We want to hear from you! 🫵
Should $PI be launched on #Binance? Vote now on Binance Square and share your thoughts!
Cast your vote ➡️ https://t.co/gXvkN6nbqi
Incentives matter. There should be rewards for wise spending, but those who waste taxpayer funds cannot be allowed to keep doing so without consequences.
29 Kasım’da rektörünüze ulaşmaya çalıştım. Konuyu izah ettim. Sekreteri bana vakit ayıramayacağını iletti. 1 Aralık’ta üniversitenize geldim. Hukuk müşavirliğinizle 1 saat toplantı yaptım. Ses kayıtlarını dinlettim ve verdim. Müvekkilimi 1 ay boyunca binalarınıza almadınız sınavlarına sokmadınız. Yurt müdürlüğü cinsel saldırı nedeniyle ceza verilmemesine karar verdi. Şimdi kendisine telafi sınavı açılamayacağı söylenip, kaydını dondur bence deniyor. Olaydan sonra yüzündeki kesinşn hastanenizde estetik tedavisini yaptınız (size yansıyacak diye) ama başka hiçbir şeyle ilgilenmediniz. Mağdurla faili aynı kefeye koydunuz. Hasan E. K. ya bugüne kadar hiçbir yaptırım uygulamadınız. Yazıklar olsun. Koç Üniversitesi
📌 Bu adamı kim 'başkan' yapmış?
Halil Umut Meler'i yumruklayan eski AK Partili vekil Faruk Koca, inşaatında ölen küçük çocuk için ceza olarak 20 taksitle 12 bin 100 TL ödemiş!
Faruk Koca'nın 21 Nisan 2010’da yaşanan ve 2014 yılında sonuçlanan bir davası yeniden gündem oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olayın ya��andığı dönemdeki ev sahibi, eski AKP Ankara Milletvekili Faruk Koca’ya ait Keçiören’deki inşaatın açıkta bırakıldığı için suyla dolan hafriyat çukuruna düşen 10 yaşındaki Sedanur hayatını kaybetmişti.
7 yaşındaki Muratcan Özdemir, suyla dolan inşaat çukuruna düşmüş, bunu gören ablası Sedanur Özdemir, kardeşini kurtarmak için 4 metre derinliğindeki suya atlamıştı. Çevredeki vatandaşlar, Muratcan’ı kurtarırken Sedanur ise yaşamını yitirmişti.
Bu olaya ilişkin Faruk Koca ve Keçiören Belediyesi çalışanı 3 kişi hakkında dava açılmış, Savcı, Koca’yı 2004’ten beri açık olan hafriyat çukuru etrafında yeterli emniyet tedbiri almamakla suçlamıştı. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Kasım 2014’te görülen duruşmada karara varmış, Faruk Koca ve diğer üç sanığı, taksirle adam öldürmek suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmıştı.
Ancak sanıkların sabıkasız oluşları ve duruşmalardaki iyi hallerini gerekçe gösteren mahkeme, cezayı 12 bin 100 TL para cezasına çevirmişti. Ayrıca bu para cezasının 20 eşit taksitle ödenmesine hükmedilmişti.
Bugün görülen saldırı duruşmasında saldırgan sanıklar Yücel Baysalı ve Engin Kaplan tahliye edildiler.
Azmettirici olduğunu iddia ettiğimiz Mehmet Emin Geylani'ye takipsizlik verildi.
Taleplerimiz mahkemece reddedildi.
Saldırganlardan az da olsa pişmanlık bekliyordum ancak anladığım kadarıyla duydukları tek pişmanlık beni orada öldürmedikleri konusuydu.
Mahkeme hakiminin, savcısının, avukatlarımızın gözünün içine bakarak, onlarla adeta dalga geçerek, milyonlarca insanın izlediği görüntülerin tam aksine absürt ifadeler verdiler.
Açıkçası soruşturma sürecinin nispeten şeffaf geçmesi, yargılama sürecinin de adil geçeceği, kamu vicdanını rahatlatacak bir karar çıkacağı zannı oluşmuştu bizde.
Ancak bu ülkenin yargısı geleneği bozmadı,
Bugün #SivasKatliamı davası düştü,
Bugün tutuklu gazeteciler #AbdurrahmanGök ve #MehmetŞahOruç tek suçları gazetecilik olmasına rağmen serbest bırakılmadı,
Ancak bugün benzeri görülmemiş şekilde, polis nezaretinde öldürülmeye çalışılan #SinanAygül davası sanıkları serbest bırakıldı.
Hiçbirimizin can güvenliği yok.
Canımıza kastedenleri böyle suçüstü yakaladığımızda bile suçlu olan neredeyse biz oluyoruz.
Yazıklar olsun.
