Karahantepe’de 11 bin yıllık benzersiz bir heykeli gün yüzüne çıkarttık!
Geleceğe Miras Projemiz kapsamında yürüttüğümüz 2026 yılı kazılarında, daha önce benzerine rastlanmayan bir üsluba sahip kompozit heykel bulduk.
Yaklaşık 11 bin yıl önce bırakıldığı yerden günümüze ulaşan 70 santimetre yüksekliğindeki heykel, leoparın sırtında oturan bir insanı betimliyor.
Bu özel eser; 3 metre çapında, zemini yassı taşlarla kaplanmış bir yapının duvarı boyunca uzanan sekinin üzerinde bulundu. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ilişkin yeni soruların kapısını aralayan keşfin bilim dünyasında geniş yankı uyandıracağına inanıyorum.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze, kazı heyetimize, bilim insanlarımıza ve sahada özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
Yazlık komşumuzdu… Biz daha çocuktuk ve bizi etrafına toplar, içinde düşünce saklı hikayeler anlatırdı. Sonra da öylece bırakırdı bizi o hikayenin içinde akşama kadar düşünmemizi ister, gün batarken cevaplarımızı tek tek dinlerdi.
Hiç unutmam… Bir gün denizden çıkıyorum, kayalar kayıyor, ayağım tökezleyecek gibi. O ise plajın taa öbür ucunda oturuyor. Bir anda kalkıp gelmiş, şemsiyenin altından terliğimi almış, “Kayarsın kızım, dikkat et,” diye önüme getirmişti terliklerimi.
Ama en sevdiğim anı gürültü yaptığımız için şikayete gelen komşulara dönüp, yarı ciddi yarı gülerek; “Beni sinirlendirmeyin, çocukları rahat bırakın… Bir Dadaloğlu çekerim, o zaman görürsünüz gürültüyü!” demeseydi. O an, sanki bütün dünya bizim tarafımızda durmuştu o çocuk aklımla….
Ruhu yücelerde olsun, gerçekten çok güzel bir insandı. 🙏
Ben Özge Bora.
1982 yılında Almanya’da doğdum, 14 yaşıma kadar orada yaşadım.
Çocukluğumda, yaşımı dahi hatırlamadığım bir dönemde komşumuzun oğlu tarafından istismar edildim. Uzun süre sustum. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme anlattım. Doktora götürüldüm. Ama o gün benim yaşadığım travmadan çok "kızlığımı kaybedip kaybetmediğim" önemsendi.
"Bir daha konuşulmayacak" denilerek üzeri kapatıldı.
Ben susturuldum !!!!!
Bugün daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayım. Kızım, öz babası tarafından istismara maruz kaldı. İşte o gün, annem gibi susmayacağıma, bunu yapanın en ağır cezayı alması için sonuna kadar mücadele edeceğime yemin ettim.
Bu süreçte; bir yıldır el bebek gül bebek baktığım, yatalak kanser hastası annem bile, sesimi duyurmaya çalıştığım için bana
"Bizi Ünye’ye rezil ettin" dedi.
Kızıma sahip çıktığım için, en çok ihtiyacım olan annem tarafından bile "rezil" ilan edildim.
Evet, onların gözünde rezil olabilirim.
Ama ben biliyorum ki asıl rezalet, bilip SUSMAKTIR.
İçimde fırtınalar kopuyor. Yalnız kalıyorum. En yakınımdan destek yerine itibar düşünülüyor!
Ben bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Tek isteğim; bu yolda manevi desteğiniz. Çünkü bir çocuk için susmamak, rezillik değil, onurdur.
20 Ay 17 gündür devam eden
3.Duruşmaya 6 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Lütfen bu 6 gün boyunca bizden desteklerinizi esirgemeyin 🙏
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
BİR ZEKA TÜRÜ OLARAK ‘SABIR’
Sabır, pasif bir bekleyiş değil; aklın aceleden arındırılmış, sükûnet hâlidir.
Her şeyin hemen çözülmesi gerekmez, çünkü bazı gerçekler yalnızca zamanla birbirine bağlanır.
Bazen yapılacak en zeki şey müdahale etmek değil; örüntüyü izlemek
ve yaşamın kendi bağlamını açığa çıkarmasına alan tanımaktır.
Sabır, bilişsel bir yetidir: karmaşık sistemlerde her düğüm hemen açılmaz.
Yaşam, doğrusal değil bağlantısal ilerler; bu nedenle bazı anlamlar
ancak gözlem, zamansal mesafe ve müdahalesiz etkileşimle görünür olur.
Bazen en rasyonel eylem yaşamın kendi bağlamının açılmasına izin vermektir.
Bazen, sabır zekadır..
