CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.
CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Gazetecilik ve haber nedeniyle meslektaşlarımızın hedef gösterilmesi kabul edilemez.
Beğenilmeyen haberlerde gazetecileri “tetikçi” ilan ederek itibarsızlaştırma girişimleri, basın özgürlüğüne doğrudan saldırıdır. Haberlere verilecek cevap; hakaret, tehdit ve suç duyurusu açıklamaları değil, iddiaları belge ve kanıtlarla çürütmektir. Elbette taraflar varsa haberlerin eksiklerini ortaya koyabilir ancak gazeteciyi baskı altına alarak mesleğimizi itibarsızlaştırma girişimleri asla kabul edilemez. Kaldı ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu meslektaşlarımızı tehdit eden CHP yetkililerinin aksine iddiaları yalanlasa bile “konuyu araştıracağını" söylemiştir.
Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, meslektaşımız Ebru Çelik’in ve haberinin arkasında duran BirGün Gazetesi’yle dayanışma içindeyiz.
Basın özgürlüğü, yalnızca alkışlanan haberleri değil, rahatsızlık yaratan haberleri de yapabilme güvencesidir. Gazetecilere yönelik hedef gösterme, itibarsızlaştırma ve baskı girişimlerine karşı dün olduğu gibi bugün de meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
Basın Meslek Örgütlerinden ortak açıklama:
Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki yönetim değişikliğinin ardından gazetecilerin para karşılığı haber yaptıkları veya yapmadıkları yönünde hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan iddialar ortaya atılmaktadır.
Bugün gerçekleştirilen CHP Parti Meclisi toplantısının ardından, Parti Sözcüsü’nün danışmanı oldu��u iddia edilen bir kişi tarafından gazetecilere yönelik bu iddialar sürdürülmüştür.
Halkın haber alma hakkı için çalışan gazetecilerin herhangi bir kanıt ortaya konulmaksızın zan altında bırakılması, mesleki itibarlarının hedef alınması ve kamuoyu önünde suçlanması basın özgürlüğüne zarar vermektedir.
Söz konusu iddialara ilişkin somut bilgi ve belgeler varsa hemen kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Aksi halde gazetecileri hedef alan, mesnetsiz suçlamalara ve imalara son verilmelidir.
Basın Meslek örgütleri olarak gazetecilik mesleğini ve meslektaşlarımızı töhmet altında bırakan bu yaklaşımları kınıyor, tüm kişi ve kurumları gazetecilere yönelik suçlayıcı ve hedef gösterici söylemlerden kaçınmaya davet ediyoruz.
Basın Konseyi
Çağdaş Gazeteciler Derneği
DİSK Basın-İş
Ekonomi Muhabirleri Derneği
Gazeteciler Cemiyeti
İzmir Gazeteciler Cemiyeti
KESK Haber-Sen
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği
Parlamento Muhabirleri Derneği
Türkiye Foto Muhabirleri Derneği
Türkiye Gazeteciler Sendikası
@BasinKonseyi @diskbasinis @EkonomiMd @Cemiyet1946 @igcizmir @KESKHaberSen @PMDTurkiye @PMD1964 @FotoMuhabirleri @TGS_org_tr
Alanın en başarılı foto muhabirlerinden Alp Eren, bugün sahip olduğu saygınlığı bir günde kazanmadı. O başarı, yıllar boyunca yağmurda, çamurda, meydanlarda, mitinglerde, koridorlarda, gecelerde ve yollarda emek emek örüldü.
Yeni gelişme:
Butlan yönetimi, dün kod 48 ile işten çıkardığı çalışanları aramaya başladı. Basın Danışmanı Atakan Sönmez @atakansmz 'in açıkmalamasından sonra bu sabah saatlerinden itibaren çalışanlar aranıyor.
Butlan, bir çalışanın işten çıkarılma kodunu değiştirip tazminatını vermeye karar vermiş.
Bir diğer çalışana da "inceleyip karar vereceğiz, gerekirse işe tekrar alırız" demiş.
Sayın @atakansmz, çalışanları işten çıkarırken incelemeden çıkardığınız anlaşılıyor. İncelemek şimdi mi aklınıza geldi?
"Emekçi düşmanı" karakterinizi açığa verirken CHP'yi olası bir tazminat yükü altına soktuğunuzun farkında mısınız? Bu haksız uygulamanızdan doğan hakları kendi cebinizden veya @kilicdarogluk 'nun cebinden mi vereceksiniz?
