İTÜ’DE ÇALIŞMA BARIŞINI BOZAN İDDİALAR ARTIK GÖRMEZDEN GELİNMEMELİDİR!
İstanbul Teknik Üniversitesi Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü ile MEDİKO Sosyal biriminde yaşanan sorunları uzun süredir diyalog yoluyla çözmeye çalışıyoruz. Talebimiz açıktır: Çalışma usul ve esasları belirlensin, görevlendirmeler objektif ölçütlere bağlansın, çalışanların onuru korunsun ve bütün işlemler mevzuata uygun yürütülsün.
Koruma ve Güvenlik Müdürlüğünde bir yöneticinin memurun üzerine yürüdüğü ve olayın ancak çalışma arkadaşlarının araya girmesiyle sonlandırıldığı tarafımıza bildirilmiştir. Soruyoruz: Araya girenler olmasaydı ne yaşanacaktı?
Dilekçe vererek hakkını arayan veya hukuki yollara başvuracağını belirten personelin, evine uzak olduğu bilinen dış kampüslerde görevlendirildiği ya da bununla ima yoluyla tehdit edildiği yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. Görevlendirme, hizmetin gereği için kullanılan bir yetkidir; çalışanı susturma, yıldırma veya cezalandırma aracı değildir.
Bir Koruma ve Güvenlik Memurunun sendikamızı arayarak, “Beni ima yoluyla tehdit ediyorlar, kampüsümün değiştirilmesini istemiyorum, kusura bakmayın.” demek zorunda kalması, Müdürlüğün çalışma ortamındaki kaygıyı açıkça göstermektedir.
Müdürlük içerisinde “Biz yönetime yakınız, bir işiniz varsa bize söyleyin, hallederiz.” şeklinde ifadeler kullanan ve henüz sonuçlanmamış atamalar hakkında önceden isim açıklayan kişilerin bulunduğu da iddia edilmektedir. Bu kişiler açıklanmamış bilgilere nasıl ulaşmaktadır? Yoksa kendi istedikleri kişilerin atanmasını sağlamak amacıyla algı mı oluşturmaktadır? Bu iddialar mutlaka araştırılmalıdır.
Resmî tatillerdeki çalışmalarından doğan haklarını isteyen personele belirli bir sendikaya gitmesinin söylendiği ve çalışanların dış kampüs görevlendirmesiyle baskı altında tutulduğu iddiaları da açıklığa kavuşturulmalıdır. Hiçbir yönetici çalışanların sendikal tercihine müdahale edemez.
Koruma ve Güvenlik Müdürlüğünde bunlar yaşanırken MEDİKO Sosyal biriminden gelen şikâyetler de son derece ciddidir.
Birim yöneticisinin çalışanlara yönelik “Senin vidalarını sıkarım”, “Senin beynin sulanmış” ve bir kadın çalışana “İstersen git kucağına otur” şeklinde ifadeler kullandığı iddia edilmektedir. Bu sözler yalnızca nezaket sınırlarının aşılması olarak değerlendirilemez. Çalışanın onurunu zedeleyen, iş yerindeki saygı ortamını ortadan kaldıran ve kamu yöneticiliği anlayışıyla bağdaşmayan bu iddialar bütün yönleriyle araştırılmalıdır.
Yaklaşık beş ay önce bildirdiğimiz ve ondan fazla şikâyet dilekçesine konu olduğu ifade edilen olaylarla ilgili soruşturmanın hâlâ sonuçlandırılmaması kabul edilebilir değildir. Hakkında bu kadar ciddi iddialar bulunan bir yöneticinin, şikâyetçi personel üzerindeki yönetsel yetkisini kullanmaya devam etmesi çalışanlarda nasıl bir güven duygusu oluşturacaktır? Soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi ve çalışanların baskı altında kalmaması için gerekli idari tedbirlerin gecikmeden alınması gerekmektedir.
Kimse hakkında peşin hüküm kurmuyoruz. Ancak “İddia var.” denilerek yaşananların üzerinin örtülmesine, soruşturmaların belirsiz sürelerle uzatılmasına ve çalışanların kaygılarıyla baş başa bırakılmasına da sessiz kalmayacağız.