#Penceremdenİstanbul
1965’te Mülkiye’ye girdim; üçüncü sınıfta derslerimize girdi. Dersleri gerçekten ilginçti ve sınıf dolardı. Hararetli bir biçimde ders anlatırdı. Koridorda yürümüyordu, sanki patenle kayıyordu. Birimize bir şey yap dediği zaman genellikle ısmarladığı işi kendi tamamlardı. Belli ki “Koşuşmak benim karakterimdir” diyen biriydi. Derse geç gireni sınıfa almayan oydu, talebeyi haşlayan da. Ama mesela yurt ilaçlanınca birinin kafesteki kuşuna günlerce bakan da oydu ve öğrenci ile dostça ilişkide hassastı.
Nermin hanım değişikti. Kimi nerede azarlayacağını tahmin edebilirdiniz. Önyargılara ve ezbere tahammülü az olan zümredendi. Aynı özelliği sınıf arkadaşı, kadim dostu ve Mülkiye’den sonra gittiğim ODTÜ’de hocam olan Mübeccel Kıray’da da gördüm. Çakma fikir ve sözde gözlemlere tahammülleri yoktu, iyi de yapıyorlardı. Bu sayede bir nesil daha ciddi ve namuslu düşünmeye alıştı. Nermin Abadan Unat sonuna kadar sadakatle dostlarına bağlıydı. Birisini bir işe yolladı mı hep izler, talebenin biri burs aldı mı günü gününe destekler ve gözler. Viyana Üniversitesi’ne bursla gittiğimde ardımdan en az bir düzine kişiye tavsiye mektubu yazdı.
Avrupa dillerindeki neşriyatı takip edebiliyor, gittiği yerleri gözlüyordu. Tartışmaya lüzum yok, bizim fakültenin sadece adı “siyasal bilgiler”di. Çağdaş siyasal bilimi eğitim programına sokmak için bir hayli didindi. “Kamuoyu”, “çağdaş siyasal partiler” gibi konularda uluslararası düzeydeki birtakım modern görüşler onun derslerinde duyuldu.
1921’de dağılan Avusturya-Macaristan’ın başkenti Viyana’da doğdu. Babası İzmir’in Bosna asıllı zengin ihracatçılarından Mustafa Süleymanoviç (Suley’di). Yoğun iş ilişkileri olan Viyana’da annesiyle tanıştı, bir Macar baronesi olan Elfriede Karwinsky... Nermin Viyana, Budapeşte ve hatta İstanbul’u da içeren çocukluk hayatı içinde oradan oraya gezindi. O devirde hali vakti yerinde olan bazıları çocuğu okula yollamaz, evde eğitirlerdi. Babanın ölümü ve ardından gelen mali çöküntü ile eğitimi de aksamıştı.
Bu dönemde kendisini yetiştiren Alman hocasına bütün hayatı bağlı kaldı. Türktü ama Türkçe öğrenememişti. Galiba Alman öğretmen Hilde Wiblishavser ona Türklüğünü de ısrarla hatırlattı.
14 yaşında anne, kız kardeş ve Nermin Budapeşte’de sıkıntıyla yaşarken genç kızın aklına geldi, Türk büyükelçiliğine gitti, ünlü büyükelçi Behiç Erkin’den kanuni hakkını istedi. Türkiye’ye gitmek istiyordu. Büyükelçi küçük kızın talebini babacan bir tutumla derhal karşıladı. Polis müdürlerine, gemi kaptanlarına kadar yazılan mektuplarla İzmir’e ulaştı. Akrabalarının yanında zor bir yıl daha geçirdi ve onu İzmir Kız Lisesi bağrına bastı.
Cumhuriyetin kurumları eğitimi veriyordu ve lisedeki arkadaşları da aradığı sıcaklığı gösterdiler. Bütün hayatı boyunca tekrarladığı bir söz vardı: “Hepiniz Türklüğün içine doğdunuz, ben onu seçtim.” Bu yolu seçen nadir tanıdıklarım vardır. Nermin hoca başta gelir ve de seçtiği yolun sadık yolcusu olmuştur. Bildiği diller içinde 14 yaşına kadar Türkçe yok, benim bildiğim kadarıyla bütün hayatı onu ısrarla ve dikkatle öğrendi. Çok iyi bildiği dört-beş Avrupa dili ile de dünyayı kavradı ve tezlerini her yerde yazılı ve sözlü olarak savundu.
Türkiye ve öğrencileri tarafından hiç unutulmayacak bir büyük hoca hayatımızdan kaydı. Kendisini her zaman sevgi ve saygı ile anacağız. Haftaya daha detaylı yazacağım. #ilberortaylı
Google servislerine erişemeyince aklınıza önce internet alt yapısında problem olduğu, sonra da engellenmiş olabileceği geliyor ve Google sunucularının çökme ihtimalini en son düşünüyorsanız Türkiye’de yaşıyorsunuz.
SINDIRGI DEPREMI HANGİ FAYI TETIKLEYEBILIR ?
