@yeniasya Siz mi hakikatin GÜR sesisiniz ?
Kendi GYY Kazım Güleçyüz ün tutuklanmasına dahi gür sesini çıkaramayan gruptan bir başka mazluma yapılana itiraz etme cesaretini göstermesini beklemeyin
Ruşen Çakır (@cakir_rusen):
"Yaklaşık 25 yıllık AKP iktidarına baktığımız zaman Süleymancılar, sevilmeyen ama çok da fazla saldırıya uğramayan bir hareket olarak, bir cemaat olarak kaldı. Son bir yılda işler iyice ciddileşti, açık açık hedef gösterildi. Tabii ki burada temel husus iktidarı, iktidar partilerini desteklememeleri. Hatta kimi zaman İYİ Parti, kimi zaman da Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi gibi ya da son dönemde -özellikle belediye seçimlerinde- bazı bölgelerde CHP'ye oy verdikleri söylendi. İktidara el uzatmadılar ve şimdi de bunun bedelini ödüyorlar"
➡️https://t.co/HFB44RBeXR
“Süleymancılar” veya “Süleymanlılar” olarak bilinen cemaatin içinde, cemaatin de tasvip etmediği “tuhaf ilişkiler içine giren” bir gruba operasyon yapıldığı bildiriliyor.
Süleyman Hilmi Tunahan Hz.’nin izinden giden, Kur’ân hizmeti yapan insanlara operasyon yapıldığı algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Böyle bir şey sözkonusu bile olamaz.
Ortada ne çok fitne-fesatçı tip var öyle!
Bu Suudi Konsoloslukta kendi adamını yakan kişi değil mi, Yanındaki Pakistalı da, İmran han ABD'yi eleştirdiği için darbe yapıp, İmza hanı hapse atan ona işkence edenlerin getirdikleri biri değil mi? Biz kimlerle bir aaraya geliyoruz ve bu kadro ile kimi kime karşı koruyacağız. Evet burada Murisn,in katlili Sisi eksik. Bu ittifakın sekreteryasını da Dahlan yapsaydı ne iyi olurdu. Sahi bu gidiş nereye?
Olay tam olarak eski MİT mensubu Mahir Kaynak'ın bahsettiği yere gidiyor:
"Devlet bir gün Türkiye'de dini kaldırmak isterse bunu İslamcı bir parti eliyle; şeriatı getirmek isterse bunu CHP eliyle; Kürdistan kurmaya karar verirse de bunu MHP'nin eliyle yapar!" demişti.
Yani 40 yılın "Türk milliyetçisi" Bahçeli'nin dün "terörist" dediği kişilere bugün kucak açması, terörist başı Öcalan'a umut hakkı çağrıları, sadece o büyük senaryonun bir parçası...
Mehmet Emin Ekmen: “Yargıdaki tıkanıklığın aşılması için akademisyenlerin ortaya koyduğu hukuki değerlendirmeler ışığında AİHM kararları dikkate alınmalıdır.
İç hukukumuzun gerekleri, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve yargı mercilerinin kararlarına uygun şekilde hareket edelim. Hatta geçmiş dosyaları Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin son bir yılda verdiği kararlara uyarlı hale getirelim.”
Küçük bir düzeltme:
Yasa, sadece PKK/KCK zanlılarına yönelik.
Bu yüzden Osman Kavala, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, Tayfun Kahraman, Mine Özerdem, Çiğdem Mater yasadan yararlanamıyor.
Demirtaş’a ceza indirimi var, tahliye yok.
FETÖ’den içeride olan ve hiç bir şiddet eylemi olmayan binlerce kişi, 15 Temmuz gecesi aldığı yasal emre uyan, hiç bir cebri bir fiili olmayan askerler/subaylar, o gecenin en mazlum kesimi olan ASKERİ OKUL ÖĞRENCİLERİ de kapsam dışı.
PKK dışındaki diğer sol/sosyalist örgütlerin zanlıları da.
Değerli Kamuoyu, Kıymetli Meslektaşlarım,
Türk ceza adaleti sisteminde uzun süredir devam eden yorum farklılıklarını gidermek, ceza hukuku dogmatiğinin evrensel ilkelerini tahkim etmek ve uygulamadaki tıkanıklıklara bilimsel bir yol haritası sunmak amacıyla; AİHM Büyük Daire Yalçınkaya ve Yasak kararları ile müteakip 2. Daire kararlarının (toplamda 3554 başvurucu hakkında verilen ihlal kararları) Anayasa Hukuku, Maddi Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku açsıından değerlendirilmesi için hazırlanan "Hukukî Mütalâa" tamamlanmış ve kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.
2005 Ceza Hukuku Reformu ile yürürlükteki Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer (@AdemSozuer) ve Prof. Dr. İzzet Özgenç (@izzetoezgenc), ceza usul hukukunun duayenleri Prof. Dr. Faruk Turhan ve Prof. Dr. Cumhur Şahin ile anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Tolga Şirin’in (@tolgashirin) ortak imzasını taşıyan bu mütalaa, ceza adaleti sistemimiz açısından tarihi bir uzlaşı belgesidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Yüksel Yalçınkaya ve en güncel Şaban Yasakkararları başta olmak üzere binlerce grup ihlal kararı; sorunun münferit yargılama hatalarından değil, yasal ve rutin sivil faaliyetlerin otomatik suçluluk karinesi olarak uygulanmasından kaynaklanan yapısal bir nitelendirme hatasından ileri geldiğini tescil etmiştir.
Akademisyenlerimiz; derinlemesine bilimsel tahlillere dayanan bu mütalaa ile ceza hukuku dogmatiğinin ilkelerini, derece mahkemelerinin karar verme süreçlerinde rehberlik edecek öngörülebilir ve bütüncül bir çerçeveye oturtmuşlardır.
Değerli hocalarıma müteşekkirim.
Hukuk akademisi üzerine düşen tarihi ve entelektüel sorumluluğu yerine getirmiş; ceza adaletinin yeniden tesisi için tarafsız ve yapıcı bir hukuki altyapı sunmuştur. Bundan önce olduğu gibi bu noktadan sonra da çözümün adresi siyasi iradedir.
Siyasi irade, çözümün önünde bir tereddüt kaynağı değil; toplumsal barışı, adaleti ve müreffeh bir geleceği inşa eden çözüm adresi olmalıdır.
Ülkemizi daha adil, daha müreffeh ve hukukun üstünlüğü temelinde sarsılmaz bir geleceğe taşımak için enerjimizi geçmişin yüklerine değil, geleceğin inşasına harcamak zorundayız. Bu tarihi sorumluluk karşısında elbirliğiyle çalışacağımıza olan inancımla, mütalaa metnini takdirlerinize sunarım. Saygılarımla.
https://t.co/EjZd9UQnpg
🔴 Ahbap'a destek verenleri 'devlet düşmanı' ilan eden Nedim Şener'in 2023'teki paylaşımları ortaya çıktı
6 Şubat depremlerinde Ahbap'a destek veren yurttaşları "Recep Tayyip Erdoğan ve devlet düşmanlığıyla" suçlayan iktidara yakın gazeteci Nedim Şener'in, 2023'te Haluk Levent’e sahip çıkıp "Yem etmeyin" dediği ortaya çıktı.
Şener'in, bir başka paylaşımında ise "Haluk Levent ile Oğuzhan Uğur'dan devlete rakip, devlete düşmanlık çıkmaz. Tersini düşünmek Türkiye Cumhuriyeti devletini hafife almaktır" ifadelerini kullandığı görüldü.
Ayrıntılar... 👇
https://t.co/F3bz6atUG3