Eğitimcilerin haklarını korumak, aydınlık bir geleceğin anahtarıdır. Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak bir aradayız, daha güçlüyüz ve kararlıyız. Emeğimizin ve geleceğimizin güvencesi için yan yanayız. @Metin_DEMEC_16@gencayhangull@demecegitimsen@NilferAslantek2
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA SESLENİYORUZ!
Aile birliği, Anayasamızın koruma altına aldığı en temel haklardan biridir. Hiçbir öğretmen; eşiyle, çocuğuyla ve ailesiyle bir arada yaşayabilme hakkından mahrum bırakılmamalıdır.
2026 Ağustos mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde il emri uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, binlerce öğretmenin ve ailesinin ortak beklentisidir.
Öğretmenlerimizi aileleri ile meslekleri arasında tercih yapmaya zorlayan uygulamalar, ne eğitim sistemine ne de kamu vicdanına yakışmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığımıza çağrımız nettir: 2026 Ağustos mazeret atamalarında da il emri hakkını tanıyın. Aile bütünlüğünü koruyan, adalet duygusunu güçlendiren ve öğretmenlerimizin mağduriyetini sona erdirecek bu düzenlemeyi vakit kaybetmeden hayata geçirin.
Mutlu öğretmen, güçlü eğitim; güçlü eğitim, güçlü Türkiye demektir.
Öğretmenin yeri, ailesinin yanıdır. İl emri bir ayrıcalık değil, aile birliğinin gereğidir.
@demecegitimsen@sehadetbas@Yusuf__Tekin@tcmeb@cftcblnt@gkhozturk1@delikurd
#İlEmriİstiyoruz
#AileBirliği
PROJE OKULU ATAMALARINDA LİYAKAT DEĞİL, KEYFİYET HÂKİM OLMUŞTUR!
Proje okullarına yapılan yönetici ve öğretmen atamaları, kamu yönetiminin temel ilkeleri olan ehliyet, liyakat, şeffaflık ve hakkaniyet açısından eğitim camiasında ciddi soru işaretleri oluşturmuştur.
Eğitim çalışanlarının yıllar içerisinde ortaya koyduğu emek, başarı, hizmet süresi ve mesleki birikim dikkate alınmaksızın gerçekleştirilen atamalar; objektif kriterlerden uzak, denetlenemez ve kamu vicdanını yaralayan bir tablo ortaya çıkarmıştır.
Bugün gelinen noktada, liyakat yerine sadakatin, objektif ölçütler yerine kişisel tercihlerin, hakkaniyet yerine "benim adamım" anlayışının belirleyici olduğu yönündeki kanaat ne yazık ki eğitim çalışanları arasında giderek güçlenmektedir. Bu algının oluşmasının en büyük sorumlusu, atama süreçlerinin şeffaf yürütülmemesi ve hangi kriterlerin esas alındığının kamuoyuyla paylaşılmamasıdır.
Eğitim kurumları, kişisel ilişkilerin ya da sendikal ve idari yakınlıkların ödüllendirildiği yerler değildir. Proje okulları; ülkemizin eğitim kalitesine yön veren, en nitelikli eğitim kadrolarının görev yapması gereken kurumlardır. Böylesine önemli kurumlara yapılacak atamalarda tek ölçü; ehliyet, liyakat, başarı, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme olmalıdır.
Yıllarca fedakârca görev yapan, sayısız başarıya imza atan eğitimcilerin hiçbir somut gerekçe gösterilmeden görevlerinden uzaklaştırılması veya tercih edilmemesi; yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmamakta, aynı zamanda çalışma barışını bozmakta, motivasyonu düşürmekte ve eğitim sistemine duyulan güveni zedelemektedir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz ki; kamu yönetiminde keyfiliğe, kayırmacılığa ve "benim adamım" anlayışına asla teslim olmayacağız. Hiç kimsenin emeğinin, alın terinin ve mesleki birikiminin kişisel tercihlere kurban edilmesine sessiz kalmayacağız.
Millî Eğitim Bakanlığını; proje okulu atamalarında kullanılan değerlendirme kriterlerini şeffaf biçimde açıklamaya, atama süreçlerini yargı denetimine açık ve objektif hâle getirmeye, oluşan mağduriyetleri ivedilikle gidermeye davet ediyoruz.
