50 yaşından sonra yeni bir dil öğrenebilirsin.
Spora başlayabilir kas yapabilirsin..
Resim heykel yapabilir,
Dünyayı gezebilirsin.
Yeni bir meslek edinebilirsin.
İnsan her yaşta gelişip değişebilir.
Ama arkadaş bu yaşta hala “kendini arayamazsın”
Adeta bunu meslek haline getiren bir çağda yaşıyoruz. Her durakta yeni bir öğreti, her köşede yeni bir rehber, her ay yeni bir ritüel… Sanki hayat, yaşanacak bir gerçeklik değil de çözülecek bitmeyen bir bilmeceymiş gibi.
Bence İnsan kendini dağlarda, inzivalarda, törenlerde dizinlerde değil; verdiği kararların sonuçlarında bulur.
Kendini en çok ararken değil; severken, üretirken, sorumluluk alırken, hayal kırıklıklarıyla olgunlaşırken ve verdiği sözlerin arkasında dururken tanır.
Reflective Essays/Zamanpur
"Alçaklığın,
Hainliğin,
İkiyüzlülüğün,
Puştluğun,
Kısacası cümle kokuşmuşluğun at oynattığı bir dönemde,
Yaşamdan zevk alabilmek ancak zayıfların bahtiyarlığıdır..
Esas olan;
Sadece yaşamak değil,
insana yakışır şekilde onurlu yaşamaktır…
Teslim olmadan,
Sürünmeden,
El etek öpmeden yaşamaktır"
Biz namuslu, onurlu gazetecileriz. İktidarın oluk oluk beslediklerinin, o paçavra, satmayan, okunmayan, itibar görmeyen ağababasını alanların hiçbir kelimesi üzerimize yapışmaz. Onların gözümde hiçbir hükmü hiçbir değeri yok. Ama onlarla aynı trene binenler, omuz omuza gelenlerden, sinsi algıcılık yapan çakallardan gazetecilik ve hukuk dairesi içinde hesap sormazsam bana da Hilmi demesinler, sarayın soytarıları!.
İktidarı desteklediğini bildiğim hiçbir esnaftan alışveriş yapmıyorum. Restoranına, kafesine, işletmesine adım atmıyorum. Sanatçısını dinlemiyor, filmlerini izlemiyorum.
Paramı nereye harcadığım, nasıl yaşadığım kadar politiktir. Beni yok sayanı ben de yok sayarım.
Adaletsizliği normalleştiren, liyakati yok eden, anayasayı tanımayan, hukuku sadece muhalifleri susturmak için dizayn eden zihniyeti alkışlayanlayanlara asla kazanç sağlayıp beslemem.
Parfümlerin de imdb gibi ranking siteleri var. Parfumo ve fragnantica. Hala böyle kulaktan duyma muhabbetlerin devam etmesini anlamıyorum. Bilmemne çok güzel kokuyor çok iyi parfüm diyor birine mesela. Ama o yazdığım sitelerde görüyorsun iki kalıcılığı çok düşük. Mesela
❌ Temu yok
❌ Uber yok
❌ PayPal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Airbnb yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Threads yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple Pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Pringles yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Alım gücü yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ Özgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Hastane randevusu yok
❌ Deprem planı yok
❌ Yapı denetimi yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Gıda denetimi yok
❌ Vergide adalet yok
❌ Gençlik festivali yok
❌ Yönetimde şeffaflık yok
❌ Torpilsiz mülakat yok
❌ Vizesiz Avrupa yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ Kamuda tasarruf yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Teknoloji üretimi yok
❌ Kira denetimi yok
❌ Sansürsüz TV - sanat yok
❌ Paranın değeri yok
❌ Bağımsız üniversite yok
❌ Adalet yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Sandık güvenliği yok
❌ Yaz saati uygulaması yok
❌ Eğitimde kalite yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Diplomanın anlamı yok
❌ Uygun tatil imkanı yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
❌ Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet altyapısı yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Veri güvenliği yok
❌ Öğretmene kadro yok
❌ Siyasi etik yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ İfade özgürlüğü yok
❌ Yeterli öğrenci yurdu yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Bağımsız yargı yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Sokakta can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Gençlerin umudu yok
❌ Emeklinin geçimi yok
❌ Çalışanın güvencesi yok
Ampul var, yersen.