Yönetmek; çalışanı korkutmak, tehdit etmek, aşağılamak veya görev yeriyle terbiye etmeye çalışmak değildir. Yönetmek; adil olmak, hukuka bağlı kalmak, sorumluluk üstlenmek ve çalışanların onurunu korumaktır. İnsanların emeğiyle ve ekmeğiyle oynamak yöneticilik değil, açık bir yetki istismarıdır.
ÜNİPERSEN olarak bugüne kadar çözüm için diyaloğu tercih ettik. Bundan sonra da görüşmeye ve çözüm üretmeye hazırız. Fakat diyalog, haksızlıklar karşısında susmak anlamına gelmez. Çalışanlarımızın huzurunu bozan, hak arama özgürlüğünü baskılayan ve insan onurunu zedeleyen her uygulamanın karşısında duracak; kanunların sendikamıza verdiği bütün idari ve hukuki hakları kararlılıkla kullanacağız.
@itu1773
KARŞILIKLI NAKİL SÜRECİ BELİRSİZLİĞE BIRAKILMAMALIDIR!
Üniversite idari personelinin yükseköğretim kurumları arasında karşılıklı naklen atanmasına yönelik uygulamanın tüm aşamalarının açık, şeffaf ve bağlayıcı kurallara kavuşturulması amacıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmî başvuruda bulunduk.
Bildiğiniz üzere karşılıklı naklen atanmak isteyen üniversite idari personelinin tercih işlemlerinin 5–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği duyurulmuştur.
Üniversite idari personelinin yıllardır yaşadığı tayin ve nakil sorununun çözümüne katkı sağlayacak bu uygulamayı önemli ve olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Ancak yalnızca başvuru tarihleri ile genel şartların açıklanması yeterli değildir. Tercihlerin tamamlanmasının ardından eşleştirmelerin birebir mi Havuz Sistemiyle mi yapılacağı, muvafakat, atama, ilişik kesme ve göreve başlama işlemlerinin hangi usul ve takvim çerçevesinde yürütüleceği de açıkça belirlenmelidir.
Sendikamıza ulaşan yoğun soru ve tereddütler doğrultusunda YÖK’ten;
•Eşleştirme sonuçlarının hangi tarihte açıklanacağının,
•Atama işlemlerinin ne kadar sürede tamamlanacağının,
•Birden fazla personelin aynı kadro veya kurumu tercih etmesi hâlinde uygulanacak objektif kriterlerin,
•Tercih sıralamasının eşleştirmeye etkisinin olup olmayacağı,
•Yaş, hizmet süresi, hizmet sınıfı, kadro derecesi ve öğrenim durumu bakımından ilave şart aranıp aranmayacağının,
•Şef ve şube müdürü gibi yönetici kadrolarının uygulamaya dâhil edilip edilmeyeceğinin,
•Sonuçların personele hangi yöntemle bildirileceğinin,
•Muvafakat ve atama sürecinin merkezi sistem üzerinden takip edilip edilemeyeceğinin,
•İlişik kesme, göreve başlama, harcırah ve diğer mali haklara ilişkin esasların
açıklığa kavuşturulmasını talep ettik.
YÖK’ten; başvurudan göreve başlamaya kadar bütün aşamaları kapsayan ayrıntılı bir yönetmelik veya usul ve esas düzenlemesinin hazırlanmasını, üniversitelerin işlemleri sonuçlandıracağı bağlayıcı sürelerin belirlenmesini ve olumsuz kararların somut ve hukuken geçerli gerekçelerle personele yazılı olarak bildirilmesini istedik. Karşılıklı nakil uygulamasına ilişkin bütün şartlar, değerlendirme kriterleri ve işlem süreleri başvuru süresi sona ermeden açıklanmalı; üniversiteler arasında uygulama birliği sağlanmalıdır.
Üniversite idari personelinin tayin ve nakil hakkının belirsizliğe, kurumların farklı uygulamalarına ve sınırsız takdir yetkisine bırakılmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Üniversite idari personeli özelinde yapılan her çalışmanın yakından takipçisi olarak tüm sorunlara çözüm üretmek için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz..
@unipersen
KARŞILIKLI NAKİL SÜRECİ BELİRSİZLİĞE BIRAKILMAMALIDIR!
