Cem Boyner:
“Üretmezsen zenginleşemezsin. 80 milyonluk nüfus al-sat ile yaşayamaz. Tarımdan sanayiye üreterek yaşar, gelişir.”
“Türkiye 3 yıllık bir ülke değil, ben de 3 yıldır iş hayatında değilim. Geçtiğimiz 40 yılı yokmuş gibi sayamayız ve bugünkü durumun kalıcı ve kader olduğunu düşünemeyiz.
Bu da geçecek. Yeter ki birkaç yeşil ot kalsın ki, suladığımız zaman tekrar çimler çıksın…”
Abdulkerim Durmaz: “Gençlere tavsiyemdir. Hiç eğitimle falan uğraşmayın, direkt futbolcu olmaya çalışın.
Çünkü hiçbir meslekte, başarısız iken bu kadar çok para kazanamazsınız.”
Ankara Sincan Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ali Osman Köse, zehir zemberek bir açıklamayla görevinden istifa ettiğini duyurdu.
Köse, okula müdür yardımcısı olarak atanan kişilerin, bir sendika temsilcisinin referansıyla görevlendirildiğini iddia etti.
“İki tane münhal müdür yardımcısı pozisyonumuz vardı, yani açıktı. Oraya gerçekten çok değerli, çok kıymetli, çok liyakatli, işini çok iyi yapan, buraya değer katacak insanları önerdik. Çünkü proje okulu olmanın mantığı zaten böyle bir imkân veriyor.
Ama beni burada gerçekten hiçbir resmî sıfatı olmayan, sanki amirimmiş gibi arayıp ‘Sizin okula şunları uygun gördük.’ diyen bir sendika temsilcisi… O dönem buna çok şaşırdım. Biz ise lisanımünasiple, en kibar ve saygılı şekilde, ‘Biz iki arkadaş üzerinde anlaştık, naçizane onları önerdik.’ dedik.
Ama günün sonunda bir baktık ki gerçekten de ‘tırnak içinde’ uygun gördükleri insanlar buraya atanmış.
Hangi yapıya, hangi gruba, kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin. Ben vatana hizmet ediyorum. Ben devlete, ben millete, ben bu bayrağa hizmet ediyorum. Bu can bu bedende oldukça da böyle olmaya devam edecek.
O yüzden, sizin sözünüz geçer akçe ve onay olduğu sürece burada okul müdürlüğü yapamam. Bu nedenle istifa ediyorum.
“Dönüp dolaşacak pişmanlık yasasına gelecekseniz, bir bize bakın, bu meydandaki onbinlere bakın;
BİZ DE PİŞMAN OLMUŞ BİR HAL VAR MI?”
Evet 12 Vatandaşımızı yakarak öldüren bir terörist diyor bunu, şimdi biz kimle barışıyoruz?
Türkiye gibi gücünü ordusundan, cazibesini savunma sanayinden alan bir ülkenin askeri kapasitesindeki her eksiklik, doğrudan milli gücünden eksiltir.
Askeri hastanelerin yokluğu da bu eksikliklerden biridir.
@durbunhaber Artık gizlemiyorlar pişkin pişkin söylüyorlar liyakatsizliklerini. Türk Milletinin hakkına girmek artık bu kadar kolaylaştı. Yazıklar olsun..Gerçekten Hukuk devleti olsaydık çoktan görevden men edilmişti..
Yılmaz Özdil, 2007 yılından beri her yaz kamuoyunun meşgul olduğu konuları sıraladı:
• Türkiye’nin yaz mevsimlerine bakıyoruz.
• 2007 yılının yaz mevsiminde mesela turizm mevsiminin göbeğinde erken seçim yaptılar.
• Ortalık toz duman abi yazın seçim olur mu dedik, yaptılar.
• 2008 yazında bu defa AKP’nin kapatma davası vardı. Özellikle ekonomi allak bullak oldu.
• 2009 yazında Ergenekon Balyoz kumpaslarını icat ettiler. Türkiye’nin saygın subaylığını, saygın insanlarını tutuklamaya başladılar.
• 2010 yazına takvimde başka gün yokmuş gibi yetmez ama evet referandumu koydular. Onun mitingleriyle geçti yaz.
• 2011 yazının ortasında yine seçim vardı. Bütün yaz mevsimi gene mitinglerle toplumu kutuplaştıran siyasi kavgalarla geçti.
• 2012 yazında Suriye’ye burnumuzu soktuk. Şak diye fantomumuz düşürüldü. Ulan dedik savaşa mı giriyoruz ne oluyor?
