“Yusuf Tekin İstifa” yazılı pankart astıkları gerekçesiyle TİP’li Öğrenciler’den ( @tipli_ogrencii ) Nehir ve Nevin iki gündür tutuklu.
MESEM’lerde yaşanan sömürünün, eğitimin piyasalaştırılmasının ve tarikatların okulları adeta deney alanına çevirmesinin baş sorumlularından Yusuf Tekin’e karşı mücadelede yan yanayız.
Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
Sansür ve tutuklamalarla baskı altına alınan basın emekçileriyle dayanışmak, “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” demek için Sakarya Caddesi'ne yürüdük.
AKP yargısının basına yönelik baskılarına ve halkın haber alma hakkının gasp edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
Köle Değil Halkız, Cumhuriyet’i Kazanacağız!
103 yıl önce kurulan Cumhuriyet, bugün karşı-devrim eliyle kuruluş ilkelerinden koparılmış; bağımsızlık, laiklik ve halk egemenliği adına kazanılan mevziler birer birer tasfiye edilmiştir.
677 sayılı yasa gereği varlığı dahi yasak olan tarikatlar, bugün AKP iktidarından aldıkları güçle yaşamın her alanını kendi suçlarının ve gerici faaliyetlerinin zeminine dönüştürüyor. Çocukları istismar ediyor, kadınların yaşamını zindana çeviriyor. Holdingleşiyor, devletin kurumlarında örgütleniyor, sınav sorularını çalıyorlar.
Okullarımız artık birer olay mahalline dönüşmüş durumda. Yusuf Tekin’in politikalarıyla eğitim kurumları, tarikatların ve çetelerin cirit attığı alanlara dönüşüyor. Gençler giderek yalnızlaştırılıyor, yozlaştırılıyor; birbirine yabancılaşan, hatta birbirine düşman edilen bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor.
Sömürü, adım attığımız her yerde karşımıza çıkıyor. Emekçi ailelerimiz sefalet ve güvencesizlikle boğuşurken kardeşlerimiz, dostlarımız MESEM’lerde adeta çocuk kölelere dönüştürülüyor.
Dünün düşmanları, bugünün ortaklarına dönüşüyor. İşbirlikçilikte, işgalcilikte ve ihanette buluşuyorlar. Adına Yeni Osmanlı dedikleri uğursuz planlarla, emperyalizmin ülkemize ve bölgemize biçtiği kaderi halkımıza dayatmak istiyorlar.
Bunun için yurttaşlara değil tebaaya, halka değil kölelere ihtiyaç duyuyorlar. Tıpkı sömürge valisi Tom Barrack gibi, onun katil ABD’si gibi.
Sıra arkadaşlarımızı tutukluyor, üniversite kürsülerinden işgal politikalarına güzellemeler yapıyorlar. Memleketine, kampüsüne ve geleceğine sahip çıkanlara yargı sopasını sallıyor, kendi çizdikleri sınırın dışına çıkmayı suç haline getiriyorlar.
Çare yok. Bu onursuzluğa dur diyeceğiz.
Halkımıza köleliği, ülkemize emperyalizme kulluğu reva görenlere karşı yurttaşlık, bağımsızlık ve laiklik kavgasını büyüteceğiz.
Memleketimizi işgalcilerden, işbirlikçilerden ve Cumhuriyet düşmanlarından kurtaracağız.
Köle değil, halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
Köle Değil Halkız, Cumhuriyet’i Kazanacağız!
103 yıl önce kurulan Cumhuriyet, bugün karşı-devrim eliyle kuruluş ilkelerinden koparılmış; bağımsızlık, laiklik ve halk egemenliği adına kazanılan mevziler birer birer tasfiye edilmiştir.
677 sayılı yasa gereği varlığı dahi yasak olan tarikatlar, bugün AKP iktidarından aldıkları güçle yaşamın her alanını kendi suçlarının ve gerici faaliyetlerinin zeminine dönüştürüyor. Çocukları istismar ediyor, kadınların yaşamını zindana çeviriyor. Holdingleşiyor, devletin kurumlarında örgütleniyor, sınav sorularını çalıyorlar.
Okullarımız artık birer olay mahalline dönüşmüş durumda. Yusuf Tekin’in politikalarıyla eğitim kurumları, tarikatların ve çetelerin cirit attığı alanlara dönüşüyor. Gençler giderek yalnızlaştırılıyor, yozlaştırılıyor; birbirine yabancılaşan, hatta birbirine düşman edilen bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor.
Sömürü, adım attığımız her yerde karşımıza çıkıyor. Emekçi ailelerimiz sefalet ve güvencesizlikle boğuşurken kardeşlerimiz, dostlarımız MESEM’lerde adeta çocuk kölelere dönüştürülüyor.
Dünün düşmanları, bugünün ortaklarına dönüşüyor. İşbirlikçilikte, işgalcilikte ve ihanette buluşuyorlar. Adına Yeni Osmanlı dedikleri uğursuz planlarla, emperyalizmin ülkemize ve bölgemize biçtiği kaderi halkımıza dayatmak istiyorlar.
