El dato 🧐
Desde 1881 existe en Alemania
el registro meteorológico.
De 1881-2000 hubo un solo día en el que se midieron 40° o más.
En 119 años, un día.
De 2000-2025 hubo
9 días de ese tipo.
En 25 años, 9 días.
Esta semana hubo 4 días
con 40 grados.
En una semana, 4 días.
ÇIRÇIR BALIĞINI DA MARMARA'YI DA KORUYALIM!
Çırçır balığı (Bilimsel adıyla Symphodus cinereus), Marmara Denizi'nde yaşayan 200'den fazla balık türünden sadece birisi. Yumurtalarını deniz suyuna bırakmak yerine deniz kabukları, çakıllar, yosun ve deniz çayırlarıyla yuva yaparak ebeveynlik davranışı gösteren az sayıda deniz balıklarından.
Bahar aylarında üreme döneminde yuva yaparak dişileri yuvaya davet eden erkek balık, yumurtalar bırakıldıktan sonra yuvanın başında yavrular çıkıncaya kadar nöbet bekler.
Erkek balık, nöbet esnasında hem yengeç ve başka balıkların yumurtalara zarar vermesini önler hem göğüs yüzgeçlerini sürekli haraket ettirerek yuva içinde su sirkülasyonunu sağlamaya çalışır.
Müsilaj zamanında başka bir şey bulamadığı için müsilaj kümelerinden yaptığı yuvaya yumurta bırakıp üremeyi devam ettirmişti çırçır balıkları. Yani umutlarını kesmemişlerdi denizden.
Bugünlerde Marmara kıyılarında dalarsanız bu muhteşem manzalarla karşılaşabilirsiniz. Denizi kirletir, kıyıları doldurur, çayırları sökerseniz çırçırın geleceğini de karartacağınızı unutmayın!
Marmara canlarla dolu, lütfen koruyalım!
Görüntüyü 31 Mayıs 2026 pazar günü Erdek Körfezi'nde çektim.
13 yıl önce bütün güzellikleriyle hayatımıza giren Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz:
31 Mayıs'ta Taksim'deyiz!
#GeziyeÖzgürlük#Gezi13Yaşında
Son günlerde okuduğum en anlamlı yazı. https://t.co/KpLMlDcOsC Çocuklarda giderek artan bir eğilim bu. Duygularını ifade etmek için sürekli küfüre başvurmak ve hatta küfretmeyen akranlarını "bebek" olmakla itham etmek. Oysa bu "dilsel küçülme" aslında bu çocukların dünyasının küçülmesi. Keşke öncelikle ebeveynler bunu fark etse de çocukların dünyasını zenginleştirseler.
Dayanışmaya çağrı:
KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ
Değerli Küba dostları,
Derneğimizin Küba Cumhuriyeti devleti ile yapmış olduğu protokol ve Türkiye’deki resmi makamlardan aldığı izin kapsamında “Küba’ya Güneş Topluyoruz” sloganıyla bir dayanışma kampanyasını bugün itibarıyla başlattık.
Kampanyamızla, Küba’nın güneş enerjisi üretimini arttırmak için sürdürdüğü seferberliğe destek olacağız.
Küba’nın Santa Clara kentinde bulunan Üniversite Hastanesi Ernesto Che Guevara Kardiyoloji Merkezi, Daniel Codorniu Pruna Genel Eğitim Hastanesi ve Freddy Maymura Hurtado Psikopedagoji Merkezi’ne gönderilmek üzere,
• Güneş panelleri
• İnverterler
• Enerji depolama için bataryalar temin edeceğiz.
Neden güneş panelleri?
Küba, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu kendi kaynaklarıyla karşılayabilse de, son dönemde adaya petrol girişinin tamamen engellenmesi ve yakıt sıkıntısı nedeniyle elektrik üretiminde ciddi sorunlar yaşıyor. Bu durum, uzun ve yaygın elektrik kesintilerine yol açıyor. Yaratıcılığını ve direngenliğini her zaman olduğu gibi bu zorluk karşısında da gösteren Küba, güneş paneli sistemlerinin yaygın şekilde kurulmasına odaklanmış bulunuyor. Küba’nın bu yaşamsal mücadelede galip gelmesini sağlayacak enerji dönüşümüne destek olmak ve Küba halkının ihtiyacına olanaklarımız ölçüsünde yanıt vermek amacıyla kampanyamız, güneş panelleri ve tamamlayıcı ekipmanların temin edilmesine dayanmaktadır.
