@Metin_DEMEC_16 Yıllarca emek veren, sınavlara giren, başarı belgeleri toplayan öğretmenler bir kenara itilirken “tanıdık” olanların atanması eğitim camiasında büyük bir güvensizlik oluşturmaktadır.
Liyakatin olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde ise güven kalmaz. Proje okulu atamalarında yılların emeği, bilgi ve tecrübesi objektif kriterlerle değerlendirilmelidir. Eğitim camiasının beklentisi; şeffaf, denetlenebilir ve hakkaniyetli bir atama sistemidir. Eğitimde kalite ancak liyakatle yükselir. #Liyakat #ProjeOkulu
Liyakatin olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde ise güven kalmaz. Proje okulu atamalarında yılların emeği, bilgi ve tecrübesi objektif kriterlerle değerlendirilmelidir. Eğitim camiasının beklentisi; şeffaf, denetlenebilir ve hakkaniyetli bir atama sistemidir. Eğitimde kalite ancak liyakatle yükselir. #Liyakat #ProjeOkulu
PROJE OKULU ATAMALARINDA LİYAKAT DEĞİL, KEYFİYET HÂKİM OLMUŞTUR!
Proje okullarına yapılan yönetici ve öğretmen atamaları, kamu yönetiminin temel ilkeleri olan ehliyet, liyakat, şeffaflık ve hakkaniyet açısından eğitim camiasında ciddi soru işaretleri oluşturmuştur.
Eğitim çalışanlarının yıllar içerisinde ortaya koyduğu emek, başarı, hizmet süresi ve mesleki birikim dikkate alınmaksızın gerçekleştirilen atamalar; objektif kriterlerden uzak, denetlenemez ve kamu vicdanını yaralayan bir tablo ortaya çıkarmıştır.
Bugün gelinen noktada, liyakat yerine sadakatin, objektif ölçütler yerine kişisel tercihlerin, hakkaniyet yerine "benim adamım" anlayışının belirleyici olduğu yönündeki kanaat ne yazık ki eğitim çalışanları arasında giderek güçlenmektedir. Bu algının oluşmasının en büyük sorumlusu, atama süreçlerinin şeffaf yürütülmemesi ve hangi kriterlerin esas alındığının kamuoyuyla paylaşılmamasıdır.
Eğitim kurumları, kişisel ilişkilerin ya da sendikal ve idari yakınlıkların ödüllendirildiği yerler değildir. Proje okulları; ülkemizin eğitim kalitesine yön veren, en nitelikli eğitim kadrolarının görev yapması gereken kurumlardır. Böylesine önemli kurumlara yapılacak atamalarda tek ölçü; ehliyet, liyakat, başarı, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme olmalıdır.
Yıllarca fedakârca görev yapan, sayısız başarıya imza atan eğitimcilerin hiçbir somut gerekçe gösterilmeden görevlerinden uzaklaştırılması veya tercih edilmemesi; yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmamakta, aynı zamanda çalışma barışını bozmakta, motivasyonu düşürmekte ve eğitim sistemine duyulan güveni zedelemektedir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz ki; kamu yönetiminde keyfiliğe, kayırmacılığa ve "benim adamım" anlayışına asla teslim olmayacağız. Hiç kimsenin emeğinin, alın terinin ve mesleki birikiminin kişisel tercihlere kurban edilmesine sessiz kalmayacağız.
Millî Eğitim Bakanlığını; proje okulu atamalarında kullanılan değerlendirme kriterlerini şeffaf biçimde açıklamaya, atama süreçlerini yargı denetimine açık ve objektif hâle getirmeye, oluşan mağduriyetleri ivedilikle gidermeye davet ediyoruz.
Eğitimde başarı; sadakatle değil liyakatle, kayırmacılıkla değil adaletle sağlanır. Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, ehliyet ve liyakatin hâkim olduğu, adalet duygusunu güçlendiren bir eğitim yönetimi anlayışı hayata geçirilinceye kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@demecegitimsen@gkhozturk1@delikurd@selmer05@ermankarakus1@EBiyiker52953@Yusuf__Tekin@cftcblnt@tcmeb
#Projeokulu
#liyakat
@Metin_DEMEC_16 Aile bütünlüğü Anayasal bir haktır. Öğretmenlerimizin aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği başvurularında yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için taleplerimizi Millî Eğitim Bakanlığına resmî olarak ilettik. Eğitim çalışanlarının ses olmaya devam edeceğiz.
@Metin_DEMEC_16 Bakanlığın planlama eksikliğinin bedelini öğretmenler ödeyemez. Aynı görevi yapan, aynı süre çalışan öğretmenler arasında hak kaybına yol açan bu uygulama adalet duygusunu zedelemektedir. Binlerce öğretmenin sesi duyulmalı, mağduriyet acilen giderilmelidir.
@Metin_DEMEC_16 Öğretmenlerimizden fedakârlık beklenirken, en temel hak taleplerinin görmezden gelinmesi kabul edilemez. Fiilen üç yıllık görev süresini tamamlayan meslektaşlarımızın aile birliği hakkı engellenmemelidir. Adalet, mağduriyet üretmek değil, mağduriyeti gidermektir.
