MEB'i DEFALARCA UYARDIK.
Hem öğretmen düşmanı politikaları hem de işbilmez yöneticileriyle MEB, her zaman olduğu gibi uyarılara kulaklarını tıkadı.
Kanuna, yönetmeliğe aykırı yayımladığı kılavuzla, her ilde birbirinden farklı uygulamalarla dönem ortasında öğretmenleri hukuksuzca göçe zorladı.
Ancak mahkeme resen atamanın hukuksuz olduğunu söyleyerek yürütmeyi durdurdu.
Uyarılarımızı görmezden gelen Bakanlık yöneticilerine soruyoruz:
Kamu yararı diye yaptığınız resen atamalar onlarca, yüzlerce mahkeme kararıyla iptal edildiğinde bu beceriksizliğiniz nedeniyle ortaya çıkacak kamu zararını ödeyecek misiniz?
Kanuna aykırı iş yapmanın hesabını verecek misiniz?
Biliyoruz, yasa-yönetmelik tanımadan yandaşa torpille iş yapmaya alışıksınız.
Ama siz de biliyorsunuz: Hukuksuz her kararınızın hesabı sorulacak.
ÇÜNKÜ EĞİTİM-İŞ VAR!
#Normfazlası #ResenAtama
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında Türkiye, uluslararası havacılıkta önemli bir rol oynamakta; geniş havaalanı bağlantı noktaları, dünya çapında tanınan havayolu şirketleri ve EUROCONTROL üyeliğinin yanı sıra Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı’nın (EASA) Pan-Avrupa Ortağı (PANEP) olarak bu alanda aktif olarak yer almaktadır. Türkiye, EASA ile ortak hareket ederek havacılık emniyeti standartlarının yüksek düzeyde sağlanmasına önemli katkılarda bulunmakta ve küresel havacılık güvenliği çerçevesinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu sebeple, Türkiye’nin uluslararası havacılık emniyet standartlarına bağlı kalması hem yolcuların güvenini muhafaza etme hem de havacılık sektörünün güvenilirliğini koruma açısından hayati önem taşımaktadır. Hava trafik kontrolörlerine aşırı baskı uygulayan herhangi bir düzenleme, bu güveni zedeleyebilir ve daha geniş çapta olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Bu bağlamda, ATCEUC olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve SHGM’den SHY-ATCO yönetmeliğindeki ilgili hükmün acilen gözden geçirilmesini ve yeniden değerlendirilmesini saygıyla talep ediyoruz. Söz konusu hükmün geri çekilmesi veya düzeltilmesi, hava trafik kontrolörleri üzerindeki baskıyı azaltacak ve uluslararası düzenlemelere uygun şekilde emniyet standartlarının korunmasını sağlayacaktır.
ATCEUC, bu konunun çözülmesi adına Türk yetkililer, EASA ve EUROCONTROL ile iş birliği yapmaya her zaman hazırdır. Türkiye’deki hava trafik kontrolörleri ile süregelen ve gelecekteki potansiyel iş birliğimizden gurur duyuyoruz. Sektörün başarısını ve havacılık emniyetini hep birlikte sağlamayı, aynı zamanda Türkiye’nin küresel hava seyrüsefer alanındaki konumunu güçlendirmesini temenni ediyoruz. Türk yetkililerle sağlanacak açık bir diyalog ortamının, sektöre sağlanan ortak katkıyı daha da değerli kılacağına inanıyoruz.
Bu konudaki ilginiz için teşekkür ederiz. İvedi eyleminizi arzu etmekteyiz.