Eğitimde başarı; sadakatle değil liyakatle, kayırmacılıkla değil adaletle sağlanır. Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, ehliyet ve liyakatin hâkim olduğu, adalet duygusunu güçlendiren bir eğitim yönetimi anlayışı hayata geçirilinceye kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@demecegitimsen@gkhozturk1@delikurd@selmer05@ermankarakus1@EBiyiker52953@Yusuf__Tekin@cftcblnt@tcmeb
#Projeokulu
#liyakat
Sendikacılık; birbirimizle yarışmak değil, eğitim çalışanlarının haklarını birlikte büyütmektir. Farklılıklarımızı bir kenara bırakıp, ortak hedef için omuz omuza verelim. Gelecek nesillere daha güçlü bir eğitim bırakmak elimizde. @Metin_DEMEC_16@NilferAslantek2@gencayhangull
Genel Başkanımız Metin ÖKSÜZ, Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Gürhan ÇOKGEZER'i makamında ziyaret etti.
Gerçekleştirilen ziyarette Bursa'da eğitim alanında yürütülen çalışmalar, eğitim çalışanlarının talep ve beklentileri ile eğitim gündemine ilişkin güncel konular üzerine verimli bir görüş alışverişinde bulunuldu.
Eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü, çalışma barışının güçlendirilmesi ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerin yapıldığı görüşmede, karşılıklı istişare ve diyaloğun önemi vurgulandı.
Nazik ev sahipliği ve misafirperverliği için Bursa İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Gürhan ÇOKGEZER'e teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR!
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Yılı Öğretmenlerin Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu, binlerce öğretmenin haklı beklentilerini karşılamaktan uzak kalmış ve yeni bir mağduriyetin kapısını aralamıştır.
Özellikle 8 Mayıs 2023 tarihinde atanan ve 1 Eylül 2023 tarihinde göreve başlayan öğretmenlerin, fiilen üç yıllık çalışma sürelerini tamamlamış olmalarına rağmen mazerete bağlı yer değiştirme başvurularından yararlandırılmaması kabul edilemez bir uygulamadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz ki; öğretmenlerimizin hayatlarını doğrudan etkileyen böylesine önemli bir konuda dar ve şekilci yorumlarla hareket edilmesi, aile bütünlüğü, eş durumu, sağlık ve diğer mazeretlere dayalı hakların kullanımını engellemek anlamına gelmektedir.
Söz konusu öğretmenler, Bakanlığın belirlediği tarihte atanmış, Bakanlığın belirlediği tarihte göreve başlamış ve görevlerini kesintisiz şekilde sürdürmüşlerdir. Bugün ortaya çıkan mağduriyetin sorumlusu öğretmenler değil, uygulamadaki eksiklik ve planlama hatalarıdır. Bu nedenle öğretmenlerimizin hak kaybına uğratılması ne vicdanen ne de hukuken savunulabilir bir durumdur.
Millî Eğitim Bakanlığı, geçmiş yıllarda benzer mağduriyetleri ek düzenlemelerle giderme yoluna gitmiştir. Aynı hassasiyetin bugün de gösterilmesi ve fiilen üç yıllık çalışma süresini tamamlayan öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme kapsamına alınması gerekmektedir.
Buradan Sayın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e çağrıda bulunuyoruz:
Binlerce öğretmenin ve ailesinin mağduriyetine neden olacak bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli, gerekli düzenleme gecikmeksizin yapılmalı ve 8 Mayıs 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize mazerete bağlı yer değiştirme başvurusu hakkı tanınmalıdır.
Eğitim çalışanlarının haklı taleplerini görmezden gelen değil, çözüme kavuşturan bir yönetim anlayışı bekliyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak sürecin takipçisi olacağımızı, öğretmenlerimizin haklı taleplerini her platformda kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Eğitim çalışanlarının hakkı bizim görevimizdir.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye
GELİŞİM RAPORLARINA İLİŞKİN EYLEM KARARIMIZ
Kıymetli Üyelerimiz,
Devlet Memurları Eğitim Sendikası Merkez Yönetim Kurulu'nun 14.04.2026 tarih ve 14 sayılı kararı doğrultusunda;
Ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan üyelerimizin, mevcut haliyle uygulanmak istenen Öğrenci Gelişim Raporlarına ilişkin veri girişi, rapor hazırlama ve benzeri işlemleri gerçekleştirmemelerine, 2025-2026 eğitim öğretim yılı sonuna kadar sendikal eylem kararı alınmıştır.
Sendikamız, eğitim çalışanlarının iş yükünü artıran, hukuki ve pedagojik açıdan çeşitli sakıncalar barındıran uygulamalara karşı üyelerinin haklarını korumaya devam edecektir.
Haklı mücadelemizde tüm üyelerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz.