Bunun için yurttaşlara değil tebaaya, halka değil kölelere ihtiyaç duyuyorlar. Tıpkı sömürge valisi Tom Barrack gibi, onun katil ABD’si gibi.
Sıra arkadaşlarımızı tutukluyor, üniversite kürsülerinden işgal politikalarına güzellemeler yapıyorlar. Memleketine, kampüsüne ve geleceğine sahip çıkanlara yargı sopasını sallıyor, kendi çizdikleri sınırın dışına çıkmayı suç haline getiriyorlar.
Çare yok. Bu onursuzluğa dur diyeceğiz.
Halkımıza köleliği, ülkemize emperyalizme kulluğu reva görenlere karşı yurttaşlık, bağımsızlık ve laiklik kavgasını büyüteceğiz.
Memleketimizi işgalcilerden, işbirlikçilerden ve Cumhuriyet düşmanlarından kurtaracağız.
Köle değil, halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
"Köle değil halkız, Cumhuriyet'i kazanacağız"
Devrim Gazetesi'nin yeni sayısı çıktı.
Gazetemize Devrim Partisi il örgütlerinden ulaşabilir, görüş ve taleplerinizi [email protected] adresi üzerinden iletebilirsiniz.
"Bize Devrim Gerek"
📢 29 Ekim'de Alanlardayız!
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
Köle Değil Halkız
Cumhuriyet’i Kazanacağız
ABD tarafından açıkça ifade edildiği biçimde, bize Cumhuriyet fazla görülüyor.
Yerli işbirlikçileri buna Yeni Osmanlı diyor.
Artık burada bir halk değil, ABD’nin planı için çalışan köleler aranıyor. İtiraz edecek yurttaş değil, Osmanlı’ya tebaa aranıyor.
Yargıyı sopa yapmışlar. Emir kullarının elinde sorgusuz sualsiz halka doğru savuruyorlar. “Köle olacaksınız; size hak, hukuk yok” diyorlar.
Ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyorlar. Kapalı kapılar ardında konuşulanlardan birkaç kişi dışında kimsenin haberi olmuyor. Halk için yapıldığı söylenen, halktan kaçırılıyor. Ülkenin geleceği, canımız, emeğimiz… “Hepsi bu üç beş kişinin pazarlığına bakar”, diyorlar.
Daha lise yıllarından itibaren gençler hem ucuz işgücü hem de emperyalizme canı pazarlanacak kul, köle olarak görülüyor. Milyonlarca genç ve çocuk ya tarikatın eline ya bir çetenin pençesine ya da sermayenin esareti altına alınıyor.
Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı; yani yurttaşlık hakları… Bunlar sadece bir halkın talebi ve hakkı olur. Kulun, kölenin, tebaanın değil.
Biz ülkemizi de yurttaşlığımızı da mücadeleyle kazandık.
Biz, kapalı kapılar arkasında bizi hesaba katmayıp padişahtan ülkeyi satın alacağını düşünenlere halkın neleri değiştireceğini gösterdik.
Şimdi tekrar halk olma zamanı.
Mücadelenin içinde halk olduğumuzu hatırlar, hatırlatırız.
Emekçisiyle, kadınıyla, genciyle Cumhuriyet’i ancak tekrar böyle kazanırız.
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
Halkız!
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
Köle değil halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
Birlikte mücadeleye katılmak için 👇
https://t.co/ihlgVRvPN5
10 Ekim 2015'te katledilen yurttaşlarımızı anmak ve katliamın sorumlularından hesap sormak için Ankara Tren Garı önündeyiz.
Kaybettiğimiz dostlarımızın hayallerindeki ülkeyi kuracağız!
#10EkimAnkaraKatliamı#10Ekim
Parasız, nitelikli ve kamusal bir üniversite hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Tüm sıra arkadaşlarımızı bu hakkı birlikte savunmaya, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
#AnkaraÜniversitesi
Son bir yılda Boğaziçi Üniversitesinde üç kere yapılan zamlara karşı yemekhane önünde bir araya geldik.
Kampüse polis sokulmasıyla beraber yemekhanemiz tamamen kapatıldı ve yemek verilmiyor.
Zamlara karşı nitelikli ve parasız yemek hakkımız için mücadeleye devam edeceğiz!
Fikir Kulüpleri Federasyonu, 13. Olağan Kongresi'ni tamamladı. Yeni dönem siyasi hedefleri ve çalışma programı karara bağlanırken yürütme kurulu da seçildi.
Saraylar Yıkılır Saltanatlar Çöker!
Gençlik Var!
Devrim Partisi 1. Olağan Kongresi, parti delegelerinin 3 Ekim günü gerçekleştirdiği toplantı ile birlikte tamamlandı.
Kongrede "Köle değil halkız" başlıklı bir kampanya ve yaklaşan seçimlerde sosyalist bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarılması için çalışmalara başlama kararı alındı.
Devrim Partisi 1. Olağan Kongresi'ni tamamladı.
