Birgün hepimiz ve herkesin çocuğu bir trafik kazası geçirir, boyundan aşağı felç olur ya da bir kafa travması, bir tümör.. İnanın engelli duruma düşersiniz.. Lütfen vicdan, lütfen sağduyu..
Bugün kimseye zararı olmayan, tedavi altındaki hatta kendisi zorbalığa uğrayan hastam özel bir okulda velilerin tepkisi üzerine okuldan atılmak istiyor.. Bakın bu sapla samanı karıştırmak olur.. Özel eğitimde kaynaştırma elzemdir.. Bir çocuğun emniyetçi babasının tedavi direnci diğer çocukları kötü etkileyemez.. Lütfen aklıselim, lütfen sağduyu.. Çok üzgün ve şaşkınım.. Fatura bu çocuklara mı çıktı?
Okullarda doğru düzgün spor yok; müzik yok, yabancı dil yok, resim yok, tiyatro yok. Eleştiri yok, edebiyat yok. Doğayla, tarihle, toplumla kurulan sahici bağlar yok. Yerine, leş gibi bir sınav düzeni, yalancı ilişki ağı ve eşitsizliğin rutin hali var.
Bir Müdür yardımcısının dikkat çeken paylaşımı:
"BU BİR İHBARDIR!
Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım okulumun önünde; bu akşam mesai bitimime yakın, serseri edasıyla takılan, ailerilerinin veremediği terbiyeyi okulda vermeye çalıştığımız kendi okulumdan 4-5 öğrencime “evlerinize gidin evladım, buralarda dolanmayın” dedim. Baktım laftan anlamıyorlar birinin sırtından HAFİF İTEREK “hadi olum dağılın, doğru evlerinize gidin” dedim.
Öğrenciler biraz uzaklaştıktan sonra sırtından iterek uyardığım öğrenci geri döndü ve “buna hakkınız yok hocam, burası okul dışı, beni itemezsiniz” dedi.
İki gündür yaşanan olaylara zaten canım sıkkın, o hışımla öğrencinin yanına gidip nelere hakkım olup olmadığı hususunda, fiziksel bir müdahelede bulunmadan kendisiyle fikir alış verişinde bulundum.
Hani olur da; sesimi yükselterek öğrencinin psikolojisine olumsuz etkide bulunmuşumdur, bağırarak öğrenciyi incitip moralini bozmuşumdur, o öğrenci yarın bir gün beni yetkili makamlara şikayet ederse, şimdiden KENDİMİ İHBAR EDİYORUM.
Zamanında bir milli eğitim bakanının “Senin saçını keserlerse bana söyle, ben de müdürün saçını keserim”, “Velimi üzeni, ben de üzerim” saçmalığıyla başlayan yozlaşmanın geldiği bu durum içler acısı maalesef. Kimler doğrudan veya dolaylı olarak bu berbat durumdan sorumluysa yatacak yerleri yok.
Yazıklar olsun…"
• Derin nefes alma
• Geceleri yatmadan önce c vitamini
• 4-7-8 nefes tekniği
• Sabah güneşi almak
• Yürüyüş yapmak
• Magnezyum takviyesi
• L-theanine almak
• Meditasyon
• Topraklanma
• Soğuk duş
• Şükretmek
• Gülümsemek
• Sarılmak
• Sosyal destek almak
• Günlük tutmak
• Tütsü yakmak (sandal ağacı, palo santo)
• Lavanta yağı koklamak
• Gül suyu ile yüz temizliği
• Sıcak bitki çayı içmek
• Teknoloji detoksu
• Sessizlik pratiği
• Kedi/köpek sevmek
• Aileyle kaliteli zaman geçirmek
• Dans etmek
• Müzik dinlemek
• Gönüllü bir iş yapmak
• Yavaş yemek yemek
• Nefes odaklı dua etmek
• Karanlık odada dinlenmek
• Doğada vakit geçirmek
• Hedef koymadan gün geçirmek
• Odaklanmadan vakit geçirmek
• İşleri sadeleştirmek
• Hayır demeyi öğrenmek
• Tüketimi azaltmak
• Kendine dokunmak (masaj)
• Akupunktur
• Sıcak duş
• Epsom tuzu banyosu
• Yoga
• Tai Chi
• Hafif egzersiz
• Uykuyu düzene sokmak
• Mavi ışığı azaltmak
• Melatonin takviyesi
• Adaptogen bitkiler (ashwagandha, rhodiola)
• Glutatyon desteği
• Papatya çayı içmek
• Gül yağı ile boyun masajı
• Ayakta çıplak toprakta durmak
• İç sesle konuşmak yerine gözlem yapmak
Jim Carrey; "Hollywood'un tamamen omurgasız olduğunu hissediyorum, biz artık o havalı kulüp değiliz. Emekli oluyorum oldukça ciddiyim. Eğer melekler altın mürekkeple yazılmış ve insanların görmesi için gerekli olduğunu düşündüğüm bir senaryo getirirse belki o zaman geri dönerim+
Dedesinin uzun sakalları, torununun dikkatini çekmiş ve sormuş:
— Dede, sen geceleri yatarken sakalını yorganın altına mı sokuyorsun, yoksa üstünde mi bırakıyorsun?