Üniversite idari personelinin yükseköğretim kurumları arasında karşılıklı naklen atanmasına yönelik uygulamanın tüm aşamalarının açık, şeffaf ve bağlayıcı kurallara kavuşturulması amacıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına resmî başvuruda bulunduk.
Bildiğiniz üzere karşılıklı naklen atanmak isteyen üniversite idari personelinin tercih işlemlerinin 5–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği duyurulmuştur.
Üniversite idari personelinin yıllardır yaşadığı tayin ve nakil sorununun çözümüne katkı sağlayacak bu uygulamayı önemli ve olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Ancak yalnızca başvuru tarihleri ile genel şartların açıklanması yeterli değildir. Tercihlerin tamamlanmasının ardından eşleştirmelerin birebir mi Havuz Sistemiyle mi yapılacağı, muvafakat, atama, ilişik kesme ve göreve başlama işlemlerinin hangi usul ve takvim çerçevesinde yürütüleceği de açıkça belirlenmelidir.
Sendikamıza ulaşan yoğun soru ve tereddütler doğrultusunda YÖK’ten;
•Eşleştirme sonuçlarının hangi tarihte açıklanacağının,
•Atama işlemlerinin ne kadar sürede tamamlanacağının,
•Birden fazla personelin aynı kadro veya kurumu tercih etmesi hâlinde uygulanacak objektif kriterlerin,
•Tercih sıralamasının eşleştirmeye etkisinin olup olmayacağı,
•Yaş, hizmet süresi, hizmet sınıfı, kadro derecesi ve öğrenim durumu bakımından ilave şart aranıp aranmayacağının,
•Şef ve şube müdürü gibi yönetici kadrolarının uygulamaya dâhil edilip edilmeyeceğinin,
•Sonuçların personele hangi yöntemle bildirileceğinin,
•Muvafakat ve atama sürecinin merkezi sistem üzerinden takip edilip edilemeyeceğinin,
•İlişik kesme, göreve başlama, harcırah ve diğer mali haklara ilişkin esasların
açıklığa kavuşturulmasını talep ettik.
YÖK’ten; başvurudan göreve başlamaya kadar bütün aşamaları kapsayan ayrıntılı bir yönetmelik veya usul ve esas düzenlemesinin hazırlanmasını, üniversitelerin işlemleri sonuçlandıracağı bağlayıcı sürelerin belirlenmesini ve olumsuz kararların somut ve hukuken geçerli gerekçelerle personele yazılı olarak bildirilmesini istedik. Karşılıklı nakil uygulamasına ilişkin bütün şartlar, değerlendirme kriterleri ve işlem süreleri başvuru süresi sona ermeden açıklanmalı; üniversiteler arasında uygulama birliği sağlanmalıdır.
Üniversite idari personelinin tayin ve nakil hakkının belirsizliğe, kurumların farklı uygulamalarına ve sınırsız takdir yetkisine bırakılmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
SENDİKAMIZDAN YÖNETİCİ KADROLARINDAKİ TAZMİNAT AYRIMCILIĞINA DAVA!
Sendikamızdan, aynı unvan ve hukuki statüye sahip kamu görevlileri arasında görev yapılan kurum ve geçmiş görev unvanı esas alınarak oluşturulan mali hak ayrımcılığına karşı Danıştay’da dava açtı.
10 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11516 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan il millî eğitim müdür yardımcıları, ilçe millî eğitim müdürleri ve şube müdürlerinden belirli şartları taşıyanlara ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi düzenlendi.
Ancak söz konusu düzenlemeyle ilave özel hizmet tazminatından yararlanma hakkı yalnızca Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan ve geçmişte eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına ait öğretmen kadro veya pozisyonlarında bulunmuş yöneticilerle sınırlandırıldı. Aynı okulda aynı ünvanda öğretmen kökenli olmayan yöneticiler ve Üniversitelerde ve diğer kamu kurumlarında aynı unvanla, aynı hukuki statüde ve benzer yönetsel sorumluluklarla görev yapan şube müdürleri ise düzenlemenin kapsamı dışında bırakıldı.
