"Toplumu geren politikaların sonucu" cümlesini ne çok ve ne efece kullanıyorlar. Bir bakalım mesela toplumu geren politikalara... 2002'de aday bile yapılmayan Erdoğan vardı, seçimi kazanan partinin yöneticileri eşleri başörtülü diye resepsiyonlara çağırılmadı, RTE cumhurbaşkanı+
28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanımız Emine İlyas, Paris programı kapsamında Uluslararası Demokratlar Birliği’ni ziyaret ederek dernek çalışmaları hakkında verimli ve samimi bir görüşme gerçekleştirmiştir.
Paris’te artık gönül bağı kurduğumuz kardeşlerimiz var.
@uid_paris
17 yerinden bıçaklanarak öldürülen Abdulbaki'nin annesi:
Cumhurbaşkanıma, Adalet Bakanı'ma sesleniyorum. 16 yaşındaki çocuk 17 kere bıçaklandı.
Şimdi beni tehdit ediyorlar, ben bu korkuyla nasıl yaşayacağım. Çocuk öldürmek bu kadar kolay mı Türkiye'de?
Bu aralar çok ilgilenmiyorum ama yine Ak Parti ne yapıp edip seçimler yaklaşırken kendi kitlesini küstürmeyi başarmış. Hem de asla oy alamayacağı insanlar nedeniyle. Her dönem bu başarıyı gösteriyorlar, bu da bir istikrar.
Ömer'in 300 koyunu var. Her yıl zarar etse bile beyanname verip vergi veriyor.
Berzan'ın 300 köpeği var. Her yıl bağışlar belediye destekleri milyonlar götürmesine rağmen hiç vergi vermiyor.
Ömer eve traktör ile dönüyor, Berzan eve 4x4 ile dönüyor.
#TürkiyedeHayvancılık
Küçücük bir çocuğu 10 başıboş köpeğin parçaladığı bir yerde belediye 350 ton it yemi almış! Şeytani bir düşman saldırısı altında olduğumuzu anlatmaya gerek var mı?
Özlem Zengin, Rümeysa Kadak, Mustafa Yel’in dikkatine.
Bir çocuğumuz daha başıboş sokak köpeği saldırısı sonucu hayatını kaybetti.
Bu arada köpekler sapasağlam. Şimdi yeni kurbanları için pusuya yattılar. Şu anda belki de önlerine mama koyan iki tane manyak bile vardır.
🔴 Taha Kılınç:
Çeteleşmiş saldırgan sokak köpekleri konusunda çok yazdım.
Hatta "Yine mi" dedirtecek kadar yazdım.
Ses çıkarırsak, bu kadar net ve halkın en az yüzde 80'inin çözülmesi noktasında müttefik olduğu böylesine bariz bir problemin halledileceğini umdum.
Ama sonra baktım ki mesele düşündüğümden derin.
Bir yanda "mama lobisi" olarak tanımlanan milyar dolarlık vurguncular, bir yanda "hayvan barınağı" inşası adı altında kamu malını israfta yarışanlar, bir yanda kendi korunaklı rezidanslarından sıradan vatandaşın yaşadığı gerçek acıları gör(e)meyenler, bir yanda tamamen saf duygularla karşımızdaki "biyolojik terör" faaliyetini fark etmeden hayvanseverlik yapanlar, bir yanda meselenin altını sözde islâmi delillerle doldurmaya çalışanlar…
Bu noktaya bir günde gelmedik elbette. İlk adımda, çarpık bir hayvanseverlik anlayışıyla, saldırgan
köpeklerin itlafı kanunla yasaklandı.
Ardından, doğası gereği yırtıcı olan bu hayvanlar, yine kanunla "can" olarak tanımlanıp koruma altına alındı.
Eş zamanlı olarak, İslâmî camianın birçok ünlü ismi "patili dost", "can dostlarımız", "Allah'ın dilsiz kulları" güzellemeleri yaparak kamuoyunu meseleye alıştırıp ısındırdı.
Dini açıdan mahzurlarını hiçe sayarak, kucaklarında köpeklerle pozlar verdi.
Tüm bunlar olurken yaylalardan meralara, çocuk parklarından okullara, hastanelerden restoranlara, her yer köpekle doldu.