Aynı sıralarda yetiştik, aynı simidi paylaştık.
Mahkeme celbiyle makam koltuğuna oturanların ilk icraatı çalışanları haklarından mahrum bırakarak bir SMS’le işine son vermek oldu.
Yanındayız @AEKjpeg 💜
Nikah şahitliğinden kovmaya!
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, Alperen Kaya ve birçok emekçinin işine son verdi.
Fotomuhabir Kaya CHP’de işe Kılıçdaroğlu’nu dönemi girmişti. Ayrıca Kılıçdaroğlu, Kaya’nın nikah şahidiydi.
Derneğimiz eski Genel Başkanlarından, gazeteci Mustafa Ekmekçi'yi aramızdan ayrılışının 29. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.
Örgütlü mücadele mirası, demokrasi ve adaletten yana duruşu yol göstericimiz olmaya devam edecek.
➖CHP milletvekilleri, Asu Kaya, Evrim Rızvanoğlu, Aysu Bankoğlu ve Gizem Özcan’a yapılan saldırılar karşısında dayanışma duygularımı iletiyorum.
Yalnız değilsiniz sevgili kadınlar.
➖20 yılı aşkındır sınıflı ve cinsiyetli bu erkek egemen siyaset düzeninin içinde sosyalist feminist bir kadın olarak mücadele ediyorum. Özellikle düzen içi siyasetin parlamentosunda emekçi halkın sözcülüğünü yapma derdi ve gayesiyle vekil olduğum 3 yıl içerisinde yemediğim linç hakaret tehdit küfür; o bu şu kalmamıştır.
➖Çoğunlukla da, kadın kimliğimi hedef alan, kadın bedenini pespayece ağızlarına pelesenk edenlerin küfür kıyamet saldırılarına, dijital medyanın trol aparatlarının da el vermesiyle epeyce maruz kalmışımdır.
➖Şimdi son 2 gündür CHP’li kadın vekillerin kadın kimliklerine saldırarak bilinçli bir itibarısızlaştırma operasyonu çekiliyor. Kadın arkadaşlarımın ne hissettiklerini ne düşündüklerini az çok tahmin ederim çoğu kadın siyasetçinin de hissettikleri gibi.
➖Kadınları o lümpen leş siyasetlerine malzeme ederek ayakta kalmaya çalışan bir erkek egemen düzen ve o düzenin tıkır tıkır işlemesi için kurulu bir erkek egemen siyaset zemini var zira. Sadece iktidar değil de, kendine muhalefet diyen o düzen içi muhalefet de, memleket de zengin yaşlı erkek siyasetçilerin işgali altında çünkü.
➖Özellikle genç kadınları özne olarak siyaset sahnesinde görmeye tahammülleri yok. Zira, kurulu düzenlerine azıcık helal gelecek diye korkan bir erkek egemen siyaset ve geçmişten günümüze miras gibi devralınan bir “erkeklik sözleşmesi” ile çitlenmiş olan bir siyaset arenası söz konusu. Öyle olduğu içindir ki, siyaset sahnesindeki erkeklerin en büyük hobisi kadınlar hakkında ileri-geri ağızlarından salyalar akıtarak iştahla ve adeta birbirleri ile yarışırcasına kadın düşmanlığında zirve yaparak konuşmaktır.
➖Şimdi bir kadın magazinci mi desek nasıl tanımlanması gerektiğini pek bilemediğim Tamar Tanrıyar isimli zevzek bir unsurun sözleri üzerinden tartışılıyor bu itibarsızlaştırma operasyonu ama; inanın bu tipler gündemimize bile almamıza değmeyecek her daim birilerine maşa olmuş ve olacak zavallılardan başka bir şey değiller.
Zira, asıl mesele başka ve çok daha köklü bir kurulu düzende. PATRİYARKAda.
➖Mecliste çokça gördüm, sadece iktidar vekilleri değil, muhalefet vekilleri de kulisinden, genel kuruluna kahvehane gibi tüm erkeklikleriyle ulu orta gerilip yayılarak, o mecliste oturup kadın kimliği ve bedeni üzerinden geviş getirebiliyorlar.
