Bir Şiir: Ataol Behramoğlu - Bir Gün Mutlaka
"Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telaş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!"
https://t.co/xA23lg1kfk
Adolf Hitler'in insanlık tarihinin en kalabalık bu mitingine katılan tüm bu insanlar 8 yıl sonra Hitler'in fikirlerini hiçbir zaman desteklemediklerini söylemişlerdir!
Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf
romanında dediği gibi: "İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere,tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır."
Aşk çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur, (tek kadınla sınırlı olan bir arzu) Kundera bir eserinde böyle demişti. Yıllar önce okumuştum aklıma geldi şimdi. Öyle iştegeldi aklıma.. Yaşamı anlamlı ve yegane kılan ne çok şey var.
• Ne kadar çok bilmediğini
• Ne kadar çok sandığını
• Ne kadar gereksiz korkularla kendini yıprattığını
• Hiç değmeyecek şeylere ne kadar üzüldüğünü
• İnsanları ne kadar az tanıdığını
..güvendiği taşlar yerinden oynayınca ve konumu değişince öğrenir insan.
Sanırım birileri için afet turizmi sezonu kapandı. Uçaklar boş kalkıyor artık Kahramanmaraş'a, Hatay'a. Herkes çekileceği kadar fotoğraf çekildi gitti. 3 milyondan fazla insanımız dışarıda yaşıyor, ülkenin dörtte biri yıkılmış ve perişan fakat televizyon kanallarında çoktan manşetten düştü.
Unutmayın,
Bu ülkenin yıkılmış kısmı da bizim ve millet bizim vicdanımıza emanet.
@amanoslardakiseyyah
#antakya #deprem #hatay #iskenderun #depremiunutmaunutturma
"Ölümün saati yok. Yanınızdaki kişiye değer verin; kırmayın onu. Durup, durup sevdiğinizi söyleyin, özel hissettirin. En ufak bir şeyde bitti demeyin, ağlatmayın, üzmeyin. Neden mi? Çünkü ölümün saati yok."
Doğan Cüceloğlu.
https://t.co/piJPY2yBqO
“Herkesin bir düşüneni olmalı şu dünyada. Bir seveni, hiç haberi yokken arkasından dualar edeni. Sesinin tonundan bile halinin nasıl olduğunu, anlayanı olmalı insanın..”
https://t.co/3RcwhbyYa4
Bu kadar insan neden öldü? Temelini anlatayım. Köyleri bir gecede mahalle yaptılar, tohumu patentleyip parayla sattılar. Köy okullarını kapatıp taşımalı eğitimle köyü göçe zorladılar. Tarım toprağına imar verdiler. Yine aynı hata. TOKİ Adıyaman’da tarım arazisine temel attı. Pes!
İçişleri bakanı açıklama yapıyor, artık sadece ev sahipleri değil kiracılar da konteynerlarda kalabilecek diye.
Sınıf çelişkisi ve mülkiyetle ilgili pek az açıklama bu kadar net, kısa ve acıklıdır.
Ademoğulları ikiye ayrılıyor artık; insanlar ve stratejistler. Bazen bir insanla mı konuşuyorum, yoksa bambaşka muradı olan bir stratejistle mi konuşuyorum anlamıyorum.
Bırakmak tuhaf bir cesaret istiyor. Bir işi bırakmak, bir huyu bırakmak, bir şehri geride bırakmak, bir alışkanlığı bırakmak, bir hayali geride bırakmak, bir önceki benliğini geride bırakmak, bir insanı geride bırakmak.
Cesaret, hem de ürkütücü bir cesaret istiyor.