Hastanelerde elektrik, yalnızca aydınlatma sağlamak için değil, çeşitli tıbbi cihazların çalışması için de hayati öneme sahip. Gönderdiğimiz paneller, ventilatörler, röntgen vb görüntüleme sistemleri, tıbbi müdahale ekipmanları, ilaç ve numuneler için soğutucular ile havalandırma sistemleri gibi kritik cihazların çalışmasını da sağlayacak.
Kampanyaya bağışlarınızla destek olun, Küba halkına yanlarında olduğumuzu hissettirelim.
Küba’nın yalnız olmadığını gösterelim.
Her fırsatta başka halkların yardımına koşmayı ödev bilmiş Küba halkıyla dayanışma sırası şimdi bizde.
*Ankara Valiliği izni ve 06.2026.4513 faaliyet numarası
#Cuba #Küba #CubaNoEstaSola #Fidelle100Yıl #100AñosConFidel
Çocukla kurmamız geren iletişimi ve dijital dünya kontrolünü çok net anlatan bir metin olmuş. Mutlaka her ebeveyne ulaşmalı. Aklınıza sağlık @ZetLorento
Yıllardır her vesileyle ilkgençliğin evlerde de, okullarda da sessizleşmesine, susmasına dikkat çektim. Bunun normal ve iyi olmadığını anlatmaya çalıştım… Geldiğimiz nokta akla sığmıyor.
🩸
Gençlerimizin sevgi ve saygıya ihtiytacı var. Tıpkı öğretmenleri gibi. Öğretmenlerini sevmeyi, saymayı öğrenecekleri ailelere ihtiyacı var. İletişimsizlik, yalnızlık, çaresizlik bir yandan, dijital alemin baskın etkisi öte yandan gençler görünmez mengenelerde sıkıştı, soluksuz kaldı. Artık yaşamdan savruluyorlar…
🩸
Öğretmenine, öğrencisine sahip çıkmayan, koruyamayan, okulları siyasi emellerine sahne kılan, sanat, bilim, spor yerine çağdışı yaklaşımları baskılayan yönetimler değişmek zorunda. Okullarımızı, eğitim ve öğretimi yeniden inşa etmek hepimizin sorumluluğu.
Bir toplumda şiddet artıyorsa bireylerin hasta olup olmadığına değil, ekonomik ve sosyal yaşama bakmak gerekir.
Bir hastalık olarak depresyon ile ev kirası maaşından fazla olduğu için mutsuz ve umutsuz hisseden kişilerin ruh halini birbirinden ayırt etmek gerekir. Birincisi sağlık hizmetlerinin, ikincisi çalışma koşullarının iyileştirilmesini gerektirir.
Sosyoekonomik bir krizin içinde çırpınan insanların ruh sağlığını psikiyatrist ve psikologlardan medet umarak değil sosyoekonomik durumlarını iyileştirerek, sosyal destek sistemlerini harekete geçirerek azaltabilirsiniz.
...
Özne anıların bıraktığı izlerin üstüne kurulur. Anılar ise her zaman kişiler ve mekânlarla bağlantılıdır. İnsanın her eylemi etine işlenmiş acıların, belleğine kazınmış resimlerin yeniden yorumlanmasıdır. Bu da ancak ötekilerle mümkündür. Düşünce hemen her zaman bir ötekiyle mücadele halindedir. Hem kendimizi, hem dünyayı, hem de hayatı, sokağı ancak başkalarıyla yorumlayabiliriz. Kendimizin kıymetini anlamak için başkalarıyla, başkalarının kıymetini anlamak için kendimizle kalabilmemiz, konuşabilmemiz gerekir. İnsan ruhsallığının kurucusu, dayanağı, onarıcısı öteki insanlarla kurduğu ilişki ve dayanışmadır.