Sendikamız, mali hakların geçmişte görev yapılan kadroya, mesleki unvana veya çalışılan kuruma göre değil; kamu görevlisinin hâlen yürüttüğü görevin niteliği, yetkisi, sorumluluğu ve hukuki statüsü esas alınarak belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır.
Bu kapsamda Sendikamız tarafından 28 Temmuz 2026 tarihinde Danıştay Başkanlığına başvurularak, 11516 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan ve ilave özel hizmet tazminatını yalnızca Millî Eğitim Bakanlığı ile öğretmenlik geçmişi bulunan yöneticilerle sınırlandıran ibarelerin öncelikle yürütmesinin durdurulması, ardından iptal edilmesi talep edildi. Dava dilekçemizde, dava konusu düzenlemenin aynı unvana ve aynı hukuki statüye sahip kamu görevlileri arasında objektif ve makul bir nedene dayanmayan farklı bir mali hak rejimi oluşturduğu açıkça ortaya konuldu.
Bir kamu görevlisinin şube müdürlüğü kadrosuna atanmasından sonra mali ve özlük haklarının geçmişte öğretmen, mühendis, şef veya başka bir unvanda görev yapıp yapmadığına göre değil, kazandığı şube müdürlüğü statüsüne göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle aynı unvanı taşıyan ve benzer yönetsel sorumlulukları üstlenen kamu görevlilerinin yalnızca görev yaptıkları kurum veya geçmiş mesleki unvanları nedeniyle farklı mali haklara tabi tutulmasını kabul etmiyoruz.
AYNI UNVANA, AYNI SORUMLULUĞA, EŞİT MALİ HAK!
Sendikamızın kamuda aynı görevi yapan ve aynı sorumluluğu taşıyan personelin yalnızca görev yaptığı kurum nedeniyle farklı ücret ve tazminatlara tabi tutulmasına karşı yürüttüğü mücadele bu davayla sınırlı değildir.
Üniversitelerde görev yapan daire başkanlarının makam tazminatı konusunda diğer kamu kurumlarındaki emsallerine göre ayrımcılığa uğramasına, mali hizmetler uzmanlarının tazminat ve mali haklarında oluşturulan eşitsizliklere ve üniversite idari personelini mali ve özlük hakları bakımından geride bırakan her türlü düzenlemeye bugüne kadar karşı çıktık, bundan sonra da karşı çıkmaya devam edeceğiz.
Aynı unvanı taşıyan, aynı sorumluluğu üstlenen ve aynı hukuki statüde bulunan kamu görevlilerinin yalnızca görev yaptıkları kurumun farklı olması nedeniyle farklı mali haklara tabi tutulması hukuk, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Kamuda ücret adaletinin sağlanması, çalışma barışının korunması ve kurumsal ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mali hakların objektif, ölçülebilir ve görevin niteliğine dayanan esaslar üzerinden belirlenmesi gerekmektedir. Sendikamız, üniversite idari personelinin emeğini, görevini ve sorumluluğunu değersizleştiren hiçbir ayrımcı uygulamayı kabul etmeyecektir.
Haklarımızı masada dile getirmeye, kamuoyunda savunmaya ve gerektiğinde yargı önüne taşımaya devam edeceğiz.
Çünkü görev aynıysa, sorumluluk aynıysa, mali ve özlük hakları da aynı olmalıdır!
GÜNLERDİR SÜREN MÜCADELEMİZ SONUÇ VERDİ!
Üniversite idari personelinin yıllardır görmezden gelinen tayin ve nakil sorunu, ÜNİPERSEN’in kararlı mücadelesiyle önemli bir aşamaya ulaştı.
Kurulduğumuz günden beri süren mücadelemizi daha ileri taşıyarak, 8-12 Haziran 2026 tarihlerinde YÖK önünde gerçekleştirdiğimiz 5 gün 24 saat süren nöbet eylemi, ardından her hafta pazartesi YÖK önünde yaptığımız “Memurun Gündemi” canlı yayınları, resmi başvurularımız, kurumlarla gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve kamuoyu oluşturma çalışmalarımız neticesinde, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı memurların karşılıklı naklen atanmalarına ilişkin süreci resmen başlattı.