@Metin_DEMEC_16 Fiilen üç yılını tamamlayan öğretmenlerin aile birliği hakkını engellemek adalet değildir. Öğretmen mağdur edilmemeli, 2023 Eylül ataması kapsamındaki meslektaşlarımızın mazeret tayini hakkı derhal verilmelidir.
Öğretmenlerimiz kendi belirledikleri bir tarihte değil, Bakanlığın belirlediği takvim doğrultusunda göreve başlamıştır. Fiilen üç yılını tamamlayan eğitim emekçilerinin aile birliği hakkından mahrum bırakılması kabul edilemez. Mağduriyetin kaynağı öğretmenler değil, eksik düzenlemelerdir. Bu yanlıştan dönülmeli ve 2023 Eylül ataması öğretmenlerine mazerete bağlı yer değiştirme hakkı tanınmalıdır. Adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir.
Öğretmenlerimiz Bakanlığın belirlediği tarihte atanmış, Bakanlığın belirlediği tarihte göreve başlamış ve görevlerini büyük bir özveriyle sürdürmüştür. Bugün ortaya çıkan mağduriyetin sorumlusu öğretmenler değildir. Fiilen üç yıllık çalışma süresini tamamlayan eğitim çalışanlarının aile birliği, eş durumu ve diğer mazeret haklarından yararlandırılmaması hem vicdanları yaralamakta hem de çalışma barışına zarar vermektedir.
Ailelerinden, eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşayan binlerce öğretmenin sesi duyulmalıdır. Eğitim sisteminin yükünü omuzlayan öğretmenlerin en temel insani haklarından biri olan aile birliği hakkının bürokratik yorumlara kurban edilmesi kabul edilemez. Geçmiş yıllarda benzer mağduriyetler ek düzenlemelerle giderilmişken bugün aynı hassasiyetin gösterilmemesi büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığından beklentimiz çok nettir: Fiilen üç yılını tamamlayan 2023 Eylül ataması öğretmenlerinin mazerete bağlı yer değiştirme başvurularına dahil edilmesi ve yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesidir. Güçlü Türkiye, güçlü ailelerle; güçlü aileler ise huzurlu ve mutlu öğretmenlerle mümkündür.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR!
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Yılı Öğretmenlerin Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu, binlerce öğretmenin haklı beklentilerini karşılamaktan uzak kalmış ve yeni bir mağduriyetin kapısını aralamıştır.
Özellikle 8 Mayıs 2023 tarihinde atanan ve 1 Eylül 2023 tarihinde göreve başlayan öğretmenlerin, fiilen üç yıllık çalışma sürelerini tamamlamış olmalarına rağmen mazerete bağlı yer değiştirme başvurularından yararlandırılmaması kabul edilemez bir uygulamadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz ki; öğretmenlerimizin hayatlarını doğrudan etkileyen böylesine önemli bir konuda dar ve şekilci yorumlarla hareket edilmesi, aile bütünlüğü, eş durumu, sağlık ve diğer mazeretlere dayalı hakların kullanımını engellemek anlamına gelmektedir.
Söz konusu öğretmenler, Bakanlığın belirlediği tarihte atanmış, Bakanlığın belirlediği tarihte göreve başlamış ve görevlerini kesintisiz şekilde sürdürmüşlerdir. Bugün ortaya çıkan mağduriyetin sorumlusu öğretmenler değil, uygulamadaki eksiklik ve planlama hatalarıdır. Bu nedenle öğretmenlerimizin hak kaybına uğratılması ne vicdanen ne de hukuken savunulabilir bir durumdur.
Millî Eğitim Bakanlığı, geçmiş yıllarda benzer mağduriyetleri ek düzenlemelerle giderme yoluna gitmiştir. Aynı hassasiyetin bugün de gösterilmesi ve fiilen üç yıllık çalışma süresini tamamlayan öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme kapsamına alınması gerekmektedir.
Buradan Sayın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e çağrıda bulunuyoruz:
Binlerce öğretmenin ve ailesinin mağduriyetine neden olacak bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli, gerekli düzenleme gecikmeksizin yapılmalı ve 8 Mayıs 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize mazerete bağlı yer değiştirme başvurusu hakkı tanınmalıdır.
Eğitim çalışanlarının haklı taleplerini görmezden gelen değil, çözüme kavuşturan bir yönetim anlayışı bekliyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak sürecin takipçisi olacağımızı, öğretmenlerimizin haklı taleplerini her platformda kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Eğitim çalışanlarının hakkı bizim görevimizdir.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye
AİLE BİRLİĞİ BİR LÜTUF DEĞİL, ANAYASAL HAKTIR!
2023 yılında ataması yapılan öğretmenlerimiz, göreve başlama süreçlerinde yaşanan gecikmelerin sorumlusu olmamalarına rağmen bugün ailelerinden ayrı bırakılmaktadır. İdarenin neden olduğu gecikmenin faturası öğretmenlere kesilemez!