➖Bacaklarını o turuncu ceylan derisi koltuklarına ardına kadar açarak ‘ana avrat düz giden’leri mi dersin,
ağızlarını her açtıklarında, kadın bedenini ağzında geviş getirir gibi yuvarlayanını mı dersiniz…
➖Zavallıca her yerde her an erkekliklerini kusan, ‘hop’ deyince de şakaya vurup kıvıran bir sürü, bir sürü, bir sürü erkek var o mecliste!
➖Hadsizce ‘aman siz de feministsiz şimdi şey etmeyelim’ diye gırgıriye oynayan bir sürü zevzek.
“Kadınlarımız, kızlarım��z” tiradlarına zaten hiç girmeyeyim meclisin seviyesi niteliği herkesi malumu.
➖Şimdi bu erkekler kalkmış, sözüm ona bu saldıralara karşı durduğunu ifade ederken meclisin kürsüsünden
hoplayıp zıplayıp, “karımız kızımız namusumuz” edebiyatı yapıyorlar.
➖Biz kimsenin namusu değiliz be kardeşim. Bunu o erkek akıllarınıza hele bi yazın!
Biz kadınız ve sizin icazet verdiğiniz yerlerde değil, o konforunu çok sevdiğiniz erkek egemen siyaset düzenini alaşağı ederek siyaset yapacağımız ve hepinizin maskelerini düşürecek yeni bir düzeni kurmak için mücadelemizi veriyoruz.
➖Yani demem o ki; mesele bu erkek egemen düzene çomak sokabilmekte, mesele sözümüz ve eylemimizle kadın mücadelesini büyüterek yeniyi kurabilmekte.
➖And olsun!
Kadınları o pis siyasetlerinize malzeme ederek ayakta durma çabası içinde olan operasyonlarınızı boşa düşüreceğiz.
Hepinizi, topunuzu birden layık olduğunuz o yere göndereceğiz.
Hem de üzgünüm, bunu kadınların öncülüğünde yapacağız.
Haddinizi bileceksiniz, o erkek egemen çenelerinizi sonsuza dek kapatacağız.
Şimdi bir gerçeği dile getirmenin zamanıdır...
Halk TV’de onlarca emekçi çalışıyor...
Tabii ki emeklerinin karşılığını alamıyorlar...
Bu ekonomik şartlarda işsizlik korkusuyla birçok zorluğa katlanıyorlar...
Her gün bir Halk TV emekçisi isyan ederek kurum ile yollarını ayırıyor...
Hepsinin ortak vurgusu:
“Emeğimiz sömürülüyor” ve “emeğimizin hakkını alamıyoruz”...
Son dönemlerde bu söylemlerle yollarını ayıran isimler:
Selin Sabit, Ali Yağız Baltacı, Şeyma Paşayiğit, Hilal Yağız, Vedat Yalvaç, Seda Selek ve son olarak Sorel Dağıstanlı...
Ve ismini sayamadığımız onlarca Halk TV emekçisi daha kapı önüne konuldu...
Halk TV’de görev yapan kameraman arkadaşlarımız Gencer Keten, Murat Kibar, Yusuf Çakmak ve Özgür Keser, düşük maaşlar nedeniyle iş bırakma kararı alırken hepimizin içi sızlamıştı...
Ama birileri ısrarla bu gerçekleri hep görmemezlikten geldi...
Selin Sabit arkadaşımızın çok zor günler geçirdiği bir dönemde, kardeşi hastanede ağır bir tedavi süreci yaşarken, sudan gerekçeler uydurularak 46. maddeden tazminatsız şekilde işten çıkarıldı ve aylardır işsizlik maaşı dahi alamıyor...
Halk TV’yi var edenler biz emekçi gazetecilerdik.
Yeri geldi cebimizden para harcayarak habere gittik...
Yeri geldi en ağır koşullarda çalıştık...
Kimimiz sigortasız çalıştırıldık, kimimiz 212 kapsamında çalıştırılmadık, kimimiz ise çok düşük maaşlarla çalıştırıldık...
Hep sözler verildi...
“Hakkınızı alacaksınız” denildi...
Aylar, yıllar geçti; hiçbir hak verilmedi...
Hep sömürüldük... Hep sömürüldük...
Emekçi gazeteciler bütün zorluklara rağmen halk gerçekleri öğrensin diye aylarca bu şartlara boyun eğdi...
Gelinen günde;
“Emeğimiz sömürülüyor” diyen gazeteciler...
“Emeğimizin hakkını verin” diyen gazeteciler...
Kapı önüne konuluyor...
Şimdi soralım:
Emekçi gazetecilerin katkılarıyla büyük halk kitlelerine ulaşan Halk TV’de emekçiler neden hep dışlandı?
Bazı ekran yüzleri büyük paralarla transfer edilirken ve yüzbinlerce TL maaş alırken, emekçi gazetecilerin asgari ücret civarında maaş alması haksızlık değil mi?
Yüzbinlerce TL maaş alan ekran yüzleri her gün ekrana çıkıp ekonomik zorluklarla boğuşan emekçilerin sıkıntılarını anlatıyor...
Emekten yana tavır koymaları çok kıymetli...
Ancak o ekran yüzlerinin yayınını hazırlayan, kameramanlığını yapan, stüdyoyu hazırlayan, haberleri önlerine koyan, programa bağlanıp haberleri veren emekçi gazetecilerin emek sömürüsünü görmemeleri , duymamaları inandırıcı mı sizce?
Hak, hukuk, adalet vurgusu yapıyor...
Ancak bu ekran yüzleri, daha bir kez bile Halk TV koridorlarında her gün karşılaştıkları, emekleri sömürülen gazeteci meslektaşlarına neden sahip çıkıp destek vermiyor?
Son günlerde her gün bir Halk TV emekçisi emek sömürüsüne dayanamayarak isyan ederken, yüksek maaşlı ekran yüzlerinin bir kez olsun bu arkadaşlarımıza sahip çıktığını duydunuz mu? Ya da okudunuz mu?
Şu an sus pus olup kenara çekilen ve emekçi gazetecilerin isyanını duymayan yüzbinlerce TL maaş alan Halk TV programcılarına ve ekran yüzlerine sesleniyoruz:
Halk TV’deki emek sömürüsüne daha ne kadar sessiz kalacaksınız?
@SedaSelek1@Selinsabit@Seyma_Pasayigit@aybaltaci@hilalinzraporu@soreldagistanli@vedat_yalvac@muratkibar008
Ülkenin en çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV'de bir süredir gündemde tuttuğumuz meslektaşlarımızın sorunları azalmamakta, aksine giderek artmaktadır. Meslektaşlarımız, anayasal ve yasal haklarından yoksun bırakılmakta, işsizleştirilmekte, açlık sınırı civarında maaşlarla yaşamaya mecbur edilmektedir.
Yönetimsel bir tercihin sonucu çalışanların sosyal haklarında yapılan kısıtlamaların, en temel hakkımız olan ifade özgürlüğünün hiçe sayılmasıyla devam ettiğini, Sorel Dağıstanlı'nın yaptığı bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle işten çıkarıldığını üzülerek öğrendik.
Gazetecilik, ifade özgürlüğü olmadan yapılabilecek bir meslek değildir. Gazetecinin söz söyleme ve eleştiri hakkı yasama, yürütme ve yargı erklerine karşı olduğu kadar, patrona, işverene karşı korunması ve engellenmemesi gereken bir haktır.
Halk TV yönetimini gazetecilik mesleğinin doğasını tahrip eden tüm uygulamalarından vazgeçmeye, mevcut ve eski tüm çalışanlarının mali ve sosyal haklarını vermeye davet ediyor, aksi uygulamaların kanalın ilan ettiği yayın politikasıyla çelişeceğini hatırlatıyoruz. Meslektaşlarımızla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
“Ayrılan arkadaşlar geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı.”
Fıkra bu kadar 🫠🫠
Halk TV’nin muhaliflerin izlediği tek haber kanalı olması, doğal olarak birçok sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu durumun getirilerini nasıl sahipleniyorsak, götürülerini de sahiplenmek benim sorumluluğumdadır.
Öncelikle dışarıdan yazanlara birkaç şey söylemek istiyorum: Kendilerini muhalif kesime tanıtmak ve önemli hissetmek isteyenler, editoryal. nedenlerle Halk TV’ye çıkamayınca doğal olarak bize saldırıyorlar. Ekranda yer bulamadıkları ve şöhret peşinde koştukları için bu kampanyaya katılmalarını anlıyorum.
Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller de görevlerini yapıyorlar çünkü aldıkları paranın hakkını veriyorlar. En çok da anları anlıyorum.
