@TOPRAK_2_
Bakire kadınlar istiyorsunuz çünkü cinsel
performansınızın kıyaslanmasını istemiyorsunuz.
Edilgen ve tecrübesiz kadınlardan eş istiyorsunuz, çünkü hizmetinizi yaparken sözünüz geçsin istiyorsunuz.
Her kadın bedenine hakkınız var gibi bakıyorsunuz, sahip olduğunuz kadınlara da başka erkekler aynı şekilde bakacak diye kadınlara hayatı zehir ediyorsunuz.
Ben sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum diyenleriniz az değildir.
Aşağılık kompleksinin adı oluverir kıskançlık, kıskançlığı sevgi yapan geri zekalılık.
Özgür düşünen, güçlü, kişilikli kadınlardan korkuyorsunuz, çünkü ne kadar aciz olduğunuzla yüzleşmekten kaçıyorsunuz.
Bir erkek her haltı yediğinde görmezden geliyorsunuz, ama bir kadın ''bedenim benimdir sana ne dese'' adını çıkartmaktan hiç gocunmuyorsunuz.
Ahlakı kişilikte kaybettiniz, kadının apış arasında arıyorsunuz.
Namusunuzu kadın kazandırır, nasıl bir erkek olduğunuz kadına göre ölçülür.
Utanmanız ancak karınız "namussuzluk" yaparsa olur.
Ödünüz kopar o yüzden tam bir tahakkümcüdür ruhunuz.
Faşizm sizden başlıyor, zihniyetsizliğinizden farkedin.
Sahi yaa siz erkek kalanlar, hala insan olamayanlar, cinsel organından yukarı çıkamayan kafalar, siz bu dünyada niye varsınız?
Cahillikle övünen tek canlı olmak, kendinize nasıl bir hakarettir farkında mısınız???
................................................................
Beş bin yıldır Kadın; Kölenin kölesi.
Ücretli kölenin evdeki hizmetçisi.
Köylünün Namusu. Küçük Burjuva Aydınının içki sofrasında mezesi ve ilişki albümünde yeteneğinin övüncesi.
Kapitalist pazarın Cinsel metası.
Dindarın kapatması.
Tanrının Şeytanı.
Erkek Avcıların Gülü, Sözde Aşk Meleği .
Oysa o ,
insanı "Rahminde" varedip, yaratanı ! Emzireni, Emeği ile büyüteni, yani insan toplumunun sahibi...
J.Saul
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
bu tartışmalar, eleştiriler, karşı duruşlar doğası gereği olacaktır. herkesin hemfikir olduğu yerde daha büyük bir sorun var demektir.
fakat timur soykan’ın dem parti yöneticilerinin demirtaş'ı, can atalay'ı, ekrem imamoğlu'nu, kayyumları ve diğer tutsak isimleri, anti demokratik uygulamaları görmezden geldiğini veya yok saydığını ifade ettiği sözleri gerçeği gölgelemektir, bunların doğru olmadığını söylememiz gerekiyor. bu konu ekseninde konumlanan medyanın yankı odalarına, birbirine benzer ezberlerin konuşulduğu mecralara çok yansımasa da dem içerisinde bu bağlamlar dahilinde tartışmaların yapıldığı sır değil.
soykan'ın, “iyi de demokrasi ne olacak?” sorusunu dünden bugüne yok sayılmış herhangi bir kürt kadar içselleştirmediğini tarihsel süreçleri göz önüne alarak çok rahat söyleyebilirim, hiç bozulmasın. türkiye'de demokrasi yoksunluğunu en ağır fiziki ve siyasi faturayla ödeyen bir topluma, siyaset yaparken bunu canıyla ödeyen insanlara bu soruyu hatırlatmak hafızasız olmakla eşdeğerdir.
dolayısıyla barışın, demokrasinin böyle gelmeyeceği konusunda kürt toplumunun büyük çoğunluğu zaten hemfikir. yanılmıyorsam sürecin bugünden yarına türkiye'ye barış, özgürlük ve demokrasi getireceğini de kimse iddia etmiyor. silahların devreden çıkması, çatışma iklimine son verilmesi ile ancak bunların mücadelesi verilebilir.
40 yılı aşkın bir silahlı çatışma boyutu da olan sorunla ilgili öne çıkan, ağırlığını koyan isimleri beğenmeyebilirsiniz ancak bu onların sosyolojik toplumsal etki alanını yadsımaz. bir kanat öcalan’ı sadece ‘biat edilen lider’ olarak görüyor olsa bile, kürt hareketinin siyasallaşmasını, taban dinamiklerini ve tarihsel arka planını sadece bunun üzerinden gündem okumaları yaparak açıklayamazsınız.
tek başına böyle bir anlatıyla milyonlarca insanın politik bilincini ve iradesini yok sayarsanız, günün sonunda fatih altaylı, sözcü tv, murat ağırel vs gibi etkileşim kümesi içinde eşitlik kavgası veren dostlarınızla insanlara demokrasi dersi verir hale gelirsiniz.