Bu karar, yıllardır “olmaz” denilen bir konuda mücadelenin sonuç verdiğinin açık göstergesidir. Emek veren, ses veren, destek olan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, bu kazanımın tüm üniversite idari personeline hayırlı olmasını diliyoruz.
Ancak açıkça ifade ediyoruz ki;
Bu bizim için bir sonuç değil, başlangıçtır.
Karşılıklı nakil uygulamasının;
* Şeffaf ve objektif kriterlerle yürütülmesi,
* Kalıcı ve puan esaslı bir tayin sistemine dönüştürülmesi,
* Aile birliği, sağlık, eğitim ve diğer mazeretleri gözeten adil bir yapıya kavuşturulması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
ÜNİPERSEN olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üniversite idari personelinin tek bir hakkı dahi eksik kalmayana kadar mücadelemizi aynı kararlılık ve inançla sürdüreceğiz.
Çünkü hak; bekleyenlerin değil, mücadele edenlerin kazanımıdır.
Mücadelemiz sonuç veriyor. Mücadelemiz büyüyor. Haklarımızı birlikte kazanacağız.
ÜNİPERSEN
Üniversite İdari Personelinin Güçlü Sesi
#BirlikteDahaGüçlüyüz
282 sayılı YÖK Kanunu teklifinin Öğrenci Affı ile ilgili olan 15.Maddesi kabul edildi.
Hazırlık dahil tüm sınıflarda, intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisans üstü öğrenimdekiler, kendi isteğiyle ilişiği kesilenler dahil olarak aftan faydalanabilecekler.
Kanun metnine yazmamalarına rağmen, TUS, DUS, YDUS kazanmasına rağmen başlamayanlar, ÇAP, kapatılan ikinci öğretim programlarını tamamlayamayanlar, ALES ve YÖKDİL sınavıyla bir programa hak kazanıp başlayamayanlar, YÖK Başkan Vekili’nin sözlü teyidi ve komisyon toplantı tutanaklarındaki kayda dayanarak, daha sonra yayınlanacak olan AF KANUNU UYGULAMA İLKELERİ yayınında eklenecek ve af kapsamında olacak.
Aftan faydalanacak tüm öğrencilerimize başarılar ve güzel bir gelecek diliyoruz.
Yükseköğretim tazminatındaki adaletsizliği ortadan kaldıracak düzenlemenin de artık mecliste kabul edilmesini bekliyoruz.
#ÖğrenciAffı @unipersen
Üniversite idari personelin tayin sorununun çözümüne ilişkin Yükseköğretim Kurulu'ndan tüm devlet üniversitelerine gönderilen yazıda karşılıklı naklen atama üzerinden işlem yapılacağı ifade edilmektedir.
Tayin sorununun çözümü için atılan, bir önceki çalışmaya göre sist eleştirilen bu adımı önemsemekle birlikte yeterli olmayacağını henüz uygulanmadan söyleyelim.
Puana dayalı tayin sistemine geçmeden sorunu çözmek mümkün değildir.
Süreci takip etmeye, sorunun çözümü için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
@unipersen@YuksekogretimK@erolozvar
MÜCADELENİN ADI ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİ
Üniversite idari personelinin yıllardır birikmiş sorunlarına çözüm üretme adına her geçen gün mücadelemizi büyütüyor, her alanda çalışmalarımızı hızlandırıyoruz.
3 dönemdir kararı alınıp da çözüm üretilmeyen üniversite idari personelinin tayin sorununa ilişkin yarın saat 11:30'da YÖK önünde bilgilendirme yayınlarına devam ediyoruz.
Üniversite idari personelinin kariyer hakkından olması gereken seviyede yararlanması için merkezi görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının düzenli bir şekilde yapılması, sınavsız yönetici atamalarının sınava tabi hale getirilmesi, yükseköğretim tazminatı ve geliştirme ödeneğinin idari personele de ödenmesi gibi sorunlarını bir bir ele alıyor, birlikte mücadele anlayışıyla gücümüze güç katıyoruz.
@unipersen
Üniversite idari personelinin tayin sorununun çözümü için mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz.