Herkesi kendin gibi bilip; dostlarını, yakınlarını kendileriyle yüzleşmeye, hatalarını, eksiklerini, art niyetlerini idrak ve itiraf etmeye itiyorsun. Bu refleksin gayet anlaşılabilir; hem sere serpe kendin gibi olmak, hem de gerçek bağlar kurabilmek istiyorsun. Ama olmuyor. Çünkü çoğu zaman yorgan kısa. Ve bazen de ayağın uzun. Kaldıramayacağı bir gerçeği birinin kucağına bırakmak da bazen yarardan çok zarar getiriyor. Güçsüzlüğü gözetebilmeyi öğrenmek, hem zor, hem de acı. Ama gerekli.
Mindfulness paketleri, EMDR seansları, öz-şefkat kursları…
Hepsi aynı şeyi vaat ediyor. İyi hisset, ama sistemi sorgulama.
Çünkü sorun dışarıda değil, içeride olsun isteniyor.
Sömürü, "travma tetiklenmesi."
Güvencesizlik, "kaygı bozukluğu."
Yoksulluk, "özdeğer yarası"
Tükenmişlik, "sınır koyamama." Vs..
Böylece toplumsal yaralar psikolojik etiketlere çevriliyor.
Sınıfsal olan ise bireyselleştiriliyor.
Sistemsel olanda nörolojikleştiriliyor.
Yani, kişi kendini onarmaya çalışırken, sistem onu tam da ihtiyaç duyduğu şeye dönüştürüyor
sürekli kırılan sürekli iyileşmeye çalışan ve sürekli tüketen birey.
Çünkü iyileşme değil iyileşmeye çalışmak satılıyor. ...Ve en karlı müşteri hiç tam iyileşmeyen.
Başkasının sigara dumanını solumamak gibi kamusal alandaki temel bir sağlık talebinin, nasıl demagoji ve mantık hatalarıyla boğulmaya çalışıldığının ilginç bir örneği.
Bu zihniyetin temel yanılgısı: "Kişisel bir keyif hakkı" ile "temel bir sağlık hakkını" eşdeğer sanmak.
Hayır, eşdeğer değil.
Bir eylemin (sigara içmek) doğası gereği başkalarına doğrudan ve fiziksel (pasif içicilik) zarar verdiği yerde, o eylemi yapma "özgürlüğü" biter. Diğer eylem (bir çocuğun temiz havada oturması) ise sadece var olmaktır ve kimseye fiziksel zarar vermez.
"Ağlayan çocuk" veya "istenmeyen insan" üzerinden kurulan sahte denklik ise tartışmayı en sığ noktaya çekme çabasıdır.
Ağlayan bir çocuk, potansiyel bir gürültü rahatsızlığıdır.
Sigara dumanı, kesin bir kanserojendir ve sağlık tehdididir.
Bu ikisini eşdeğer tutmak, "Benim arabamın egzozundan çıkan duman seni rahatsız ediyorsa, o zaman sen de yürüme" demek kadar absürttür.
Mesele "yasakçılık" değil, kamusal sağlığın korunmasıdır. Tıpkı gıda güvenliği denetimleri veya gürültü yönetmelikleri gibi. Kimsenin keyfi, bir başkasının, özellikle de bir çocuğun ciğerlerinden daha değerli değildir.
"Probiyotikler: Yoğurt, kefir, ev turşusu"
Yoğurt çok iyi bir gıda ama hiçbir gıda PROBİYOTİK değildir..
Bu arada kendinizi boşuna turşuya boca etmeyin, bağışıklıkla bir ilgisi yok..
Bir davranıştan rahatsız olduğunu söylediğinde, kötü niyetli olmayan kişi endişelenir. Çünkü sizi incitmek istemez. Hemen savunma moduna geçen veya çok abarttığınızı belirten kişi istismarcıdır.
Bu itibar denen şey niye sadece erkeklere ait sayılıyor, hiç düşündünüz mü? Kadın her şeyi her ölçüte göre doğru yaptığında bile itibarın değil ancak itibar suikastinin konusu olabiliyor?
Utanç gibi itibar da taraf değiştirecek.
Ülkede ne yaşanırsa yaşansın en salak en sinir edici yorumu HARİTAYA BAKTIM diyen bir astrolog yapıyor insanın başına ağrı sokan bir hadsizlik cahillik delilik durumu ya
Kiminle empati kuruyorsaniz osunuz.
Katille empati kuran potansiyel katil ya da katil ebeveynidir. Bunlar zengin olsalar cocuklarini ABD’ye kaciran orospu olurlardi.
Tecavuzcuyle empati kuran potansiyel tecavuzcudur, tecavuzcu ebeveynidir. Siqi sizlar kimyasal hadim deyince.