasa ile ülke demokratikleşecek, öyle mi?
Gülerler kedinin çamaşır yıkayışına.
Sözde bunların bir kısmı kendisine "sosyalist" der. Ama hepsi, Amerikancı Kürt hareketinin kendilerine bahşettiği ceylan derili milletvekili koltukları için bütün sosyalist değerlerini sattılar geçtiler.
Yahu "kent ittifakı" ile belediyeleri kaybeden AKP, neden bu ittifakın bir tarafı CHP'ye saldırıyor da size dokunmuyor? Çünkü Anayasa değişikliğinde sizi yedeğe alacak da ondan..
Hatta meclise sevk edilen yasa teklifinde; infaz erteleme adı altında getirecekleri af için MGK kararı ve Komisyon raporları koşullarını getirmekle, sizin Anayasa değişikliğinde tavrınızı test edecekler.
Bunları bile göremeyecek kadar kendilerinden geçmiş bu ihanet batağının yolcuları.
Esasen bunların hepsi AB-D Emperyalizminin BOP'unun gönüllü figüranı olduklarından ihanette sınır tanımazlar.
Gelecek günlerin ülkemizde halklar boğaşlaşmasına yol açacak mış umurlarında bile değil.
Günlük politikalarla Emperyalizme ve dolayısıyla AKP'ye hizmet etmekteler.
Tabi yaptıklarıyla yürürlükteki Anayasa ve yasalara göre suç işlemekteler.
Hatırlatalım, bu suçlarda zamanaşımı işlemez..
Amerikan kuklası hainler, Yeni Sevr demek olan BOP açılımını “Barış, Kardeşlik, Terörsüz Türkiye” ambalajıyla halkımıza yedirmeye çalışıyorlar. İhanetlerinin, vatan satıcılıklarının ve halk düşmanlıklarının adını “Barış” koymuşlar, “Terörsüz Türkiye” koymuşlar.
Böylesine bir iblislik olabilir mi yahu…
Ama oluyor işte. Demek ki ülkemiz, ABD Emperyalist Haydut Devleti tarafından içten fethedilip yarısömürge durumuna düşürülmüş…
SERTşiir
"Yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor."
Arif Damar’ın Günden Güne adlı ilk şiir kitabından: Her Gün Yaşamak. Vitrinlerin sahte parıltılarına karşı, nasırlı ellerin ve sömürüsüz dünya özleminin duru sesi...
Nif Dağı'nın Suyunu Parababalarının Sömürü Çarklarına Teslim Etmeyeceğiz!
Yukarıkızılca’da Madene Hayır!
Emperyalist tekeller ve onların yerli işbirlikçileri doymak bilmiyor! Gözlerini kâr hırsı bürümüş. Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın da dediği gibi; "Vatan aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense, ölmek yeğdir" Bizim için vatan, sadece üzerinde yürüdüğümüz kuru bir toprak parçası değildir. Vatan; Nif Dağı'ndaki asırlık zeytin ağacıdır, gürül gürül akan yeraltı suyumuzdur, ovadaki canım kirazımızdır, yuvadaki kurdun kuşun hakkıdır!
Şimdi bu vatan satıcısı, doğa düşmanı, insan düşmanı Parababaları, bu Finans-Kapital çakalları vatanımızın kalbine, Kemalpaşa’da Nif Dağı'nın uzantısı olan Mahmut Dağı’na hançer saplamaya çalışıyorlar.
ÇED oyunlarıyla, sahte ruhsatlarla dağımıza daldılar. "Arama yapıyoruz" yalanıyla giriştikleri bu doğa katliamının ardındaki o sinsi, o zehirli planı bilimsel gerçeklerle halkımıza açıklıyoruz:
Adeta Bir Sünger Gibi Olan Dağımızı Zehirliyorlar
Nif Dağı, suları sünger gibi emen devasa bir yeraltı su deposudur. O heyula gibi matkaplarla dağı delik deşik edip, sondaj kimyasallarını yeraltına basıyorlar. Dağın çatlaklı yapısı, bu zehri anında içme suyumuza, akiferlere taşıyor. Bunun yanı sıra, bu zalimler içme suyumuzu daha şimdiden içilemez hale getirdiler. Yapılan sondaj çalışması halkın kullandığı içme suyu kaynağının 400 metre yukarısında bulunmaktadır. Sondaj çalışması sırasında şirketin Armutlu Deresi'nden sondajda kullanmak için su aldığı tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından Armutlu Deresi’nden su numunesi alınarak DSİ’de analiz yaptırılmış, bu analiz sonucunda Armutlu Deresi’ne kanalizasyon suyunun karıştığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İşte bu hainler, göz göre göre vatanın suyunu, halkın suyunu bile bile, böyle katlediyorlar.
Maden Asit Kusacak
Mühendislik gerçeği tokat gibi ortadadır. Yerin altından çıkardıkları o sülfürlü kayalar, havayla temas ettiği an asit kusmaya başlar. Yeraltına sızacak bu sülfürik asit; arseniği ve kurşunu eritip doğrudan köylünün musluğuna pompalayacak. Bu, üç kuruşluk rant için tasarlanmış kimyasal bir cinayettir!
Soframıza Gelen Ölüm
Çinko cevherini almak için vatan toprağını dinamitleyecekler. O zehirli ağır metal tozları, rüzgarla birlikte Kemalpaşa Ovası'na yağacak. O zehir, canım kirazımıza ve zeytinimize işleyecek. Ağacın kökünden emilen kurşun, dönüp dolaşıp evladımızın sofrasına girecek.
Bu vahşet yetmezmiş gibi, yüzsüzce köylünün içme suyuna da göz diktiler! Sondaj makinelerini soğutmak için, devasa tankerlerle köylünün yaşam kaynağını gasp etmeye kalktılar.
Ama Kemalpaşa’nın yiğit köylüsü o tankerlere geçit vermedi! Vatan toprağını savunan halk, o tankerleri nasıl gerisin geri püskürttüyse, o zehir kusan madeni de Mahmut Dağı'ndan öyle söküp atacak!
Biz Halkçı Doğa ve Hayvanseverler olarak haykırıyoruz: Yağma yok!
Bir avuç Parababasının doymak bilmez kâr hırsı için dağlarımızı delik deşik etmesine, ormanlarımızı katletmesime, sularımızı kirletip-kurutmasına cennet vatanımızı yağmalamasına, doğanın dengesini bozmasına karşı bugüne kadar mücadele ettiğimiz gibi bundan sonra da var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Kemalpaşa’nın emekçi halkı asla yalnız değildir. Direnişin tam göbeğindeyiz, mücadelede omuz omuzayız.
6 Ağustos 2026
İzmir’den Halkçı Doğa ve Hayvanseverler