Tayin sorununun çözümü noktasında yapılan çalışmaları değerlendireceğimiz bilgilendirme yayınımızı her hafta pazartesi günleri gerçekleştirdiğimiz memurun gündemi yayını ile birlikte bu Cuma'dan başlayarak YÖK önünden gerçekleştireceğiz.
Biz @unipersen olarak tayin sorunu çözülene kadar durmayacağız, sinmeyeceğiz, sessiz kalmayacağız.
Tüm memurlarda olan hak üniversite memurında da olmak zorundadır.
@YuksekogretimK@erolozvar@batikanaksoy@csgbakanligi@_aliyalcin_@tcbestepe@EgitimBirSen@egitimisorg@turkegitimsen@egitimsen
#UnvMuvafakatZulmuBitsin
#UnvTayiniMüjdeleRTE
Çünkü @erolozvar ilgilenmiyor!
Çünkü
@YuksekogretimK ilgilenmiyor!
Hatta
Açıklama yapma gereği bile duymuyorlar
Bu eski,
Bu geri kalmış,
Bu umursamaz devlet bürokratı anlayışı,
2026 yılına yakışmıyor!
Bize yardımcı olun
Tayin hakkı,en temel insan hakkıdır
Üniversite idari personelinin tayin sorununun çözümü için son üç toplu sözleşmede karar alınıp doğru düzgün hiçbir işlem yapılmaması üzerine bir yandan alanda mücadelemizi sürdürürken, diğer yandan da yazılı taleplerimizi Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Yükseköğretim Kuruluna ileterek bürokratik yolları da sonuna kadar aşındırıyoruz.
Biz bu sorunu çözeceğiz.
@unipersen@tcbestepe@csgbakanligi@YuksekogretimK@RTErdogan@isikhanvedat@erolozvar@batikanaksoy
TAYİN HAKKI İÇİN YÖK ÖNÜNDE NÖBETİMİZİN 3. GÜNÜ
Sendika olarak, üniversite idari personelinin yıllardır çözüm bekleyen tayin-nakil hakkı için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı önünde başlattığı nöbet eylemini üçüncü gününde de kararlılıkla sürdürüyoruz.
YÖK önündeki nöbetimizin üçüncü gününde, üniversite idari personelinin tayin sorununun son üç toplu sözleşmede karar altına alınmasına rağmen bugüne kadar kalıcı, uygulanabilir ve bağlayıcı bir düzenlemeye kavuşturulmadığını bir kez daha vurguladık.
Aile bütünlüğünü, çalışma huzurunu ve insani yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren bu sorunun artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade eden Sendikamız, üniversite idari personelinin haklı talebini YÖK önünde güçlü şekilde kamuoyuna duyurmaya devam etti.
Sendikamız tarafından yapılan açıklamada, üniversite idari personeli için puan esaslı, adil, şeffaf, uygulanabilir ve bağlayıcı bir tayin sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi. Mail üzerinden yapılan sınırlı eşleştirmelerin kalıcı çözüm gibi sunulmasının kabul edilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada; hizmet süresi, mazeret durumu, aile birliği, sağlık, engellilik, can güvenliği ve benzeri objektif kriterlere dayalı bir tayin sisteminin kurulmasının zorunlu olduğu dile getirildi.
Sendikamız, tayin hakkının bir ayrıcalık ya da lütuf değil; aile bütünlüğünün, çalışma barışının ve kamu hizmetinin verimliliğinin doğal bir gereği olduğunu bir kez daha kamuoyuna duyurdu.
YÖK önündeki nöbetimizin üçüncü gününde de üyelerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte talebimizi kararlılıkla ifade ettik. Sendikamız, sonuç alana kadar sürecin takipçisi olacağını ve üniversite idari personelinin tayin hakkı için mücadelesini büyüterek sürdüreceğini açıkladı.
Üniversite idari personeli artık belirsizlik değil, çözüm bekliyor. Ayrılık değil, aile bütünlüğü bekliyor. Toplu sözleşme kararlarının kâğıt üzerinde kalmasını değil, gereğinin yerine getirilmesini bekliyor. Göstermelik uygulama değil, kalıcı ve adil bir tayin sistemi bekliyor.
