Artık uyanıyoruz!
Doğum hızı düşsün! Nerede düşsün? Bizde düşsün! Nerede artsın? Avrupa’da artsın!
Artık reklamlara kadar propaganda malzemesi oldular. Size satılan ilaçlar, teknolojiler, her şey bir planın parçası sanki!
Bunu görememek için ya aptal ya da enayi olmak lazım.
Ben bunları genelde yazmam ama artık benim bile midem bulandı!
Bir tarafta WOKE akımı, diğer tarafta propagandist yayınlar… Hepsinin amacı belli: Sosyal yok oluşu sağlamak!
Avrupa’da aileler çocuk yapıyor, burada kadınlar “köpek annesi” olsun!
HAYIRDIR?
3 Mayıs’ın kökeni 1944’te Nihal Atsız ile Sabahattin Ali arasındaki hakaret davası ve bu dava etrafında gelişen Ankara Nümayişine dayanıyor.
Atsız, 1944’te Orhun dergisinde dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na açık mektuplar yazarak devlet ve eğitim bürokrasisinde “komünist faaliyetler” olduğunu iddia edip Sabahattin Ali’yi de hedef göstermişti. Bu hedef gösterme meselesi Sabahattin Ali’nin daha sonra 1948’de öldürülmesine kadar giden daha geniş şeytanlaştırma sürecinin parçasıydı. Sabahattin Ali’nin komünist, vatan haini, millet düşmanı gibi etiketlerle kamusal olarak hedef haline getirilmesi dönemin siyasal atmosferinde ciddi bir karşılık üretiyordu. Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davasının ikinci duruşması 3 Mayıs 1944’te Ankara’da görüldü. Duruşma sırasında Atsız’ı destekleyen gençler mahkeme çevresinde ve sonra şehirde gösteri yaptı. Bu tarih de bu çevreler için daha sonra “komünizme karşı reaksiyon” ve Turancılığa sahip çıkışın sembolik başlangıcı haline getirildi.
Yani 3 Mayıs doğrudan doğruya CHP iktidarıyla çatışma içinde doğmuş bir gün. 1944’te iktidar CHP’ydi, İsmet İnönü cumhurbaşkanıydı, Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanıydı. Devlet ve CHP çevresi bu hareketi Irkçılık-Turancılık olarak gördü. Süreç kısa süre içinde ayrı bir Irkçılık-Turancılık davasına dönüştü. Nihal Atsız’ın yanında Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, Orhan Şaik Gökyay ve Fethi Tevetoğlu gibi isimlerin de içinde olduğu 23 kişi yargılandı. Hatta CHP Genel Sekreteri Memduh Şevket Esendal’ın parti teşkilatlarına gönderdiği tamimde, Atsız ve çevresi gençleri sokağa dökmek isteyen, ülke çıkarlarına zarar veren “fesatçı” ve “maceraperest” kişiler olarak anlatılıyordu.
CHP’nin bunu sahiplenmemesi de 3 Mayıs’ın CHP’nin kurucu/tek parti dönemi milliyetçiliğine karşı gelişmiş bir sağ-Türkçü hafıza günü olması. Dönemin CHP çizgisi ırkçılığı ve Turancılığı anayasa ilkelerine aykırı, ulusal birlik ve güvenlik için tehlikeli görüyordu. Bu çizgi özellikle savaş koşullarında daha da sertleşmişti çünkü Turancılık aynı zamanda Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası, savaş dengeleri ve Türkiye’nin tarafsızlık politikasıyla ilişkili bir güvenlik meselesi olarak görülüyordu. Falih Rıfkı Atay’ın Ulus’taki çizgisi bu resmi tutumu açıkça yansıtıyordu. Irkçı ve Turancı, Cumhuriyet Halk Partisi’nde olamaz deniyordu.