Yola çıkarken nasıl bir yükün altına girdiğimin, nelerle karşılaşabileceğimin ve ne tür saldırılara maruz kalabileceğimin farkındaydım. Bunun nasıl bir mücadele olacağını da biliyordum.
Bu dönemde bana yönelik bir anda düğmeye basılmışçasına başlayan organize saldırının tesadüf olmadığını da biliyorum.
Üzücü olan bu operasyona arkadaşlarımızın da katılması. Neyin içinde olduklarını bildiklerine emin değilim ama emek sömürüsü konusunda söyleyeceklerim var… İddialar gerçeği yansıtmıyor, zaten niyet de gerçekleri konuşmak değil anladığım kadarıyla. Madem burada konuşuldu söyleyeyim: Ayrılan arkadaşlar geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı.
Dünden beri devam eden saldırı ne ilk ne de son olacak ama ne olursa olsun Halk TV, halkın gerçek haberlere ulaşması için mücadeleye aynı kararlılıkla devam edecek.
Üstlendiğim tarihi misyonu 3-5 troll ve şöhret sevdalısı için terk edeceğimi sananlar yanılıyorlar.
Gazetecilik suç değildir.
TBMM'de bir kadın gazetecinin görevini yaparken Süleyman Soylu ve yanındaki kişilerce engellenmesi, soru sorarken fiziki müdahale ile durdurulmaya çalışılması basın özgürlüğüne açık bir müdahaledir.
Hiç kimse, hele ki kamu gücünü kullanmış siyasetçiler, gazetecinin koluna vurarak, görüntü almasını engelleyerek kendisini hukukun ve denetimin üstünde göremez.
Gazeteciler, TBMM’de mesleğini icra etmek için bulunur. Gazeteciden kaçan, sorudan rahatsız olanlara bunu hatırlatıyoruz. Kamu adına soru soran gazetecilere yönelik bu tutumu kabul etmiyoruz.
Bu hadsiz müdahaleyi kınıyoruz. Yetkilileri, basın özgürlüğüne ve gazetecilerin çalışma hakkına saygı göstermeye çağırıyoruz.
#GazetecilikSuçDeğildir
BÜYÜK ZONGULDAK MADENCİ YÜRÜYÜŞÜNÜN MİRASIYLA KAVGAMIZA DEVAM EDİYORUZ...
1991 Yürüyüşünün önderlerinden Sabri Cebecik abimiz direniş alanımızda bizimle. Özel olarak rica ediyoruz bu konuşmayı sonuna kadar dinleyin.
Bizler çok onurlu bir tarihin mirasçılarıyız. Hiç unutmuyoruz. Yine kazanacağız, mutlaka kazanacağız.
#HakkımıVerDorukMadencilik
Üyemiz ve Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış, “19 milyonluk iş yaptırdı tek kuruş ödemedi" başlıklı haber nedeniyle “Dezenformasyon Yasası" kapsamında yargılanıyor.
İktidarın yasalaşırken “Gazetecilere uygulanmayacak” sözünü verdiği TCK 217/A maddesi, bugün bir kez daha gazeteciliği sindirme ve susturma aracı olarak sahnede.
Kamu kaynaklarının kullanımını denetlemek ve usulsüzlükleri gün yüzüne çıkarmak gazeteciliğin temel görevidir.
Halkın vergileriyle yürütülen işlerdeki iddiaları haberleştirmek suç değil, kamusal sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getiren gazetecilerin susturulmaya çalışılması haber alma hakkına doğrudan müdahaledir.
Gazetecilik suç değildir.
Meslektaşımızın yanındayız.
@mahirbagis
Hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdüler.
Doruk Madencilik işçileri,
aylardır ödenmeyen maaşlar ve gasp edilen hakları nedeniyle
Ankara’da açlık grevinde.
Bu direniş, görmezden gelinen emeğin hikâyesi.
21 Nisan sabaha karşı 110 işçi gözaltına alındı.
Serbest bırakılır bırakılmaz mücadeleyi sürdürdüler.
Emekçiler eylemlerine devam ediyor.
Şimdi onların mücadelesine ses verme zamanı.
Gelin, bu sesi birlikte büyütelim.
#MadencininYanındayız #MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik #Madenİşçileri
#DorukMadencilik #AçlıkGrevi #EmekMücadelesi #İşçiHakları #AlınTeri
#Direniş #Adaletİstiyoruz #GeçimMücadelesi #SesVer #BuSesiBüyüt @bagimsizmadenis