📍 TBMM
DİPLOMA VAR, GELECEK YOK!
Bir eczacı milletvekili olarak, atama bekleyen eczacılarımızın ve diş hekimlerimizin sesini TBMM’de yükselttim.
✅ İstihdam planlaması yapılmadan açılan fakültelerin bedelini gençlerimiz ödeyemez
✅ Vatandaşlarımız diş tedavisi için aylarca beklerken, hastanelerimizde yeterli eczacı bulunmazken binlerce gencimiz neden mesleğini yapamıyor?
Gençlerimizi yıllarca emek vererek kazandıkları diplomalarıyla işsizliğe, umutsuzluğa ve geleceklerini yurt dışında aramaya mahkûm edemeyiz!
Bu ülkenin gençlerine yalnızca diploma değil, mesleklerini onurla yapabilecekleri bir gelecek borçluyuz.
Diş hekimliği okudu.
Mezun oldu.
Mesleğini yapmak istedi.
Ama bugün garsonluk yapıyor.
İnsan bir durup düşünüyor.
Çünkü aynı ülkede vatandaşlar diş hekimi randevusu bulmakta zorlanıyor.
Randevu bulduğunda ise çoğu zaman diş hekimine ayrılan süre çok kısa.
Yani bir tarafta mesleğini yapacak alan bulamayan genç diş hekimleri var, diğer tarafta diş hekimine ulaşmakta zorlanan hastalar.
Üstelik 2026 İlk Defa ve Yeniden Atama Kurasında 17.006 başvuruya karşı yalnızca 521 diş hekimi kadrosu açıldı.
Bu, yaklaşık 33 diş hekimine 1 kadro demek.
Bir yandan istihdam yetersiz, bir yandan kamudaki dağılım dengesiz, bir yandan da muayene süreleri diş hekimliğinin gerektirdiği zamanı karşılamıyor.
Mesleğini yapamayan diş hekimi.
Randevu bulamayan hasta.
Muayeneye yetmeyen süre.
Bunlar birbirinden ayrı sorunlar değil. Aynı yanlış planlamanın farklı sonuçları.
Genç diş hekimlerinin yıllarca eğitimini aldıkları mesleklerini yapabildiği, vatandaşın da zamanında ve yeterli sürede ağız ve diş sağlığı hizmetine ulaşabildiği bir sistem mümkün.
Bunun için diş hekimliğinde eğitim, istihdam, dağılım ve randevu planlaması birlikte ele alınmalı.
Bugün Resmi Gazete’de yayımlanan atama kurası ilanı bizleri yine hüsrana uğrattı. Ne diş hekimi ne de eczacı kadrosu var! Sağlık ordusunun bu iki temel direği neden görmezden geliniyor? @saglikbakanligi@drmemisoglu#AtamadaDişEczDışlandı
Aile diş hekimliği yerine vardiya sistemini bir çözüm olarak görme sebebim, aile diş hekimliğinin aslında Fahrettin Koca’dan önce de gündeme gelen ancak bir türlü uygulanmayan bir model olmasıdır. Devletin bu konuda geçmişten gelen bir söylemi olmasına rağmen şu an için somut bir gelişme görülmemektedir. Bu durum, “eğer gerçekten istenseydi şimdiye kadar uygulanırdı” düşüncesine yol açıyor.
Vardiya sistemi ise daha önce devlet tarafından lokal olarak uygulanmış, ancak o dönemde sendikaların ve TDB’nin karşı çıkmasıyla yaygınlaşamamış bir uygulamadır. Günümüzde sendikaların bu konuya hâlâ mesafeli olduğunu görüyoruz (elbette bunun kendilerince sebepleri olabilir). Ancak ben, yalnızca “şanslı” olduğu için bir meslektaşımız atanırken diğerinin psikolojisinin ciddi şekilde yıpranmasını kabul edilebilir bulmuyorum. TDB’nin ise bu konuda geçmişe kıyasla daha ılımlı bir yaklaşım sergilediği, en azından eskisi kadar net bir karşı duruş içinde olmadığı düşüncesindeyim.
Biz vardiya sistemini savunurken elbette kimsenin aile hayatını göz ardı etmiyoruz. Kimseye, sadece atanmış diye düşmanlık beslememiz söz konusu olamaz. Ancak vardiya sistemi hem binlerce meslektaş hem de binlerce hasta için olumlu sonuçlar doğurabilecek bir modeldir. Elbette bu sistemden memnun olmayacak kişiler de olacaktır; hatta bunun içinde atanamayan meslektaşlarımız da bulunmaktadır. Herkesin bakış açısı farklıdır. Ancak benim kanaatime göre ideal olmasa da (ve bazı yönleriyle eleştirilebilir olsa da), şu an için en uygulanabilir ve devletin geçmişte de hayata geçirmiş olduğu sistem vardiya sistemidir.