@avdiyarorak@avismeteker@RusenTakva@Adnan_Bilen@Fepozdemir@jiyanozkaplan@Sevimcicek14@Siddik1guler@berfinnozan @turguthuseyni @mlsaturkey@ozgurogret@ErolOnderoglu@avkrblt
Binlerce personeli “terörist” olmakla suçlanıp, ihraç edilmiş, hapse atılmış yapı içinde mahkeme kararlarıyla tescillenmiş suçları söylemek suç mu? AYM, AİHM kararlarından bahsetmek yasak mı? Siz “Ali İsmail Korkmazgil’i polis öldürdü” dediğinizde neden disiplin konusu olmuyorsunuz? Öldürülen Kürt olunca susmak mı gerekiyor?
Bundan 2 yıl önce Konya’da bir aile katledildi.
Dünyanın neresinde olsa böylesi bir katliam unutulmaz ve sorumluları yargı önünde hesap verirdi.
Ama olay yeri Türkiye, katledilenler Kürt olunca aradığınız yargıya ulaşamıyorsunuz; yargı kapsama alanı dışında olmayı tercih ediyor! Göstermelik cezalarla olay kapatılmaya çalışılıyor.
Bu katliamı unutmayacak, unutturmayacağız!
#DedeoğullarıİçinAdalet
hans, antalya'da tatil yapıyor. sam, kapadokya'da balona biniyor. toni, fethiye'de yamaç paraşüt�� ile eğleniyor. coni, sultanahmet'te kebap yiyor. herkel, fethiye'de mavi tura çıkmış. frank, bodrum'da gece kulübünde eğleniyor. hasan da aşağı dudullu'da kiralık daire arıyor.
HOT DİYORSAK HOT,
ZOT DİYORSAK ZOT,
YOK DİYORSAK YOK OLUR❗ 😂
Edip Yüksel
24 Haziran 2023
Türk-Kürt sorunu diye bir sorun YOK diyor kardeşlerimiz. 😂
Elbette. YOK diyorlarsa YOKTUR.
Onlarca yıl "Kürt YOKTUR" da dediniz.
Kürtleri, kar üzerinde yürürken ayaklarınızın çıkardığı Kart-Kürt sesine dönüştürdünüz; varlığını ayaklarınızın altına alarak YOK ettiniz.
Hâlâ tarih kitaplarınızda bir tek kelimeyle bile Kürtlerden söz etmiyorsunuz. Kürtlerin tarihi YOK. Tarih kitaplarınızda dinozorlaşmış tüm kavimler, kabileler, beylikler var. Etrüksler var; Fenikeliler, Frigler, Etiler, Lidyalılar var; Göktürkler, Yertürkler, Karamanoğulları, Ramazanoğulları, Çandaroğulları var. Hatta atalarınızın kendisiyle seks yaptığı dişi Asena kurt veya kurt tarafından emzirilen Romüs ve Romelüs hikayeleri sayfalarca yer alır tarih kitaplarınızda... Ama bir tek Kürt YOKTUR. Kürtlerin geçmişi, tarihi YOK.
Onlarca yıl "Kürtçe YOK" dediniz. Kürtçe şarkıları yasaklarken de Kürtçe kelimesini anmamak için her gayreti gösterdiniz. Anayasanızda veya Paşayasanızda adını anmamak için "Yasaklanan diller" başlığı attınız ve ceza maddelerine havale ettiniz. Sadece ceza yasanızda Kürtçe VAR olabildi. Biricik yasaklanan dil olarak!
Bu yüzden, tüm şarkılarını Türkçe söylemiş ve şaheserler yaratmış olan Ahmet Kaya bir kez olsun anadiliyle, yani Kürtçe ile bir şarkı söylemek isteyince "YOK" olan bir dilin HORTLAK gibi ortaya çıkmasından korkup paniğe kapıldınız ve hortla��ı çatal/kaşık atarak odadan çıkarttınız. Böylece Kürtçeyi uyduruk paranoyak dünyanızda YOK ettiniz.
Hâlâ, çok yüce millet meclisinizde Kürtçe'yi "bilinmeyen dil" diye tanımlayarak adını bile anmaktan korkuyorsunuz. Kürtçe YOK. Bu yüzden bilinemez bir dil.
Yüzlerce Kürtçe il, ilçe, köy isimlerini değiştirip YOK ettiniz.
Yüzlerce yıl Kürdistan olarak bilinen, Osmanlı haritalarında, resmi belgelerde ve seyahatnamelerinde Kürdistan diye adlandırılan coğrafyanın adını da paranoyak ve psikopat YOKLUK makinanıza sokup YOK ettiniz.
İstediğiniz Kürt'ü hapsediyorsunuz; istediğiniz Kürt'ü katlediyorsunuz; Bunları yaparken de kahraman oluyorsunuz; vatan kurtarıyorsunuz; gazi oluyorsunuz; madalyalar alıyorsunuz. Ama hapsettikleriniz ve katlettikleriniz arasında Kürt YOK. Hepsi terörist. Hepiniz kahraman. Hudutî Paşaya sırf olmayan Kürtleri YOK ettiği için madalyalar ile yücelttiniz ama aynı paşanız batıda birkaç Türk öldürünce hain ilan ettiniz. Türk var, ama Kürt YOK.
