I spoke today at the 18th UN Forum on Minority Issues in Geneva.
I exposed the human rights violations caused by the non-recognition of Abkhaz-issued documents, the denial of freedom of movement and access to basic rights.
I urged UN member states to act and establish humanitarian mechanisms and emphasized that real peace is impossible without a binding non-use-of-force agreement between Abkhazia and Georgia.
İran istihbaratı Azerbaycan ve Ermenistan kadar Gürcistan’da da oldukça aktif. Oradaki İsraillilerin varlığından Azerbaycan Türkü nüfusun varlığına kadar birçok sebebi olduğu gibi herkesin malumu olan tarihsel sebepleri de var.
Hocama ek olarak ben de şunları söyleyeyim; İran’ın Gürcistan’daki faaliyetlerini yalnızca Borçalı’daki dini propaganda üzerinden okumamak gerekir. Ortada dini eğitimden ticari örtüye, yerel kanaat önderlerinden operasyonel ağlara uzanan çok katmanlı bir nüfuz ekosistemi bulunuyor. Bu faaliyetler büyük oranda açık kaynaklara net olarak yansımış durumda.
Örneğin ABD’nin yaptırım listesine aldığı ve Türkiye’de de denkliği iptal edilen el-Mustafa Uluslararası Üniversitesi, Gürcistan’da resmi akreditasyonu olmamasına rağmen Azerbaycan Türklerinin yoğun yaşadığı bölgelerde uzun süredir dini eğitim ve ideolojik faaliyetler yürütüyor. Marneuli’deki bazı camiler ve dini merkezler üzerinden İran Devrimi, Velayet-i Fakih ve “Direniş Ekseni” söyleminin işlendiği vaazlar veriliyor. Aşura törenleri de yalnızca dini bir ritüel olmaktan çıkıp İran’ın sembollerinin ve söylemlerinin görünür olduğu organizasyonlara dönüştürülüyor. Aslında klasik huni taktiği çalışıyor. Bu merkezler üzerinden 1000 kişiden eleye eleye bir avuç kişi devşiriliyor.
İşin ekonomik boyutu en az bunun kadar dikkat çekici. Gürcistan’da on binlerce İran sermayeli şirket bulunuyor. Bunların önemli bir kısmı aynı adreslerde kayıtlı, görünür ticari faaliyeti olmayan şirketler. İranlı danışmanlık firmaları, İran ürünlerinin Gürcistan üzerinden yeniden etiketlenerek Batı pazarlarına ulaştırılmasını açıkça pazarlıyor. Yaptırımların aşılması, finansal hareketlilik ve lojistik ağlar bakımından Gürcistan son yıllarda İran açısından önemli bir merkez haline gelmiş durumda.
Bunun yalnızca yumuşak güç meselesi olmadığını gösteren örnekler de var. Gürcistan İstihbaratı SSG, İsrail-Gürcistan Ticaret Odası Başkanı’na yönelik İran bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıklamıştı. Soruşturmaya göre operasyon İranlı organizatörler, İran-Gürcistan çifte vatandaşları ve üçüncü ülke vatandaşlarının birlikte kullanıldığı çok katmanlı bir yapı üzerinden yürütülüyordu.
Dolayısıyla Gürcistan dosyasında medrese, cami, kültür merkezi, ticari şirketler, yaptırım ağları ve örtülü operasyon kapasitesi birbirinden tamamen bağımsız başlıklar değil ki zaten birçok sahada durum bu. Özellikle Borçalı gibi sosyoekonomik olarak kırılgan bölgelerde bu araçların birbirini tamamlayan bir nüfuz altyapısı oluşturduğu görülüyor. Günün sonunda basit bir kuryelik işi için bile içeriden birilerine ihtiyaç var.
Since 1979, Iran has never ceased causing problems wherever its influence has reached. Many people overlook smaller or less visible regions, but even today Iran is attempting to destabilize Azerbaijan and Georgia through covert operations and radicalization efforts directed at ethnic Shiite Azerbaijani Turks in Borcali/Kvemo Kartli, as indicated on the map.
