TALEBİMİZ KARŞILIK BULDU!
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği başvurularında yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı nezdinde yürüttüğümüz girişimler sonuç vermiştir.
2023 yılında atanan ve 1 Eylül 2023 tarihinde göreve başlayan öğretmenlerimizin, aile birliği hakkından mahrum bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ilk günden itibaren dile getirdik. Konuyu resmî yazılarımızla Bakanlığa taşıdık, sahadan gelen talepleri kararlılıkla takip ettik ve öğretmenlerimizin sesi olduk.
Bugün gelinen noktada, Bakanlık tarafından yapılan açıklamayla birlikte söz konusu mağduriyetin giderileceği ve çalışma süresini Eylül ayında tamamlayacak öğretmenlerimiz için ayrıca bir yer değiştirme duyurusu yayımlanacağı kamuoyuna duyurulmuştur.
Bu gelişme; haklı taleplerin, kararlı mücadelenin ve eğitim çalışanlarının ortak sesinin bir sonucudur.
Öğretmenlerimizin aile bütünlüğünü koruyan, huzurunu ve motivasyonunu artıran her adımı desteklemeye devam edeceğiz. Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak bundan sonra da eğitim çalışanlarının haklarını savunmayı, yaşanan mağduriyetlerin takipçisi olmayı ve çözümün bir parçası olmayı sürdüreceğiz.
Bu vesileyle, talebimizin karşılık bulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor; öğretmenlerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyoruz.
Genel Başkanımız Metin ÖKSÜZ, Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Gürhan ÇOKGEZER'i makamında ziyaret etti.
Gerçekleştirilen ziyarette Bursa'da eğitim alanında yürütülen çalışmalar, eğitim çalışanlarının talep ve beklentileri ile eğitim gündemine ilişkin güncel konular üzerine verimli bir görüş alışverişinde bulunuldu.
Eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü, çalışma barışının güçlendirilmesi ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerin yapıldığı görüşmede, karşılıklı istişare ve diyaloğun önemi vurgulandı.
Nazik ev sahipliği ve misafirperverliği için Bursa İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Gürhan ÇOKGEZER'e teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR!
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Yılı Öğretmenlerin Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu, binlerce öğretmenin haklı beklentilerini karşılamaktan uzak kalmış ve yeni bir mağduriyetin kapısını aralamıştır.
Özellikle 8 Mayıs 2023 tarihinde atanan ve 1 Eylül 2023 tarihinde göreve başlayan öğretmenlerin, fiilen üç yıllık çalışma sürelerini tamamlamış olmalarına rağmen mazerete bağlı yer değiştirme başvurularından yararlandırılmaması kabul edilemez bir uygulamadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz ki; öğretmenlerimizin hayatlarını doğrudan etkileyen böylesine önemli bir konuda dar ve şekilci yorumlarla hareket edilmesi, aile bütünlüğü, eş durumu, sağlık ve diğer mazeretlere dayalı hakların kullanımını engellemek anlamına gelmektedir.
Söz konusu öğretmenler, Bakanlığın belirlediği tarihte atanmış, Bakanlığın belirlediği tarihte göreve başlamış ve görevlerini kesintisiz şekilde sürdürmüşlerdir. Bugün ortaya çıkan mağduriyetin sorumlusu öğretmenler değil, uygulamadaki eksiklik ve planlama hatalarıdır. Bu nedenle öğretmenlerimizin hak kaybına uğratılması ne vicdanen ne de hukuken savunulabilir bir durumdur.
Millî Eğitim Bakanlığı, geçmiş yıllarda benzer mağduriyetleri ek düzenlemelerle giderme yoluna gitmiştir. Aynı hassasiyetin bugün de gösterilmesi ve fiilen üç yıllık çalışma süresini tamamlayan öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme kapsamına alınması gerekmektedir.