DEVLET MEMURLARI EĞİTİM SENDİKASI MERKEZ YÖNETİM KURULU
@Metin_DEMEC_16@demecegitimsen@NilferAslantek2@gencayhangull@Yurekli_Sezai@ferdaqc@DEMECihsantopcu@ermankarakus1@EBiyiker52953@selmer05@gkhozturk1@delikurd
Hak aramak suç değildir, anayasal bir haktır!
Ankara'da taleplerini demokratik ve barışçıl yollarla dile getiren öğretmenlere yönelik sert müdahale ve gözaltılar kabul edilemez. Eğitim çalışanlarının, öğretmenlerin ve onların yanında duran ailelerin şiddet görüntüleriyle gündeme gelmesi vicdanları yaralamıştır.
Öğretmen; geleceği inşa eden, topluma yön veren en değerli meslek mensubudur. Öğretmenlerin sesine kulak vermek yerine onları gözaltına almak, eğitim camiasının sorunlarını çözmeye katkı sağlamayacaktır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve demokratik hakların kullanılmasını savunuyor, gözaltına alınan öğretmenlerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Öğretmenin itibarı korunmalı, haklı talepleri diyalog ve müzakere yoluyla çözülmelidir.
Susanların değil, mücadele edenlerin sendikası olarak; hak, hukuk ve adalet mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.
@demecegitimsen@MulakatPlatform
#ÖğretmenlerGözaltında
#HakYerineöğretmeneGözaltı
#ÖğretmenlerSerbestBırakılsın
SUSANLARIN DEĞİL, MÜCADELE EDENLERİN SENDİKASI!
Eğitim çalışanları artık yalnızca aidat ödeyen değil, hakkını arayan, hakkını alan bir sendikanın çatısı altında birleşmek istiyor.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası; ✔️ Siyasi vesayet altında olmayan, bağımsız sendikal anlayışıyla hareket eder.
✔️ Üyesinin hakkını masa başında değil, sahada ve hukuk önünde savunur.
✔️ Haksız soruşturmalarda ve disiplin cezalarında ücretsiz hukuki destek sağlar.
✔️ Liyakati, adaleti ve emeğin hakkını savunur.
✔️ Eğitim çalışanlarının ekonomik, özlük ve sosyal hakları için mücadele eder.
✔️ Makamların değil, üyelerinin gücünden beslenir.
✔️ Üyelerini sadece sayı olarak değil, dava arkadaşı olarak görür.
Bugün eğitim çalışanlarının yaşadığı ekonomik kayıplar, mülakat mağduriyetleri, adaletsiz atamalar, angarya uygulamalar ve mobbing karşısında sessiz kalmak çözüm değildir.
Çözüm; güçlü, kararlı ve mücadeleci bir sendikal duruş sergilemektir.
Bizler; 📌 Haksızlığa karşı susmayan,
📌 Hukuksuzluğa boyun eğmeyen,
📌 Eğitim çalışanlarının sesi olan,
📌 Milli ve manevi değerlerine bağlı,
📌 Adalet ve liyakat mücadelesinden taviz vermeyen bir anlayışla yol yürüyoruz.
Eğer siz de; "Ben sadece üye olmak değil, mücadeleye ortak olmak istiyorum." diyorsanız;
Devlet Memurları Eğitim Sendikası'na katılın.
Birlikte daha güçlü,
Birlikte daha kararlı,
Birlikte daha etkiliyiz.
DEVLET MEMURLARI EĞİTİM SENDİKASI
Eğitim çalışanlarının ortak sesi, ortak gücü, ortak mücadelesi.
#SusanlarınDeğilMücadeleEdenlerinSendikası
#BirlikteDündenDahaGüçlü
#BirlikteTürkiye
HAK GASBINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
Yüz binlerce öğretmen adayı yazılı sınavlarda alın teri dökerken, aylarca emek verirken; kaderlerinin birkaç dakikalık mülakatlarla değiştirilmesi kabul edilemez.
Aynı puanı alan adaylardan bir kısmının atanıp bir kısmının elenmesi, vicdanlarda derin yaralar açmıştır. Bu durum ne adaletle, ne hukukla ne de liyakat anlayışıyla bağdaşmaktadır.
Öğretmenlerin hakkını korumakla yükümlü olanlar, önce adalet duygusunu korumalıdır. Mülakatlar nedeniyle mağdur edilen binlerce öğretmenin sesi duyulmalı, yaşatılan mağduriyetler derhal giderilmelidir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz:
Hakkın yerine torpilin, liyakatin yerine takdirin geçtiği hiçbir sistemi kabul etmiyoruz. Mülakat mağdurlarının hakkı teslim edilene kadar bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Çünkü adaletin olmadığı yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde güçlü bir eğitim sistemi kurulamaz.