1) Culturally, Azerbaijanis have generally not been prone to radicalization based on religion or sectarianism. However, in the areas indicated, Iran has recently been able to expand its activities for four main reasons:
2) The oppression and marginalization of ethnic Azerbaijani Turks in Georgia are severe. Even at basic cultural events, the display of Turkish and Azerbaijani flags, symbols with which local Turks identify because of ethnic kinship, is sometimes prohibited. The region remains neglected, and tensions periodically arise. As an additional point, Georgia continues to prevent exiled Meskhetian Turks from returning to their homeland, despite its human-rights obligations.
3) Azerbaijan’s land borders remain closed. The restrictions were initially introduced during the COVID-19 pandemic, but years later Azerbaijan continues to block entry into the country by land. As a result, Azerbaijani Turks in Georgia have become increasingly disconnected from Azerbaijan. Given their socioeconomic and political vulnerabilities, they are more exposed to foreign infiltration and influence.
4) Iran has been filling this void through madrasah education, cultural events, religious networks and other instruments of soft power directed at the Shiite population. Moreover, Iranian actors promote the claim that these communities are not Azerbaijani but rather Karapapak or Terekeme and therefore constitute a separate people. This resembles the discourse used toward Iran’s own Turkic population: “You are not Turks, you are Azaris".
5) Because of the ideological principles embedded in the Constitution of the Islamic Republic of Iran particularly its Preamble and Article 154, Iran continually seeks to advance the Islamic Revolution wherever opportunities arise. In countries such as Iraq and Yemen, these efforts are clearly visible. In less prominent regions, such as Borcali in Georgia, however, they often go unnoticed.
Unless Azerbaijan reopens its land borders soon, these communities may become increasingly vulnerable to radicalization, caught between pressure and marginalization from the Georgian state and the expanding influence of Iranian actors.
Abhazya Gençlik Yaz Kampı 1. Etap Tamamlandı!
Federasyonumuza ayrılan kontenjan kapsamında 1. etapta Abhazya’ya giden 27 gencimiz, “АХЪЪӀШЬТРАХЪ-2026” (Ah’ıştrah’i) yaz kampının ilk etabını başarıyla tamamlayarak bugün yurda döndüler.
Kamp boyunca gençlerimize gönüllü olarak refakat eden, onların güvenliği ve mutluluğu için emek veren kıymetli Dr. Elçin Başol ve Yasin Koç’a yürekten teşekkür ediyoruz.
Ayrıca kampın düzenlenmesinde büyük emekleri geçen Abhazya Cumhuriyeti Geri Dönüş Devlet Komitesi’ne ve tüm yetkililere minnettarız.
KAFFED Abhazya Çalışma Grubu Üyesi Dr. Elçin Başol, Abhazya Dışişleri Bakanlığı’nda Temaslarda Bulundu
KAFFED Abhazya Çalışma Grubu üyesi ve Adnan Menderes Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Elçin Başol, 7 Temmuz tarihinde Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nda bir dizi temas gerçekleştirdi.
Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Oleg Bartsits ile yapılan görüşmeye, Dışişleri Bakan Yardımcısı İrakli Tuzhba ve Abhazya Cumhuriyeti Repatriasyon Devlet Komitesi Başkan Yardımcısı Astamur Bagatelia da katıldı.
Görüşmede Dr. Elçin Başol, uluslararası platformlarda yürüttüğü akademik ve insani çalışmalar ile Abhaz halkının kültürel kimliğinin korunması ve haklarının uluslararası düzeyde görünürlüğünün artırılmasına yönelik faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
Abhazya Dışişleri Bakanı Oleg Bartsits ise, Abhazya’ya ilişkin doğru ve nesnel bilgilerin uluslararası kamuoyuna aktarılmasının önemine dikkat çekerek, diaspora mensuplarının bu süreçte üstlendikleri rolün değerli olduğunu ifade etti. Bakan Bartsits ayrıca, Dr. Başol’a Abhaz halkının haklarının uluslararası platformlarda savunulmasına yönelik katkıları ve tarihî vatanla bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmaları dolayısıyla teşekkürlerini iletti.
I had the opportunity to participate in the expert session held during the first two days of the Caucasus Dialogue 2026, which took place in Pyatigorsk from June 27 to July 3.