Buradan Sayın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e çağrıda bulunuyoruz:
Binlerce öğretmenin ve ailesinin mağduriyetine neden olacak bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli, gerekli düzenleme gecikmeksizin yapılmalı ve 8 Mayıs 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize mazerete bağlı yer değiştirme başvurusu hakkı tanınmalıdır.
Eğitim çalışanlarının haklı taleplerini görmezden gelen değil, çözüme kavuşturan bir yönetim anlayışı bekliyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak sürecin takipçisi olacağımızı, öğretmenlerimizin haklı taleplerini her platformda kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Eğitim çalışanlarının hakkı bizim görevimizdir.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye
Bugün saat 10.00’da Bursa Saati ekranlarında, Gazeteci-Yazar Sayın Aysın Komitgan’ın hazırlayıp sunduğu “Günaysın” programının canlı yayın konuğu olduk.
Programda;
* Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak yürüttüğümüz çalışmaları,
* Eğitim çalışanlarımızın sahada karşı karşıya kaldığı sorunları,
* Eğitimde adalet, liyakat ve emek mücadelesine ilişkin görüşlerimizi paylaştık.
Eğitim çalışanlarının sesi olmaya, yaşanan sorunları kamuoyunun gündemine taşımaya ve çözüm önerilerimizi ifade etmeye çalıştık.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; eğitim çalışanlarının haklarını, emeğini ve alın terini savunmaya, adalet ve liyakat temelinde yürüttüğümüz sendikal mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Çünkü bu mücadele yalnızca bir hak arayışı değil; emeğin onurunu, mesleğin itibarını ve geleceğin teminatı olan eğitim çalışanlarımızın hakkını koruma mücadelesidir.
Susanların değil, mücadele edenlerin sendikası!
Birlikte güçlüyüz, birlikte başaracağız.
Nilüfer ASLANTEKİN
BURSA ŞUBE BAŞKANI
@Metin_DEMEC_16@demecegitimsen@gkhozturk1@delikurd@ermankarakus1@coskunakyzz@Hgozuugurlu1610@gencayhangull@sen25593@selmer05@EBiyiker52953@DEMECihsantopcu
Sınavların Yükü Öğretmenin Omzunda, Karşılığı Yok Sayılıyor!
Üniversite sınavlarının yükü öğretmenlerin omuzlarına bırakılırken, emeğin karşılığı ne yazık ki verilmemektedir. Öğretmenler ve eğitim çalışanları, son derece kritik bir kamu hizmetini yerine getirmelerine rağmen düşük ücretler, ağır sorumluluklar ve baskıcı uygulamalar altında görev yapmak zorunda bırakılmaktadır.
Sınav görevlilerine ödenen ücretler, görevin taşıdığı risk ve sorumlulukla kesinlikle örtüşmemektedir. Sabahın erken saatlerinden günün önemli bir bölümüne kadar süren görevler, dikkat, disiplin ve yüksek sorumluluk gerektirmesine rağmen adeta sembolik ödemelerle karşılanmaktadır.
Bunun yanında sınav görevlileri sürekli bir hata yapma korkusuyla çalıştırılmaktadır. En küçük bir usul hatasının dahi tutanak, soruşturma veya yaptırım tehdidiyle karşılık bulması, eğitim çalışanlarını gönüllü olarak görev almaktan uzaklaştırmaktadır. Güvene dayalı bir çalışma ortamı yerine, cezalandırıcı ve baskıcı bir anlayış hakim kılınmaktadır.
Bir diğer sorun ise bazı sınav merkezi yöneticilerinin ve bina sorumlularının sergilediği otoriter tutumdur. Eğitim çalışanları, kamu görevlisi ve meslek mensubu olduklarını hissetmek yerine, sürekli denetlenen ve baskı altında tutulan kişiler gibi muamele gördüklerini ifade etmektedir.