ölümü hala aydınlatılmamış parti liderinin hukukunu dahi koruyamayan kifayetsiz muhterisin kopardığı vaveylaya bakın. yazıcıoğlu ailesinin “ulan ahlaksız herif, buraya ne yüzle geliyorsun?” diyerek mahkeme salonundan kovacak kadar üçkağıtçılığı, riyakarlığı teşhir edilmiş birinin tabii ki türk milliyetçiliğinin hamisiymişcesine vatan bayrak aşkıyla hezeyan geçirme rollerine girmesinden başka bir şansı yok.
destici, bu memleketin milyonlarca genci işsizlikten kırılırken kızını tbmm'de işe sokmuş, yüzü kızarmadan “evladımın meclisi tanımasını istedim” diyecek kadar ar damarı çatlamış bir isim.
şimdi de içselleştirdiği ırkçılık ve nefret dilini araçsallaştırarak kendinden söz edilmesini sağlıyor, fakat amedspor milyonlarca taraftarıyla senin bomboş zihin dünyandaki sayıklamalarına rağmen var olmaya devam edecek.
TEBRİKLER AMEDSPOR!
Çıktınız sahaya, oynadınız ve kazandınız..
Bizim için gecenin en güzel, en anlamlı anı maçın sonunda statta Kazım Koyuncu’nun sesinin yükselmesiydi...
“Hamsi koydum tavaya, başladı oynamaya” diyerek Karadeniz’le alay etmeyi seçenlerin yaptığı gibi davranmadınız. Kazandığınız maçın ardından rakibinizin kimliğiyle, kültürüyle, memleketiyle dalga geçmediniz.
Size karşı bazı statlarda milliyetçi hamasetle şarkılar açılıp tribünler tahrik edilirken, siz aynı dilden karşılık vermediniz. Rövanşizmi değil, kardeşliği büyüttünüz.
Çünkü halkların birbirine vereceği cevap kin değil dayanışmadır.
Horonu halaya düşman etmeye çalışanlara inat, Karadeniz’in ezgisi Diyarbakır’da yankılandı.
Ve o sesin Kazım Koyuncu olması ayrıca anlamlıydı…
Çünkü Kazım’ın türkülerinde sınırlar değil halklar vardı.
Öfke değil kardeşlik, ayrımcılık değil dayanışma vardı.
Bu gece Diyarbakır’da Kazım’ın sesini duymak, bize bir futbol maçından çok daha fazlasını hatırlattı.
Trabzonspor yenilmesine üzüldük,
Kazım Koyuncu jestiniz için de mutlu olduk.
Teşekkürler Amedspor.
karadeniz Gençliği
#Amedspor
ATK delil kararttı, Savcılık etkin soruşturma yürütmedi, Bakanlık sustu, Vali 'Rojin intihar etti' dedi, Van YYÜ Rektörü Rojin'in kardeşine cinayetin peşini bırakması karşılığında 'üniversitede pozisyon' teklif etti.
Neyi gizliyorsunuz? Rojin'e ne oldu? #BakanlıkAçıkla
bu kadının kendine has bir cehaleti var.
başka hiç kimsede olmayan, nevi şahsına münhasır. ilmek ilmek, emekle, sabırla örülmüş bir cehalet. nakış gibi işlenmiş, kilit taşı gibi döşenmiş, puzzle gibi tüm parçaları tamamlanmış bir cehalet. eksiksiz, hatasız, kusursuz bir cehalet.
Köylerimizi yaktınız.
Hayvanlarımızı yaktınız.
Şehirlerimizi, başımıza yıktınız.
Fakirleştirdiniz.
Sonra da “ne işiniz var burda” diyorsunuz.
Bizden aldıklarınız için oralardayız.
Size eninde sonunda insanlığı öğreteceğiz.
Şimdi Zonguldak’ta aynı hikâye.
Sırrı abi haklıydı:
Bizim çekilmemiz iki dakika.
Pisliğinizde boğulun.
#Zonguldak
#Düzce
#IrkçıSaldırı
Ülkenin faşistindeki değişim sizi de şaşırtmıyor mu. Çeneye kadar sarkan bıyıklı, biraz bol ceketli takım elbiseli ve tespihli ergenlerden; her şeyi bildiğini sanan ama hayatını içerek ve kulislerde kusa kusa ‘manitacılık’ oynayarak geçirmiş cahil gitarlı dayılara geçiş.
