Çocuklarımıza sahip çıkmak için Milli Eğitim Bakanlığına yürüyen öğretmenlerin yanındaydık.
Çocukların aydınlık geleceği için, şiddeti normalleştiren, insan hayatını değerlesizleştiren, baştan aşağı çürümüş bu toplumsal düzeni değiştireceğiz.
Kurucuları arasında yer aldığımız Avrupa Komünist Hareketi “Emperyalistlerin savaşlarına dahil olmayacağız, bedel ödemeyeceğiz!” temasıyla uluslararası bir afiş yarışması başlattı.
https://t.co/6yuGrudS15
Tasarım ile ilgilenen ve emperyalist saldırganlığa karşı tavır alan herkesi düzenlenen bu yarışmaya çalışmalarıyla katkı sunmaya çağırıyoruz.
Yarışma hakkında daha fazla bilgi için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz:
Çürümeyi, hırsızlığı ve ahlaksızlığı içine sindiremeyenlere çağrı!
Evinde yapılan aramada 29 kilo altın, 1,2 milyon dolar nakit bulunmuştu.
“80 bin lira maaşla 11 ev, 5 işyeri, 2 arazi, 29 kilo altın, 82 milyon nakiti nereden buldu” diye soruldu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) İşletme Dairesi Başkanıydı adı geçen kişi.
Düzenin yarattığı çürümenin, yolsuzluk ve rüşvet ağının giderek “sıradanlaşan” öykülerinden sadece biriydi onunkisi.
Düzenek ortaya çıkınca "mecbur" tutuklanıverdi.
Üstüne “Bakın AKP kimsenin gözünün yaşına bakmıyor” denildi.
Ancak tutuklanalı daha bir yıl olmadan sessiz sedasız serbest bırakıldı. Bu karar ortaya çıkıp büyük tepkilere konu olunca yine “mecburen” tutuklandı.
Aradan kısa bir süre geçti ve “tutuklulukta geçirdiği süre yeterli” denilerek bugün yeniden serbest bırakıldı.
Komedyenlerin, gazetecilerin ve yazarların sırf iktidarı, düzeni eleştirdiği için tutuklandığı ülkemizde, halkın parasını çalanların tutuklanması olacak şey değildi.
Tam da bu yüzden kimse bugün herkesin dilinde olan 900 milyar liralık fon vurgununun faillerinin tutuklanmasını, cezalandırılmasını beklemesin.
Olsa olsa AKP içi kavganın bir uzantısı olarak devre dışı kalacak birkaç isim göreceğiz, hepsi bu.
Parayı çalanlar, halkın parasının üstüne çökenler keyiflerine bakmaya, sefahat sürmeye devam edecekler.
Bu düzen onların, vurguncu patronların düzeni çünkü!
TKP’nin çağrısı, çağrımız tam da bununla ilgili.
Baştan aşağı çürümüş, her yanından dökülen bu düzenin iflah olma şansı yok.
Hırsızların düzeni son bulsun isteyen, bu adaletsizliğe isyan eden, mutlu yarınların düşünü kuran tüm yurttaşlara TKP saflarına katılma, bu düzeni birlikte alt etme çağrısı yapıyoruz.
Gelin TKP Gönüllüsü olun, bu adaletsizliğe, çürümeye hep birlikte son verelim. https://t.co/s9wJUxBQQd
Uyarıyoruz…
Ülkemizi İsrail, ABD ve Suudi Arabistan’ın yanında Yemen savaşına sokamazsınız!
“Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen'i bu hale kimler getirdi? Yemen şu anda ne durumda? On binlerce insan Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi Arabistan, siz önce bunların hesabını verin.”
2019’daki bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı, şimdi aynı Suudi Arabistan’ın yanında Yemen’e karşı bir savaşta yer almak üzere son derece hevesli açıklamalar yapıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yemen tarafından Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu iddia ederken, “sözümüzün eriyiz” deyip, “Askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz” ifadesini kullanıyor.
Öncelikle Hakan Fidan ve AKP iktidarına hatırlatıyoruz.
