Müvekkilimiz Rojin Kabaiş’in 11 Eylül 2024 tarihindeki ameliyat kayıtları ile otopsi ATK raporlarının adli-tıbbi incelemesi, ölümün arkasındaki felaket gerçeği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur.
Müvekkilimizin 15 Ekim’de cansız bedeninin bulunmasının ardından yapılan otopside, midesinde ve iç organlarında Rocuronium, midesinde ise Ornidazole tespit edilmiştir.
Normal şartlarda vücutta parazit veya anaerob bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve cerrahi müdahaleler sonrası enfeksiyonu önlemek (profilaksi) amacıyla kullanılan bir antibiyotik olan Ornidazole’in ve ameliyathane dışında temini imkânsız, solunum kaslarını saniyeler içinde felç eden ölümcül kas gevşetici Rocuronium’un midede bulunması olayın seyrini netleştirmiştir.
Yarılanma ömrü sadece 30 ila 90 dakika olan Rocuronium’un 11 Eylül’deki ameliyattan haftalar sonra yapılan otopside taze halde çıkması biyokimyasal olarak imkânsızdır.
Bu adli veriler; müvekkilimizin 15 Ekim’de bulunmasından hemen önce, bu kimyasallara erişim yetkisi olan kişilerce mide yoluyla Ornidazole ve özellikle Rocuronium verilerek bayıltıldığını ve solunumu felç edilerek katledildiğini kanıtlamaktadır.
Aslında bu büyük bir skandaldır...
İdari soruşturma yürüten Mülkiye müfettişleri adli soruşturmanın alanına neden girdi?
Müfettişler Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıklarının aldığı sanık ve tanık ifadelerine neden güvenmeyip tekrar ifade aldı?
Bu durumdan kimler rahatsız?
Gerçeklerin konuşulduğu canlı yayınımız başladı bekleriz...
https://t.co/ma2WqGnXAH
Gizli tanık Şubat, Gülistan DOKU’nun 05.01.2020 tarihinde rostan mevkinde katledildiğini ve oraya yakın bir yere gömüldüğünü itiraf etmiştir. HTS baz verilerine göre de maktulün son sinyal verdiği yer de rostan mevkine yakın bir noktadır. Yine katil zanlısı Mustafa SONEL ve ile insan öldürme suçuna iştirakten tutuklu soruşturulan şüpheliler Şükrü EROĞLU, Fatih ÖZMEN, Erdoğan ELALDI ile firari şüpheli Umut ALTAŞ’ında suçun işlendiği yer ve zaman diliminde rostan mevkinde olduğu açıktır.
Bu beyan ve GSM baz verileri KGYS ve PTS verileriyle de desteklenmiştir.
Bu böyle olmakla birlikte; insan öldürme olayından 8 gün sonra yani 13.01.2020 günü maktulün öldürüldüğü yerde katil zanlısı Mustafa SONEL’ in sabahlamış olması nasıl açıklanabilir?
Katilin her zaman olay yerine geri dönmesi olarak mı ?
Vicdan azabı mı? #Gülistandoku
Türkiye'nin En Genç Kaymakamı "Makam Aracını Değil, Bir Gazinin Hayallerini Gerçekleştirmişti"
29 yaşındaydı Adana'nın Feke ilçesine atandığında.
Belki birileri "Bu genç yaşında yapabilir mi?" diye düşünmüştü.
Ama o, sadece evrak imzalayıp törenlerde boy gösterenlerden olmadı.
Feke'de Ahmet Gür adında bir gazimiz vardı.
Yıllar önce, ilk maaşıyla heves edip bir araba almıştı kendine.
Fakat sadece bir kez kullanabildi o "ilk göz ağrısı" arabasını.
Sonra Kuzey Irak'a, göreve gitti. Patlama oldu... İki gözünü de orada bıraktı.
Karanlıkta kalan sadece gözleri değildi.