Uzak görevlendirmeler, ulaşım masrafları, uzun bekleme süreleri ve artan ekonomik koşullar da dikkate alındığında sınav görevleri birçok eğitim çalışanı için cazip olmaktan çıkmıştır. Buna rağmen sınav sisteminin sağlıklı işlemesi öğretmenlerin fedakârlığına dayandırılmaya devam edilmektedir.
Eğitim çalışanlarının emeğini değersizleştiren bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. Sınav görev ücretleri günümüz ekonomik koşullarına uygun şekilde artırılmalı, gereksiz bürokratik baskılar kaldırılmalı ve eğitim çalışanlarının mesleki saygınlığına uygun çalışma ortamı sağlanmalıdır. Aksi halde sınavlarda görev almak istemeyen öğretmen sayısının artması kaçınılmaz olacaktır.
@demecegitimsen
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak Eğtim çalışanlarının sesini Bursa İl Başkanımız Nilüfer ASLANTEKİN’le Bursa Saati YouTube kanalında duyurduk.
https://t.co/Lk3em2ahEJ
@Metin_DEMEC_16 Unutmayalım Kİ Bu gün sert müdahale edilen bu öğretmenler geleceğimiz için bizim çocuklarımızı okutmaktadır Keske bu şekilde olmasaydı daha sağ duyulu çözümler bulunsaydı bir eğitim çalışanı ve Veli olarak çok üzgünüm
Hak aramak suç değildir, anayasal bir haktır!
Ankara'da taleplerini demokratik ve barışçıl yollarla dile getiren öğretmenlere yönelik sert müdahale ve gözaltılar kabul edilemez. Eğitim çalışanlarının, öğretmenlerin ve onların yanında duran ailelerin şiddet görüntüleriyle gündeme gelmesi vicdanları yaralamıştır.
Öğretmen; geleceği inşa eden, topluma yön veren en değerli meslek mensubudur. Öğretmenlerin sesine kulak vermek yerine onları gözaltına almak, eğitim camiasının sorunlarını çözmeye katkı sağlamayacaktır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve demokratik hakların kullanılmasını savunuyor, gözaltına alınan öğretmenlerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Öğretmenin itibarı korunmalı, haklı talepleri diyalog ve müzakere yoluyla çözülmelidir.
Susanların değil, mücadele edenlerin sendikası olarak; hak, hukuk ve adalet mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.
@demecegitimsen@MulakatPlatform
#ÖğretmenlerGözaltında
#HakYerineöğretmeneGözaltı
#ÖğretmenlerSerbestBırakılsın
HAK GASBINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
Yüz binlerce öğretmen adayı yazılı sınavlarda alın teri dökerken, aylarca emek verirken; kaderlerinin birkaç dakikalık mülakatlarla değiştirilmesi kabul edilemez.
Aynı puanı alan adaylardan bir kısmının atanıp bir kısmının elenmesi, vicdanlarda derin yaralar açmıştır. Bu durum ne adaletle, ne hukukla ne de liyakat anlayışıyla bağdaşmaktadır.
Öğretmenlerin hakkını korumakla yükümlü olanlar, önce adalet duygusunu korumalıdır. Mülakatlar nedeniyle mağdur edilen binlerce öğretmenin sesi duyulmalı, yaşatılan mağduriyetler derhal giderilmelidir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz:
Hakkın yerine torpilin, liyakatin yerine takdirin geçtiği hiçbir sistemi kabul etmiyoruz. Mülakat mağdurlarının hakkı teslim edilene kadar bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Çünkü adaletin olmadığı yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde güçlü bir eğitim sistemi kurulamaz.
Mülakat değil liyakat! Hak yerini bulana kadar susmayacağız!
@demecegitimsen@MulakatPlatform@Yusuf__Tekin@tcmeb
#ÖğretmenlerAnkarayaGeliyor
#TutulmayanSözleriçinBuradayız
Üniversite İdari Personeline Tayin Hakkı Artık Ertelenemez!
