Merecemos a alguien emocionalmente disponible, que sepa comunicarse, que no desaparezca, que nos cuente lo que hace, que se disculpe si tarda en responder y que nunca nos deje adivinando cuál es el lugar que ocupamos en su vida.
Çalışkan, dürüst ve iyi ailelerde yetişen insanların en büyük sorunu, dış dünyayı da kendileri gibi adil ve şeffaf ilişkilerden oluşan bir yer olarak düşünmeleri ve her konuda bu saf inanca göre hareket etmeleridir. Oysa herkes sizin gibi değil. Herkesin ailesi sizin gibi ilkeli ya da terbiyeli değil. Herkes sizin gibi emeği, uzun süren çalışmaları, başkalarına anlayışlı bir yerden yaklaşmayı sevmiyor. Herkes özgürlüğe, insan onuruna ve bireysel alana da saygılı değil. Birçok insan kısa yoldan güç, avantaj ve menfaat peşinde. Siz en güzel duygularınızı bile dürüstlükle sunarken; birçok insan küçük bir tebriğin, artı bir kuruşun ya da ufak bir iyiliğin hesabını yapıyor. Bu yüzden çok dikkatli olmalısınız. İyiler kendi değerlerine sadık kalacak kadar iyi, başkalarına karşı kendilerini koruyacak kadar da zeki ve cesur olmalılar.
Bir insana olan sevginiz azaldığında kontrol edilme kaygısı ve terk edilme korkusunu daha az hissettiğiniz için ilişkideki yansıtma ve suçlama miktarı da azalıyormuş.
Çok enteresan geldi. Çok sevdiğiniz için değil az sevdiğiniz için anlaşabilmek. Bu kişiyle zaten az miktarda iç içe geçebilirsin, senden bir şey götüremez, sana bir şey getiremez, o zaman kavga etmeyelim demek. İnsanın yorgunluğunu karar sanması da denilebilir.
Çağın en iyi yatırımı psikolojik sağlamlılıktır dostlar. Bu umursamazlık değil,kendini yönetebilme becerisidir. Kırıldığında dağılmamak,haksızlık gördüğünde kendini tüketmemek, kaybettiğinde yeniden başlayabilmek,herkesin seni anlamasını beklemeden kendi gerçeğinde durabilmektir.
Güvenli hissettirmeyen, toksik ortamlarda bireyin sergilediği öfke ve aşırı tepkilerin kişilik değil, birer savunma mekanizması ve hayatta kalma tepkisidir. Birey, sürekli tehdit altında hissettiği bir ortamda sinir sisteminin verdiği tepkileri kendi mizaç parçası sanabilir. Ancak güven veren, kapsayıcı bir ortama geçildiğinde bu tetiklenmeler azalır ve kişinin özündeki dinginlik ortaya çıkar.
"Çektiğin acılar seni çok güçlü yaptı" tesellisi koca bir yalan. Yaşadığımız haksızlıklar bizi güçlü falan yapmadı; sinir sistemi çökmüş, güven duygusu zedelenmiş ve sürekli alarm durumunda yaşayan insanlara dönüştürdü. Kimse kimseyi travma övgüsüyle kandırmasın.
Açık iletişim ancak karşınızdaki sizi anlamak istediğinde fayda sağlar. O yüzden Bi şey anlatmadan önce kendinize ‘bu kişi beni anlamaya istekli mi?’ diye sorun. Aksi halde sadece yorulur, tükenirsiniz…
İnsan sosyal bir varlıktır, insan iletişim kurarak var olan bir varlıktır. Akşamları dostlarınızla çay çorba için, pazar günleri kalabalık kahvaltılar yapın, insanlardan kaçmayın, yalnızlığı ulvileştirmeyin, insan insana dokunduğunda anlam kazanır. Bireyselliğin övülmesine kanmayın, bu size yapılan en büyük kötülüklerden biri. Bu tuzağa düşmeyin.
dun akilliydim acik iletisim her seyin cozumu sanardim
bugun bilgeyim karsindaki seni anlamak istemedigi surece nasil iletisim kurdugunun bir onemi olmadigini biliyorum
"Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil." Irvin D. Yalom, keskin zekasıyla ne güzel ayrımlamıştı.
Bazen insan yolda olmayı sever, varacağı yeri değil. Bazen âşıklık hâlini sever, âşık olduğu kişiyi değil. Övülme hâlini sever; ona en güzel şekilde iltifat eden kişiyi değil. Yahut keşfetmeyi sever; keşif arzusuyla o an yöneldiği şeyi değil. Yani "o kişi"yi değil, bir varlığı değil; ona halihazırda o hâli yaşatan yardımcı özneyi hatta özne bile olamayan ihtiyaç nesnesini sever.
Bir şeyi zatından dolayı sevmek... "O" olduğu için sevmek. Sevmenin en asil, ikâmesiz, hakiki, estetik ve taltif olan hâli bu o yüzden.
peygamberimiz abdullah bin abbasa öğüt veriyor sana yazılmamış olan başına gelmez, sana takdir edilen de seni atlayıp başkalarına gitmez, yani hiçbir şeyi ucundan kıyısından kaçırmadık o şey zaten bizim değildi