İşte Tuncay Sonel'in Adana-Sarıçam'daki iş merkezi....
Tuncay Sonel'in 2022 Yılında Adana-Sarıçam'da 1500 metrekare alan üzerinde yaptırdığı SNL İŞ MERKEZİ adını verdiği binası...
Eşi Handan Sonel Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadede aylık 700 bin TL kira geliri elde ettiklerini belirtmişti...
ŞİMDİ SORALIM
Tuncay Sonel, Masak raporlarında bu iş merkezini hangi kaynak ile yaptırdığın bilinmiyor. Neden kaynağı belirsiz paralar ile iş merkezi yaptırdın?
Milyonlarca TL harcayarak yaptırdığın bu iş merkezinin finansmanı için bankalarda çıkış yapılan bir para hareketi görünmüyor. Bu paraları nerden bulup bu iş merkezini yaptırdın?
Bu iş merkezini yapan müteahhit kimdi?
Bu iş merkezini Ordu'dan bir iş insanına mı yaptırdın?
Bu iş merkezi için toplamda kaç milyon TL harcadın?
Bu iş merkezine harcadığın paraları nereden kazandın?
" Gülistan Doku cinayetinde İşin içine girmeyen kalmadı. Vali, polis, başhekim, dalgıçlar... Yazık Günah. " Niçin şu tecavüzcü katil toplumun içinde gezsin diye. Katilden daha zalimler de izleyip para yiyenler... Kıyamet kopması bu değildir de nedir?
Sözcü Televizyonu @szctelevizyonu (kasıtlı değilse) Cem Küçük’ün “gazeteci”, benim de onun “meslektaşı” olduğumu öne sürerek şuursuzluk ve cehalette dibe vurmuş. Ne Cem Küçük gazeteci, ne de ben onun meslektaşıyım. Medyaya duhul ettirildiği günden beri Cem Küçük’ün gazetecilikle hiçbir alakası olmadı, o tam tersine gazeteciliğin düşmanıydı; yalan, hakaret, iftira ve tehdit yoluyla gerçek gazetecilerin kişilik haklarına her gün tecavüz eden, işsiz kalmaları ve tutuklanmaları için çalışan azılı bir suç makinesi, bir medya tetikçisiydi.
“Meslektaşları Cem Küçük'ü Yerin Dibine Soktu! Demedikler... https://t.co/bynIDeJsAe @YouTube aracılığıyla
Portekizli yazar Jose Saramago'nun 1998 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken yaptığı konuşmadan:
...Kayaların yapısını incelemek için başka bir gezegene araçlar gönderebilecek kapasitede olan bu şizofren insanlık, milyonlarca insanın açlık nedeniyle ölmesinden fütursuzca bahsedebiliyor. Mars'a gitmek, komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Kimse kendi görevini yerine getirmiyor. Hükümetler de. Çünkü bilmiyorlar ya da yapamıyorlar veya istemiyorlar. Ya da dünyaya gerçekten hükmedenler onlara izin vermiyorlar. Dünyaya hükmeden bu çokuluslu ve çok kıtalı şirketlerin tartışmasız bir şekilde anti-demokratik olan güçleri, ideal demokrasiden geriye kalan her şeyi yok etti. ... Bu yüzden vatandaşlar olarak sesimizi yükseltmeliyiz. Haklarımızı talep ederken nasıl coşkunsak, yine aynı şekilde, görevlerimizin sorumluluğunu almalıyız. Belki bu sayede, dünya biraz daha iyi bir yer haline gelir. ...
📌Cezaevinde ölüm haberi: Özcan Aksu işkenceyle mi öldürüldü?
🗣️Gazeteci Ercüment Akdeniz: Zaman kaybı bu süreçte delillerin karartılma riskini gündeme getirebilir
📌"O failler şu an kimse yargı önüne çıkarılacaklarsa eğer onların şu an süratle görevden alınmış olması lazım. Çünkü hala tutuklu ya da hükümlüleri götürüp getiriyor bu insanlar."
@ErcmentAkdeniz@ahmetayvaa
İzlemek için: https://t.co/AHXfWWkbzX
Bir tecavüzcü katili korumak için yapmadıkları kötülük kalmadı. Dönemin dosya savcısı serhat savaşçı bu ceza yüzüme okununca" keyif" alıyordu. Dünya yanarken savcının tek derdi, beni ve annemi susturmaktı. Üstüne tertemiz sicileme de çöktüler, cezalandırdılar beni.