Dedesi önce afallamış, sonra bir müddet düşündükten sonra:
— Hiç farkında değilim, yatınca bakayım, demiş. Ama mesele gerçekten kafasına takılmış. Gece yatınca sakalını yorganın altına sokmuş, olmamış; yorganın üzerine çıkarmış, yine olmamış. Derken uykusu kaçmış ve geceyi uykusuz geçirmiş.
Hâlbuki bir önceki gece böyle bir sorunu yoktu; çünkü sakalın nerede durması gerektiği gibi bir gündemi yoktu. Sorun, sakalın kendisi değil; zihnin ona tutunmasıydı.
Bazı şeyler, kafamıza taktığımız için vardır; kafamıza takmasak hiç yoktur. Aslında olmayan bir şeyi bilincimizde var eder, sonra da onu kökleştiririz. Elbette her mesele kuruntu değildir; fakat kimi zaman gereksiz bir zihinsel meşguliyet, sırf üzerinde durduğumuz için gerçek bir probleme dönüşür. Fikirler tohum gibidir. Zihinde tutunursa orada kök salar. Bu yüzden her düşünceye ev sahipliği yapmamak gerekir.
Bu sebeple “düşünce eğitimi”ni önemsiyorum. Her gün belli bir süre, bilinçli olarak tek bir noktaya odaklanmak ve zihni orada tutmaya çalışmak gerekir. Boş bir odada, hiçbir şey yapmadan (zamanla artırılacak şekilde) on dakika oturup duvarlara bakmak, düşünceyi o odanın dışına çıkarmamaya çalışmak bile bu anlamda bir egzersiz niteliği taşır. Nasıl ki vücut kasları çalıştırıldıkça güçlenirse, zihin kasları da bu şekilde kuvvet kazanır. Bu kabiliyeti edindiğimiz ölçüde, her düşünceyi zihnimizde tutmamayı ve kafamıza takmamayı öğreniriz.
Yeni çıkan “Yapabilme Sanatı” kitabımızda, üzerinde özellikle durduğumuz temel meselelerden biri budur. Tasavvuf ehlinin bu konudaki pratiklerini psikolojik bir çerçeveyle izah etmeye; aynı zamanda herkesin gündelik hayatta uygulayabileceği somut öneriler hâline getirmeye çalıştık.
Hayat ���En çok acıyı ben çektim’ yarışması değil. Sürekli şikayet eden, yakınan biriyseniz muhtemelen bu durumu seçmişsinizdir. İnsanlara sürekli aynı dertleri anlatmanız, yakınmanız, ne çektim ben demeniz ve gidişatı değiştirmek için hiçbir şey yapmamanız, sizi üstün biri değil tam tersi seçim ve kararlarının sorumluluğunu alamayan, iradesini kullanamayan ve kurban bilincinde kendisini kandıran biri yapar.
Astrolojide Chiron teması vardır. Yaralı şifacı. İnsan bazen yarasından tanır onu, şifa olur.
Atalarımızın damdan düşenin halinden damdan düşen anlar dediğidir. Bir acıyı, en iyi o yarayı taşıyan anlar. Kendi de engelliymiş, engelle yaşamak ne demek biliyor. Görünce bırakmamış. İşte bazısı acısıyla daha agresif olur, çevresine zarar verir , bazısı da böyle acısını şifa eyler. İnsan iradesi burada devreye giriyor. Sınav, zorluk herkese veriliyor da sen ne yapmayı seçiyorsun?
Yeminle gözlerim doldu. Sadece öğrenciler iyi yemek yediği için değil. Gençlerin şöyle coşkuyla eğlendiği, güldüğü bir haberi asırlardır görmediğim için.
Neşemizi, umudumuzu, yüzümüzden gülüşümüzü çaldınız. En önce de çocuk ve gençlerden çaldınız. Bunu affedemiyorum ve buna asla alışmayacağım.
@betulayastro Bir balık olarak çevremde çok fazla balık burcu arkadaşım var. Onlar da bana kendi gölge yönlerimi aynalıyorlar ve karşılıklı sifalanıyoruz diyebilir miyiz o zaman? Yani burçdaşımız ise hayatımıza giren kişi 🤔ve evet çok fazla manevi ve spirituel konular hayatımızda 😊