Bir insanın size verdiği değeri anlamanın en net yolu, sizi kırdıktan sonraki tavrıdır. Bir insan sizi mutlu ettiğinde değil, üzdüğünde kim olduğunu gösterir aslında.Sevgi, iyi günlerde değil zor zamanlarda alınan sorumluluktur.Sizi kıran kişiyle orayı onaran aynı kişi değildir…
bir söz, bir sözcük zihnimde yıllarca yaşayabilir. ben sözcüklerle sözcüklerde yaşadım çünkü hep. ve en yaralayanı en yakınımdan geldi. uyuyamadım, uyuyamıyorum.
bulutlara dönemem artık. tanrı benim için öldüğünde ya da ben tanrı için öldüğümde, içimdeki sevgi öldü. sevmeyi dahi bilmiyor, beceremiyorken hakikat benim neyime?
yalan ve iftiraların resmi tamamladı, bedduan ise içimdeki son yaşam belirtilerini öldürdü. kendin dışında hiçbir şeyi umursamayan narsist bir çocuk. iyiliğin ve güzelliğin benden uzak olsun. istemez.
açtığım her yaraya tuz bastın. hiçbir şey yokmuşçasına davranmamı, devam etmemi talep ettin. isteklerin yerine geldiği sürece geri kalanın bir önemi yoktu çünkü.
Bazı insanlarla ilişki kurmak, dibi delik bir kovayı doldurmaya benzer. Sen sürekli su taşırsın, eksilmesin diye uğraşırsın, daha fazlasını verirsen dolacağını sanırsın. Ama kova bir türlü dolmaz. Sonunda su biter, sen yorulursun, kova yine boş kalır. Sonra da yeterince su taşımadığın için kendini suçlarsın.
Oysa bazen mesele senin az vermen değildir. Ne kadar verirsen ver, karşılık bulamadığın bir yerde kendini tüketmendir.
Bir ilişkide seni neyin incittiğini defalarca anlatmak zorunda kalıyorsan, zamanla sevilmeye değil, sadece anlaşılmaya çalışırsın. Sürekli acını kanıtlamaya ve birine empatiyi öğretmeye çalıştığın yerde emeklerin de ziyan olur. Verdiğin değeri görmezden gelenler için değil, uğruna bir şeyler yaptığında seni asla pişman etmeyecek insanlar için çabala.