Mülakat değil liyakat! Hak yerini bulana kadar susmayacağız!
@demecegitimsen@MulakatPlatform@Yusuf__Tekin@tcmeb
#ÖğretmenlerAnkarayaGeliyor
#TutulmayanSözleriçinBuradayız
Üniversite İdari Personeline Tayin Hakkı Artık Ertelenemez!
Yıllardır aynı kurumda görev yapmak zorunda kalan, aile birliğinden mahrum bırakılan, eşinden ve çocuklarından ayrı yaşayan üniversite idari personelinin sesi olmaya devam ediyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, üniversite idari personelinin tayin ve nakil taleplerinin merkezi, şeffaf ve adil bir sistem üzerinden karşılanması için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmi talebimizi ilettik.
657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileri arasında en büyük mağduriyetlerden biri üniversite idari personelinin yaşadığı tayin sorunudur. Aynı devlete hizmet eden çalışanlar arasında farklı uygulamalar kabul edilemez.
* Aile birliği anayasal bir haktır.
* Kamu çalışanları kaderine terk edilemez.
* Tayin hakkı lütuf değil, temel bir haktır.
Üniversite idari personelinin yıllardır beklediği merkezi tayin sisteminin bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Mağduriyet değil çözüm, belirsizlik değil adalet istiyoruz!
@demecegitimsen@YuksekogretimK
#UnvTayiniMüjdeleRTE
AİLE BİRLİĞİ BİR LÜTUF DEĞİL, ANAYASAL HAKTIR!
2023 yılında ataması yapılan öğretmenlerimiz, göreve başlama süreçlerinde yaşanan gecikmelerin sorumlusu olmamalarına rağmen bugün ailelerinden ayrı bırakılmaktadır. İdarenin neden olduğu gecikmenin faturası öğretmenlere kesilemez!
30 Eylül itibarıyla gerekli hizmet süresini tamamlayan öğretmenlerimizin, sadece ön başvuru tarihindeki teknik bir gerekçe öne sürülerek aile birliği hakkından mahrum bırakılması ne vicdana ne de hukuka sığmaktadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak soruyoruz:
Öğretmen atamasını yapan kim ?Göreve başlatma sürecini yöneten kim? Yaşanan gecikmenin sorumlusu kim?
Cevap idare ise, bunun bedelini öğretmenlerimiz neden ödemektedir?
Aile bütünlüğünü korumakla yükümlü olan devletin, kendi işlemlerinden kaynaklanan gecikmeleri gerekçe göstererek öğretmenleri eşlerinden ve çocuklarından ayrı bırakması kabul edilemez.
Bu mağduriyet derhal giderilmeli, 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize aile birliği tayini hakkı tanınmalıdır.
Hukuk teknik ayrıntıların arkasına saklanarak değil, adalet duygusunu yaşatarak uygulanır.
Öğretmenlerimiz mağdur edilmeyecek, bu haksızlığın sonuna kadar takipçisi olacağız.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
ÖĞRETMENLER ODASI GÖZETİM ALANI DEĞİLDİR!
Merkezi sınav güvenliğini gerekçe göstererek öğretmenler odalarına kalıcı kamera yerleştirilmesi girişimleri kabul edilemez.
Öğretmenler odaları; öğretmenlerin dinlendiği, mesleki değerlendirmelerde bulunduğu, öğrenciler ve velilerle ilgili hassas konuları görüştüğü, özel ve ortak kullanım alanlarıdır. Bu alanların sürekli kayıt altına alınması; özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve çalışanların mahremiyet hakkının açık ihlalidir.
Sınav güvenliğini sağlamak devletin görevidir. Ancak güvenlik adına öğretmenleri sürekli gözetim altında tutmak ne hukuken ne de vicdanen kabul edilebilir bir uygulamadır. Eğitim çalışanlarını potansiyel suçlu gibi gören anlayış, eğitim kurumlarında güveni değil güvensizliği büyütür.
Öğretmenler odası bir güvenlik noktası değil, eğitim emekçilerinin ortak çalışma ve dinlenme alanıdır. Mahremiyetin olmadığı yerde huzur, huzurun olmadığı yerde verimli bir eğitim ortamı oluşturulamaz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz:
Öğretmenler odalarına kalıcı kamera yerleştirilmesine karşıyız. Eğitim çalışanlarının anayasal haklarını, kişisel verilerini ve mesleki itibarını zedeleyen her türlü uygulamanın karşısında olmaya devam edeceğiz.
Öğretmenler gözetlenecek değil, değer verilecek insanlardır.
Mahremiyet haktır, vazgeçilmezdir.