Ev yaptırırken maddi sıkıntıya düşünce, o çok sevdiği arabasını da mecburen satmak zorunda kaldı.
Sesi çıkmadı Ahmet'in. Yutkundu, içine attı.
Geçtiğimiz aylarda Kaymakam Feyza Yılmaz, Ahmet'i hastanede ziyarete gitti.
Laf arasında satılan o arabanın hikâyesini duydu. O an hiçbir şey demedi.
Fakat Ahmet kontrol için Ankara GATA'ya gittiğinde telefonu çaldı.
Arayan Feyza Kaymakam'dı.
O arabayı izini sürüp bulmuş, kendi imkânlarıyla satın almış ve Ahmet'in annesinin üstüne yapmıştı.
Yani... bir gazinin yarım kalan hevesini, o karanlığın içinden çekip çıkarmıştı.
Ahmet arabanın direksiyonuna geçemedi belki.
Ama bir arkadaşı sürdü, o yan koltuğa oturdu.
Arabanın teybinde Ferdi Tayfur'dan "Hatıran Yeter" çalıyordu.
O sesle, Feke Kaymakamlığının önüne yanaştı.
Sonra o yaralayan cümleyi kurdu:
"Gözlerim açılsa... inan bu kadar sevinmezdim. 6 yıldır bana gazi olduğumu hissettiren ilk kişi o oldu."
Şimdi düşününce insanın boğazı düğümleniyor.
Feyza Kaymakam geçtiğimiz ay tayin olup Bolu Kıbrıscık'a gitti.
Giderken arkasında ne bıraktı biliyor musunuz?
Devletin sadece soğuk bir mühür olmadığını, sıcacık bir vicdan olduğunu...
Bazı makamlar vardır, sadece ceket iliklenir.
Bazı insanlar vardır... arkasından sadece sessizce yutkunulur.
Alarko Holding'in serasında kullanılan kimyasallar nedeniyle işçiler zehirleniyor. O serada üretilen gıda soframıza geliyor, bizi de zehirliyor. Suyu, toprağı, havayı zehirliyor.
Endüstriyel tarım zehir şebekesidir.
#emekoloji
DEPREMLER YENİ BAŞLAMADI. DÜNYA DA “DEPREM FABRİKASINA” DÖNÜŞMEDİ.
Yüzeydeki Antropojenik(insan faaliyeti ) bozulma yıkımın boyutunu arttırıyor.
Son günlerde “Dünya kötüye gidiyor, depremler arttı, artık her yerde deprem oluyor” şeklinde paylaşımlar görüyorum.
Deprem sayısındaki kısa süreli artışları gösterip “Dünya giderek daha fazla deprem üretiyor” sonucu çıkarmak sismoloji değil, istatistiksel cehalettir.
Dünya'nın tektonik sistemi milyonlarca yıldır çalışıyor.
Levhalar hareket ediyor.
Gerilim birikiyor.
Faylar kopuyor, ayrılıyor.
Artçı dizileri oluşuyor.
Bazen de aynı bölgede kısa süre içerisinde birkaç büyük deprem meydana geliyor.
Üstelik büyük bir depremden sonra yüzlerce, binlerce küçük deprem kaydedilmesi “Dünya bozuldu” anlamına gelmez. Biz artık bunları çok daha hassas cihazlarla ve çok daha yoğun istasyon ağlarıyla tespit ediyoruz.
Asıl mesele şu:
Deprem sayısını değil, deprem üretim mekanizmasını konuşun.
Bir bölgede deprem aktivitesi gerçekten değişmiş mi?
Hangi magnitüd aralığında değişmiş?
Bunun katalog tamlık magnitüdü nedir?
Artçıları ana şoklardan ayırdınız mı?
Zaman-mekân kümelenmesi normal mi?
Fay geometrisi ve gerilme transferi ne söylüyor?
Bunları ortaya koymadan “depremler arttı, Dünya kötüye gidiyor” demek bilimsel bir sonuç değil; korku pazarlamasıdır.