Yıllardır aynı kurumda görev yapmak zorunda kalan, aile birliğinden mahrum bırakılan, eşinden ve çocuklarından ayrı yaşayan üniversite idari personelinin sesi olmaya devam ediyoruz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak, üniversite idari personelinin tayin ve nakil taleplerinin merkezi, şeffaf ve adil bir sistem üzerinden karşılanması için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmi talebimizi ilettik.
657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileri arasında en büyük mağduriyetlerden biri üniversite idari personelinin yaşadığı tayin sorunudur. Aynı devlete hizmet eden çalışanlar arasında farklı uygulamalar kabul edilemez.
* Aile birliği anayasal bir haktır.
* Kamu çalışanları kaderine terk edilemez.
* Tayin hakkı lütuf değil, temel bir haktır.
Üniversite idari personelinin yıllardır beklediği merkezi tayin sisteminin bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Mağduriyet değil çözüm, belirsizlik değil adalet istiyoruz!
@demecegitimsen@YuksekogretimK
#UnvTayiniMüjdeleRTE
AİLE BİRLİĞİ BİR LÜTUF DEĞİL, ANAYASAL HAKTIR!
2023 yılında ataması yapılan öğretmenlerimiz, göreve başlama süreçlerinde yaşanan gecikmelerin sorumlusu olmamalarına rağmen bugün ailelerinden ayrı bırakılmaktadır. İdarenin neden olduğu gecikmenin faturası öğretmenlere kesilemez!
30 Eylül itibarıyla gerekli hizmet süresini tamamlayan öğretmenlerimizin, sadece ön başvuru tarihindeki teknik bir gerekçe öne sürülerek aile birliği hakkından mahrum bırakılması ne vicdana ne de hukuka sığmaktadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak soruyoruz:
Öğretmen atamasını yapan kim ?Göreve başlatma sürecini yöneten kim? Yaşanan gecikmenin sorumlusu kim?
Cevap idare ise, bunun bedelini öğretmenlerimiz neden ödemektedir?
Aile bütünlüğünü korumakla yükümlü olan devletin, kendi işlemlerinden kaynaklanan gecikmeleri gerekçe göstererek öğretmenleri eşlerinden ve çocuklarından ayrı bırakması kabul edilemez.
Bu mağduriyet derhal giderilmeli, 2023 atamasıyla göreve başlayan öğretmenlerimize aile birliği tayini hakkı tanınmalıdır.
Hukuk teknik ayrıntıların arkasına saklanarak değil, adalet duygusunu yaşatarak uygulanır.
Öğretmenlerimiz mağdur edilmeyecek, bu haksızlığın sonuna kadar takipçisi olacağız.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin@cftcblnt
#2023EylülAtamasıAileBirligi
MOBBİNGE KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
Çalışma hayatında çalışanların onurunu, huzurunu ve verimini hedef alan mobbing; yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda çalışma barışını ve kamu hizmetinin niteliğini zedeleyen ciddi bir hak ihlalidir.
Cumhurbaşkanlığının iş yerlerinde psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesine ilişkin yayımladığı genelgede de açıkça vurgulandığı üzere; kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların saygınlığının korunması, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması ve mobbingle etkin mücadele edilmesi tüm yöneticilerin sorumluluğundadır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; görevini fedakârca yerine getiren eğitim çalışanlarının baskı, tehdit, dışlama, yıldırma ve benzeri psikolojik taciz uygulamalarına maruz bırakılmasını asla kabul etmiyoruz.
Üyelerimizin mesleki onurunu, çalışma huzurunu ve anayasal haklarını korumak sendikamızın en temel görevlerinden biridir. Mobbinge maruz kalan her üyemizin hukuki, idari ve sendikal süreçlerinde yanında olmaya; haklı mücadelelerini sonuna kadar desteklemeye devam edeceğiz.
Hiçbir eğitim çalışanı yalnız değildir. Haksızlığa karşı dayanışmayı büyütecek, hukukun ve adaletin gereğini kararlılıkla takip edeceğiz.