• 2013 yılında Gezi Parkı olayları vardı.
• 2014 yazına cumhurbaşkanlığı seçimi koydular.
• 2015 yazında yine genel seçim vardı. Hükümet kurulamadı. Hadi bakalım. Türkiye bütün yaz mevsimini adeta belirsizlik komasında geçirdi.
• 2016 yazında darbe girişimi yaşandı.
• Atatürkçü subayları asrın iftirasıyla hapse atıp cemaatçi subayları kendi elleriyle terfi ettirdiler. Onlar da darbe yapmaya kalkıştı. Yer yerinden oynadı.
• 2017 yazında yine referandum vardı. Bu defa da rejim değiştirildi.
• 2018 yazında yine cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Tek adam tarafından yönetilmeye başlandı.
• 2019 yılında bu defa da yerel seçim vardı.
• Dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir rezaletle aynı sandığa attığımız dört oydan birine sahte dediler.
• İstanbul Büyükşehir Belediye seçimini iptal ettiler. Bütün Türkiye kitlendi yaz ortasında. Hadi bakalım tekrar seçim yapalım.
• 2020 2021 2022 yazlarında ne vardı? Pandemi vardı.
• Onu bile berbat şekilde yönettiler.
• Ölü sayısını gizlediler, hasta sayısını gizlediler. Alt tarafı 3 kuruşluk maskeyi bile dağıtmayı beceremediler.
• Dünyada hiçbir ülkenin satın almadığı henüz testleri bile tamamlanmamış Çin aşısını alıp millete zorla bu aşıyı yaptılar.
• 65 yaşındaki vatandaşlarımızı eve hapsettiler. Sahil kenarında tertemiz havada yürümeyi yasakladılar.
• Yüzlerce kişinin metrobüste bir arada oturmasını serbest bıraktılar. Kafelerde müzik çalınmasını yasakladılar.
• 2020, 2021, 2022 yazlarında bir yandan canımızı kurtarmak için Covid’le mücadele ettik.
• Öbür yandan saçma sapan yasaklara rağmen hayata tutunmaya çalıştık.
• 2023 yazında yine hem Cumhurbaşkanlığı hem de genel seçim vardı.
• 2024 yazında Instagram yasaklandı. Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen yemin eden teğmenleri ordudan ihraç ettiler.
• Tıpkı 2021 yazında olduğu gibi 2024 yazında da söndürme uçağı almadıkları için ormanlarımızın cayır cayır yanmasını çaresizlikle izledik.
• 2025 yaz mevsiminde Ekrem İmamoğlu’nu hapse attılar. Profesör Ümit Özdağ’ı da hapse attılar.
• Seçilmiş belediye başkanlarını hapse tıkarken Öcalan’la masaya oturdular 2025 yazında.
• 2026 yaz mevsimine bakıyoruz. Bütün toplumun kutuplaştırılarak ikiye bölünmesi yetmiyormuş gibi şimdi de mutlak butlanla CHP kutuplaştırıldı.
• Şunun şurasında kaç yaz mevsimi kaldı ömrümüzde?
• Ne baharı kaldı memleketin ne yazı ne kışı bu zihniyet geldi geleli.
Ümit Özdağ: “İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, önce vatandaşlık verilen yabancıların vatandaşlıklarının iptal edilmeyeceğini söyledi.
Sonra Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Türkiye’deki Suriyeliler için artık geri dönüşün değil entegrasyonun konuşulacağını söyledi.
Bunu İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Suriyeli sığınmacıların artık Türkiye’de çalışma izni almadan (Türk vatandaşları gibi) çalışabilecekleri açıklaması izledi.
Türkiye’deki milyonlarca Suriyeliye seçimlerden önce vatandaşlık verilmesi hiç şaşırtıcı olmayacak.”
Göğsüne Atatürk dövmesi yaptıran Nasuh Mahruki:
“Cihatçısının, Cumhuriyet ve Laiklik karşıtı gerici ve bölücü yapıların, tarikat ve cemaatlerin, sahte Müslümanların Atatürk Türkiye'sine alçakça ve göstere göstere saldırdığı bu anormal günlerde tek kurtuluş yolu Atatürk’te birleşmektir.
Ben kendi adıma kanımın son damlasına kadar bu gerici ve bölücü hain saldırılara karşı mücadele edeceğime and içiyorum.”
Öncelikle Türkiye milli takımı diye bir takım yok, Türk Milli Takımı.
Ayrıca sen kimsin lan awk hırtı? Hadi varsa kendine ait devletin, git oyna.
Y*vşak seni.