Böylesine büyük bir problemin tek çözümü, doğasında yırtıcılık ve çeteleşme bulunan köpeklerin sokaklardan toplanarak kısa süre içinde topluca itlaf edilmesidir.
Aklın, mantığın, modern dünya standartlarının ve İslâm'ın, artık hangisini bağlayıcı görüyorsanız, öngördüğü çözüm budur.
İnsan eşref ve mükerrem bir varlıktır. İnsana zarar veren her canlı, zararsız hale getirilir.
Sivrisineğe nasıl acımıyorsak, köpeğe de acıyamayız. Köpek, kutsal ve dokunulmaz bir canlı türü değildir.
Peki, çözüm olabilecek mi? Uzun uzun yazdım, ama doğrusu zannetmiyorum.
Zira, problemi çözme iradesini elinde bulunduranların kafası karmakarışık ve meseleye maalesef insanın kıymeti zaviyesinden bakmıyorlar.
Hal böyle olunca, 21. yüzyılda çocuklarımızın köpekler tarafından parçalanmasını acı acı seyrediyoruz.
Oyuna talip olacaksın ama 2 çocuklu Türke, 4 çocuklu kürtün evladını korumayacaksın. Yüzsüzce esnaf ziyareti yapıp oy isteyeceksin. Sana oyu golden köpek versin awk ahrazı. Tüm ideolojik kampları bırakalım. Refah ve temiz sokaklar dileyelim. Gerisine sonra bakarız!
Ülkedeki problemleri çözmek için ucunun zengine yada bürokrata dokunması gerekiyor. Başıboş köpekleri alıp özel okul bahçelerine salmak lazım.Kime denk gelirse kusura bakma.Kapkaç olayları İstanbulda 90larda azmıştı, emniyet müdürünün karısına denk gelince bir gecede yasa çıktı+
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
Bakan Yusuf Tekin:
Müfredatımızda 'Haçlı Seferleri' kavramını kaldırdık 'Haçlı Saldırıları' kavramını kullanıyoruz. Çünkü burada söz konusu olan bir sefer değil, bir saldırıdır.
Benzer şekilde, 'Orta Asya' yerine tarihi karşılığı olan 'Türkistan' ifadesini esas alıyoruz.
Aynı şekilde 'Ege Denizi' değil, 'Adalar Denizi' ifadesi yer almaktadır.
Coğrafi keşiflerin başlaması diyor, coğrafi keşif değil sömürgeciliğin başlaması.
Bunlar çok masum şeyler gibi gözüküyor ama bizim millet olma bilincimizi doğrudan etkileyen şeyler.
CHP'nin 138 milletvekilinden hiçbirisi 7 Şubat 2026 tarihinde CHP'li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede tarafından taciz edilen ve iki gün önce şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden 16 yaşındaki Elif Tuana Torun hakkında herhangi bir paylaşım yapmamış.
Yani fail CHP'li olduğu için Türkiye Cumhuriyeti'nin 138 milletvekili 16 yaşındaki bir kız çocuğunun tacize uğramasını ve şüpheli şekilde hayatını kaybetmesini görmezden gelmeye devam ediyor.
Türkiye'deki dişi sineklerin bile hakkını aramak için kavga çıkarmaktan çekinmeyen CHP Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya ve CHP milletvekili Aylin Nazlıaka da bugüne kadar ne taciz olayından ne de Tuana'nın şüpheli ölümünden bahsettiler. Halbuki yıllardır tek konuştukları şey kadınlar ve çocuklardı.
Herkes görsün bu rezaleti, bu iki kadın ve 136 CHP milletvekili, 16 yaşındaki bir kızın tacize uğramasını, sadece tacizcinin CHP'li olması sebebiyle görmezden geliyor ve hep birlikte susarak şüpheli ölümünü gizlemeye çalışıyorlar.
@AylinNazliaka@AsuKaya80TBMM@herkesicinCHP@eczozgurozel
ABD'li içerik üreticisi Myron Gaines, İsrailli bir kıza:
-Holokost'ta 6 milyon Yahudinin öldürüldüğüne nasıl inanmamızı bekliyorsunuz? Üstelik kayıt teknolojilerinin olmadığı bir dönemde.
-Oysa siz, dünyanın Gazze'de canlı izlediği k*tliamları inkar ediyorsunuz.