Travma düşünceyi ve sözü parçalar. Toplumda artan kaygıyı dindirebilmek için bu parçalanmış düşünce ve sözleri duyup dinlemek, daha çok dinlemek, sabırla dinlemek gerekir. Bunu birbirimizden ve kendimizden esirgeyemeyiz. Dayanışma, yardımlaşma ve birbirimizi dinlemek profesyonellerin vereceği yardım kadar değerlidir.
(Röportajın tamamı @GazeteOksijen 'de)
Şİddet büyüyor. Okul terkleri artıyor, devamsızlık yayılıyor, her 8 çocuktan biri akran zorbalığına uğruyor. Uyuşturucuya başlama yaşı düşüyor, kullanımı artıyor. Ama olay sonrası sadece toplantılar ve siyasetçilerin gösteri, vitrin söylemlerinin ötesine geçilemiyor bu nedenle de şiddet artık yönetilmeyen bir krize dönüşmüş durumda.
Bu sadece güvenlik meselesi değil, şiddeti normalleştiren yayınlara göz yumuluyor, sokakta çeteler güçleniyor, yoksulluk derinleşiyor, çocukların geleceğe dair umudu eriyor, eğitim umut olmantan çıkıyor. Denetim yok, koordinasyon yok, sorumluluk alan kamu kurumu yok. Şimdi soruyorum @tcmeb
Akran zorbalığı nedeniyle kaç çocuk okuldan koptu?
Okul çağında olup okul dışında kalan kaç çocuk var, nedenleri, bu çocuklar düzenli izleniyor mu ?
Uyuşturucuya başlama yaşı nedir, son yıllardaki artış oranı nedir ve nedenleri ?
Bağımlılık riski taşıyan ya da tedaviye ulaşamayan kaç çocuk var, kaç Çematem var ?
Devamsızlık verileri gerçek zamanlı takip ediliyor mu?Kaç okulda psikolog, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı var? Acil #OkulSosyalHizmetProgramı
Cezaevinde ve cezaevi sonrası eğitim odaklı bir programını ve izleme var mı?
Şiddet uygulayan ve maruz kalan çocuklar için sahada yürüyen somut programlar neler?
ve en önemlisi MEB, Aile Bakanlığı, İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı arasında veri paylaşımına dayalı, çocuk odaklı ortak bir takip mekanizması neden kurulmuyor? @tcmeb@icisleri@adalet_bakanlik@tcailesosyal@saglikbakanligi
17 yaşında bir genç, kendini bağımlı hale getirdikleri suçlamasıyla YouTube ve Meta’yı dava etti. 3 yıl süren mahkeme şikayeti haklı buldu ve 6 milyon dolar tazminat ödenmesine karar verdi. Bu sonuç, sosyal ağlarda yepyeni bir dönemin ilk adımı. https://t.co/VGvFpZWISW
Canım ülkemizde yazarlar-çoğu- çağırıldıkları etkinliklere para almaksızın giderler,dergilere öykü, yazı vb telifsiz verirler, emekleriyle para kazanacaklari bir alan olursa da vay hallerine, kıyamet kopar. Tiyatrocular için de böyledir.
Dümdüz kitabın ortasından anlatacağım.
Çevrenizde “vay 10 yaş çocuğa neler yapmış sapık pedofil!!” diyen erkekler var ya, hah, onların “bir kısmının”, 10 yaşa yönelenene sapık demesine rağmen, 14-15-16-17 yaş, aslında kendini koruyamayacak, bilinçli rıza veremeyecek bedeni yetişkin gibi gözükebilen ama “aklı ve duyguları çocuk” olan çocuklarla beraber olma isteği var. Herhangi bir p*rno sitesine girseniz kategorilerden de görürsünüz zaten. Bu kişileri 18 de durduran tek şey hukuk, 18 yaş altı suç dememiz.