Saygılarımızla,
Volker DICK
ATCEUC Başkanı
AVRUPA HAVA TRAFİK KONTROLÖRLERİ SENDİKALARI KOORDİNASYONU’NDAN (ATCEUC) SHY-ATCO YÖNETMELİĞİNE İLİŞKİN AÇIK MEKTUP
Sayın Yetkili,
ATCEUC (Avrupa Hava Trafik Kontrolörleri Sendikaları Koordinasyonu) adına, Avrupa genelinde 33 hava trafik kontrolörleri sendikasını temsil eden bir kuruluş olarak, Türk Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından yayımlanan ve 18 Şubat 2025 tarihinde yürürlüğe giren Hava Trafik Kontrolörü Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği (SHY-ATCO) hakkındaki ciddi endişelerimizi ifade etmek için yazıyoruz. Söz konusu yönetmelikte, hava trafiğinin hızlandırılmaması durumunda hava trafik kontrolörlerinin lisanslarının iptal edilebileceğine dair bir hüküm bulunduğunu anlamış bulunmaktayız.
ATCEUC, HTK-SEN ile koordineli olarak bu konuyu ayrıntılı şekilde ele almış ve değerlendirmiştir. Bahsi geçen yönetmelik, uluslararası alanda kabul görmüş standartlarla doğrudan çelişmektedir. Özellikle, ICAO’nun Ek 11 - Hava Trafik Hizmetleri ve PANS-ATM düzenlemelerinde, emniyetin her koşulda en öncelikli unsur olduğu ve hava trafiğinin verimli yönetilmesini sağlamaya yönelik çalışmaların daima bu temel ilkeye bağlı kalması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu standartlar, hava trafik kontrol hizmetlerinin aşırı baskı altında yürütülmemesi gerektiğini açıkça belirtmekte ve emniyetin tartışmasız bir şekilde her koşulda öncelik olması gerektiğini ifade etmektedir. Yönetmelikte yer alan ilgili hüküm, hava trafik kontrolörlerini yüksek stres altına sokmasıyla hata yapma olasılıklarını arttırarak havacılık emniyetini tehlikeye atma riski taşımaktadır.
Ayrıca, hava trafik kontrolörlerinin lisanslandırılması ICAO Ek 1 - Personel Lisanslandırma Düzenlemesi çerçevesinde yürütülmekte olup, bu düzenlemeler ATCO lisanslarının verilmesi, korunması, askıya alınması ve iptal edilmesine ilişkin asgari yeterlilik standartlarını ve kriterlerini belirlemektedir. ICAO Ek 1’in 1.2.4 numaralı bölümü, lisansların askıya alınması ve iptal edilmesine ilişkin şartları açıklamakta ve yalnızca bu düzenlemede belirtilen sebepler doğrultusunda böyle bir işlem yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu bağlamda, SHGM tarafından yayımlanan SHY-ATCO yönetmeliği, ICAO düzenlemeleriyle uyumsuz olarak görünmektedir.
SHGM’nin yayımladığı yeni yönetmelik ile hava trafik kontrolörleri daha hızlı çalışmaya zorlanacak
Kontrolörlerin iş güvenceleri baltalanacak.
https://t.co/qSogrkMpp8
Havacılıkta Skandal: Uçakları Daha Hızlı Yönlendirin
CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, SHGM tarafından hazırlanan ve yürürlüğe giren “Hava Trafik Kontrolörü Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği” ile hava kontrolörlerine gözdağı verildiğini ve DHMİ’nin asli görevinden uzaklaştırılmak istendiğini belirterek tepki gösterdi.
“Düne kadar ‘Okçular tepesini terk etmeyin’ denilen kontrolörleri şimdi gözdağı veriliyor. Dünyanın hiçbir yerinde, hava trafik kontrolörlerine ‘uçakları daha hızlı yönlendirin, yoksa işinizi kaybedersiniz’ denilmez” diyen Karasu, Türk hava sahasına kontrol eden hizmetin DHMİ’nin elinden alınmasının da kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Detaylar: https://t.co/dZyJxhw3a7
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından hazırlanarak Resmi Gazete’de yayınlanan ve yürürlüğe giren “Hava Trafik Kontrolörü Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği” ile İlgili olarak Sendikamızın “Yasalara Aykırı ve Tehdit İçeren Bu Yönetmelik Geri Çekilmelidir!” başlıklı açıklaması...