Bringing together experts from different parts of the Caucasus as well as from countries including Russia, Türkiye, Iran, the United States, India, and Armenia, this policy-oriented meeting proved to be even more valuable than I had expected. In particular, listening to the insights of some of the leading Russian scholars specializing in the Caucasus and exchanging views with them was an especially rewarding experience.
I would also like to highlight the Mashuk Knowledge Center, where the program was hosted. Built by the Russian Federation in a location that is easily accessible from all regions of the North Caucasus, the campus offers outstanding facilities ranging from sports complexes and accommodation to conference halls and meeting spaces. Beyond serving as a venue for academic events, it has become an important hub for bringing together and supporting young people from across the Caucasus. During the program, I had the opportunity to observe many young participants attending different educational and development initiatives on campus. Witnessing their enthusiasm, together with the opportunities provided by the center, gave me a deeper appreciation of its potential for the region. I was genuinely impressed by both the young participants and the center itself.
Finally, I would like to express my sincere gratitude once again to the @Gorchakov_Fund for their kind invitation and warm hospitality.
27 Haziran–3 Temmuz tarihleri arasında Pyatigorsk’ta düzenlenen Kafkasya Diyaloğu 2026 programının ilk iki gününde gerçekleştirilen uzmanlar toplantısına katılma fırsatı buldum.
Kafkasya’nın farklı bölgelerinden ve Rusya, Türkiye, İran, Amerika, Hindistan, Ermenistan gibi ülkelerden çok sayıda uzmanı bir araya getiren bu politika odaklı toplantı, beklentimin de ötesinde verimli geçti. Özellikle Rus akademisinde Kafkasya üzerine çalışan alanının önde gelen uzmanlarının değerlendirmelerini dinlemek ve fikir alışverişinde bulunmak benim için son derece değerliydi.
Bunun yanında programın düzenlendiği Maşuk Bilgi Merkezi’ne de ayrıca değinmek istiyorum. Rusya Federasyonu’nun, Kuzey Kafkasya’nın tüm bölgelerinden kolaylıkla ulaşılabilecek bir konumda inşa ettiği bu kampüs; spor tesislerinden, konaklamaya, konferans ve toplantı salonlarına kadar sunduğu imkânlarla yalnızca akademik etkinliklere ev sahipliği yapmıyor, Kafkasya’nın gençlerine yönelik çok önemli bir buluşma ve gelişim alanı da oluşturuyor. Program süresince kampüste farklı eğitim ve gelişim programlarına katılan gençleri görmek, merkezin bölge açısından taşıdığı potansiyeli yakından gözlemleme fırsatı sundu bana. Ve gerçekten hem gençlere hem de merkeze hayran kaldım.
Nazik davetleri ve sıcak misafirperverlikleri için Gorchakov Vakfı’na @Gorchakov_Fund bir kez daha içten teşekkürlerimi sunarım.
Rua, my elder son, sang “Wasted Years” from Iron Maiden at his kindergarten graduation ceremony. He asked to go to the their concert in Bulgaria uy as his primary school graduation gift - and here we are, just back from Sofia.
Up the Irons! #ironmaiden@IronMaiden
📌ABD Başkanı Trump ateşkesi uzattı, bu hamle kimin lehine?
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. @elcin_basol#GeceRaporu'nda değerlendirdi.
📌Trump’tan Pakistan’daki görüşmeler öncesi sert uyarı: Pazarlık mı, gözdağı mı?
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. @elcin_basol#Haftalık'ta @esrtoptas'a değerlendirdi.
Trump’ın “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” söyleminin ardından Birleşmiş Milletler’in yapmış olduğu bu “Savaşların bile kuralları vardır” hatırlatması tesadüf değil.
Bu, sadece bir ilke vurgusu olarak okunmamalı; aynı zamanda ABD’ye açık bir rest görüyoruz:
Savaş sınırsız bir yıkım yetkisi değildir!
Even wars have rules.
The Geneva Conventions protect civilians in conflict and help ensure assistance reaches those in need, without discrimination.
https://t.co/Jh9e5nxBVl
Stratejik Perspektif Programının bu haftaki konukları; Dr. Elçin Başol ve Astamur Bagatelia’dı.