Dünya bugün deprem üretmeye başlamadı.
Sadece insanlığın depremi görme ve kaydetme kapasitesi hiç olmadığı kadar yüksek.
Dolayısıyla sosyal medyada birkaç büyük depremi arka arkaya görüp gezegenin “alarm verdiğini” düşünmeyin.
📍Hele de başka gezegenlerin,bizim gezegenimize etkisi olduğuna!
Gezegen alarm vermiyor. Tektonik sistem çalışıyor.
Çalışmayan şey, bazı insanların kafası...
Adalar fayı ölü diyenler, adalar fayının kalp atışlarını iyi izlesin.
Marmara denizindeki segmentasyon üzerinde 6.0/6.5 arasında birkaç deprem daha var.
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in aldığı ödüller:
Yılın İdarecisi ve Kaymakamı Ödülleri
Çocuk Dostu Ödülü
Türkiye Diyanet Vakfı İyilik Ödülü
Birçok belediyeden Fahri Hemşehrilik
Siyasi misyonum olsa bu adama ödül verenlerin hepsini görevden alır; yerlerine kayyım atarım :-)
''TEK ÇERÇEVEM KEMAL ATATÜRK CUMHURİYETTİR!''
Sanatçı Sabahat Akkiraz:
- Bugünlerde karanlık hepinizi sarıyor.
- Geçim derdi, tutuklamalar, Cumhuriyete saldırılar halkımızı zorluyor.
- Şunu bir kez daha söylemek istiyorum: Benim bir tek çerçevem Kemal Atatürk Cumhuriyettir.
Hacıbektaş Anma etkinliklerinde sahne saatimi kendim belirledim. Normalde sahne alacağım saatten daha erken bir saate “malum nedenden” dolayı değişiklik yaptırdım. Benim deyişlerim herkese nasip olmaz….
İstanbul’da iddiaya göre içinde hasta bulunmayan ambulansın kırmızı ışıkta geçmesi üzerine kolluk personeli, sürücüye araçta hasta olup olmadığını sordu. Hasta olmadığını öğrenen personel, “Kafana göre kırmızı ışıkta geçemezsin” diyerek uyarıda bulundu. Ambulans şoförü ise “İstediğim zaman geçerim” diyerek karşılık verince ikili arasında tartışma çıktı.
Şamil efendi!
Öyle uzaktan sallayıp kaçamazsın.
Ben her sözümün ve kararımın arkasındayım.
Sen ve yaranmaya çalıştıkların gibi fırıldak değilim.
Hangi kanalda istersen canlı yayında sen bildiklerini ( bilmeden salladıklarını da) söyle, ben belgeleri ve tanıkları ile gerçeği göstereceğim.
2004 ten beri üstü katman katman örtülen gerçekleri duymak yarandıklarının işine gelmeyecek ama,en azından sen ve senin gibi yaranmacı borazanın ipliğini pazara çıkarmış oluruz.
Var mısın?
Yiyor mu?
Bugün hayatım boyunca unutamayacağım anlardan birini yaşadım.
Yıllarımı, hayallerimi, mücadelemi, sevincimi ve gözyaşımı bıraktığım yerde; evimde, bana çok özel bir veda yaşattınız.
O tribünlere son kez bir futbolcu olarak bakarken, gözümün önünden koskoca bir ömür geçti. Altyapıya ilk adımını atan o çocuktan, bugün bu formaya veda eden adama kadar…
Bana yaşattığınız her duygu, söylediğiniz her söz, benimle bir ömür boyu yaşayacak.
Bugün bir kez daha anladım ki bazı hikâyelerin sonu olmaz.
Forma çıkar, sevda kalır.
Hayatım boyunca unutmayacağım bu gün için hepinize sonsuz teşekkür ederim.
İyi ki Beşiktaş.
İyi ki siz. 🖤🤍