30 Eylül itibarıyla gerekli hizmet süresini tamamlayan öğretmenlerimizin, sadece ön başvuru tarihindeki teknik bir gerekçe öne sürülerek aile birliği hakkından mahrum bırakılması ne vicdana ne de hukuka sığmaktadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak soruyoruz:
Öğretmen atamasını yapan kim ?Göreve başlatma sürecini yöneten kim? Yaşanan gecikmenin sorumlusu kim?
Cevap idare ise, bunun bedelini öğretmenlerimiz neden ödemektedir?
Aile bütünlüğünü korumakla yükümlü olan devletin, kendi işlemlerinden kaynaklanan gecikmeleri gerekçe göstererek öğretmenleri eşlerinden ve çocuklarından ayrı bırakması kabul edilemez.
Bu mağduriyet derhal giderilmeli, 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize aile birliği tayini hakkı tanınmalıdır.
Hukuk teknik ayrıntıların arkasına saklanarak değil, adalet duygusunu yaşatarak uygulanır.
Öğretmenlerimiz mağdur edilmeyecek, bu haksızlığın sonuna kadar takipçisi olacağız.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
Üniversite İdari Personeline Tayin Hakkı Artık Ertelenemez!
Yıllardır aynı kurumda görev yapmak zorunda kalan, aile birliğinden mahrum bırakılan, eşinden ve çocuklarından ayrı yaşayan üniversite idari personelinin sesi olmaya devam ediyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, üniversite idari personelinin tayin ve nakil taleplerinin merkezi, şeffaf ve adil bir sistem üzerinden karşılanması için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmi talebimizi ilettik.
657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileri arasında en büyük mağduriyetlerden biri üniversite idari personelinin yaşadığı tayin sorunudur. Aynı devlete hizmet eden çalışanlar arasında farklı uygulamalar kabul edilemez.
* Aile birliği anayasal bir haktır.
* Kamu çalışanları kaderine terk edilemez.
* Tayin hakkı lütuf değil, temel bir haktır.
Üniversite idari personelinin yıllardır beklediği merkezi tayin sisteminin bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Mağduriyet değil çözüm, belirsizlik değil adalet istiyoruz!
@demecegitimsen@YuksekogretimK
#UnvTayiniMüjdeleRTE
MOBBİNGE KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
Çalışma hayatında çalışanların onurunu, huzurunu ve verimini hedef alan mobbing; yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda çalışma barışını ve kamu hizmetinin niteliğini zedeleyen ciddi bir hak ihlalidir.
Cumhurbaşkanlığının iş yerlerinde psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesine ilişkin yayımladığı genelgede de açıkça vurgulandığı üzere; kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların saygınlığının korunması, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması ve mobbingle etkin mücadele edilmesi tüm yöneticilerin sorumluluğundadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; görevini fedakârca yerine getiren eğitim çalışanlarının baskı, tehdit, dışlama, yıldırma ve benzeri psikolojik taciz uygulamalarına maruz bırakılmasını asla kabul etmiyoruz.
Üyelerimizin mesleki onurunu, çalışma huzurunu ve anayasal haklarını korumak sendikamızın en temel görevlerinden biridir. Mobbinge maruz kalan her üyemizin hukuki, idari ve sendikal süreçlerinde yanında olmaya; haklı mücadelelerini sonuna kadar desteklemeye devam edeceğiz.
Hiçbir eğitim çalışanı yalnız değildir. Haksızlığa karşı dayanışmayı büyütecek, hukukun ve adaletin gereğini kararlılıkla takip edeceğiz.
Saygı temelimizdir. Dayanışma gücümüzdür. Adalet hepimizin hakkıdır.
@demecegitimsen@tcmeb
#mobing
#Irmaköğretmeniçinadalet
AİLE BİRLİĞİ HAKTIR, MAĞDURİYET GİDERİLMELİDİR!
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, 8 Mayıs 2023 öğretmen atamalarında göreve yerleşen ancak idari süreçlerden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle görevlerine geç başlatılan meslektaşlarımızın aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği başvurularında yaşadığı mağduriyeti Milli Eğitim Bakanlığına resmî olarak ilettik.
Öğretmenlerimizin herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen, tamamen idari işlemlerden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle aile birliği hakkından mahrum bırakılmaları kabul edilemez. Aynı şartlarda göreve başlayan eğitim çalışanlarının, kendi iradeleri dışında oluşan süreçler nedeniyle farklı uygulamalara tabi tutulması hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine aykırıdır.
Ailenin korunması Anayasamızın güvence altına aldığı temel bir haktır. Eğitim çalışanlarının ailelerinden ayrı kalmasına neden olan bu mağduriyetin giderilmesi, hem hukukun hem de vicdanın gereğidir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, üyemiz olsun ya da olmasın tüm eğitim çalışanlarının haklı taleplerinin takipçisi olmaya, yaşanan haksızlıkların karşısında durmaya ve çözüm üreten sendikacılık anlayışımızla mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Haklı talebimizin karşılık bulmasını ve mağduriyet yaşayan öğretmenlerimiz için gerekli düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz.
Eğitim çalışanlarının hakkı bizim görevimizdir.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye