tacizden, şiddetten, tecavüzden yargılandığı için konser verecek başka mecra bulamayan bir at hırsızı, can havliyle kapağı türkiye'ye atıp 120 bin kişiyi söğüşleyip gitti. bence de yeterince abartılmıyor.
Süpürge reklamını izleyip "aa köpek annesi de olunabiliyormuş, ben en iyisi insan annesi olmayayım" diyen kimse olacağını sanmıyorum. Ama bunun bile yasaklandığını, şeytanlaştırıldığını görüp "özgürlüğün bu kadar baskı altına alındığı yerde çocuk sahibi olmayayım" diyen var.
iyi bir kahve gurmeleri bilir ki türk kahvesinin en iyileri kahve dünyası ve mehmet efendi değildir aksini iddia eden türk kahvesinin tadını bilmiyordur.
Seni; yürüyemeyecek halde olmana rağmen, tekerlekli sandalyenle Mattia Ahmet için adliye koridorlarında verdiğin o onurlu mücadeleyle hatırlayacağız. Bu ülkenin entelektüel bilgi birikimine bıraktığın iz gibi vicdanına bıraktığın iz de silinmeyecek. Huzur içinde uyu hocam.
Hala şoktayım, kendi evimden cenaze çıkmış gibi. Hoş o Türk'ün bilgesiydi, alimiydi, o yüzden hepimizin evinden cenaze çıkmış gibi.Bu iftar saatinde koca bir milletin duasında İlber hocam, mekanın cennet olsun. Ömrü milletinin ve devletinin hizmetinde geçmiş, razıyız hocam🤲🤲🇹🇷
Bu toprakların hafızasını, nezaketini ve ilmini şahsında toplayan dev bir çınarı, bir ustayı, Türkiye’nin önemli bir değerini kaybettik.
Sadece bir tarihçi değil; bize merak etmeyi, öğrenmenin asaletini ve bu ülkeyi sevmenin sorumluluğunu öğreten bir rehberdi.
Zamanı durduran o eşsiz üslup, şimdi sonsuz bir sessizliğe bürünse de mürekkebin kokusunda ve hafızamızın her köşesinde yaşamaya devam edecek.
Kütüphaneler dolusu bilgi, yerini derin bir sessizliğe bıraktı.
Ruhu şad, bıraktığı o devasa miras hepimize rehber olsun. 🕊️
Maraş Depremlerinin yıldönümü. Başımız sağolsun. Allah ölenlere rahmet, kalanlara sabır ve şifalar versin. Hep söylüyorum. Bu işi magazin haline getirmeyin. Deprem ne zaman, nasıl, nerde olacak, önceden haber verilir miyi bir kenara bırakın. Yapılacak iş: Halkın denetiminde, hükumetin, yerel yöntimlerin DEPREM DİRENÇLİ YERLEŞİM ALANLARI YAPMASIDIR. Bu da kent bileşenlerinin güçlendirlmesi, yeniden yapılması ile olur. Kentsel dönüşüm depreme hazırlık değildir. Kenti istediğiniz gibi, amacınıza uygun olarak dönüştürebilirsiniz. Bu kenti depreme hazırlama değildir. Sadece evlerin sağlam olması kentleri kurtarmaz. Afete dayanıklı şehir minimum hasarla afetten kurtulan şehir demektir. Afete hazırlık zorunlu bir iştir. Türk Hükumetleri bunu başarabilir. Bir bakanlığa bakar. Şehirleri deprem dirençli hale getirmek para işi de değildir. İnsanların can güvenliği her şeyin üstündedir. Tekrar geçmiş olsun.
şenay aybüke yalçın, aysenur alkan, yasemin tekin, serap eser, neşe alten, bedirhan bebek ve annesi nurcan karakaya ve onlarca kadın pkklı teröristler tarafından katledildi söyle bakalım buna sebep olanları destekleyerek mi durduracaksınız kadın cinayetlerini
Ahmet Minguzzi, Ata Emre, Hakan, Berkay şimdi de Atlas… Bir gencimizi daha bu memleketin üzeri örtülen hoyratlığına kurban verdik. Bir evin ışığı söndü, bir annenin ömrü yarım kaldı. Böylesi anlarda serinkanlılık tavsiye etmek kolaydır ama insanın içi yanarken aklın sükûneti zor tutulur. Karşımızda yalnızca bir suç değil, aynı zamanda pervasız ve küstah bir zihniyet duruyor. Ne hukuku umursayan ne de vicdanla bağı olan bu hâlin, kendini neye yasladığı meçhul. Fakat bütün bu karanlığın içinde gözden kaçmaması gereken bir hakikat var; bu ülkede hâlâ adalet diye ayağa kalkan, sesi kısılmayan, vicdanını kaybetmemiş bir halk mevcut.
Bu dava artık yalnızca Atlas’ın ailesinin, arkadaşlarının meselesi değil. Elbette hiçbir karar onların acısını dindirmeyecek; evlat boşluğu mahkeme salonlarında kapanmaz. Ancak adil, açık ve tereddütsüz bir hüküm, toplumun yaralanmış adalet duygusuna bir nebze olsun merhem olabilir. Zira mesele tekil bir cinayetin ötesine geçmiştir. Bu, Türkiye’de hukukun caydırıcılığının, kamunun vicdanının ve “bir daha olmayacak” diyebilme iradesinin sınavıdır. Eğer bu sınavda sınıfta kalınırsa, kaybettiklerimiz yalnızca gençlerimiz olmaz.
Daha kaç pırıl pırıl çocuğumuzu kaybedeceğiz? Her olayda “emsal karar çıksın” diye ülkece ses çıkarıp, hiçbir adım atılmamasını mı izleyeceğiz?
Ortada sistematik bir ihmal var ve bunun yarattığı sonucu kabul etmiyoruz. Bugün çocuklar korunamıyorsa, bunun nedeni suçluların cesareti kadar yetersiz yasalar ve göstermelik cezalardır. Cezasızlık, suçu teşvik eder. Devletin görevi, her kayıptan sonra üzülmek değil; bir daha yaşanmaması için cezai yaptırımları ve sokak denetimini artırmak, caydırıcılığı gerçek anlamda sağlamaktır. Her olay olduğunda dönüp dolaşıp aynı caydırıcısızlığı yaşıyoruz ve BU FAİLE GÜÇ VERİYOR!
Çocukların yaşam hakkı, siyasi hesapların ve “mevzuat yetersizliği” mazeretlerinin çok üzerindedir. Değişmeyen yasalar, suça ortak olur.
#AtlasÇağlayan