"40.000 şehit verdik" diyorsunuz ve bunun en az 30.000'i Kürt çocuğu. Ama Kürt yine YOK.
ABD'den aldığınız jetlerle Kürtleri çoluk çocuk katlediyorsunuz. Binlerce köyünü yakıp YOK ediyorsunuz. "Aman tünel" diye Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak ve daha nice yerde ABD ve Alman tanklarıyla devlet terörü estiriyorsunuz; Kürtlerin yüzlerce evini yerle bir ediyorsunuz; YOK ediyorsunuz.
Polis helikopterine Kürt köylülerini bindirip kayaların üzerine atıyorsunuz. Ama hiçbirinde "Kürt hapsediyoruz veya Kürt katlediyoruz; Kürtlere işkence ediyoruz" demiyorsunuz. Her zulümettiğiniz ve katlettiğiniz Kürt için yaftanız hazırdır: asiler, eşkiya, kaçakçılar, terörist. Bu yüzden Kürtlere işkence eden, Kürtleri katleden hiçbir askerinizi ve polisinizi cezalandırmıyorsunuz. YOK katletmek diye bir suç olmaz, diyorsunuz.
Son 70 yılda katlettiğiniz onbinlerce Kürt çocuğununun cesedi üzerinde tepinirken Türk'ün gücünü gösterdiniz. Elbette Kürt YOKTUR sizin dünyanızda.
Resmi veya gayri resmi olarak günde milyon kez Türk, Türk, Türk diyerek göğüslerinizi yumrukluyorsunuz. Hiç Kürt var olabilir mi? YOK öyle bir şey. Kürt YOK. Kürtçe YOK. Kürdistan YOK.
Hatta Japonya'da Tokyo Yabancı Araştırmalar Üniversitesi Kürtçe ders vermeye başlayınca YOK olan bir dilin öğretilmesinin Türkiye'ye hakaret ve hatta saldırı olduğunu iddia ederek Japonya'yı resmen protesto ettiniz. Yüce Türk devletinin YOK saydığı bir dil tüm dünyada da YOK olmalıydı.
Elbette olmayan bir şeyin, YOK olan bir şeyin sorunu da YOK olur; değil mi vicdanı YOK olan kardeşim⁉️
Daha önce yaptığı yolsuzluk haberleri ile Ak Partilerinin hedef tahtası haline gelen Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül (@sinanaygul), Tatvan'da saldırıya uğradı.
Aygül, kendisine saldıranların Ak Partili Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin silahlı korumaları olduğunu ve "Bir daha başkan hakkında yazarsan geberirsin" diye tehdit edildiğini açıkladı.
Koruma polisi ayırmak isteyen kişiye karışmaması için müdahale ediyor!!!
@TC_icisleri@Akparti
Bu ne rezalet?
Her gün polis devleti uygulamalarınızla daha çığırınızdan çıkıyorsunuz!
Polis, halkı mı korur, halka mı saldırır?
Bu belediye başkanı @TatvanBld@EminGeylani hala görevde mi?
Bu videoyu yayalım.
AKP'li Tatvan Belediye Başkanı'nın yolsuzluklarını gündeme getiren gazeteci Sinan Aygül, bir polis memuru ve başkanın korumasının saldırısına uğruyor.
Polis memuru ayırmaya gelen vatandaşları tehdit edip silah çekiyor. AKP'nin düzeni bu.
Belediye başkanının koruma polisi gazeteciye dayak timine katılıyor. Çevreden saldırıyı engellemek isteyenleri beylik silahıyla tehdit ediyor.
Korkunç bir görüntü bu.
Polisin bir dakika bile görevde kalmaması ve saldırganla birlikte derhal tutuklanmaları gerekir.
Gazeteci Sinan Aygül’e diş çekiminden çıkarken daha önce kendisini takip eden Tatvan Belediye Başkanı Emin Geylani'nin korumaları (biri boksör olan yeğeni, diğeri belinde silahıyla polis) Engin Kaplan ve Yücel Baysali; Aygül'e arkadan habersizce saldırdılar. Belediye Başkanının haberi yokmuş!!! (Nasıl oluyorsa!)
Bunun izahı faşizmi içselleştiren iktidarın nefret ve linci toplumun iliklerine işleten pratikleridir. Zira İçişleri Bakanından açıklama yok! Basına sansür level mi atladı!
Bu olayda da polise cezasızlık, belediye başkanını koruma yolu tercih edilirse, biliniz ki direkt sorumlu iktidardır!
Sinan Aygül’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve yetkililerin belediye başkanı için gereken yaptırımı uygulamasını, polisi ve diğer saldırganı yargıya teslim etmesini istiyoruz.
#SinanAygülYalnızDeğildir