Simav ve Gediz faylarının oluşturduğu Uşak fay bloğu kenarlarında 1969,1970,1971,1995,2002 yıllarında M 6-7 depremlerini birkaç yıl gecikmeli stres transferiyle oluşturmuştur.
Blok kenarlarına, özellikle batısı Manisaya dikkat !
BALIKESİR-SINDIRGI DEPREMİ M6,1
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan,
Balıkesir "çok deprem olan il" demektir. Sındırgı ile "çok kırıklı yer" demektir. Sındırgıda son 1969 yılında M6,1'lik yıkıcı deprem olduktan sonra bir daha 56 yıl deprem görülmemiştir. Sındırgıda beklenen en büyük deprem budur. Bunun ardından daha büyük bir deprem gelmesini beklemiyorum. Balıkesir il merkezinin deprem çekincesi ise M6,5 olup en son gördüğübüyük deprem 1826'da M6,4'dür.
2007'de çıkan deprem yönetmeliğine göre yapılan yapılarda yıkım yoktur. 4 göçen yapı, yönetmelik koşullarını sağlamayan belediyenin tarayıp, boşaltmadığı yapılardır.
Türkiye'nin bugünki koşullarda depremleri ölümsüz, yıkımsız atlatması için en az aylığın 75 bin TL'den az olmaması gerekiyor. Oysa günümüzde en az aylık 24 bin, emekli aylığı ise 14 bin TL ise depremler için bireysel önlem alma olasılığı yoktur.
Yapım maliyetleri ise m2'de 1000 TL'den 30 000 TL'ye çıkmış olması, üstlenicilerin katılım payı istemlerine neden olmaktadır.
Tek çare sağlam yerlerde sağlam yapı yapmaktır.
Bunun için de ülke ekonomisinin güçlü olamsı, bireysel geçim sıkıntısı çekilmemesi gerekir.
Yoksa bu ülke her depremden sonra ağıt yakmayı gelenekselleştirecektir.
Saygılarımı sunarım.
Basından öğrendiğim kadarıyla, Silivri’ye hapsedilmemiz üzerine, Alman Hükümeti hava kuvvetlerimizin büyük ihtiyacı olan ve uzun zamandır beklediğimiz Eurofighter savaş uçağının Türkiye’ye satışını veto etmiş.
Almanya’da görevi devralmaya hazırlanan yeni hükümete seslenmek istiyorum:
Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, Türkiye Erdoğan’dan büyüktür. Hükümetler gelip geçicidir. Türkiye’nin ulusal çıkarları Erdoğan’dan da İmamoğlu’ndan da daha değerlidir. Bu kararınızı geri almanızı istirham ediyorum.
Erdoğan iktidarının sonu göründü. Türkiye’nin yeni iktidarı, Avrupa Birliğiyle ve Almanya dahil bütün müttefiklerimizle, karşılıklı menfaatlerimiz, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı demokrasi ilkeleri çerçevesinde çalışacaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye’nin AB’ye tam üye olacağına dair en ufak bir şüphemiz yoktur.
❗Bu karar; hukuk değil, adalet değil, doğrudan bir siyasi darbe.
❌ Siyasi darbenin sonucu olarak Cumhurbaşkanı Adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu tutuklandı.
❗Son derece öfkeliyim, başka tutuklanan arkadaşlarımız da var, karar bekleyenler de var.
❗Uzun süredir Türkiye’de adalet için, suç isnadı için yargılamalar yapılmıyor. Bu yapılan yargılama da siyasi darbeydi, gasp amacıyla yapıldı.
🔴 Siyasi darbeler, mevcut iktidarlara tankla topla yapılmaz. Bir iktidar demokratik değerlerden uzaklaşmışsa, otokrasiye gitmişse demokratik muhalefeti de sindirmek, kuşatma altına almak, siyasi aktörlerini oyun dışı bırakmak amacıyla bunu yapar.
🔴 Hem partimiz tüzel kişilik olarak kuşatma altında hem de Salı gününden bu yana Cumhurbaşkanı Adayımız gözaltına alındı ve şimdi tutuklandı.
🔴 Bu yargılama faaliyeti değil, doğrudan doğruya hükümetin ele geçirdiği kurumlar vasıtasıyla muhalefeti sindirme ve kendisini iktidar olarak tahkim etme amaçlı yaptığı işlemler.
🔴 Mücadele edeceğiz, milyonlarca insan tepkisini ortaya koydu, bu tepkileri ortaya koymaya devam edeceğiz. Biz de muhalefetimizi, itirazlarımızı yurttaşlarımızla birlikte her ortamda göstermeye devam edeceğiz.
#Ekremİmamoğlu #ÇağlayanAdliyesi
Our telemetry indicates that a majority of impacted services are recovering following our change. We’ll keep monitoring until impact has been resolved for all services. Refer to MO1020913 or https://t.co/vB5FHDUOHj for more detailed information.