Yeni kitabım @KayipKayit Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşuyor.
Birkaç yıldır kaleme aldığım, dergide yayımlanan müzik ve müzik kültürü yazılarım kitaplaştı.
Yayın dünyasına yeni adım atan Kayıp Kitap'ın da yolları açık olsun.
Narin Güran olayında kamuoyu uzun süre aileyi suçlu gördü. Ben de öyle görüyordum. Hatta ailenin üç üyesi müebbet cezası alınca sonunda adalet yerini buldu diye düşünmüştüm.
Yanıldığımı geç fark ettim. X’de bazı kullanıcılarla uzun süre tartıştıktan sonra beni ikna etmişlerdi. Sonra zaten 140Journos konuyla ilgili bir belgesel yayınladı, izlediğinizde görürsünüz ailenin niçin masum olduğunu. Burada gerekçeleri sıralamama gerek yok.
Benim ve benim gibi binlerce kişinin Narin olayında yanılmasının sebebi Gülistan Doku vakasıyla çok ilgilidir. Hatta sadece Gülistan Doku değil, Rojin Kabaiş, Yeldana Kaharman ve Rabia Naz vakaları ile de ilgilidir. Bu olayların kronolojisi şöyle;
Rabia Naz Vatan Nisan 2018’de öldü.
Yeldana Kaharman Mart 2019’da öldü.
Gülistan Doku Ocak 2020’de kayboldu.
Narin Güran Ağustos 2024’te öldürüldü.
Rojin Kabaiş Eylül 2024’te kayboldu*.
*Rojin vakası, Narin vakasından birkaç hafta sonra olduysa da, Narin vakasında kamuoyunun yanlış pozisyon olması üzerinde etkili olmuştur.
Geçen hafta Gülistan’ın öldürüldüğü ortaya çıktı, dönemin Tunceli Vali’sinin oğlu baş şüpheli. Vali delilleri karartmış. Dava yakında sonuçlanır. Rabia Naz olayında devlet içerisinde etkili ve yetkili birileri ile Rabia’nın babası davalık oldu, tartışmalar hala var. Rojin olayı henüz aydınlatamadı ama Rojin’in ailesi rektör ve çevresini, yine devlet katında etkili ve yetkili birilerini suçluyor. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğu için bu olayın da yakında aydınlanacağını düşünüyorum. Yeldana Kaharman olayında Sedat Peker direkt olarak Mehmet Ağar’ın oğlunun kıza tecavüz ettiğini söyledi.
Türkiyede bunlar yaşanırken yani devlet içerisinde etkili ve yetkili birileri kız çocuklarını öldürüp ellerini kollarını sallayarak gezdikleri için Narin olayında tetikteydik. Önyarımız vardı ve bu haksız bir önyargı değildi. Yukarıda saydığım dört olayda suçlanan etkili ve yetkili kişilerin hepsi AKP’liyken, bir diğer AKP milletvekili olan Ensarioğlu Narin’in köyüne gidip şöyle dedi;
“Bizlerin bazen bilmediği, bazen de bilip söylemememiz gereken şeyler var. Çünkü aile de bizim dostlarımız.”
Yukarıdaki dört olaydan dolayı sinir küpüne dönen bizler hemen faili bulduk; aile! Ensarioğlu sonra “ya ben onu değil şunu kastetmiştim” dediyse de kurtaramadı. Aile hizbullahçı söylentileri, aile kriminal, köyde silahlar vardı söylentileri, bunlar aşiret ya öldürmüşlerdir kızı yapmadıkları şey değil söylentileri aldı yürüdü. DEM partiden yetkililerin çıkıp gerçek faillerin gizlendiğini söylemesi tuz biber oldu.
Narin olayının bir pedofili cinayeti olduğunu düşünüyorum, Nevzat Bahtiyar denen canavar kızı istismar edip öldürdü, bu da yakında ortaya çıkacaktır. Aile suçsuz yere hapiste. Şahsi kanaatim budur. Aile hem kızlarını kaybettiler, hem hapisteler. Vicdanım bu konuda çok rahatsız. Bu yazıyı okuyanlar hala konuya ilgili aileyi suçlu görüyorsa 140journos belgeseli, DEM’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ve Sevilay Çelenk’in açıklamalarını, Cevheri Güven’in ve İnan Demirel’in konuyla ilgili videolarını, İsmail Saymaz’ın açıklamalarını inceleyebilir.