Meclis’e getirme zahmetinde dahi bulunmadığınız Mekke Anlaşması vesilesiyle, TBMM'den bir karar çıkarmadan Yemen’e karşı saldırıların parçası olamazsınız.
Eğer cesaretiniz varsa anlaşma ve savaş kararını Meclis’e getirin ve halkımızın gözünün içine bakarak “evet” oyu kullanın da görelim.
Ülkemizi Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insanlık dışı, işgalci ve baştan aşağı hukuksuz saldırılarının parçası yapamayacaksınız.
Yeni Osmanlıcı iktidarın, Osmanlı’nın “Yemen hafızasını” diriltmeye çalışmasına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye'yi Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin Yemen'de işlediği suçun ortağı yapamayacaksınız..
Halkımız, İsrail ve ABD saldırganlığına karşı direnen Yemen halkını katledecek bir onursuzluğun parçası olmayacak, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın!
Zamanların en iyisindeyiz ve zamanların en kötüsünde.
Eski düzenin kalıntıları içinden yükselenler bugün iktidardalar. Emperyalizmle iş birliği içinde büyüyen karşı devrim cephesi, Cumhuriyet'ten geriye ne kaldıysa amansızca saldırmaya devam ediyor.
Memleketimizin tüm kaynaklarına el koymuş asalak bir sınıf, doymak bilmeksizin semirirken emekçi halk ağır bir yoksullukla boğuşuyor. Geleceksizlik, bu ülkenin geleceğini inşa edecek gençlerini adeta bir kara delik gibi içine çekiyor, öğütüyor.
Koyu bir tarikat karanlığı hayatın her alanını esir almış durumda. Her şeyin alınıp satılır hâle geldiği, her alanda önceliğin piyasanın olduğu bu düzen çürüyor ve çürütüyor.
Dürüstlük, dayanışma, dostluk ve kardeşlik gibi değerler aşağılanırken emek vermek, alın teri dökmek değersizleştiriliyor. Birbirinin üzerine basarak yükselmenin, sömürerek zenginleşmenin yüceltildiği bir düzende yaşıyoruz. “Her koyun kendi bacağından asılır” masalları ise yalnızca sömürücülere güç katıyor.
Yeni Osmanlıcı, fetihçi hayallerle ülkemiz emperyalizmin uğursuz planlarının ortağı hâline getiriliyor. Emperyalistlerle yapılan her yeni anlaşma, her yeni iş birliği anadolu halkının büyük bedeller ödeyerek kazandığı bağımsızlığımız üzerindeki kara lekeyi büyütüyor. Ülkemiz büyük bir savaşın eşiğine doğru hızla sürükleniyor.
Yeni bir döneme kapı aralıyoruz...
Barış ve kardeşlik masallarının arkasında emperyalizmin bölgesel planları doğrultusunda ilerleyen ve Cumhuriyet'in tasfiyesine uzanan bir süreçle karşı karşıyayız.
Emperyalizmin bölgesel hesapları, sermayenin kâr hırsı, Yeni Osmanlıcı hevesler ve Cumhuriyet düşmanlığı aynı zeminde buluşuyor. Cumhuriyet'i yeni yüzyıla taşıdıklarını iddia edenler, ondan kurtulmak için bir hamle daha yapmaya hazırlanıyor!
Tüm bunların karşısında kafasını biraz olsun kaldırabilmiş olanlarımızı ise düzen siyasetinin sahte taraflaşmaları karşılıyor.
Ancak memleketimiz bu karanlıktan ibaret değil.
Seçeneksiz ve çıkışsız değiliz!
İyiyi ve güzeli, eşit ve özgür bir ülkeyi, laikliği ve aydınlanmayı, sermayenin değil emekçilerin gerçek barışını yaratmak için mücadele edenler de var.
Bu karanlığı dağıtmanın yolu, onu yaratanları sırtımızdan atmaktan ve gündelik tartışmalara hapsolmadan gerçek bir seçeneği, sosyalizmi örgütlemekten geçiyor.