Epstein “gerçek klinik bir pedofili” vakası değil gibi duruyor (ya da olduysa da kayıtlarda yok) bilinen mağdurlar çoğunlukla 14 - 20 yaş aralığında. Pedofili dediğimiz klinik durumlar ergenlik öncesi bireye yönelme durumudur ve çocuğun ergenlik öncesi olmasına bakılır (yani fizyolojik gelişimlerin yokluğu) Epstein “gerçek klinik bir pedofili” vakası değil demek bu arada onu daha az suçlu yapmaz, tam tersine meseleyi bireysel patolojiden çıkarıp asıl sorunu görünür kılar.
Bu ayrımı ahlaklı - vicdanlı insanların anlaması zor oluyor, 18 yaş altı pedofili işte deyip geçmek istiyorlar ama bu yeterli değil ve bunu neden ısrarla söylüyorum…
Epstein özellikle maddi ihtiyacı olan kızları “iş” vaadi ile çekiyor, 13-15 yaş arası kızların “masaj işi” ile bazen de burs verme ile sisteme girişini yapıp, sonra alıştırınca tecavüz ediyor. Bu bir grooming - “hazırlama” yöntemi. Sonra da “hazırladığı” kızları çevresine sunuyor, sistematik bir yöntemi var. Tahakküm, köleliştirme, sömürme niyeti ile hareket etmiş ve çevresindeki erkeklerin de bunu isteyeceğini bildiği için bunu bir üretim bandı gibi kurgulamış. Ve bunu röportajlarında, ilk 2005-6 soruşturması savunmasında da söylemiş, “genç kız istemek normaldir” demiş, Bunun burada, X de yani, tabi çıtır kız isteyeceğiz, 35 yaş kartoloz mu isteyeceğiz diyenlerden, ya da küçüğün rızası var diyenlerden zihniyet olarak hiçbir farkı yok.
Epstein aynı şekilde bir modellik ajansı adı altında şirket kurup farklı yaş ve milletlerden kızları “farklı talepleri” karşılamak için kullanmış ve mağdurları seni model yapacağım diye kandırarak bu sözde modellik yetenek ajansını da child / human / sex trafficing lojistiğine paravan olarak kullanmış. Bu modellik ajansın yöneticisi Jean-Luc Brunel de hapiste ölü bulundu.
Şimdi…
Geçenlerde haber vardı Ankara pavyonlarında 15 yaş kız çocukları önce “sadece adamın yanında oturacaksın” diye 1000 lira yevmiye ile başlatılıp sonra nasıl alıştırılıp fuhuşa zorlanıyorlar diye. Bu da bir “hazırlama” yöntemi. Neden 15 yaş?. Çünkü 30 u kandırmak hem daha zor, akıl fikir duygusal olarak güçlenmiş oluyor, hem de 15 yaşta başlatırsan daha ucuz ve kullanabilirlik / raf ömrü daha uzun.
Onun için “vay pedofil sapıklar” demek suyu bulandırıyor. Çünkü bu klinik bozukluk olan pedofili değil. Epstein, ki bir bozukluğu olduğu kesin, büyük ihtimalle karanlık üçlü bir narsist psikopat, ve benzerlerine pedofili dediğiniz her anda olayı sapkın, anormal, sapık, olağan dışı, sakınmamız gereken bir kaç insana indirgiyorsunuz.
Gerçek çok daha yaygın ve kötü.
Gerçek kapitalizm ve patriyarkanın kol kola tıkır tıkır nefis bir uyum içinde çalışması. Ve yaygın olması. Epstein’in adası, Ankara’daki pavyon, çocuk yaşta evlilikler, güzellik yarışmaları hepsi aynı kültürün tezahürleri.
Kapitalizm ve patriyarka sistemi içinde bir besin zinciri var. Besin zinciri içinde en üstte zengin güçlü yaşlı erkek var, en altta fakir kız çocuğu. Buna göre herkesi bu piramide yerleştirin.
Bu besin zinciri ile yüzleşmediğimiz ve vay sapık pedofiller dediğiniz her anda bu besin zinciri devam ediyor. Gerçek bu.
Patriyarka deyince bazı erkekler alınıyor. Tüm erkekler böyle değil demeye başlıyor. Patriyarka bir örgütlenme biçimi, kim kimden güçlü, bir “pecking order” sıralaması. Kapitalizm de bunun ekonomik motoru.
Bunu görün.