Dolayısıyla CHP açısından 3 Mayıs, ülkücü/Türkçü sağın kendi mağduriyet, mücadele ve kimlik hafızasının günü. 3 Mayıs’ı kutlamak sadece Türk milletini seviyoruz anlamı taşımıyor, Atsız çizgisine, anti-komünist/Turancı geleneğe ve 1944’te CHP iktidarına karşı şekillenmiş bir politik mirasa sembolik yakınlık göstermek anlamına geliyor. Zaten bu mirasın içinde Atatürk’e, CHP’ye, İnönü’ye, Hasan Ali Yücel’e, Kemalist kadrolara ve Cumhuriyet’in vatandaşlık temelli milliyetçilik anlayışına karşı çok sert ve kişiselleşen bir dil de var.
CHP, Türk milliyetçiliğini kendi kurucu-cumhuriyetçi ve vatandaşlıkçı hattı içinde tarihsel olarak sahiplenebilir, ama 3 Mayıs’ın temsil ettiği Atsızcı/Turancı/anti-komünist ve 1944’te CHP iktidarına karşı doğmuş hafızayı resmi parti kimliğiyle kutlaması tarihsel olarak da siyasal olarak da tutarsız olur zaten. Bugün bazı çevreler 3 Mayıs’ı sanki genel, nötr ve herkesin sahiplenmesi gereken bir “Türkçülük” günüymüş gibi sunuyor. Ama bu tarihin ciddi biçimde revize edilmesi aslında. 3 Mayıs’ın gerçek bağlamı silinince Atsızcı-Turancı sağın CHP’ye ve Cumhuriyet’in ana akım milliyetçilik anlayışına karşı geliştirdiği hafıza sanki Cumhuriyet’in ortak milli hafızasının parçasıymış gibi normalleştiriliyor.
Bunda da 1980 darbesi sonrasında inşa edilen devletçi-milliyetçi anlatıların, özellikle de son 10-15 yılda iyice güçlenen revizyonist tarih dilinin bunda büyük rolü var. Bu hafıza zaman içinde kendi kökenindeki çatışmaları görünmez hale getirerek kendisini “asıl milli çizgi” gibi sunmaya başladı. Bu yüzden CHP’nin 3 Mayıs’ı kutlamamasını garipseyenlerde aslında zayıf ve çarpık bir tarih bilinci var.
yolum kalmadı ki göze ihtiyacım olsun,
zaten görebildiğim zamanlar da
yolumda hep tökezledim.
varlık, aşırı güven veriyor bize,
oysa yokluk yararlı oluyor bizlere.
shakespeare
Mimarlık tarihi Hocamız Bülent Özer, yabancı misafirlerini önce Mimar Sinan'ın bu eserine götürdüğünü anlatırdı. Burada Sinan'ın yaptığı çevre düzenlemesinden bahsederdi. Detaylarda ve büyük ölçekte, yaptığı denemelerde Mimar Sinan'ı tanırdık. Böyle bir hoyratlığı Mimar Sinan da, bizler de haketmiyoruz.
Tarihte Yazılmış En Etkili Kitaplar
1. ?
2. ?
3.🇬🇷 Devlet – Platon
4.🇬🇧 Türlerin Kökeni – Charles Darwin
5.🇬🇧 1984 – George Orwell
6.🇬🇧 Bütün Oyunları – William Shakespeare
7.🇮🇹 Prens – Niccolò Machiavelli
8.🇩🇪 Kapital – Karl Marx
9.🇺🇸 Mormon Kitabı – Joseph Smith Jr.