HAVACILIK TARİHİNDE EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SKANDAL!
SHGM tarafından hazırlanan ve bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hava Trafik Kontrolörü Lisans Ve Derecelendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle birlikte dünyada emsali görülmemiş bir havacılık ve hukuk skandalına imza atılmıştır.
Nitekim ilgili yönetmelikte yer alan 19. Maddenin 1-d fıkrasıyla birlikte dünyada ilk defa “hava trafiğinin hızlı akışına olumsuz etki etmek” gibi muğlak bir ifadeyle, önceliği ve asli görevi her daim emniyetli trafik akışını sağlamak olan hava trafik kontrolörlerimize “trafiği yeterince hızlandırmazsanız lisansınızı iptal ederiz” tehdidi altında çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Yapılan düzenleme, havacılığın temel ilkeleriyle çelişmekte ve hem yolcuların hem de ülkemiz hava sahasında faaliyet gösteren tüm unsurların emniyetini doğrudan riske atmaktadır.
ICAO KURALLARI NET: ÖNCELİK HER ZAMAN EMNİYETTİR!
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından belirlenen havacılık prensiplerine göre hava trafik kontrol hizmetlerinde temel öncelik her zaman emniyeti sağlamaktır. ICAO’nun Annex 11, Doc. 4444 ve diğer ilgili düzenlemelerinde açıkça belirtildiği üzere, hava trafik kontrolörleri uçuş operasyonlarını emniyetli bir şekilde yönetmekten sorumludur ve herhangi bir operasyonel baskıya maruz kalmamalıdır. Dünyanın hiçbir havacılık otoritesinde hava trafik kontrolörlerine trafiği hızlandırmaları yönünde bir baskı unsuru oluşturulmamışken, ülkemizde bizzat düzenleyici ve denetleyici otorite tarafından getirilen bu düzenleme açıkça uluslararası normlara aykırıdır.
HAVACILIK EMNİYETİ AÇIKÇA RİSKE ATILIYOR!
Yakın zamanda ABD’de yaşanan havacılık kazasıyla, hava trafik kontrolörlerinin ne denli kritik bir role sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Böylesine hayati bir meslek grubunu baskı ve tehditle karşı karşıya bırakmanın hiçbir izahı yoktur. Kamuoyunca bilinmelidir ki bu düzenlemeyi hazırlayan ilgililer, bu baskı ve stres ortamından ötürü meydana gelebilecek tüm kaza kırım hadiselerinden de birinci derecede sorumludur.
ICAO’nun Küresel Emniyet Gözetim Denetim Programı (USOAP) kapsamında yapılan son denetimlerde ciddi eksiklikleri olduğu ortaya konulan bir kurum tarafından hazırlanan, hiçbir ulusal ve uluslararası dayanağı bulunmayan söz konusu maddeye ilişkin olarak Sendikamızca hukuki süreç başlatılmıştır. Bu vesileyle, asli görevi ülkemizin havacılık emniyeti standartlarını yükseltmek olan ilgili kurum yetkililerini aklıselime ve vazifeleriyle uyumlu şekilde hareket etmeye davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Eurocontrol’e göre operasyonel hava trafik kontrolörleri, doğrudan trafik kontrolünde görev yapan kontrolörleri içermektedir.
SHGM'ye göre operasyonel uzman hava trafik kontrolörleri; doğrudan hava trafiğini kontrol eden kontrolörler dışındaki tüm kontrolörler. Fıkra bu kadar.🤦🏻
ULAŞTIRMA KARNESİ’NDE BUGÜN
#SHGM tarafından hazırlanan Hava Trafik Kontrolörü Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği (SHY ATCO), bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı.
Daha önce “okçular tepesini terk etmeyin" dediğin ama geçen yaz özlük haklarıyla ilgili insiyatif almadan çalışma eylemi yapan tüm hava trafik kontrolörlerini hedef yaptın!
