eşini döverken kameralara yakalanmış siyasetçi, "kürd'üm ben, türk'üm ben, çağ açıp çağ kapatan fatih sultan mehmet'im, mustafa kemal atatürk'üm ben" diye basın açıklaması yapıyor. bu ülkede her şey olabilirsin ama rezil olamazsın gerçeğini bir kez daha hatırlıyoruz böylece.
Bir gece uyandığınızda 50 yıllık emeğinizin "yanlışlıkla" yok edildiğini hayal edin... 🌳
Aydın Çine’de maden şirketi, gece karanlığında tapulu arazilere girip 500 ağacı devirdi. Üstelik resmi izin belgesi bile yok! Doğayı ve köylünün hakkını kim koruyacak? 🗣️
#Aydın#Çine #MadenKatliamı
Rojin Kabaiş’e --- ne oldu?
Rojwelat Kızmaz’a --- ne oldu?
Rabia Naz’a --- ne oldu?
Nadira Kadirova’ya --- ne oldu?
Yeldana Kaharman’a --- ne oldu?
Hande Kader’e --- ne oldu?
İpek Er’e --- ne oldu?
Feleknaz Keskin’e --- ne oldu?
İlayda Zorlu’ya --- ne oldu?
galileo galilei evrenin matematik dilinde yazıldığını söylerken sadece bir geometri övgüsü yapmıyordu o tanrıyı kilisenin tozlu raflarından alıp denklemlerin ve teleskobun ucuna yerleştiriyordu
bu bir inanç beyanı değil bu bir metot devrimidir biz bugün bu cümleyi romantik bir aforizma sanıyoruz ama bu cümle modern fiziğin ilk yazılım kodudur galileo bize şunu anlatır doğa senin duygularınla senin dualarınla ya da senin korkularınla ilgilenmez
doğa sadece geometriyle ve sayılarla konuşur
buradaki asıl sarsıcı gerçek şudur biz evreni anlamak için ilahi bir vahiy beklemeyi bıraktığımız gün matematikle kendi vahiyimizi kendimiz yazdık galileonun dediği o dil aslında bir hapishane değil bir özgürlük alanıdır çünkü matematik herkes için aynıdır hiyerarşi tanımaz statü dinlemez ve asla yalan söylemez evrenin yasaları her bir atomun içine gömülmüş gizli birer fonksiyondur ve biz bu fonksiyonları çözdüğümüz sürece o devasa boşluğun içinde kaybolmaktan kurtuluruz
insan zihni de tam bu evrensel dil gibi çalışır karmaşanın içinde bir düzen kaosun içinde bir formül ararsın her gün yaşadığın o ağır belirsizliklerin altında aslında tıkır tıkır işleyen bir olasılıklar matematiği yatar galileo bize bir teselli vermedi o bize bir anahtar verdi ve o anahtarı kullanmayı reddeden herkes kendi zihninin karanlık engizisyonunda mahkum kalmaya devam edecektir gerçeği bulmak istiyorsan gökyüzündeki hayallere değil elindeki kalemle kağıdın arasındaki o kusursuz denkleme bakmalısın
evren tanrının yazdığı bir şiir değildir evren tanrının kurduğu devasa bir algoritmadır ve bu algoritmayı okuyamayanlar sadece seyirci kalmaya mahkumdur
senin kaderin bir yıldızın konumuna değil o yıldızın yaydığı ışığın hızındaki o sabit sayıya bağlıdır yani matematik sadece bir ders değildir matematik gerçeğin ta kendisidir
Bugün Esma Buçan ile tanıştım.
Esma Buçan kim biliyor musunuz? 1980 doğumlu İTÜ mezunu Şehir Plancısı Evren Buçan’ın eşi.
Beyoğlu, Silivri, Avcılar ve Beykoz belediyelerinde çalışmış olan Evren Buçan son görev yeri olan Şile Belediyesinde çalışmaya başladıktan 3 ay sonra gözaltına alındı ve tutuklandı.
Belediyelerimize yapılan operasyon kapsamında tutuklanan Evren Buçan, 14 yaşında Berra’nın ve 9 yaşında Serra’nın babası. Çocukları ve eşiyle 9 aydır ayrı olan Evren Buçan şehir plancısı.
Şehir plancısı olmasının önemi aynı şekilde şehir plancısı olan Belediye Başkanlarımız ve diğer meslektaşlarıyla birlikte İstanbul’a ve bağlı bulundukları ilçelere liyakatli bir çalışma yapmaları suç sayıldı.
