Meğer.
Bazı kelimelerin mahzun bir güzelliği var. Meğer gibi... Tarifinden, manasından, foneminden bile hüzün akıyor.
"Kişinin öncesinde haberdar olmayıp sonrasında öğrendiği şeyleri bildiren meğer kelimesi, işin özü manasına gelir" TDK böyle tarif ediyor. Tanımı bile hüzünlü.
Binlerce psikolog biz şimdi ne olacağız derdindeyken, halen eğitimler dönüyor. Edevlet onaylı, meb onaylı... Sanki bir işe yarıyor ya da fark ediyor gibi. En azından bu gündemde bir müddet beklemeniz mümkün olamaz mı? Yeterince doydunuz gibi, artık sofradan kalkmak da bi' fikir?
Hiçbir akademik ünvan ya da sertifika sahici empati ve şefkatli yaklaşma becerisini kazandırmaz. Bu insan ilişkilerine bakış ile ilgili bir zihniyet meselesidir. Denk ilişki kuramadığınız, sizi başka herkesten üstün kılan ayrıcalıklı özellikleriniz olduğuna inandığınız müddetçe
Bitişlerde, olabilecek olasılıkların artık olamayacağına da üzülür insan. İster bir işten, ister bir ilişkiden, ister bir ülkeden giderken.. Sönen ihtimallere üzülür insan. Belki en karanlıkta şunu hatırlamak, ‘tohumlar hala bende, elbet karşılaşacağım uygun topraklarla.’
Ne biz kusursuzuz, ne başkaları kusursuz, ne de kusursuz bir dünyada yaşıyoruz. Hal böyle olduğu için kendimize, başkalarına ve dünyaya (ölçülü, nerede duracağını bilen bir) anlayışla yaklaşabilmek mutlulukla alakalı bir vasıftır.