🔴Saldırganın Çantası Aranmadan Okula Alınmıyormuş
Kahramanmaraş’ta silahlı saldırının yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu’nun Okul Aile Birliği Başkanı Hülya Çevik, saldırgan öğrenci İsa Aras Mersinli’yi müdür yardımcısı Alparslan Yıldırım’ın yakından tanıdığını söyledi.
Çevik, “Bu çocuk kalemle avucuna batıran, açkıyla elini kesen, agresif hareketleri olan biriydi. Alparslan hocamın takibindeydi. ‘Korkmayın, çantasını yoklamadan içeri almıyorum’ derdi” ifadelerini kullandı.
🔴Saldırganın Son Mesajları Ortaya Çıktı
Kahramanmaraş’ta okul saldırganının, olaydan saatler önce Discord üzerinden yabancı bir gruba mesajlar gönderdiği öne sürüldü.
Kahretsin
Sanırım bunu bugün yapacağım
saat 15.00 gibi ya da ona benzer bir vakitte
sınıflar ve 6. sınıflar, hazır olsanız iyi olur
Bugün tamamen tükendim
Öz babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı
Bugün evde yalnızım
manifestomu aceleyle tamamlayacağım
Biraz uyuyacağım
Ve bu dünyaya ne kadar tükenmiş olduğumu göstereceğim
Sevgili dostlar, tüm gün okul saldırılarına ve saldırganların eğilimlerine dair ipuçları toplamak için bilimsel literatürü taramaya çalıştım. Gün içinde dosya halinde yayınlayacağız. Önce bazı önemli ipuçlarını buradan paylaşmak istedim.
🚩Bulaşıcılık: Bir Plos One makalesine göre, bir okul saldırısından sonra yaklaşık 13 gün boyunca yeni bir saldırı olasılığı artıyor. İki saldırının peş peşe gelmesi bu bağlamda değerlendirilebilir.
🚩Profil: FBI ve ABD Gizli Servisi çalışmalarına göre tek bir saldırgan profili yok. Bunlar ani çıldırma olayları değil. Birikimle ilerleyen, planlı eylemler.
🚩Ortak duygular: Birden fazla araştırmada saldırganların evde şiddet, uyuşturucu kullanımı, disiplin soruşturmaları konusunda geçmişi olduğu görülüyor. Öfke, kin, aşağılanma, küçük düşme, dışlanma ve haksızlığa uğrama hissi bu kişilerde ortak.
🚩Önceden fark ediliyor: FBI'ın ve Almanya'da yapılan bağımsız bir araştırmanın sonuçlarına göre, bazı akranlar saldırıdan önceden haberdar ama bunu bildirmiyorlar. Bazı öğretmenler de uyarı işaretlerini görebiliyor ama bunlar blöf veya ergenlik sorunları olarak değerlendirilebiliyor. Hepsinden öte birçok saldırgan, saldırıyı gerçekleştireceğini açıkça söylüyor, Şanlıurfa örneğinde olduğu gibi.
🚩The Violence Prevention Project'in 2026 verilerine göre;
- Tüm kitlesel saldırganların yüzde 80’i saldırı öncesinde fark edilir bir kriz içindeydi.
- Yüzde 66’sı planını birilerine sızdırmıştı.
- Yüzde 70’i ise önceden intiharla ilgili ifade ya da girişimde bulunmuştu.
🚩Saldırganların dijital izleri: SAGE dergisinde 170 olaydan çıkarılan bir analize göre saldırganlar sosyal medyada şöyle davranıyor:
- Ya aşırı paylaşım ya da tamamen geri çekilme.
- Önceki okul saldırılarından bahsetme, onlara açıkça referans verme.
- Irkçı, kadın düşmanı ve nihilist içerik paylaşımları
- Umutsuzluk, yok olma temalarını içeren paylaşımlar
- 'Son mesaj' eğilimi
- Forumlar, meme kültürü, ekstrem gruplarda varlık gösterme.