“Abhazya’ya Geri Dönüş: Diaspora, Devlet ve Kimlik” analiz edildi…
Değerli Konuklarımıza bilgilendirme, analiz ve katılımlarından dolayı teşekkür ederiz…
Program YouTube kanalımızdan izlenebilir…
Link: https://t.co/L3w4Rye8q8
@elcin_basol
Zelenski’nin Türkiye ziyaretindeki bu dikkat çeken karşılama tek başına bir protokol detayı olarak okunmamalı. Bu durum Ankara’nın Ukrayna savaşına bakışında belirginleşen bir “realiteye dönüş” işareti. Türkiye uzun süredir denge politikası yürütüyor, ancak gelinen noktada sahadaki tablo diplomatik söylemin önüne geçmiş durumda. Türkiye açısından artık mesele kimin haklı olduğu değil, hangi dengenin sürdürülebilir olduğu.
Erdoğan-Zelenski görüşmesinden çıkan başlıklar da bunu doğruluyor: ateşkes ve müzakere vurgusu, Türkiye’nin yeniden arabuluculuğa hazır olduğu mesajı, tahıl koridoru, Karadeniz güvenliği, esir takası ve sınırlı savunma iş birliği detayları dikkat çekici. Ankara, Ukrayna ile bağını koparmıyor ama ilişkiyi artık daha kontrollü ve daha hesaplı bir zeminde yürütüyor.
Ancak burada göz ardı edilen bir arka plan daha var. Ukrayna yönetimi bugüne kadar birçok başlıkta Türkiye’nin tezleriyle örtüşmeyen pozisyonlar aldı. Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’nin işgalci olduğunu vurgulayan Zelenski, Türkiye’nin Kıbrıs yaklaşımına mesafeli kaldı. Rusya’ya yaptırımlar konusunda Ankara’dan daha sert adımlar bekledi. Türk şirketlerinin Rusya ile ticaretine yönelik eleştiriler geldi Ukrayna’dan. Ayrıca Karadeniz’de daha agresif NATO varlığı beklentilerini de dile getirdiler. Gazze sürecinde ise Zelenski’nin küresel dikkatin Ukrayna’dan kaymasına yönelik rahatsızlığı, Türkiye’nin insani öncelik vurgusuyla açık bir söylem farkı yarattı.
Ayrıca Ukrayna’nın Rus petrol hatlarını hedef alırken Türk işletmeli tankerleri de risk alanına sokması da Türkiye’nin rahatsız olduğu ve savaşın bölgesel dengeleri zorlayan bir boyuta geçtiğini gösteriyor.
Buna rağmen bugün gelinen noktada Ukrayna’nın Türkiye’den diplomatik destek, arabuluculuk ve stratejik denge talep etmesi dikkat çekici. Bu durum, savaşın idealist söylemlerden çok çıkar dengeleri üzerinden yürüdüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Sonuç olarak bu ziyaretten çıkarılacak sonuç bir kopuş değil elbette ama; net bir mesafe ayarı. Türkiye artık Ukrayna dosyasını duygusal değil, tamamen stratejik bir başlık olarak ele alıyor. Moskova ile kurduğu hattı riske atmadan Kiev ile ilişkiyi sürdürüyor ve kendini savaşın tarafı değil, sonucu şekillendirecek aktör olarak konumlandırıyor. Bu savaşın kaderi cephede değil, kurulacak masada belirlenecek ve Türkiye o masayı kuran aktör olacak gibi.
https://t.co/8DWitkTOI0
Gürcü Rüyası: Tiflis’in Bitmeyen İnkârı
Yazarımız Dr. Elçin Başol’un kaleminden;
“Gürcistan’ın yıllardır bir inkâr üzerine kurmuş olduğu Abhazya meselesini doğru yerden başlatmak gerekiyor. Çünkü tartışmanın dili hem akademik çevrelerde hem de basında daha en baştan yanlış kuruluyor.”
👉🏼 https://t.co/beMqnsoDYc
“Abhazya, onlarca yıldır kendi kurumları, kendi siyasal sınıfı, kendi güvenlik anlayışı ve kendi toplumsal hafızasıyla yaşayan bir devlet yapısıdır. Bu gerçekliği yok sayarak kurulacak her çözüm dili, daha baştan başarısız olmaya mahkûmdur.”
https://t.co/Fno3Z0a3gM