Saygı temelimizdir. Dayanışma gücümüzdür. Adalet hepimizin hakkıdır.
@demecegitimsen@tcmeb
#mobing
#Irmaköğretmeniçinadalet
ÖĞRETMENLER ODASI GÖZETİM ALANI DEĞİLDİR!
Merkezi sınav güvenliğini gerekçe göstererek öğretmenler odalarına kalıcı kamera yerleştirilmesi girişimleri kabul edilemez.
Öğretmenler odaları; öğretmenlerin dinlendiği, mesleki değerlendirmelerde bulunduğu, öğrenciler ve velilerle ilgili hassas konuları görüştüğü, özel ve ortak kullanım alanlarıdır. Bu alanların sürekli kayıt altına alınması; özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve çalışanların mahremiyet hakkının açık ihlalidir.
Sınav güvenliğini sağlamak devletin görevidir. Ancak güvenlik adına öğretmenleri sürekli gözetim altında tutmak ne hukuken ne de vicdanen kabul edilebilir bir uygulamadır. Eğitim çalışanlarını potansiyel suçlu gibi gören anlayış, eğitim kurumlarında güveni değil güvensizliği büyütür.
Öğretmenler odası bir güvenlik noktası değil, eğitim emekçilerinin ortak çalışma ve dinlenme alanıdır. Mahremiyetin olmadığı yerde huzur, huzurun olmadığı yerde verimli bir eğitim ortamı oluşturulamaz.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz:
Öğretmenler odalarına kalıcı kamera yerleştirilmesine karşıyız. Eğitim çalışanlarının anayasal haklarını, kişisel verilerini ve mesleki itibarını zedeleyen her türlü uygulamanın karşısında olmaya devam edeceğiz.
Öğretmenler gözetlenecek değil, değer verilecek insanlardır.
Mahremiyet haktır, vazgeçilmezdir.
Öğretmenler odası kamera değil, saygı ister.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin
IRMAK ÖĞRETMEN İÇİN ADALET İSTİYORUZ!
Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan genç meslektaşımız Irmak Ayşe Koparan'ın hayatını kaybetmesi eğitim camiasını derinden sarsmış, yüreklerimizi dağlamıştır.
Henüz adli ve idari soruşturmalar tamamlanmamış olmakla birlikte, kamuoyuna yansıyan iddialar son derece vahimdir. Meslektaşımızın görev yaptığı süreçte mobbing, baskı, şiddet, haksız soruşturmalar, ulaşım ve barınma sorunları yaşadığına, yaptığı başvuruların karşılıksız bırakıldığına ilişkin iddialar toplum vicdanını derinden yaralamaktadır.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Bir öğretmen neden kendisini bu kadar yalnız hissetmiştir?
Bir öğretmenin feryadı neden duyulmamıştır?
Yaptığı başvurular neden sonuçsuz kalmıştır?
Eğer ortada iddia edildiği gibi mobbing, baskı, şiddet, görevi kötüye kullanma, ihmâl veya kamu gücünün yanlış kullanılması varsa, bunların üzeri asla örtülmemelidir. Hiç kimse makamının, unvanının veya yetkisinin arkasına sığınarak bir eğitim çalışanının hayatını karartma hakkına sahip değildir.
Öğretmenler yalnızca ders anlatan kamu görevlileri değildir. Onlar bu milletin geleceğini yetiştiren, devletin emanet ettiği nesilleri hayata hazırlayan eğitim neferleridir. Öğretmene yönelik her türlü baskı, yıldırma ve mobbing; yalnızca bir kişiye değil, eğitim sisteminin tamamına yönelmiş bir saldırıdır.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak talebimiz nettir:
▪ Olay tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf şekilde araştırılmalıdır.
▪ İleri sürülen mobbing, şiddet, baskı ve ihmâl iddiaları ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
▪ Varsa sorumlular hakkında gerekli idari ve adli işlemler gecikmeksizin uygulanmalıdır.