Tarafsızlık, sömürünün, gericiliğin hüküm sürdüğü bir düzende tarafsız kalmak değildir. Tarafsızlık, bütün bunların devamına razı olmaktır.
Bugün taraf olmanın zamanıdır!
Emperyalizme karşı bağımsızlıktan, sömürüye karşı emeğin iktidarından, gericiliğe karşı aydınlanmadan ve Yeni Osmanlıcı karşı devrime karşı Sosyalist Cumhuriyet'ten yana taraf olmanın zamanı.
Kafasını kuma gömenlerden ya da kenara çekilip seyredenlerden olmayacağız. Karanlığı ancak mücadele ederek yırtıp atabilir, geleceği ancak örgütlü gücümüzle kazanabiliriz!
Türkiye Komünist Gençliği taraf olmaya çağırıyor!
TKP Genel Sekreteri Okuyan, gazetemizin yazarı Terkoğlu'nun sorularını yanıtladı:
'Cumhuriyet değerlerine dönük siyaset üretilmeli'
https://t.co/0ct6jPd4V8
“Komünistliğin Ne Lüzumu var?” Ankara'da okurlar ile buluştu.
Gazeteci Barış Terkoğlu ve Genel Sekreterimiz Kemal Okuyan Çankaya Sahne'de kitabın neden ve hangi sorularla ortaya çıktığını paylaşıyor. @AnkaraTkp@OkuyanKemal@baristerkoglu@krmzkedikitap
📌Yasaklara karşı soL’un haberlerine anında ulaşabilmek için WhatsApp kanalımızı takip edebilirsiniz: https://t.co/dcPLeDPlTk
📌soL’un duyurularına sosyal medyadan ulaşmak için Instagram hesabımızı takip edebilirsiniz: https://t.co/3iPiiTJfS3
Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, Onlar TV’deki B Yüzü programında “Kemal Okuyan ile Söyleşi: Komünistliğin Ne Lüzumu Var?” kitabını tanıttılar…
Kitabı incelemek için: https://t.co/vtj30l69fS
AKP Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, bugün yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünde herhangi bir hukuki ya da anayasal engel bulunmadığını, Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu ve Meclisin alacağı bir kararla Erdoğan’ın adaylığının önünü açacağına olan inancının tam olduğunu ileri sürüyor.
AKP kurmaylarının bu denli özgüvenli konuşabilmesinin kaynağında elbette, burjuva siyasetinin içine sürüklendiği ağır çürüme atmosferinin payı büyük.
Mevcut Anayasa’ya göre Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açmanın yolu, Meclisin en az 360 milletvekilinin oyuyla erken seçim kararı almasıdır.
Bugün siyasi parti transferlerinin sıradanlaştığı, program ve ilkelerin siyasetten silindiği, kişisel hesapların ve dönemsel çıkarların belirleyici hâle geldiği bir Meclis tablosu iktidarın yönlendirmelerine hiç olmadığı kadar açık hâle gelmiştir.
Nitekim tarihinin en gerici koltuk bileşimine sahip bu Meclis’te, daha geçen ay, Bahçeli’yi dahi şaşırtan bir uzlaşıyla, Yeni Osmanlıcı ve gerici bir anayasaya giden yolun zeminini döşeyen teklif 468 “evet” oyu ile kabul edilmiş, AKP kurmaylarının özgüveni bir kez daha tazelenmiştir.
Halkımıza inatla ve kararlılıkla çağrımız şudur:
Genişletilmiş Cumhur İttifakı'nın politikalarına karşı mahallelerimizden, iş yerlerimizden ve okullarımızdan başlayarak omuz omuza mücadele edelim.
Ülkemizin geleceğini sandalye sayılarına bırakmadan, hep birlikte inşa edelim.
OKULLAR AÇILIYOR…
Bugün milyonlarca çocuk okula dönüyor. Ancak Türkiye’de çocuklar yalnızca derslerine değil, yoksulluğun, eşitsizliğin ve şiddetin damga vurduğu piyasalaştırılmış bir eğitim sistemine de dönüyor.
AKP iktidarı devlet okullarını kendi kaderine terk etmiş durumda. Okulların en temel ihtiyaçları için dahi yeterli kaynak ayrılmıyor; sabun, tuvalet kâğıdı, temizlik malzemesi ve kırtasiye gibi ihtiyaçlar velilerin ellerine tutuşturulan listelerle karşılanmaya çalışılıyor.
Devletin sorumluluğu velilerin omuzlarına yükleniyor. Oysa çocuğun temiz bir tuvalete gidebilmesi, sağlıklı koşullarda eğitim görebilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması bir lütuf değil, haktır.
AKP iktidarı eğitimin kamusal niteliğini büyük bir hızla ortadan kaldırdı. AKP’li yıllarda devlet okullarındaki öğrenci sayısı yüzde 12 artarken özel okullardaki öğrenci sayısı yüzde 560 arttı.
Devlet okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakılırken eğitim sermaye için büyüyen bir pazar haline getirildi.
Eğitimdeki eşitsizlik, okul kapısından içeri giren yoksullukla daha da derinleşiyor. Çocuklar okula aç geliyor, beslenme çantaları boş kalıyor. Ailesinin gelir durumu, çocuğun eğitim olanaklarını belirliyor.
Hiçbir çocuk açlıkla ve yoksullukla mücadele ederek eğitim görmek zorunda değildir.
Okullarda yaşanan şiddet de bu tablodan bağımsız düşünülemez. Yoksulluğun, geleceksizliğin, eşitsizliğin ve toplumsal çürümenin büyüdüğü bir ülkede okulları bu gerçekliğin dışında tutamazsınız. Çocukları rekabetin ve sınav baskısının içine atıp şiddeti yalnızca güvenlik önlemleriyle çözemezsiniz.
Türkiye Komünist Partisi'nin çağrısı açıktır:
Eğitim piyasaya bırakılamaz.
Çocuklarımızın geleceği ailelerinin cüzdanına göre belirlenemez.
Devlet okullarının tüm ihtiyaçları kamu kaynaklarıyla karşılanmalı, velilerden bağış adı altında para toplanmasına son verilmelidir.
Her çocuğa ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği sağlanmalıdır. Hiçbir çocuk okula aç gitmemelidir.
Okulların temizlik, güvenlik, bakım ve personel ihtiyaçları kamu tarafından karşılanmalı; eğitim yeniden parasız, bilimsel, laik ve nitelikli bir kamusal hak olarak örgütlenmelidir. Biz çocuklarımızın yüzünün güldüğü bir ülke istiyoruz. Karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke.
Böyle bir ülke mümkün ve biz böyle bir ülkeyi mutlaka kuracağız.
Şu solda gördüğünüz ben ve ekmek teknem. Oyuncakcıyım ama TKP ve yazılama yayınlarını satmak partimi tanıtmak Cumhuriyet laiklik ve emeğin sömürülmemesi için elimden gelen her şeyi yapıyorum mücadelede varım.
106. yaşımızda Türkiye'nin dört bir yanında aramıza katılan yoldaşlarımıza hoş geldiniz diyoruz.
Sakarya’da Patronların Ensesindeyiz’de birlik olan ve günlerce direnen patrona diz çöktüren inşaat işçileri, işçi sınıfının partisine hoş geldiniz. @SakaryaTKP@pensendeyiz
En ocasión del 106 aniv del PC de Turquía, trasladamos nuestras más sinceras felicitaciones, en nombre del @PartidoPCC, al querido compañero Kemal Okuyan y a los dirigentes y militantes de esa hermana organización política. Seguiremos profundizando los lazos de amistad y coop.
"Bugün AKP iki oy az alır diye çocuk istismarcısı Süleymancılara dayanacaksak, Erdoğan'ı laik diye eleştiren Kuytul tarikatına yanaşacak olsaydık TKP, TKP olmazdı. Bu ülkede çocukların, kadınların geleceğini tarikatlara teslim eden holdinglere karşı çıktığı için TKP bugün TKP'dir."