Mustafa Kemal Atatürk'ü gören çocuklar anlatıyor:
- O öldüğünde Adana bir hafta ağladı..
- Öyle tısfırlı adam değildi, insan idi insan..
- Bize adab-ı muaşeret öğretirdi..
- Hastalığı olmasaydı, bizi bırakmazdı..
- Dut topladım. Avucumdan yedi..
https://t.co/wAlCxUwBYV
Garanti Bankası'nın 10 Kasım tanıtımı...
Atatürk'ün 1925 yılında Uşak'ta yetimhane ziyareti yaptığı doğru. Hatta bir şehit çocuğu orada şöyle bir konuşma yaptı:
Beni söyleten etken var. Söyleyeceğim. Çünkü ben içinde lavlardan intikam fırtınaları, intikam boraları esen bir volkanım. Gök görültüleri, yıldırımlar, şimşekler benim depremlerimden, sarsıntılarımdan meydana gelir. Dünyanın hayat ve mematı benimle kaimdir. Maddi, manevi hiçbir kuvvet bendeki feveranı söndüremez; ne Alp dağlarının buzulları, ne Niyagara'nın coşkun köpükleri, ne okyanusların kudurmuş dalgaları benim bu feveranıma hiçbir engel teşkil edemez. Çünkü ben, bu hain kuvvetler tarafından tecavüze uğramış bir yetimim. Babamı şahadet, annemi sefalet, vatanımın mamurelerini düşman zulüm ve vahşeti aldı götürdü.
Şimdi ben, kökü kurumuş, dalları kırılmış kuru bir ağaca benziyorum. İşte bunun içindir ki, söyleyeceğim. Dünyanın en amansız düşmanları beni men etse yine söyleyeceğim.
Muhterem Paşa Babamız; bendeki bu azmi, bu imanı halkeden, yaratan aziz ve mukaddes bir kuvvet var; işte o da Türk yurdunu, Türk camiasını ilerleme nurlarına boğan, gelişmenin doruklarına ulaştırmaya saik olan büyük varlığınızdır. Nasıl ufak bir işaretinizle Türk orduları sefil ve alçak düşmanları aziz vatandan kovdular ve Akdeniz'de boğdularsa, ben de ve benim gibi, içinde volkanlar taşıyan binlerce şehit yavrusu ve bütün millet kurtarıcı elinizle işaret buyurduğunuz kurtuluş yolundan yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.
Dumlupınar şehitliğinde, mübarek Dumlupınar kabrinde yatan aziz şehitlerin ruhlarını şad edince ye kadar yürüyeceğiz.
Atatürk, bu konuşmayı dinlerken ağladı. Ve şöyle söyledi:
Şehit yavrusunun sözleri ruhumda büyük bir heyecan doğurdu. Bunu tasvir imkan haricindedir. Yalnız gözyaşlarım bu üzüntünün açık bir ifadesidir. Ben hayatta nadiren ağlayan bir adamım. O da Uşak'ta, burada vaki oldu.
Uşak, 16 Ekim 1925...
10* "Büyük yeteneklere sahip olan zavallı halkımız ise, kendisine kutsal akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyuşmuş, kalmış."
Sadece beş yılda toparlandılar. 10. yılda dışardan işçi getirmeye başladılar. Herşeyi yitirmişlerdi, Almanlık bilinci dışında...
Biz böyle herşeyi yitirmedik hiç, Türklük bilinci dışında.
Konu bilince geldiğinde, Türklük seçeneğini bilinçlice eleştirenler kimden yana?
TR’de muazzam bir nesiller arası fark var. Eskiden ülkemiz dünyaya kapalıyken, kimse İngilizce bilmiyorken, yurtdışına çıkamıyorken, internet yokken gideri olan şeyleri bugün 40 yaş altı almıyor, gülüyor geçiyor.
Ama hala o analog nesilde güç. O yüzden cultural lag yiyoruz
"Arkadaşlarımdan tek bir dileğim var. Ben öldükten sonra beni millete unutturmasınlar. O kadar sevdiğim bir milletin beni unutması, ruhum için en acı bir azap olur."
Ah be Atam, sen ki tarihin en sevdiği oğlu; son Gökbörü, ne millet, ne arkadaşların, ne hasımların unutur.
Bilimde ileri ülkeler zengin,
Bilimde ileri ülkeler istikrarlı,
Bilimde ileri ülkeler mutlu,
Bilimde ileri ülkeler sporda da ileri, sanatta da. Herşeyde ama herşeyde ileri.
Var mı ötesi? Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.
📢‼️Rumlar ve Yunanlar iki şeyi hatırlamak, konuşmak, tartışmak istemez.
🔺İlki; 1939-1949 döneminde ve İkinci Dünya Savaşı sürecinde faşist Nazi işgalindeyken (Megali Limos/Büyük Açlık Dönemi) kendilerine yardım eden TEK ülkenin Türkiye olduğunu...
En sıkı Türkçü işinde en iyi olan adamdır. Bize bu gerek, laf pehlivanları değil. İşinde iyi olmak da çok okumakla olur. Tarih akla gelmesin hemen. Herkes tarihi bütün ayrıntılarıyla bilmeli değil. Ama herkes kendi alanında en iyi olmaya çabalamalı.
Medeni hali kaba olanlar Türkçülük fikrine çok zarar veriyor. Kabalık cesaret değildir, içinde korkaklığı barındırır. Eğer kabalık görgüsüzlükten kaynaklanıyorsa, daha kötü. Türkçü en görgülü, en kültürlü, en donanımlı kimse olmalıdır. Öyledir de...
Türkçülük üst düzey bir mefkuredir, seçkinlere has bir duruştur, son derece çağdaştır. Kitleselleşme derdi bulunmamaktadır. Özünde serbest okuma ve bağımsız düşünme vardır. Ve Türkçülük asla yelek ve tespih simgeselliğine sığdırılamaz.
BİR HİKÂYEM VAR..😔
Tarih 14 Ekim 1987 saat 11.05,
Yer Ankara Mürted..
4.Ana Jet Üssü'nün pistinde bir F16 frenleri bırakmış,kulakları adeta sağır eden bir gümbürtüyle hızlanıyordu.
Nefesler tutulmuştu.
Çünkü 86-0068 kuyruk numaralı o F16, tarihimizde yeni bir ⬇️