▪ Özellikle uzak bölgelerde görev yapan öğretmenlerin barınma, ulaşım, güvenlik ve çalışma koşulları yeniden değerlendirilmelidir.
▪ Öğretmenleri yalnızlaştıran, değersizleştiren ve korumasız bırakan uygulamalara son verilmelidir.
Irmak Ayşe Koparan Öğretmenimizin hatırasına borcumuz; gerçeğin ortaya çıkması, adaletin tecelli etmesi ve bir daha hiçbir öğretmenin kendisini çaresiz hissetmeyeceği çalışma ortamlarının oluşturulmasıdır.
Meslektaşımızı rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
#ırmaköğretmeniçinadalet
@tcmeb@Yusuf__Tekin
ÜÇ YIL DOLDU, MAĞDURİYET BİTMEDİ!
2023 yılında atanan öğretmenlerimiz, görev sürelerini fiilen tamamlamış olmalarına rağmen aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkından yararlanamamaktadır. Kendi iradeleri dışında yaşanan idari süreçlerin bedelini öğretmenlerimize ve ailelerine ödetmek hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.
Anayasa ile güvence altına alınan aile birliğinin korunması ilkesi, dar yorumlarla sınırlandırılamaz. Eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşayan öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet artık görmezden gelinmemelidir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak talebimiz nettir: Hizmet süresini tamamlayan 2023 ataması öğretmenlerimize aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkı tanınmalı, bu konuda ortaya çıkan mağduriyetler adil ve kalıcı bir düzenlemeyle giderilmelidir.
Eğitim çalışanlarının huzuru, ailelerinin huzurundan bağımsız düşünülemez. Güçlü bir eğitim sistemi, güçlü ve bir arada yaşayan ailelerle mümkündür.
Öğretmenlerimizin sesi olmaya, haklı taleplerini her platformda kararlılıkla dile getirmeye devam edeceğiz.
@demecegitimsen@tcmeb@Yusuf__Tekin
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#AileyleYükselenTürkiye
ÖĞRETMENLER ODASI GÖZETİM ALANI DEĞİLDİR!
Öğretmenler odaları; öğretmenlerin dinlendiği, mesleki değerlendirmeler yaptığı, öğrenciler ve eğitim süreçleri hakkında görüş alışverişinde bulunduğu özel çalışma alanlarıdır. Bu alanların kamera ile izlenmesi veya izlenme ihtimalinin dahi oluşması, çalışma barışını ve mesleki özgürlüğü zedeleyen ciddi bir uygulamadır.
Asıl cevap bekleyen soru şudur: Güvenlik adına atıldığı söylenen bu adım, öğretmenlerin mahremiyetini ve çalışma huzurunu nasıl koruyacaktır?
Kameraların ne zaman kayıt yapacağı, kayıtların kimler tarafından izleneceği, ne kadar süre saklanacağı ve bu görüntülerden kimin sorumlu olacağı açıkça ortaya konulmadan yapılan her uygulama, eğitim çalışanlarının haklı endişelerini artırmaktadır.
Öğretmenler suçlu değildir ki sürekli gözetim altında tutulmaya çalışılsın. Eğitim kurumlarında güvenlik sağlanacaksa bunun yolu öğretmenler odalarını denetim alanına çevirmek değil, okul güvenliğini bütüncül politikalarla güçlendirmektir.
Eğitim çalışanlarının kişisel hakları, özel hayatın gizliliği ve mesleki saygınlığı tartışma konusu yapılamaz. Öğretmenler odalarının amacı bellidir; bu alanlar kamera gölgesinde değil, güven ve saygı ortamında var olmalıdır.
Sessiz kalmayacağız. Öğretmenlerin mesleki mahremiyetini ve çalışma huzurunu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü eğitim, güven üzerine kurulur; gözetim üzerine değil.