Kim geri verecek 9 aydır ailelerine, sevenlerine olan hasretlerini? Ne istiyorsunuz liyakat sahibi insanlardan?
Evren Buçan aylarca 24 kişilik cezaevi koğuşunda 63 kişi kaldı. Bel ve boyun ameliyatları ge��irmiş olan bir insanı yerde yatmaya maruz bıraktılar. Eşinin özel yastık ve yatak alma taleplerini reddettiler.
Bu insanlara yapılan zulüm değil de nedir?
Şehir plancılarına özgürlük, Evren Buçan’a özgürlük.
Henüz iddianamesi bile hazırlanmamış olan insanların içinde Evren Buçan. 9 ayda hazırlanamayan bir iddianame kabul edilemez.
Bu insanlara SES OLMAK ZORUNDAYIZ.
"Dilan, ailesinin en küçük çocuğuydu. Ailesinin büyük bir sevgi ve özenle büyüttüğü, onların gözbebeği olan bir genç kadındı. Üniversiteyi bitirene kadar çalışmak zorunda kalmamış, ailesinin desteğiyle eğitimini tamamlamıştır. Üniversiteyi bitirdikten sonra ise kendi ayakları üzerinde durmayı seçmiş; emek vererek çalışan, üreten aynı zamanda kadın mücadelesinin ve toplumsal mücadelelerin içinde yer alan bir kadın olmuştur." #DilanKaraman
“Hanifi Şireci’nin emriyle tutuklandı yazın..”
Sendikacı Mehmet Türkmen tutuklama kararından sonra gazetecilere böyle söyledi.. Gaziantep’te ücretleri ödenmediği için eylem yapan işçilere ‘İki ay önce burada bir işçinin iki kolu koptu; hesap soran oldu mu" dediği için tutuklanmıştı.
Türkmen’in gözaltına alındığı gün bile kentte bir iş cinayeti yaşandı. İSİG kayıtlarına göre 2013-2026 arasında en az 542 işçinin çalışırken can verdiği, çocuk işçi ölümlerinin Türkiye ortalamasının iki katı olduğu Antep’te, tüm bunlara neden olan tek bir patron bile yargılan-mıyor.
Mehmetler bağlı, patronlar serbest!
"Kuantum fiziği mistisizmi kanıtladı. Madde diye bir şey yok. Bilinç gerçekliği yaratıyor. Bilim ve tasavvuf aynı şeyi söylüyor." ha?
Bu iddialar kulağa güzel geliyor. Ama güzel olmak doğru olmak değil.
Madde diye bir şey yok cümlesi, kuantum mekaniğinin söylemediği bir şeyi söyl��yormuş gibi yapıyor.
Kuantum mekaniği ne diyor gerçekten? Parçacıklar ölçülmeden önce kesin bir konumda değil, olasılık dağılımı içinde. Dalga fonksiyonu bu olasılıkları tanımlıyor. Ölçüm yapıldığında dalga fonksiyonu çöküyor ve belirli bir sonuç ortaya çıkıyor.
Ama olasılık dağılımı içinde olmak ile var olmamak aynı şey değil.
Elektron ölçmeden önce de var, sadece konumu belirsiz. Belirsizlik yokluk değil. Bu temel bir kategori hatası.
Masaya vurduğunda masa var. Atomlar var. Elektronlar var. Kuantum belirsizliği makroskopik ölçekte ihmal edilebilir düzeyde, bu yüzden masa katı hissettiriyor. Kuantum etkileri Planck ölçeğinde belirgin, masa ölçeğinde değil.
İkisini karıştırmak fizik değil, fantezi.
Gözlemci bilinç devreye girince dalga fonksiyonu çöker iddiası kuantum mekaniğinin en çok çarpıtılan noktası.
Gözlemci kelimesi fizikçilerin talihsiz bir tercihiydi. Gözlemci bilinç değil, ölçüm cihazı demek. Bir Geiger sayacı, bir fotodedektör, bir polarizör, bunlar gözlemci. Bilinçli bir varlık gerekmiyor.
Decoherence teorisi bunu bunu açıklar. Kuantum sistemi çevresiyle etkileşime girdiğinde, herhangi bir makroskopik sistemle temas ettiğinde, dalga fonksiyonu çöker görünür. Bilinç yok, ölçüm cihazı yok, sadece çevresel etkileşim var.
Gözlerinizi kapattığınızda her şey olasılık denizine geri dönüyor cümlesi fiziksel olarak anlamsız. Gözlerini kapasan da açsan da odandaki atomlar decoherence yaşamaya devam ediyor. Sen bakmasan da güneş doğuyor.