Evet, bazı meslektaşlarımız aile kurmuş, düzenini oturtmuştur ve bu sistem onların hayat düzenini etkileyecektir. Ancak diğer tarafta da binlerce kişinin aile kurabilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan işsizlik sorununa çözüm olma potansiyeli vardır.
Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki, bu fikri savunuyor olmamız, karşıt görüşte olan insanları düşman olarak görmemizi gerektirmez. Aksine, bugüne kadar bu sorunların çözülememesinin temel nedenlerinden biri de bu kutuplaşmadır. Biz, fikrimizi ve bu fikrin hem devlete hem halka hem de meslektaşlara sağlayacağı katkıları saygılı bir şekilde anlatmalı ve anlaşılmayı beklemeliyiz.
#dişteçözümvardiya
Pazar akşamını ayıran emeğimizin karşılığı için sesimize ses katan tüm meslektaşlarımın emeğine sağlık. Aynı tag altında birbirlerine engelleyen insanlar bile yazıyorsa bu sorunun büyüklüğü,çözümün de gerçekliğini gösteriyor. Belki bizi anlamayan veya kötü gören meslektaşlarımız olacak ancak herkesin hayatı ve hayata bakışı farklı. Size mantıksız gelen bir şey birilerinin bugün umudu olabilir. Aynı şekilde bizim için de bu durum geçerli. Onun için tartışmaya kavga etmeye gerek yok. Meslek ve meslektaş için en hayırlısı olsun diyip geçelim. Tekrardan katılan katılmayan hatta konuyla ilgili karşıt fikrini saygılı şekilde dile getiren tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim.
90 net yapıp açıkta kalmış adama gelip bunlar hayatın acı gerçekleri, git gözlem yap asistanlık yap tarzı üsten bakan söylemlerde bulunursan haklı olduğun konular olsa dahi kulaklarını bir güzel çınlatırlar. Yaşadığımız yetmiyormuş gibi birde sizden dinliyoruz hayatın acı +
Arkadaşlar, akşam 20.00’de müsait olan herkesi en az bir tweet atarak etkinliğimize destek olmaya davet ediyorum.
Bu meslek için verdiğimiz emeğin karşılığını yeterince alamadığımız bir gerçek. Evet, biliyorum; tek bir tweet her şeyi değiştirmez gibi g��rünebilir. Ama unutmayın, daha önce birkaç tweet ile 2026 DUS planlamasında değişiklikler gördük, çok merkezlilik tartışmasını başlatabildik.
Şimdi sıra, bu ülkenin en değerli mesleklerinden biri olan diş hekimliğinde istihdam sorununa birlikte dikkat çekmekte.
Birlik olursak sesimiz daha güçlü çıkar. Bunu birlikte başaracağız.
Ailenize dostlarınıza ulaşabildiğiniz herkese katılım çağrısında bulunun. Çünkü bu sorun bizim kadar halkın da sorunu ve sorumluluğu.
Diğer branşlar adına konuşamam ama diş hekimliğinde tablo maalesef iç açıcı değil.
Randevu bulunup bulunmaması ayrı mesele, verilen hizmetin niteliği ayrı mesele.
Bugün Türkiye’de diş hekimliği hizmetinin iki temel problemi var:
Biri hekime bakan, biri hastaya.
Ve sistem sonunda hekimle hastayı karşı karşıya getiriyor.
Örneğin bir azı dişi kanal tedavisi…
Bu tedavinin üst yapısıyla birlikte düzgün şekilde tamamlanması bazen 1 saat, bazen 1,5 saat gerektirir.
Ama MHRS’de hekime 15–30 dakikada bir hasta yazılıyor.
Çoğu yerde yeterli yardımcı personel yok.
4 el diş hekimliği neredeyse lüks hâline gelmiş durumda.
Hasta sık aralıklarla yazılınca kapıda birikme başlıyor.
Bekleyen hasta haklı olarak huzursuz.
İçerideki hekim ise zamanla yarışıyor.
Hekim süreci uzatsa kapıdaki homurtu artıyor.
Kısaltmaya çalışsa kalite düşüyor.
Etik davranıp “bu sürede olmaz” deyip yönlendirse bu kez şikâyet riski doğuyor.