@unipersen@YuksekogretimK
Üniversite idari personelinin tayin sorununun çözümü için YÖK başlattığımız nöbet eyleminde 8. Yayını bugün saat 22:00'da gerçekleştireceğiz.
Önemli açıklamalarımızın da olacağı yayınımıza tüm idari personel arkadaşlarımızı bekliyoruz.
Yayınımıza Sendikamız youtube kanalından ulaşabilirsiniz. @unipersen@YuksekogretimK@erolozvar@_aliyalcin_@EgitimBirSen
#UnvTayiniMüjdeleRTE
Üniversite idari personelinin tayin sorununun çözümü için Yükseköğretim Kurulu önünde başlattığımız nöbet eyleminin 4. Gününde ilk açıklamamızı saat 10:15'de gerçekleştirdik.
Sabah gerçekleştirdiğimiz yayında tayin sorunun yaşayan idari personel arkadaşlarımız ile canlı telefon bağlantısı yaparak sorunlarını doğrudan Yükseköğretim Kuruluna duyurmalarını sağladık.
Sorun çözüm bulana kadar mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
Akşam saat 22:00'da ikincisini gerçekleştireceğimiz açıklamamızı Sendikamız youtube kanalından canlı olarak takip edebilirsiniz.
@unipersen@YuksekogretimK@erolozvar@batikanaksoy@RTErdogan@dbdevletbahceli@eczozgurozel@MDervisogluTR
2025 #AileYılı nda
Üniversite idari personeli
Tayin hakkını alamadı
2026 yılına dair umutlarımız
Tükenmek üzere
@erolozvar susuyor
@YuksekogretimK susuyor
Sorunun,
Bu şekilde çözüleceğini sanıyorlar galiba
Sayın @RTErdogan
Yardım edin bize
Bu işi çözmeleri işin
Talimat verin
TAYİN-NAKİL HAKKI İÇİN YÖK ÖNÜNDEKİ NÖBETİMİZ 4. GÜNÜNDE DEVAM EDİYOR
Üniversite İdari Personel Sendikası olarak, üniversite idari personelinin yıllardır çözüm bekleyen tayin-nakil hakkı için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı önünde başlattığımız nöbet eylemimizi 4. gününde de kararlılıkla sürdürüyoruz.
Üniversitelerde görev yapan idari personelin aile bütünlüğünü, yaşam düzenini ve çalışma huzurunu doğrudan etkileyen tayin sorunu artık ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Bugün binlerce idari personel; eşinden, çocuğundan, ailesinden ve kurulu düzeninden uzakta, belirsizlik içinde görev yapmak zorunda bırakılmaktadır.
YÖK önünde tuttuğumuz bu nöbet, yalnızca bir eylem değil; yıllardır duyulmayan seslerin, görmezden gelinen mağduriyetlerin ve ertelenen haklı taleplerin güçlü bir ifadesidir.
ÜNİPERSEN olarak talebimiz açıktır: Üniversite idari personeli için keyfiyete kapalı, puan esaslı, adil, şeffaf, uygulanabilir ve bağlayıcı bir tayin sistemi bir an önce hayata geçirilmelidir. Mail üzerinden yapılan sınırlı ve kalıcı çözüm üretmeyen uygulamalar, üniversite idari personelinin gerçek sorununu çözmemektedir.
Nöbet eylemimizin 4. gününde bizleri yalnız bırakmayan Kamu 399 İletişim Sendikası Yönetim Kurulu üyelerine; Sakarya, Bingöl, Aydın Adnan Menderes ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitelerinde görev yapan çalışma arkadaşlarımıza katılımları ve dayanışmaları için teşekkür ediyoruz.
Ortaya konulan bu dayanışma, üniversite idari personelinin tayin-nakil hakkı talebinin yalnızca bireysel bir talep olmadığını; aile bütünlüğü, çalışma barışı ve kamu vicdanı açısından ortak bir mesele haline geldiğini bir kez daha göstermiştir.
Aile bütünlüğü için, adil ve şeffaf tayin sistemi için, keyfiliğe değil kurallı tayin hakkı için YÖK önündeyiz.
Haklı talebimiz karşılık bulana kadar mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.
Birlikte başaracağız.
ÜNİPERSEN
Üniversite İdari Personel Sendikası