🚩Video oyunları konusunda hepinizin endişeli olduğunu biliyorum ama bilimsel araştırmalarda ikisi arasında ilişki yok sevgili ebeveynler. İtibarlı araştırmalara bakıyorum, mesela bir Stanford araştırması, video oyunları ile gerçek silahlı şiddet arasında nedensel bağ bulunamadığını gösteriyor.
Kaynak dergiler, makaleler linkleri ile birlikte yayında olacak, paylaşacağım.
Sevgili arkadaşlar çocuk hakları uzmanı değilim ama çocukların internet kültürüyle ilişkilenişi başta olmak üzere bu konuda bazı haber çalışmalarım oldu. Gerçekten emek verdiğimiz ve duyurmaya çalıştığımız çalışmalar. Burada sıralıyorum, umarım işe yarar:
🚩 Suça sürüklenen çocuk dosyamız. Dünyada ceza uygulamaları nasıl, hangi uygulamadan nasıl sonuç alınıyor ve dünya bu olguya nasıl yaklaşıyor?
https://t.co/A7qwWuGBFL
🚩 Incel toplulukları araştırmamız. Incel sınırları belli bir kavram mı? İlla kız arkadaş mevzusu mu? Neden saldırılara hep erkekler karışıyor? Online toplulukların bu saldırılarla ilişkisi ne?
https://t.co/S3bmnhGdgp
🚩 Online şantaj ve nefret grupları neden Discord ve Telegram'da yoğunlaşıyor? Bunları yasaklamak çözüm mü?
https://t.co/TEATJnVX6w
🚩 Bilimsel araştırmalar okul saldırganları hakkında ne söylüyor? Ortak paternler neler? Bu saldırılar önlenebilir mi?
https://t.co/2V6AjWv8wa
🚩 Son olarak eski bir dosya. İntiharlar bulaşıcı mıdır? İntiharı nasıl haberleştirmeli?
https://t.co/3kR5McpL5q
Sevgili Dostlar, Bu sene Muhsin Ertuğrul Emek Ödülü’nü yazdığım oyunlar nedeniyle bana vermişler. 27 Mart’taki ödül töreninden sonra 29 Mart’ta Prof.Dr. Semih Çelenk ile 44. İzmir Uluslararası Tiyatro Festivali’nde “Tiyatro Serüvenini” konuşacağız. Hepiniz davetlisiniz.
İkinci kitabım "Baykuş Avazı" çıktı. Beni yazdığım her öyküde yüreklendiren A. Ali Ural hocama, titiz editörlüğüyle Resul Bulama'ya ve kitabı Tüyap için üstün gayretlerle yetiştiren Şule yayınlarına çok teşekkür ederim 😊
@aliural_ural@resulbulama@SuleYayinlari
Çok belirgin bir biçimde iki şeyin unutulduğuna tanık oluyorum şu günlerde. Bile isteye yani kasten ya da sehven.
Biri teşekkür etmek, diğeri özür dilemek. Dilinin ucuyla bile 'teşekkürler' demiyor artık insanlar.
Özür dileme zaten ondan daha ileri bir seviye... O, hiç yok.
Sesinde klasik eserlere çok yakışan bir haşmet vardı onun.
Gittiği yerde Hafız Post'lar, Dede'ler karşılasın. Makamınca ağırlansın.
https://t.co/h2cwuPqiPr
Lise ve üniversite yıllarım onu dinleyerek geçti. Çıkardığı hiçbir kaseti kaçırmadım ama Kültür Bakanlığı yapımı iki kasetlik bir Türk Sanat Müziği Klasikleri albümü vardı ki... Dinlemeye doyulmaz. Dede'yi, Artin'i Şemsettin Ziya'yı, Hafız Post'u onunla tanıyıp müptela oldum.
Bazı şarkılar vardır ki, onun dışında birinin sesinden pek dinleyemezsiniz. “O bir başkaydı,” diyeceğim bir yorumcuydu benim için. Sahiden bir yıldız kaydı.