Kontrolörleri “trafiği hızlandırmazsanız lisansınızı iptal ederim” diyerek tehdit ediyor, hem yolcuların hem de ülkemizin hava sahasında faaliyet gösteren unsurların emniyetini riske atıyorsun!
Yetmedi muğlak ifadeler kullanılarak, özel sektörün hava trafik hizmetleri yapmasının önü açıyorsun!
Yarını bekle @a_uraloglu
Kurumsal duruş ele ayağa düşmüş, bir de ciddiye mi alacağız? Üyesi olsam bugün "Sendikal mücadele anayasal haktır, devlete parmak sallamak değildir, beni böyle mi savunacaksınız?" der, bugün istifa ederdim.
4 Haziran 2024: İş yavaşlatıyoruz, iş bırakıyoruz!
https://t.co/sRpOTFrnpj
14 Haziran 2024: Yasal bu eylemi engelleyenlere suç duyurusunda bulunacağız.
https://t.co/AtVpphmkAL
7 Şubat 2025: 👇
DİPLOMASİ, HAMASET VE CEHALET
Kaleme aldıkları demagoji ve cehalet kokan yazıların ciddiye alınacak hiçbir tarafı olmasa da, her bir kelimesi liyakatsizliklerini ve yetersizliklerini gözler önüne seren birer başyapıt niteliğindedir. Daha geçen yaz “bu taslak geçerse iş bırakırız” diyerek milletin iradesinin tecelli ettiği TBMM’ye tehdit savuranlar, şimdi “devlete parmak sallattırmayız!” gibi beylik cümleleriyle hamaset edebiyatı yapmaktadır. Madem bu işe heveslendiler, ilk olarak kendi parmaklarından başlayabilirler.
İlaveten, yaşanan bir havacılık kazası akabinde ABD Başkanının hava trafik kontrolörlerinin önemini vurgulayan bir konuşmasını “yorumsuz bir şekilde” yayınladığımız için bizlere hakaret ederken, aynı kişinin Başkanlığının bizzat Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından “dostum” ifadesiyle samimi bir şekilde tebrik edildiğinden bihaber diplomasi cahillerine önerimiz, kişisel gelişimlerine daha çok zaman ayırmalarıdır. Diğer taraftan, söz konusu konuşmada “dahilik derecesinde yetenek gerektiren bir iş” olarak tanımlanan bir mesleği icra edenlere “fişinizi çekersek çalışamazsınız” seviyesinde bir sataşmanın cehalet boyutunu tanımlayacak kelimenin lügatte karşılığını bulamadığımızdan yanıt veremiyoruz.
Son olarak, bulundukları seviyeye inerek lakırdılarına yanıt vermek ilmi ve ahlaki bakımdan ziyadesiyle güç olduğundan daha fazla bu tartışmanın bir tarafı olmayacağımızı peşinen ilan ediyoruz. Zira cahilin feryadı âlimin sükûtuna mağlup olmaya mahkûmdur. Sizler çarpıtma ve yalan dolanlarla üyelerinizi kandırıp, bataklıkta sendikacılık oynamaya devam edebilirsiniz. Biz, en iyi bildiğimiz işi yapıp üyelerimizin çıkar ve menfaatleri için samimi bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
GERÇEKLER ORTAYA ÇIKINCA PANİKLEYİP, DÜŞMANLIKTA BİRLEŞENLER
Yıllardır kurumda yaydıkları asılsız bilgilerle insanları birbirine düşüren, manipülasyonlarla üye devşirip yetki savaşında birbirine sallayan yapıların, gerçekler ifşa edilince panik halde savunmaya geçmelerini ve bizlere karşı düşmanlıkta birleşmelerini ibretle izliyoruz.
