i honestly think the most beautiful kind of love is when someone is sure about you, no mixed signals, no confusion, just consistency, effort, and a feeling that they truly want you in their life.
Son zamanlarda sadece ben mi böyleyim bilmiyorum ama… Aşırı yorgun, zihni bulanık, kaygılı ve fazlasıyla tahammülsüz, tuhaf bir şekilde çökmüş hisseden var mı? Sanki hayattayım ama tam değilim. Bir şeyler ağır, içim dar ve normalden biraz daha fazla tükenmiş gibiyim.
Dediler ki:
"En azından seni daha güçlü yaptı."
Ama içimdeki çocuk sessizce cevap verdi:
"Ben sevgi umuyordum, hayat dersi değil. İhtiyacım olan teselliydi, yara izleri değil."
Carl Jung’un bu paragrafı çok iyi.
Başkalarını sevmek kolaydır; fakat kendin olan şeyi, yani kendini sevmek, sanki kızıl kızıl yanan bir demiri kucaklamak gibidir: seni yakar ve bu çok acı verir. Bu yüzden önce başkasını sevmek çoğu zaman bir kaçıştır; hepimizin umut ettiği bir kaçış. Ve bunu yapabildiğimizde bundan keyif alırız. Ama uzun vadede insan yine kendisine geri döner. Kendinden sonsuza kadar uzak kalamazsın; bir gün geri dönmek zorundasın. Ve o zaman şu deneyle yüzleşirsin: gerçekten sevebiliyor musun? Asıl soru budur—kendini sevebiliyor musun? İşte gerçek sınav da budur.