Hasta da haklı:
“Devlet bina yapmış, cihaz almış, neden hizmet alamıyorum?” diyor.
Ama işin iç kısmı başka.
Bu sistem ya hekime kalitesiz iş yapmayı dayatıyor,
ya da etik davrananı cezalandırıyor.
Sonuç:
Ne hekim huzurlu,
ne hasta güvende.
Bu bir randevu sorunu değil.
Bu, süre, organizasyon ve kalite sorunu.
Türkiye’nin sağlık ordusunun iki temel direği olan Di�� Hekimleri ve Eczacılar,2026 ilk atamasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. On binlerce mezun varken açıklanan sembolik kadrolar, sağlık planlamasındaki eksikliği gözler önüne sermektedir. #DişVeEczaİşsizAtamaYetersiz
🔴 DİŞ HEKİMLERİ İŞSİZLİK VE GELECEK KAYGISI YAŞIYOR
Ağız ve diş sağlığı hizmeti veren diş hekimleri, kontrolsüz kontenjan artışları ve kamuda yetersiz istihdam nedeniyle ciddi bir işsizlik sorunu ve gelecek kaygısı yaşamaktadır. Mesleklerini icra etmekte zorlanan genç diş hekimleri, yaşanan mağduriyetlere yönelik çözüm beklemektedir.
📌 KONTROLSÜZ KONTENJAN ARTIŞI, YETERSİZ İSTİHDAM
Son yıllarda diş hekimliği fakültelerinin sayısı hızla artarken mezun sayısı da önemli ölçüde yükseldi. Ancak buna karşın kamudaki istihdam olanaklarının aynı oranda artırılmaması, diş hekimleri arasında işsizlik sorununu derinleştirdi.
📌 AİLE DİŞ HEKİMLİĞİ PROJESİ HEDEFİN GERİSİNDE
2024 yıl sonuna kadar yirmi yıllık süreçte yaygınlaştırılacağı açıklanan Aile Diş Hekimliği Projesi, 2026 yılı itibarıyla hedeflenen seviyeye ulaşamadı.
Bu kapsamda yanıt bekleyen sorular şunlardır:
❓ Projenin hedefin gerisinde kalmasının gerekçeleri nelerdir?
❓ 81 ili kapsaması yönünde planlama nasıl revize edilecektir?
❓ Proje kapsamında vadedilen 10 bin diş hekiminin ataması ne zaman yapılacaktır?
📢 BAKANLIKTAN AÇIKLAMA BEKLENİYOR
Diş hekimleri, yaşanan sorunların çözümüne yönelik somut adımların atılmasını bekliyor. Bu nedenle ilgili Bakanlığın, diş hekimlerinin istihdamı ve mesleki sorunlarının çözümü konusunda yürütülen çalışmalar hakkında kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapması büyük önem taşıyor.
⚠️ MESLEKİ MAĞDURİYETLER GİDERİLMELİ
Aile Diş Hekimliği sistemi yaygınlaştırılmalı
Kamuda istihdam artırılmalı
Kontenjan planlaması yapılmalı
Genç diş hekimlerinin gelecek kaygısı giderilmeli
#Dişhekimleri
Bütçe yok bahanesiyle yıllarca emek vermiş diş hekimlerini istihdam dışı bırakırken Milyarlarca lira harcanan devasa 25 sehir hastanesinin sadece 7 sinde yetersiz diş hekimi kadrosu açılması bütçe yok gerekçesinin bahane olduğunu kanıtlamaktadır. #TDBveTEBmeslektaşınaSahipÇık
Yaklaşan TDB seçimleri öncesinde mevcut yönetimlere ve tüm aday gruplarına açık çağrımızdır:
Genç hekimlerin atama kaygısını, asgari ücret seviyesindeki teklifleri ve kontenjan enflasyonunu birincil dert edinmeyen hiçbir vizyon, bu mesleği geleceğe taşıyamaz. Oy pusulalarından önce, mesleki dayanışmayı büyütecek ve karar alıcıları harekete geçirecek gerçekçi eylem planlarınızı görmek istiyoruz. Mesleğin yarınları, koltuklardan daha kıymetlidir.
#TDBveTEBmeslektaşınaSahipÇık
Diş hekimleri ve eczacılar olarak eğitimini aldığımız mesleklerimizi hak ettiği standartlarda icra etmek istiyoruz. Kontrolsüz kontenjan artışları ve atama bekleyen binlerce meslektaşımızın sesi duyulmalı.
#TDBveTEBmeslektaşınaSahipÇık@TDB_TDA@tebkurumsal