Bir tarafta “güç bizde” propagandası yapıp, bunu pazarlayarak sözde sendikacılık yapmaya çalışan; yalnızca DHMİ personeli için hazırlanan bir taslağa başka kurumların dahil edilmesi için görüşmeler yaptığını kendi paylaşımlarıyla itiraf eden, sonra da “bizim ne gücümüz var yahu, dalga mı geçiyorsunuz :(” şeklinde yaramazlık yaparken yakalanan çocuk savunması yapanlar;
Diğer tarafta “en milliyetçi biziz” diye ortalarda dolanıp, yıllar önce çıkarılan ek ödeme düzenlemesinde mağdur edilen birimlere yapılan haksızlığın giderilmesi için hazırlanan bir taslağı önlemekle ve böylelikle ülkemizin 500 Milyon Lira zararına yol açmakla övünen çakma kabadayılar..
SAHTE HİKAYELERLE UCUZ KAHRAMANLIK YAPANLAR
Öncelikle bilinmelidir ki kendilerini nimetten sayan bu sendikamsı yapıların başarı olarak övündüğü tek olgu olan “taslağı iptal ettirdik” kahramanlığı dahi sahtedir. Nitekim o dönem Sendikamızın İAÇ duyurusu akabinde ek ödeme taslağı torba yasaya eklenmiş, sonrasında yaptığımız görüşmelerde “ek ödemenin geçmişin telafisi niteliğinde bir düzenleme olduğunu, ana tazminat düzenlemesi olmadan faaliyetimizi durdurmayacağımızı” beyan etmemiz üzerine torbadan çıkarılmıştır. Dolayısıyla sizler, yalnızca bu neticenin üzerinde tepinen fırsatçılarsınız. Görüleceği üzere şu an olduğu gibi, o dönemde de mücadele eden tek yapı yalnızca Sendikamızdı.
Şimdi de akıllarınca küçümser ifadelerle bizi aşağılamaya çalışan, sendikacılık dersi vermeye kalkan bu kibir abidesi yapıların, daha geçen yaz bizzat küçümsedikleri Sendikamızca yürütülen kararlı bir faaliyet neticesinde -yıllardır kendilerinin beceremediği- farkındalığı Türkiye çapında oluşturmayı başarıp, en nihayetinde hava trafik kontrolörlerimiz başta olmak üzere, tüm DHMİ çalışanlarının fayda sağlayacağı bir taslağın sözünü almış olmamızın kuyruk acısıyla hareket ettiği aşikardır. Tam da bu yüzden taslağı engellemek için ellerinden geleni yapıp, üyelerinden gelen tepkiler üzerine bu faaliyetlerini arka planda yürütmeye başlamışlardır.
Ekim ayından bu yana yaptıklarını buradan bir kez daha açık ve net bir şekilde ilan ediyoruz;
- Önce taslak çalışmaya ket vurmak için çabaladılar ve varlığını reddettiler (Bakanımızın taslak Meclise gönderildi dediği günün ertesinde dahi “öyle bir taslak yok” diyerek manipülasyon yaptılar)
- Sonra çalışmanın varlığını kabullenip, başka kurumların da bu çalışmaya dahil edilmesi için Bakanımızla ve ilgililerle görüşmeler yaptılar ve suyu bulandırmaya çalıştılar,
- En nihayetinde “Bakanlıktaki diğer kurumlarla maaş farkı çok açılırsa üye kaybı yaşarız” diyerek taslaktaki miktarların düşürülmesi için Mecliste kulis yaptılar ve hem meblağın düşürülmesine hem de sürecin uzamasına yol açtılar.
Aylardır sürece her aşamada takoz koymaya çalışan, ilişkilerini ve güçlerini kullanarak taslağın gecikmesine ve içeriğinin değişmesine sebep olanlar, şimdi üye kaybı korkusuyla kendilerini sürecin destekçisi gibi göstermeye çalışmaktadır. Eğer samimi olsalardı cehalet dolu metinlerle bize saldırmak yerine, Sendikacılığımızı örnek alarak enerjilerini taslağın hayata geçirilmesi için sarf ederlerdi.