Atatürk, KEMALİZM kavramını 1935 CHP Programına koymuştu. Üstelik bunu 1934'te "Atatürk" soyadını aldıktan sonra yapmıştı.
"Atatürk döneminde Kemalizm yoktu!" demek halkın gözünün içine bakarak yalan söylemektir.
Atatürk döneminde "Kemalizm" vardı. Üstelik 1919 yılının sonlarından beri vardı. Yabancı basında ve yazışmalarda Mustafa Kemal'in önderliğindeki Kuvayimilliyeciler, yurtseverler, millicilere "Kemalistler" adı veriliyordu.Emperyalizme karşı kazanılan Büyük Zafer "Kemalist Zafer" olarak adlandırılıyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra ise Atatürk'ün devrimlerle biçimlendirdiği tam bağımsız, üniter ve laik Cumhuriyet'in siyasal, sosyo-kültürel, hatta ekonomik politiği zaman zaman "Kemalizm" olarak adlandırılıyordu. 1930'larda
Kemalizm adıyla kitaplar yayımlandı. CHP ileri gelenleri ve aydınlar da bu kavramı kullandı.
Mustafa Kemal Atatürk de kendi el yazıyla CHP'nin ilkelerinin "Kemalizm Prensipleri" olduğunu yazdı ve Kemalizm'i 1935 CHP Programına koydu.
Kemalizm'in ne olduğunu bir türlü anlayamayanlar için CHP'nin 1935 Parti Programına ve Atatürk'ün bu konudaki el yazısı notlarına bakmalarını öneriyorum.
Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet Devrimi'nin temel özelliklerine ve Atatürk'ün düşünce ve eylem bütünlüğüne bakınca Kemalizm'in ne olduğu çok net ortaya çıkıyor.
Kemalizm; emperyalizme karşı tam bağımsızlık,saray saltanatına karşı ulusal egemenlik, geri kalmışlığa karşı akılla, bilimle çağdaş uygarlığa yönelmek ve saldırgan dış politika yerine bağımsızlığa saygı ilkesi çerçevesinde "yurtta barış dünyada barış" felsefesiyle hareket etmektir.
Kemalizm'in özünde "tam bağımsız" ve "laik devlet" anlayışı vardır. Laiklik de sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, aynı zamanda aklın, düşüncenin ve vicdanın özgürlüğü demektir. Devletin insan aklının ve tecrübesinin ürünü çağdaş hukuk kurallarıyla yönetilmesi demektir. Laiklik, aklın, düşüncenin, vicdanın ve kadının dinsel gerekçelerle baskılanmaması demektir. Bu da düşüncenin, bilimin, sanatın ve toplumun gelişmesi demektir.
https://t.co/7Xk2QNWLtr
📌Diyarbakır’da ani kalp durmalarında hayat kurtarmak amacıyla yerleştirilen 4 adet Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazının 3'ü çalındı.
➖➖➖
‼️Bu vatanın öksüz evlatları iyi okuyun şimdi.
👉Bu cihazlarından Diyarbakır'a 4 tane koyan devlet, Bursa'ya da 4 tane koymuş.
⚠️Bursa'nın nüfusu: 3.5 milyon.
⚠️Diyarbakır'ın nüfusu: 1.8 milyon.
⚠️Bursa geçen sene 18 milyar dolarlık ihracat yapmış.
⚠️Diyarbakır ise sadece 0.25 Milyar dolarlık ihracat yapmış.
⚠️Bursa ödediği vergiden çok daha düşük bütçe yatırımı alırken, Diyarbakır ise ödediği vergiden 88.5 Milyar TL daha fazla bütçe yatırımı almış.
➖➖➖➖
🅾️"Bu ülkede kürt sorunu var, ayrımcılık yapılıyor, hakkımızı istiyoruz" diyen onun bunun evlatları ve oy almak için bu onun bunun evlatlarının söylemlerine destek verip, parti programları yapanlar...
📌Evet bu ülkede ayrımcılık var. Ama ayrımcılık Türklere yapılıyor. Devlet belli bir bölgenin vatandaşlarına ayrımcılık yapıyor.
👉Ülkeye katkısı sıfır olan, sıfırı bırakın zararı olan Diyarbakır ile nüfusuna oranla bu ülkeye en büyük katkıyı yapan Bursa'ya eşit sayıda cihaz yerleştiren devlet en büyük ayrımcılığı yapmaktadır.
Şimdi bu adaletsizliği ve ayrımcılığı dile getirdiğim için bana "faşist" diye saldıracaksınız. Elinizden geleni ardına koymayın onun bunun evlatları.