Kuantum mekaniği solipsizm değil.
Burada Bohr, Heisenberg, Wheeler, von Neumann isimleri geçiyor. İsimler gerçek ama atfedilen görüşler çarpıtılmış.
Bohr ne dedi? Kopenhag yorumu ölçümden bağımsız bir gerçeklik hakkında konuşmayı anlamsız buluyor. Ama bu bilinç gerçekliği yaratıyor demek değil. Ölçümsüz gerçeklik tanımsız demek. İkisi farklı.
Heisenberg ne dedi? Belirsizlik ilkesi konum ve momentumun aynı anda kesin ölçülemeyeceğini söylüyor. Bu epistemik bir sınır, ontolojik bir iddia değil. Bilemiyoruz diyor, yok demiyor.
Wheeler ne dedi? Katılımcı evren fikrini önerdi, evet. Ama Wheeler'ın kendisi bu fikrin spekülatif olduğunu, kanıtlanmamış olduğunu söyledi. Ve Wheeler'ın katılımcı gözlemcisi bilinç değil, herhangi bir fiziksel etkileşim.
Von Neumann ne dedi? Dalga fonksiyonu çöküşünün ölçüm cihazında mı gözlemcinin bilincinde mi olduğunu sordu. Ama bu bir soru, bir cevap değil. Sonraki fizikçiler, özellikle decoherence teorisyenleri, bu soruyu bilinç olmadan cevapladı.
Ortak kabul diye sunulan şey aslında tartışmalı yorumlardan seçilmiş, bağlamından koparılmış, abartılmış bir derleme.
Vedanta, Kabala, Platon, Buddha, hepsini aynı sepete koyup hepsi aynı şeyi söylüyor demek hiçbirini ciddiye almamak demek.
Vedanta'nın mayası epistemik mi ontolojik mi? Hangi Vedanta okulu? Advaita mı Dvaita mı? Farklı cevaplar veriyorlar.
Platon'un ideaları bilinç yarattı mı diyor? Hayır. İdealar bilincin dışında, nesnel olarak var. Tam tersi bir ontoloji.
Buddha'nın form boşluktur cümlesi metafizik bir iddia mı yoksa pratik bir öğreti mi? Prajnaparamita geleneğinde bu kavramsal yapıların ötesini işaret ediyor, kuantum fiziğiyle ilgisi yok.
Bu gelenekleri hepsi aynı diye birleştirmek hepsine haksızlık. Hele kuantum fiziğiyle eşleştirmek hem fiziğe hem bu geleneklere yapılmış bir yanlış.
Beyniniz bir kuantum yavaşlatıcısıdır cümlesi fizik terminolojisi kullanıyor ama fizik söylemiyor.
Kuantum yavaşlatıcısı diye bir kavram yok. Uydurulmuş.
Planck sabiti ölçeğinde titreşen saf enerji okyanusu, bu ne demek? Planck sabiti bir ölçek değil, bir sabit. Saf enerji okyanusu fizik terimi değil, şiirsel imge.
40 Hz gama dalgaları gerçek, beyin dalgaları arasında var. Ama bunların kuantum mekaniğiyle ilişkisi yok. Nöronlar klasik fizikle çalışıyor. Aksiyon potansiyelleri, iyon kanalları, sinaptik iletim, hepsi klasik elektrokimya. Kuantum etkileri beyin ısısında decoherence nedeniyle ihmal edilebilir düzeyde.
Penrose ve Hameroff'un kuantum bilinç teorisi var, doğru. Ama bu teori tartışmalı, çoğu nörobilimci ve fizikçi tarafından reddediliyor ve kanıtlanmamış. Bir hipotez olarak sunmak kabul edilebilir. Bilimsel gerçek olarak sunmak yanlış.
Dokunduğunuzda parmaklarınız aslında dokunmaz iddiası kısmen doğru ama çıkarımı yanlış.
Evet, atomlar birbirine dokunmaz, elektromanyetik kuvvet iter. Ama bu madde yok anlamına gelmiyor. Elektromanyetik kuvvet de gerçek, o kuvveti üreten yükler de gerçek.
Dokunma hissi bir tür etkileşim demek, dokunma yanılsama demek değil.
Bu su aslında H2O moleküllerinden oluşuyor öyleyse su diye bir şey yok demek gibi. Hayır. Su var ve H2O'dan oluşuyor. İkisi çelişmiyor.
Bohm'un gizli düzen teorisi gerçek ve ilginç bir teori. Ama Bohm ne dedi aslında?
