Deniz Göktaş’a Özgürlük!
Komedyen Deniz Göktaş, stand-up gösterisi bahane edilerek 20 gündür, “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan Çorlu Karatepe Y Tipi Hapishanesi’nde hukuksuzca tutsak ediliyor.
Bugün okuduğumuz kurmacalardaki arketipler, motifler birkaç temel metinde ortaya çıkmıştır. Bunları okumadıysanız anca Ece Temekuran, Şule Gürbüz falan okuyup kendinize de “okur” dersiniz.
Evet, mutlaka Homer okumuş olmak gerekiyor. Kabullenmek zordur ama böyle bu.
Skandal demek çok basma kalıp olacak ama öyle:
- Deniz Göktaş'a @idgoktas uyuşturucu testi yapıldığı ortaya çıktı! SORU: Bu konuda savcılık talebi var mıydı?
- Ters kelepçe görüntüsü için 5 kez sahne kurgulanmış!
"Deniz’in gördüğümüz sahnesi ilk girişi değil. Deniz’e bu sahne dört beş kez yaptırılmış. 'Geri gel, doğru olmadı, bir daha' gibi. Beş kez bu yaşanmış."
- Deniz Göktaş sosyal medyadan ölüm tehditleri aldı. Güvenliğinden cezaevi yönetimi sorumlu.
- Karatepe Cezaevi’nde tek kişilik odada kalıyor.
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan ile @kisadalgamedya Podcast’i için konuştum.
Deniz’in üzerine uzun uzun ve yıllar boyu çalışarak ortaya koyduğu şey yalnızca mizah değil. Politik bir eylem aynı zamanda, bir düşünceler bütünü. “Mizah suç değildir” diyoruz, elbette değil ama politik eylem de suç değil. Onun yalnızca mizahını değil eylemini de savunabilmeliyiz.
Bundan böyle hiçbir sanatçı kolay kolay “deneyim yaşatmak istedim” diyemeyecek. Deneyim budur. Deniz’dir sanatçı. Yazıdan sahneye, sahneden adliyeye, memleket sevgisinde neşeye politik bir kategori açtı. Neşemizi çalamayacaklar.
Esra cesaret örneği sergiliyor. Sanıklar yüzüne gülüyor, baş fail onu tehdit ediyor, sanık avukatı ona küfür ediyor. Hiç istifini bozmuyor tek cümle söylüyor “ Allah hepinizin belasını versin”
Bu adam size daha neler edecek bekleyin. Hiçbir zaman solcu olmadı, sola ya da solculara sempati beslemedi. Yalnızca öğrenciyken okuduğu Wallerstein'den etkilendiği ve geri zekalı da olmadığı için Marksist tarih metodolojisinin sosyal bilim yapmaya en uygun metodoloji olduğunu anladı ve yine geri zekalı olmadığı için flutv sürecinde Türkiye'de etkili bir figür olmanın solcuların da sempatisini kazanmaktan geçtiğini farketti ve arada sırada solcuların hoşuna giden laflar etti. Emrah Safa burjuvaziyi sever, Fatih Altaylı ve onun network'ünü sever, repütasyon sever ve bunun burjuvaziye yakın medya ve akademik çevrelerden geçtiğini bilir, oralara sokulur. Orta uzun vadede, yani yeterince güçlendiğini düşündüğünde, yani artık solcuların teveccühüne ihtiyacı kalmadığını düşündüğünde ona çok küfürler edeceksiniz solcular olarak.
gene kadın aşağılama sezonu açılmış. kadın dövmenin toplumsal bedeli de olacak. herkes birbirine gösterecek, ayıplayacak, yakınında istemeyecek ki caydırıcı olsun. biz sizi dövüyor muyuz? beğenmediğimizde çekip çıkıyoruz. siz de öğreneceksiniz ilişkide her manada eşit olmayı...
Ödediği bedel —> bi kadından fırça yemek ve başka bara geçmek
Yaptığı —> bi kadını öldüresiye dövüp tüm medya arkadaşları tarafından aklanıp filmine dizisine devam etmek
Failin pişmanlık duymadan, üstelik kendini mağdur konumlandırarak ortalıkta dolaşabilmesi bir tavırdır ve o tavrın sosyal bir maliyeti olması zorunda. Ayılıp bayılmayın linç diye !