📍 Erçin Fırat yeniden Genel Başkanlığa seçildi
📍 "Köle değil halkız" kampanyası kararlaştırıldı
📍 Sosyalist Cumhurbaşkanı adayı çıkarılması için çalışmalar başlatıldı
Kongre siyasi raporu ve karar metninin tamamı için:
Devrim Partisi 1. Olağan Kongresi, parti delegelerinin 3 Ekim günü gerçekleştirdiği toplantı ile birlikte tamamlandı.
Dünya'da ve Türkiye'de gerçekleşen güncel gelişmelerin tartışıldığı kongrede partimizin önümüzdeki dönem yol haritası ve merkezi kurullar oybirliği ile belirlenirken, Erçin Fırat yeniden genel başkan olarak seçildi.
Kongrede ayrıca "Köle değil halkız" başlıklı bir kampanya ve yaklaşan seçimlerde sosyalist bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarılması için çalışmalara başlama kararı alındı.
Kongremizin siyasi raporuna ve alınan kararlar erişmek için:
https://t.co/lB8aihHBFh
Manisa’nın Soma ilçesinde, İmbat Madencilik tarafından işletilen madende meydana gelen göçükte hayatını kaybeden işçilerin sayısı 5’e yükseldi.
Patronlar daha fazla kâr elde etsin diye bedeli işçiler güvencesizlik, sefalet ve ölümle ödüyor.
Maden göçüklerini “kader”, işçi ölümlerini “fıtrat” olarak açıklayanlar, bu ölümlerin gerçek sorumlularını ve kendi sorumluluklarını gizlemeye çalışıyor.
Tüm sorumlular hesap verene, ülkemizin kaynaklarını yağmalayan ve işçileri güvencesizliğe ve ölüme mahkum eden bu düzen son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Devrim Partisi Genel Başkanı Erçin Fırat:
"Bu yüzden bu sorunu çözmüyorlar çünkü bunlar için emekçi, halk sadece bir sayıdan ibaret. O ölmüş, kalmış, çocuğu ağlamış, evdeki eşi ağlamış, parası kalmamış bunların umrunda değil. Umurlarında olan tek şey, fonlardan götürdükleri paralar. Bunların umrunda olan tek şey zenginliklerine zenginlik katmak. Bunlar ne yaptılar? Cenaze evine girip, Soma’ya girip arkadaşlarını anan, hakkını arayan işçiyi tekmelediler."
Maden katliamlarına karşı Ankara'da Madenci Anıtı önünde toplandık. Başta iktidar olmak üzere tüm sorumlular hesap verene, ülkemizin kaynaklarını yağmalayan ve işçileri güvencesizliğe ve ölüme mahkum eden bu düzen son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Açıklamamızın tamamı:
Soma’da meydana gelen göçükte 5 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından, dün de Zonguldak’ta ruhsatsız olarak çalıştırılan bir maden ocağında 1 işçi hayatını kaybetti.
İktidar ve patronlar tarafından “kaza”, “fıtrat” olarak adlandırılan bu ölümler açıkça cinayettir. Emekçiler gün geçtikçe daha zor koşullarda, daha düşük ücretlerle çalışırken bu düzende paylarına daha fazla açlık, daha fazla yoksulluk ve daha fazla ölüm düşmektedir.
Soma’da meydana gelen göçükte bir kez daha görüldüğü üzere, patronlar gücünü iktidardan alıyor. Maden ocağını işleten İmbat Madencilik şirketinde daha önce de iş cinayetleri yaşanmasına rağmen madencilik faaliyetlerine devam edilmiş, bununla da yetinilmeyerek kamu kaynaklarından yararlanılarak 2,5 milyar TL’lik avantaj sağlanmıştır. Şirket hakkında zamanında verilen gensorular ise iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir.
Soma’da 301 madencinin katledildiği facianın ardından dahi gerekli önlemleri almayan, işçilerin ağır ve güvencesiz koşullarda çalışmasına göz yuman, patronları her koşulda koruyan ve ülkemizin kaynaklarını yerli ve yabancı şirketlere peşkeş çeken AKP iktidarı, bu ölümlerin birinci derecede sorumlusudur.
Yıllardır ülkemiz kaynaklarının talan edilmesinin önünü açan, her fırsatta işçi grevlerini yasaklayan, işçileri örgütsüzlüğe iten, patronların kuralsızca hareket etmesine imkân sağlayan iktidar, ülkedeki her şeyin olduğu gibi işçi ölümlerinin de sorumlusudur.
İngiliz Mehmet eliyle işçilerin kazanılmış tüm haklarına saldıran, emekçileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm ederken borsa manipülasyonlarıyla bakanlarını ve aile yakınlarını zengin eden iktidar, emekçilerin yoksullaşmasının sorumlusudur.
Başta iktidar olmak üzere tüm sorumlular hesap verene, ülkemizin kaynaklarını yağmalayan ve işçileri güvencesizliğe ve ölüme mahkum eden bu düzen son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.