Bohm determinist. Onun teorisi kuantum mekaniğinin gizli değişkenlerle açıklanabileceğini önerdi. Yani Bohm her şey bilinç demiyor, her şey belirlenmiş ama biz göremiyoruz diyor.
Buradaki iddianın tam tersi.
Ayrıca Bohm'un teorisi azınlık görüşü. Çoğu fizikçi kabul etmiyor. Bir alternatif olarak sunmak meşru, açıklanmış gerçek olarak sunmak yanıltıcı.
Bu tür metinler fizikte başlıyor, sonra acı çekmenin sebebi ego diyor. Bu geçiş nerede oldu? Hangi köprüyle?
Fizikten psikolojiye, psikolojiden metafiziğe, metafizikten kurtuluş öğretisine, her adımda kaçak geçiş var.
Ego dalga fonksiyonunun çöküşünü kalıcı sanan yanılsamadır cümlesi fizik mi, psikoloji mi, mistisizm mi? Hiçbiri. Üçünü karıştırıp hiçbiri olmayan bir şey.
Gözlemci asla gözlemlenen değildir cümlesi Advaita Vedanta'dan alınmış. Değerli bir içgörü. Ama kuantum fiziğiyle alakası yok. İkisini birleştirmek ikisini de sulandırmak.
Bilim de tasavvuf da aynı cümleyi kuruyor deniliyor. Hayır, kurmuyor.
Bilim diyor ki evren ölçülebilir yasalara göre işliyor, bu yasaları keşfedebiliriz ama sınırlarımız var.
Tasavvuf diyor ki görünenin ardında bir hakikat var, bu hakikate ulaşmak için iç dönüşüm gerekir.
İkisi farklı metodoloji, farklı epistemoloji, farklı amaç. Birinin bulgularını diğerine kanıt olarak sunmak ikisine de haksızlık.
Ayrıca şunu söylemek gerekir: tasavvufun bilimsel kanıta ihtiyacı yok. Tasavvuf deneyimsel bir yol, laboratuvar onayı beklemiyor. Kuantum fiziğini tasavvufa destek olarak kullanmak tasavvufu küçültmek, sanki kendi başına yetersizmiş gibi.
Bu tür metinlerin en derin hatası kesinlik.
Madde yok, kesin. Bilinç yaratıcı, kesin. Bilim kanıtladı, kesin. Uyan, emir.
Oysa kuantum mekaniğinin kendisi kesinlikten kaçınıyor. Belirsizlik ilkesi, olasılık dalgaları, tamamlanmamış yorumlar, fizik bilmiyoruz diyor. Bu metinler biliyoruz diyor.
Peki bu uyan emri, kime? Kim uyuyor? Kim uyandıracak? Eğer her şey bilinçse ve bilinç tek ise, kim kime ne söylüyor?
Kendi içinde bile tutarsız.
Varlık katmanlı bir yapı. Her katmanın kendi yasaları, kendi dili, kendi sınırları var.
Kuantum fiziği bir katmanı inceliyor, en küçük ölçeği. Orada belirsizlik var, olasılık var, garip davranışlar var. Doğru.
Ama o katmandan bilinç her şeyi yaratıyor sonucunu çıkarmak katmanlar arası kaçak geçiş. Kuantum yasaları makroskopik dünyayı belirliyor, evet, ama doğrudan değil, istatistiksel olarak. Milyarlarca parçacığın ortalaması klasik fiziği veriyor. Tek parçacığın belirsizliği masanın katılığını iptal etmiyor.
Ve bilinç? Bilinç de yapının bir katmanı. Belki en üst katman, belki değil, bilmiyoruz. Ama bilincin temel olduğunu, her şeyin bilinçten çıktığını söylemek bir metafizik tercih. Fizik bunu söylemiyor. Bu fizikten çıkarılmış değil, fiziğe giydirilen bir görüş.
Biz yapının içindeyiz. İçeriden dışarıyı tam olarak göremiyoruz.
Her şey bilinç demek de her şey madde demek de yapının tamamını gördüğünü iddia etmek.
Dürüst pozisyon şu: bilmiyoruz.
Kuantum mekaniği garip, evet. Sezgilerimize aykırı, evet. Ama garip demek her şey bilinç demek değil. Garip sadece garip.
Kadim gelenekler derin, evet. Binlerce yıllık içgörü var, evet. Ama o içgörüleri kuantum fiziği kanıtladı diye sunmak onları küçültmek. O gelenekler laboratuvar onayına muhtaç değildi, şimdi de değil.