Öğretmenler odası kamera değil, saygı ister.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin
ÜÇ YIL DOLDU, MAĞDURİYET BİTMEDİ!
2023 yılında atanan öğretmenlerimiz, görev sürelerini fiilen tamamlamış olmalarına rağmen aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkından yararlanamamaktadır. Kendi iradeleri dışında yaşanan idari süreçlerin bedelini öğretmenlerimize ve ailelerine ödetmek hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.
Anayasa ile güvence altına alınan aile birliğinin korunması ilkesi, dar yorumlarla sınırlandırılamaz. Eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşayan öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet artık görmezden gelinmemelidir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak talebimiz nettir: Hizmet süresini tamamlayan 2023 ataması öğretmenlerimize aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkı tanınmalı, bu konuda ortaya çıkan mağduriyetler adil ve kalıcı bir düzenlemeyle giderilmelidir.
Eğitim çalışanlarının huzuru, ailelerinin huzurundan bağımsız düşünülemez. Güçlü bir eğitim sistemi, güçlü ve bir arada yaşayan ailelerle mümkündür.
Öğretmenlerimizin sesi olmaya, haklı taleplerini her platformda kararlılıkla dile getirmeye devam edeceğiz.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, üniversitelerde görev yapan idari personelin yıllardır yaşadığı tayin ve nakil mağduriyetinin sona ermesi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmî talebimizi ilettik.
Aynı işi yapan kamu çalışanları merkezi yer değiştirme imkânlarından yararlanırken, üniversite idari personelinin bu haktan mahrum bırakılması kabul edilemez.
Aile bütünlüğünü, çalışma barışını ve personelin motivasyonunu olumsuz etkileyen bu adaletsizliğin giderilmesi için merkezi, şeffaf ve hakkaniyetli bir tayin sisteminin hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Üniversite idari personelinin sesi olmaya, sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Hak, hukuk, adalet ve liyakat mücadelemiz kararlılıkla sürecek!
IRMAK ÖĞRETMEN İÇİN ADALET İSTİYORUZ!
Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan genç meslektaşımız Irmak Ayşe Koparan'ın hayatını kaybetmesi eğitim camiasını derinden sarsmış, yüreklerimizi dağlamıştır.
Henüz adli ve idari soruşturmalar tamamlanmamış olmakla birlikte, kamuoyuna yansıyan iddialar son derece vahimdir. Meslektaşımızın görev yaptığı süreçte mobbing, baskı, şiddet, haksız soruşturmalar, ulaşım ve barınma sorunları yaşadığına, yaptığı başvuruların karşılıksız bırakıldığına ilişkin iddialar toplum vicdanını derinden yaralamaktadır.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Bir öğretmen neden kendisini bu kadar yalnız hissetmiştir?
Bir öğretmenin feryadı neden duyulmamıştır?
Yaptığı başvurular neden sonuçsuz kalmıştır?
Eğer ortada iddia edildiği gibi mobbing, baskı, şiddet, görevi kötüye kullanma, ihmâl veya kamu gücünün yanlış kullanılması varsa, bunların üzeri asla örtülmemelidir. Hiç kimse makamının, unvanının veya yetkisinin arkasına sığınarak bir eğitim çalışanının hayatını karartma hakkına sahip değildir.
Öğretmenler yalnızca ders anlatan kamu görevlileri değildir. Onlar bu milletin geleceğini yetiştiren, devletin emanet ettiği nesilleri hayata hazırlayan eğitim neferleridir. Öğretmene yönelik her türlü baskı, yıldırma ve mobbing; yalnızca bir kişiye değil, eğitim sisteminin tamamına yönelmiş bir saldırıdır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak talebimiz nettir:
▪ Olay tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf şekilde araştırılmalıdır.
▪ İleri sürülen mobbing, şiddet, baskı ve ihmâl iddiaları ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
▪ Varsa sorumlular hakkında gerekli idari ve adli işlemler gecikmeksizin uygulanmalıdır.
▪ Özellikle uzak bölgelerde görev yapan öğretmenlerin barınma, ulaşım, güvenlik ve çalışma koşulları yeniden değerlendirilmelidir.
▪ Öğretmenleri yalnızlaştıran, değersizleştiren ve korumasız bırakan uygulamalara son verilmelidir.
Irmak Ayşe Koparan Öğretmenimizin hatırasına borcumuz; gerçeğin ortaya çıkması, adaletin tecelli etmesi ve bir daha hiçbir öğretmenin kendisini çaresiz hissetmeyeceği çalışma ortamlarının oluşturulmasıdır.
Meslektaşımızı rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
#ırmaköğretmeniçinadalet
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin