Ankara’da Güven Park’ta direnen Gazilerimiz bugün Zafer Partisi Genel Merkezine gelerek taleplerini bir kez daha Türk Milletine ilettiler. Pazartesine kadar talepleri kabul edilmez ise açlık grevine başlayacaklarını açıkladılar. Türk halkı gazilerine sahip çık, destek ol. @zaferpartisi
Yoksulluk, “suça sürüklenen çocuk” söylemiyle her katil çocuğu aklamak için kullanıldığında, hem oğlumun canı ucuzlatılıyor hem de aynı koşullarda yaşayıp cinayet işlemeyen milyonlarca yoksul ama masum çocuğa haksızlık ediliyor.
“Yoksul olduğu için öldürdü” demek, ahlaki olarak eksik ve tehlikelidir.
Çocuk katillerine indirim yok.
Minguzzi Yasası’nı istiyoruz!
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu
-Tarikatçısever Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Cumhuriyeti’ne reklam arası diyen zihniyetin ete kemiğe bürünmüş hali.
-Kurtuluş Savaşı olmadı, uydurma diyen AKP’lilerin sözcüsü gibi.
-Şimdi de kitaplardan Kurtuluş Savaşı kavramını atacakmış.
-Bu cehalet abidesi,
“Neyden kurtuluyoruz; ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” demiş.
-Yusuf Yusuf!
-Al sana Kurtuluş Savaşı sırasındaki koskoca(!) Osmanlı İmparatorluğu!…
-İşte bu işgalden kurtulduk; yoksa zoruna mı gitti?
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Mizahın tamamen yasaklanacağı ve kabul görmeyeceği günlere doğru koşar adım gidiyoruz.
Plastip şovlardan, Soyut Padişah gibi oyunlardan geldiğimiz noktaya bakın.
Deniz Göktaş gibi korkmayan ve olması gerektiği gibi mizah yapanın başına gelenleri görün.
Yarın arkadaşlarınızla kendi aranızda bir siyasetçiyle ilgili konuştuğunuz zaman bile sesiniz içinize kaçtığında, fısır fısır ve korkarak konuştuğunuzda hatırlarsınız.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
-Ey Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi hakimi!
- ZP Lideri Ümit Özdağ'a, hain Şeyh Sait'in hatırasına hakaret etti diye 87 gün hapis cezası vermişsin!
-Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin hatırasını mı yoksa Şeyh Sait denilen eşkıyanın hatırasını mı üstün tutuyorsun?
-Ey Hakim efendi; Şeyh Sait denilen hainin kim olduğunu bilmiyorsan onu sana özetleyeyim:
1-Sıkı Müslüman ve şeriat savunucusu gözüken bu derebeyi; 1. Dünya Savaşı başlayınca Müslüman Osmanlı ordusuna karşı haçlı Rus ordusunun yanında yer aldı.
a-1914'te Osmanlı hilafet ordusuna karşı isyan etti; ordu bastırınca Hıristiyan Ruslara sığındı.
b-Rusların Doğu Anadolu'yu işgal etmesine yardımcı oldu. Bu yüzden Rus Çarlık Ordusu Komutanı Grandük Nikolay Nikolayevich tarafından kendisine hizmet madalyası verildi.
c-Bu da gösteriyor ki Şeyh Sait'in İslam veya Müslümanlık diye bir amacı yoktu; o bölgede kurduğu sömürü düzenini sürdürmek için çalışıyordu.
2-Cumhuriyet kurulunca, kendi derebeylik düzeninin yıkılacağını anladı. Bu yüzden
*İngilizlerle işbirliği yaparak;
*ülke içindeki padişahçılarla şeriatçılardan ve limanları işleten işbirlikçi burjuvaziden destek alarak;
*Kürdistan kurmak peşindeki Kürt Teali Cemiyeti'nden sıkı yardım alarak ayaklandı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya kalkıştı.
3-Türkiye bu süreçte İngilizlerle Musul petrol alanları konusunda çatışma halinde idi. Milletler Cemiyeti'nin Musul'a yolladığı inceleme kurulu üyeleri 11 Şubat'ta buraya geldikten iki gün sonra Şeyh Sait silaha sarıldı ve üç vilayete saldırdı.
4-Bu isyan bastırıldı; Şeyh Sait ve öbür elebaşılar asıldı ama Türkiye ekonomik olarak çok zorda kaldı ve Musul üstündeki hak iddialarından vaz geçti.
Bugün içinde bulunduğumuz enerji darboğazının 1 numaralı sebebi de Türkiye'ye Musul'u kaybettiren bu ihanettir.
5- Bu sözde şeyh, hain derebeyi, 1914'te Ruslara, 1925'te İngilizlere hizmet edip bu ihanetini de dini savunmak adına gizlemiştir.
6-Bu alçak yalancı yayımladığı fetvada;
*Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İslam dininin temellerini yıkmaya çalıştıklarını;
*Kuran'a aykırı davranıp Allah ve Peygamber'i bile inkar ettiklerini;
*Kadınları çıplak ettiklerini;
*Bunların ve bunlara uyanların kanlarının ve mallarının isyancılara helal olduğunu söyleyerek cinayetlerini dine dayandırmışlardır.
7-Hedefinde Türkiye'yi parçalayıp şeriatçı bir Kürt devleti kurmak bulunan Şeyh Sait yaptıkları ile tarihe geçmiş en büyük hainlerden birisidir.
8-Şeyh Sait ve ona benzeyen derebeyleri bölgedeki mazlum Kürt halkının da iliklerini bile sömürüp hiç çekinmeden kanlarını döken haydut takımıdır.
9-Bugün Şeyh Sait'i savunanlar da gericiler, bölücüler ve oralardan oy devşirmek için her türlü ödünü veren çıkarcı siyasetçilerdir.
10-Dönemin sosyalistleri de bu isyanı, TC Devleti'ni yıkmaya yönelik gerici/feodal bir ayaklanma olarak anlatmışlardır.
-Acaba Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, Şeyh Sait'i aklama anlamına gelecek o kararının ne anlam taşıdığını bilmiyor muydu; yoksa bilerek mi vermişti?
-Eğer bu kararı o yargıç bilerek verdi ise Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu göreve çağırıyorum.
Bu kurul; devlet üstünden kendi kuruluşuna saldıran birisini aklayan yargıcı o koltukta oturtmamalıdır.
(Bu isyanın geniş anlatımını merak edenler, DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RIZA GERÇEĞİ adlı çalışmamın ilgili bölümüne bakabilirler.)
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun kendi dilini küçümseyenleri yerin dibine soktuğu o çarpıcı tespiti:
🔶 Dünyada iki tane kusursuz matematiksel ve kuralcı dil vardır. Biri Türkçe, diğeri de ondan türeyen Japonca.
🔶 Sen kalkıyorsun bu muazzam bilim dilini, bu binlerce yıllık matematiksel yapıyı bırakıyorsun...
🔶 Konuşurken araya üç beş tane bozuk İngilizce kelime sıkıştırınca kendini aydın, modern, entelektüel zannediyorsun.
🔶 Bugün sokaklara çıkın, tabelalara bir bakın. Dükkân isimlerinin yarısı İngilizce, yarısı ne idüğü belirsiz saçma sapan kelimeler.
🔶 Kendi dilinden utanıp işletmesine yabancı isim koyan bir esnaf, zihninin çoktan işgal edildiğinin farkında bile değildir.
🔶 Ben bu konuşma şekline Tarzanca diyorum. Kendi kültürüne yabancılaşmış, ne tam batılı olabilmiş ne de kendi kalabilmiş insanların acınası halidir bu.
🔶 Şunu kafanıza iyice sokun; bir milleti sadece topla tüfekle savaşarak yok edemezsiniz. Ama dilini unutturur, dilini bozarsanız o milleti tarih sahnesinden sessizce silersiniz. Türkçe giderse, Türkiye gider!
📌 Yunan Türkolog Prof. Dr. Dimitri Kitsikis: Amerikalılar, 1947'de Truman Doktriniyle, Anglo-Sakson planını uygulayıp, tekrar Türk-Yunan konfederasyonu kurmak istediler. Çünkü Yunan'ın ve Türkiye'nin Rusya'ya yakınlaşması Amerika'nın menfaatlerine aykırıydı. Biz de güçlü Ruslardan korktuğumuz için ABD'ye yanaştık ama bu büyük bir hataydı. Anglo-Saksonlar Osmanlı'yı yok etmek istemediler ama zayıflatmak istediler.
📌 Batılılar bizi kışkırtana kadar Osmanlıyı, Ermeniler, Biz (Yunanlı) ve diğer devşirmeleri yönetiyordu.
📌 Yunan isyanı dünyanın en akılsız en ahmak isyanıydı. Osmanlı idaresindeki Yunan halkının isyan için hiçbir nedeni yoktu. Askerlikten muaf özgür ve zengin yaşıyorlardı. Boğazın iki yakasında ve Marmara Denizinin çevresindeki köşklerde, yalılarda yaşıyorlardı. İstanbul, Ege, İzmir ve Muğla gibi güzel yerlerde çoğunluk onlardaydı.
📌 Düşünün Fatih İstanbul'u fethediyor Türk olan Veziri Azam Candarlı Paşa'yı idam ediyor yerine Rum olan Zağanos Paşa'yı getiriyor, Fatih'in has adamı Zağanos Paşa'ydı.
📌 İstanbul'un fethi ile Rum ahali için değişen bir şey olmuyor. Ardından Rum Mehmet Paşa serasker yapılıp Karaman Türklerinin üzerine yollanıyor; Konya'daki asi Türkmenleri yerle bir ediyor. Bu yüzden söylüyorum ki 1821'lerdeki Yunan kalkışmaları Yunan halkı için felaketin başlangıcıdır. Batılıların gazına gelip, kendi imparatorluğumuzu (Osmanlı) yıkıp bu küçük, kıytırık devleti (Yunanistan'ı) kurduk!
📌 1922'de Kemal Paşa (Atatürk) Ege, İstanbul ve Karadeniz'deki 3000 yıllık Yunan varlığını bitirmiştir. Bu Yunan ahmaklığının bir sonucudur.
💫🇹🇷 Ve Atatürk ;
"Zenginliği ülkemdeki "gayriTürk" unsurlardan alıp Türklere verdiğim için malum azınlıkların bana hıncı bitmez! Gayri Türk unsurlar yine yönetime seçilip, Türkler yeniden sefalete düşürüldüğünde, Türk genci o zaman beni ve yaptıklarımı daha iyi anlayacaktır..." demişti.
Şimdi anladınız mı Atatürk düşmanlığı yapanların özünde kimlerin torunu olduklarını !!
Sokak röportajında konuşan vatandaş, ‘aynı gemideyiz’ diyerek hiyerarşik sıralamayı anlattı:
• En üstte saraycılar.
• Ortada yandaşlar.
• Arada Afgan ve Suriyeliler.
• En altta biz Türkler kürek çekiyoruz.
Gazla, barikatla, zorla parti binamıza girebilirsiniz; ama milletin iradesini asla teslim alamazsınız!
Bugün yağmura, doluya ve kurulan barikatlara rağmen parti binamızdan boyun eğmeden, dimdik çıktık!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, milletin iradesiyle yürüdük.
Koltuk meraklılarına ise yalnızca bir makam odası bıraktık.
Genel Başkanımız Özgür Özel ve binlerce yurttaşımızla attığımız her adım bir gerçeği gösterdi:
CHP’nin gerçek gücü duvarlarda değil sokakta; koltuklarda değil mücadelede; binalarda değil, milletin yüreğindedir.
Asla yalnız yürümeyeceksin! @eczozgurozel
Lafın bittiği yerdeyiz …
CHP tarihin de
böyle bir şey hiç olmadı..
CHP böyle bir utancı hiç yaşamadı .
göz göre göre
Ve bile bile
CHP bunun yüzünden kaybedilmesi imkansız bir seçimi kaybetti….
Sırf senin bencilliğin yüzünden …
Sadece CHP yi değil
Laik Atatürk Cumhuriyetini yaktı…
Üstelik böyle olacağı
belli olmasına rağmen …
Bakın CHP li dostlarım
gerçekten sözün bittiği yerdeyiz .
Artık karnımızdan konuşmayı bırakalım..
Utanmaz
Sıkılmaz
Arlanmaz
pişkin bir hainle
karşı karşıyayız
Bu adam bir hain
Evet yanlış okumadınız
HAİN “
Çünkü
bu kadar pişkinlik
Ancak hain olmakla açıklanabilir..
Artık bu adamın
Erdoğan’ın seçim kazanması için
oraya yerleştirildiği kesinleşti.
Bunu görmeyenlere
yapılabilecek tek şey
oturup vahi inmesini beklemek
Demekki o denli kör ve sağır
Türkiye yansa da olur demekten başka
bunun anlamı yok…
Ya eski bir genel başkanımıza
bu lafları etmeyin gibi
anlamsız sözleri bırakın ..
Biz oraları çoktan geçtik
Bir kriptodan söz ediyoruz
Saraya çalışan bir casus var karşımızda
Daha ne olacakki uyanacaksınız
Yahu
ne
Ne
Ne
Ne olacak
Vahi mi inecek
Tek tek noterden
tastikli
mektup mu bekliyorsunuz
Yada başınıza
göktaşı mı düşsün…
Adama bir zaman gazeteciler sordu
hayır laiklik tehlike de değil dedi….
Referandumda
Mühürsüz oyları
Anayasa mahkemesine götürmek isteyen
Milletvekillerini partiden atmakla tehdit etti.
Saray casusu
bir sıkma başlı gazeteciyi
partiden izinsiz maaşa bağlamış yahu .
Öyleki işi mitinglerde
Ülkücü işaretleri yaparak
kürsüye çıkmaya kadar götürdü .
Erdoğan’la işbirliği yapan
38 aşırı sağcı insanları
CHP nin oylarıyla meclise soktu…
Daha ne olsun “NE”
Yine kendi adaylığını
desteklemesi karşılığında
Ümit Özdağ’a kıritik üç bakanlığı vermek
İçin gizli protokol yapmış
Yok böyle bir şey dedi
Sonra ümit Özdağ
İmzalı kağıdı televizyon da
bütün Türkiye’ye gösterdi ….
Adam yine utanmadı yahu ..
Hele neydi O Ekmelettin faciası
O gün Türkiye’nin kaderi değişti ..
Laik Türkiye Cumhuriyeti
başka bir yere doğru savruldu ..
Adam yine utanmadı..
Sanırım
ERDOGAN’a karşı görevini
kaldığı yerden devam etmesi için
Pentogon dan emir aldı .
Bunun başka açıklaması yok dostlar ..
Ancak bir casus
bu kadar ileri gidebilir .
Korkarım yapabileceğimiz
bir tek şey kaldı
Yüzüne tükürmek..
ODTÜ’de Türk bayrağı açan gençleri provokatörlükle itham etme, o gençleri darbetme nasıl bir cürettir, nasıl bir gözü dönmüşlüktür? Kendi vatanına, devletine, milletine ve bayrağına karşı bu nasıl bir ihanettir?
Bu bir haysiyet yoksunluğudur!
Araba 1,2 milyon.
Vergi 1,5 milyon.
Sepete ekleyince fiyat: 2,7 milyon.
Hepsi artık https://t.co/xwt4gH8Mgz’da olacak…
Her hafta bir vergi soygunu ifşa olacak.
İzlemeye devam edin.