Bu tür metinler ne yapıyor? Bilimi kullanarak mistisizme değer katıyor. Mistisizmi kullanarak bilimi meşrulaştırıyor. İkisini birbirine yaslayarak ikisinin de söylemediği şeyi söylüyor.
En tehlikelisi uyan diyor ama uyandıracağı şey uyku değil, eleştirel düşünce. Sorgulama diyor ama sorgulatmıyor, dayatıyor. Özgürlük diyor ama özgürlük sunmuyor, yeni bir dogma sunuyor.
Gerçek uyanış bilmiyorum diyebilmek.
Fizik bilmiyor, mistisizm bilmiyor, ben bilmiyorum, sen bilmiyorsun. Bu bilmemek utanç değil, dürüstlük.
Kuantum fiziği muhteşem. Kendi başına, çarpıtılmadan, şiirselleştirilmeden muhteşem.
Mistik gelenekler de muhteşem. Kendi başlarına, bilime muhtaç olmadan muhteşem.
İkisini birleştirip kanıtlanmış hakikat diye sunmak ise ikisine de ihanet.
Gaziantep Hayvan Hapishanesi’nde ölümünden 3 gün önce çekilen zürafanın görüntüleri…
Kafasını duvara vura vura ölen Gabi’den sonra geriye kalan tek fil Fili de aynı şekilde intihar ediyor! Yakında onun da ölüm haberini alırız…
@TC_icisleri@AliYerlikaya
Dr Hüsam hâlâ tutuklu ve şöyle bir mesaj göndermiş tüm dünyaya: “Biz hapishanelerinde ölüyoruz, kimse bizi umursamıyor."
İnsanlık “ekranda” esir, onlar “orada” esir…
#FreeDrHussamAbuSafiya
90 Yaşındaki Bir Keşişten 12 Hayat Dersi
1. İnsanların peşinden koşma; doğru olanlar seninle yürür, senden uzaklaşmaz.
2. Neye tahammül ediyorsan, ona dönüşürsün. Standartlarını yükselt ya da yerinde say.
3. Sessizleştikçe daha çok duyarsın; sessizlik iç sesini keskinleştirir.
4. Öyle derin iyileş ki, tetikleyicilerin bile sıkılsın.
5. Huzuruna mal oluyorsa, bedeli fazladır. Uzaklaş.
6. Gerçek para zamanındır; onu tükeniyormuş gibi harca.
7. Çoğu insan anlamak için değil, cevap vermek için dinler. Sen onlardan olma.
8. Aptallarla tartışma; izleyenler aradaki farkı anlayamaz.
9. Egon bağırır, ruhun fısıldar. Fısıltıyı takip et.
10. Bırak gitsin, yoksa sürüklenirsin. Acı çoğu zaman bağlılıkla başlar.
11. Dinlenmek tembellik değildir; ay bile bir geceliğine kaybolur.
12. Kendini bulmazsın; dünya seni değiştirmeden önce kim olduğunu hatırlarsın.
İzmir’de lise birincisi tutuklandı
Avukatı Zeynep Sedef Özdoğan: “Asmin'in yeri cezaevi değil, okul”
Anne Sevgi Yıldız: “Kızımın bir paylaşım ile elimizden alınmasını hak etmiyoruz. Kızım üniversiteye hazırlanıyor. Kızımın yeri okul sıraları”
https://t.co/3Ik9ww1cr0
Benim canım hemşehrilerim nasıl da halay çekiyorlar.
Ne yazık ki Beşizlerin Anne- Babası halen hapiste!
Nurcan, Abdülkadir Arslan çiftinin suçu KHK ile kapatılan dershanede çalışmak ve Bank Asyaya para yatırmak.
Videoyu dayıları Kenan bey yolladı ve paylaşım için izin aldım.
Fizik okuyunca görürdünüz ki, Dünya evrenin büyük kısmının dışarıda kalması sayesinde var olabilir.
Biyoloji okuyunca görürdünüz ki, hücre zarı maddelerin büyük kısmını dışarıda bırakmak için evrilmişir.
Fizyoloji okuyunca görürsünüz ki; duyularımız olup bitenin çok azını algılar.
Nörobilim okuyunca görürsünüz ki; bilinçdışı bilinçten çoğu bilgiyi saklar, çok az veri aktarır. Beynimizin bildiklerinin bile çok azından haberdar oluruz.
Böyle harika prensipleri derledim. Felsefeden sosyolojiye kadar üç ortak yasada beynin tüm katmanlarını hiçbir yerde işlenmemiş bir şekilde açıkladım. Yeni kitapta okuyacaksınız -> https://t.co/CBzCoXzH7h