📌Bir çift lafım da, Bursa'nın siyasetçilerine.
Bursa'nın maruz kaldığı bu zulüm ve ayrımcılığı neden dile getirmiyorsunuz?
Çünkü hiçbiriniz Bursa'lı değilsiniz. Oradan buradan gelip Bursa'da memleketçilik yapıyorsunuz, Bursa'nın haklarını savunmuyorsunuz.
‼️Bursa'nın ödediği verginin %85'i Bursa'ya harcanmalı.
Diyarbakır'ın ödediğinin de aynı şekilde Diyarbakır'a harcanmalı.
Bunu neden hiçbir siyasetçi gündeme getirmiyor?
Yemiyor tabi, zira hepiniz sahtekar birer kuklasınız.
📌Ve yine sevgili Bursalı gazeteciler... Neden sizlerden Bursa'nın payına düşenler konusunda bir yazı göremiyoruz, siz neden bunu gündeme getirmiyorsunuz?
➖➖➖➖
NOT: Ben kendi yaşadığım şehrin maruz kaldığı ayrımcılığı yazdım. Bunu aynı şekilde Balıkesir için, Manisa için, Eskişehir için, Aydın, Muğla, Denizli için de yazabilirsiniz, değişen bir şey yok. Bu ülkenin öz evlatları kendi ülkesinde ayrımcılığa maruz kalıyor.
Hiç kimse bana; "Ama devlet oraya yatırım yapmazsa terör olur rerörörö" yapmasın.
Bakın Bursa'ya, Eskişehir'e, Aydın'a, Kütahya'ya yatırım yapmıyor halk dağa mı çıkıyor. Bu iş kan meselesi abicim. Kancıklık meselesi.
#pazar #yeniparti #KürtSorunu #ags26 #GenelAf #FileninSultanları
ATATÜRK’ÜN MUHTEŞEM PROJESİ “SÜMERBANK” VE ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA YAPILAN BÜYÜK İHANET...
Cumhuriyet ilan edildikten sonra ülkenin ekonomik açıdan hızla kalkınması için büyük önderin tasarladığı hayati projeler devreye sokulmuştu.
Zira Osmanlı’dan kalan dış borçlar kapatılacak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin biran evvel müreffeh ülkeler arasında yer alması sağlanacaktı.
Bu hedefler doğrultusunda Atatürk’ün planladığı en büyük projelerinden biri Sümerbank’tı.
1931 yılında birinci sanayi planı yapılarak Sümerbank kurulmasının temeli atıldı.
Sümerbank, sanayi planı uygulanmasının öncüsü olarak diğer sanayi tesislerinin kurulmasına örnek olacaktı.
Lakin ülke savaştan yeni ve bitkin çıktığı için planlanan sanayi kuruluşlarını inşa etme imkanı henüz bulunmamaktaydı!
Sümerbank için İsmet İnönü 1932 yılında Sovyetler Birliğinden 8,5 milyon liralık kredi alarak ilk yatırım yapıldı.
Sümerbank A.Ş. tarafından neşredilen ve Murat Koraltürk tarafından kaleme alınmış olan, “Türkiye ekonomisinde bir öncü, Sümerbank” kitabındaki bilgiye göre; Sümerbank, Devlet Sanayi Ofisi’nden devraldığı Bakırköy, Defterdar, Hereke, Beykoz Deri, Uşak Şeker ve Tosya Çeltik Fabrikaları ve Unkapanı’ndaki değirmenin işletilmesi ile işe başlamıştır.
Hemen bu dönemde sanayinin geliştirmesi için “Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı” hazırlanmıştır.
1934 yılında uygulamaya konan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın ana hedef ve stratejisi, ülkenin yerüstü kaynaklarını değerlendirerek ithalata konu olan özellikle şeker, dokuma ve kağıt başta olmak üzere temel gereksinim maddelerinin yurt içinde üretilmesi, yerel veya bölgesel, tarımsal üretime ve doğal kaynaklara dayalı sınai üretim birimleri kurmaktı.
Sümerbank’ı tarihi kılan ilk görev, birinci planda yer alan projelerin gerçekleştirilme görevinin de Sümerbank’a verilmiş olmasıdır.
Planlanan projeler; dokuma, maden, selüloz, seramik ve kimya sanayi olmak üzere beş sektörel başlık altında toplanmıştır.