10.🇩🇪 Komünist Manifesto – Karl Marx & Friedrich Engels
11.🇬🇷 Odysseia – Homeros
12.🇨🇳 Tao Te Ching – Lao Tzu
13.🇮🇳 Upanişadlar – Anonim
14.🇬🇧 Hobbit – J. R. R. Tolkien
15.🇬🇷 İlyada / Odysseia – Homeros
16.🇷🇺 Savaş ve Barış – Lev Tolstoy
17. 🇬🇧 Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi – Mary Wollstonecraft
18.🇮🇹 Düşünceler – Marcus Aurelius (Roma İmparatoru)
19.🇩🇪 Saf Aklın Eleştirisi – Immanuel Kant
20.🇷🇺 Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski
21.🇪🇸 Don Kişot – Miguel de Cervantes
22.🇩🇪🇺🇸 Görelilik: Özel ve Genel Teori – Albert Einstein
23.🇩🇪 Varlık ve Zaman – Martin Heidegger
24.🇫🇷 Candide (İyimserlik) – Voltaire
25.🇮🇹 İlahi Komedya – Dante Alighieri
26.🇩🇪 Böyle Buyurdu Zerdüşt – Friedrich Nietzsche
27.🇺🇸 Kozmos – Carl Sagan
28.🇺🇸 Sivil İtaatsizliğin Görevi Üzerine – Henry David Thoreau
29.🇺🇸 Atlas Vazgeçti – Ayn Rand
30.🏴 Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri (Principia) – Isaac Newton
Not: Bu liste, popülerlik ya da satış rakamlarından ziyade insan düşüncesi ve uygarlık üzerindeki dönüştürücü etkileri esas almaktadır. Dini metinler, kültürleri ve hukuk sistemlerini şekillendirmedeki küresel ve kalıcı rolleri nedeniyle üst sıralarda yer almaktadır.
Kaynak: Goodreads kullanıcı oylarıyla oluşturulan “Tarihin En Etkili 100 Kitabı” listesi.
Bu sıralama, topluluk oylamasına dayalı bir popülerlik sıralamasıdır; eserlerin yazarları tarafından belirlenmiş kronolojik bir düzen değildir.
Eski fıkıh kitaplarında sık sık tekrarlanan bir ifade.
Yeme içme ilmini öğrenmek ibadet bilgilerini öğrenmekten önce gelir. Zira yediği içtiği haram olan kişinin hiçbir ameli kabul olmaz.
"Ve dahi ilmü'l-ekl mukaddemdir ilm-i ibâdetin üzerine."
Kafkasya’nın Sönmeyen Meşalesi: Şeyh Şâmil
Rus ordusuna karşı tam 35 yıl boyunca vatan toprağını savunan, cesaretiyle tarihe adını altın harflerle yazdıran büyük mücahid Şeyh Şâmil, sadece bir asker değil, aynı zamanda Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin manevi ikliminde yetişmiş bir gönül eriydi.
Heybeti ve Karakteri:
İki metreyi aşan boyu ve pehlivan vücuduyla dosta güven, düşmana korku salardı.
Hem dini ilimlerde bir derya hem de muharebe sanatlarında eşsiz bir ustaydı.
Sağlam imanı ve çevikliğiyle ömrünü cihada adadı.
Hüzünlü Esaret ve Kutlu Vuslat:
Yıllar süren destansı mücadelenin ardından hileyle esir düşen İmam Şâmil, 10 yıllık esaretin ardından Hac vazifesi için izin aldı. İstanbul’a geldiğinde halkın büyük bir sevgi seliyle karşıladığı kahraman, Medine-i Münevvere’ye ulaştığında ise bambaşka bir hâle büründü.
Resûlullah’ın sallahu aleyhivesellem huzuruna gözyaşları içinde, sürünerek edeple giren Şeyh Şâmil, Efendimiz’in selamına mukabelesiyle şereflendi.
Bu büyük mücahid, 1871 yılının Şubat ayında, hasretini çektiği Medine topraklarında vefat ederek ebedi istirahatgahına çekildi.
Ruhu şad, makamı ali olsun.
İTÜ'nün efsane hocalarından Mimar Prof. Nezih Eldem'in Şark Eserleri Müzesine yaptığı ekin harika çıkması. Eldem'in 1970'lerde, geleneksel mimariye atıfla yaptığı bu çıkma tasarımı Gülhane Parkı'na bakıyor. Çizim de kendisinden.