Dokuma, maden, selüloz ve kimya sanayine ilişkin yatırımlar Sümerbank tarafından gerçekleştirilirken Sömikok (Taşkömrünün çok yüksek olmayan bir sıcaklıkta damıtılmasıyla elde edilen kömür), Şişecam ve Kükürt sanayine ilişkin yatırımlar İş Bankası tarafından yürütülmüştür.
Bu plan kapsamında;
- 1934 yılında Bakırköy Bez Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası ve Isparta Gülyağı Fabrikası
- 1935 yılında Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası, Kayseri Bez Fabrikası, ve Zonguldak Antrasit Fabrikası
- 1936 yılında İzmit Kağıt Fabrikası
- 1937 yılında da Ereğli ve Nazilli Bez Fabrikaları işletmeye alınmıştır.
Mustafa Kemal’in Sümerbank Merinos Fabrikası açılışında söylediği gibi her fabrika milli sevinci artırmaktadır.
Çünkü bu tesisler sadece üretmekle, milli ekonomiyi kalkındırmakla kalmamakta, yöreyi de baştan başa değiştirmekte ve yeni bir kimlik kazandırmaktadır.
Sümerbank, kuruluşundan 2001 yılına kadar başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün eğitim elbisesi, iç çamaşırı, postal, çadır, paraşüt, çarşaf, battaniye, havlu vb tüm ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, Azerbaycan, Ürdün, Arnavutluk, Bosna Hersek vb ülkelerin ordu ve polis teşkilatlarının ihtiyaçlarını da karşılamıştır.
Ancak 1980’li yıllarda Türkiye’nin batı etkisi altında özelleştirme rüzgarına kapılması, ülkeyi hızla üretim çizgisinden uzaklaştırmış ve bu politikalar felaketin miladı olmuştur.
28 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank’ın özelleştirilmesine karar verilmiştir.
Özelleştirme sürecinde şirket yeniden yapılandırılarak, bankacılık birimi ayrılmış, sanayi sektöründe faaliyetlerine devam eden bölümü Sümer Holding A.Ş. adını almıştır.
Özelleştirme sürecinde:
Türkiye Yapağı ve Tiftik A.Ş., Erhaz, Sihaz, Tümosan, Turban, Türkiye Zirai Donatım Kurumu gibi pek çok kuruluşu bünyesinde eriten Sümerbank; TÜPRAŞ, Erdemir, Telekom gibi son dönemde yapılan özelleştirmeler hariç,
@kumbasar_orhan@YeniUlak Bende asla oyumu vermem. Pandemide elinden gelse herkesi zorla aşılayacaktı. Bu kadının olduğu partiye oyumu kesinlikle vermem
@Bozkurtum19191@YeniUlak@zaferpartisi@umitozdag Bende. Zafer partisine 2023 seçimlerinde oyumu vermiştim zayi oldu o ayrı. Burada hangi partiye oy vereceksiniz türü anketlere %1500 zafer partisi dedim ama bu kadının olduğu partiye asla oyumu vermem. Pandemide yazdıklarından tanırız kendisini. Umarım başkan bu yanlıştan döner
@ObanVeyis@Turkk88 “Ankara’yı mansur’a verirseniz su faturalarınızı pkk’lılar getirecek”diyen kafayla aynı kafa. Yaşayacağımız devletimiz olmazmışş. Hadi len tirşik. Ülkenin kurucu önderi öldü Türkiye Cumhuriyeti bitti mi,hayır! Çıkın artık bu deli saçması,bomboş kafalardan
İngiliz Devlet Adamı Churchill, Lozan Antlaşması için şunları söyler:
“Türklerin yeniden Avrupa’ya girmeleri; Müttefikler için en kötü aşağılanmadır…”
İngiltere Başbakanı Lloyd George, itiraf etmek zorunda kalır:
“Lozan, İngiltere’nin bu zamana kadar imzaladığı antlaşmaların en alçaltıcısıdır.”
ABD’li diplomat James Gerard’ın cevabı kısa ve nettir:
“Lozan’da, Hristiyan medeniyeti çarmıha gerilmiştir.”
@SozenAlgul@DailyTurkst Gerçekten milletin sandıkta cvp vereceğini sanıyorsan çok iyi niyetlisin. İyi niyetinde fazlası zarar.23 yılda neler neler oldu kaç seçim geçti değişmedi yine koşa koşa oylarını verecekler
Lozan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir. Süresi yoktur. Gizli maddesi yoktur. Hezimet değil, zaferdir.
Sevr’i yırtıp atışımızın 103. yıldönümü kutlu olsun.