Yazılım bilmeden 4 ayda 6.500.000 TL kazanan adamın hikâyesini dinleyin:
- Oğlum diyorum sen bu parayı nereden buldun?
- Abi yapay zekâyla her şeyi yapıyorsun zaten. Apple baba her ayın ilk Perşembe günü bana paramı yatırıyor!
Detayları da anlatıyor, siz de yapın, kazanın.
Denizin dalgasının kıyıya vurduğu noktadan itibaren 50 metre içeriye kadar olan bölümü, yani kumsalı; hiç bir otel veya işletme şezlong, şemsiye, platform ve benzeri şeyler koyarak işgal edemez.
Bu bölüm, Anayasa ve Kıyı kanunu gereği, ücretsiz olarak tüm vatandaşların kullanımına açıktır.
İşletmeler, ancak bu bölümün dışında mülkiyetleri altındaki veya kiraladıkları alanda; duş alma yeri, şemsiye, şezlong, havlu vb denize girmek için gerekli eşya ve levazımatı bulundurabilir ve kiraya verebilirler.
Kamunun kullanımına açık 50 metrelik alanda denize girmek üzere; isteyen herkes kendi şezlongunu, şemsiyesini, koyarak veya havlusunu sererek güneşlenebilir ve denize girebilir.
İşletme adı altında sahili işgal eden şebekelerin, belediyeye veya herhangi bir merciye “işgaliye bedeli” ödemiş olmaları;
-Yaptıkları işgali yasal hale getirmez ve “işgallerinin devamına dair izin almış oldukları” anlamına gelmez.
-Vatandaşların kamuya açık ve ücretsiz kullanma hakları olduğu bu bölümden faydalanma haklarını ortadan kaldırmaz.
-Kendilerine vatandaşları oraya sokmama veya oradan faydalanmalarına engel olma hakkı vermez.
Mevzuat böyle olduğu halde; Deli Dumrul gibi gelen kişileri bu alana sokmayan, yolunu kesen, tehdit eden veya para ödemeye mecbur bırakan işletmeler veya kişiler düpedüz eşkıyadır, haramidir ve hayduttur.
Bunu yapanlar hakkında;
-İnsanları hürriyetlerinden yoksun bırakma,
-Kamuya açık alanları işgal etme,
-Haydutluk ve eşkıyalık yapma suçlarından i��lem yapılması gerekir.
Bu konuda kendilerine suç ihbarında bulunulan emniyet makamları ve savcılıklar; işgalci ve yol kesenler hakkında gereken işlemi yapmadıkları ve bunların çıkardıkları engelleri kaldırmadıkları takdirde, kanuni görevlerini yerine getirmemiş olur ve “görevi ihmal” suçunu işlemiş olurlar.
Eğer resmi yetkililer, kendilerine ihbar geldiği halde işgalciler ve vatandaşları engelleyenler hakkında suç takibatı yapmaz ve işgali kaldırmazlarsa; bu defa onlar hakkında, görevlerini ihmal ettiklerine dair üst mercilerine suç duyurusunda bulunulması gerekir.
Bir plaja gidip havlunuzu serip oturdunuz. Bir otel görevlisi yanınıza gelerek, “burası otele ait, uzaklaşmazsan sana zarar veririm” dediği anda hem otel görevlisi hem de onu görevlendiren otel yöneticisi TCK 109/3-b maddesinde gösterilen kişiyi hürriyetinden yoksun kalma suçunu işler ve 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu)
🔹 Devlet geçmişte bazı vatandaşlara, "Senin tapulu arazin aslında orman" diyerek tapularını iptal etmişti veya tapularına orman şerhi koydu.
🔹 Yeni kanun şimdi diyor ki:
Belirli şartları taşıyorsan Orman Genel Müdürlüğü'ne başvur. Tapunu yeniden geçerli sayabilirim, şerhi kaldırabilirim veya Hazineye geçen taşınmazını geri verebilirim.
🔹 Yanan ormanlar, bazı özel statülü alanlar, turizm bölgeleri ve belirli başka yerler kapsam dışında. Ancak daha önce devlet ormanı sınırında kalan bazı taşınmazların yeniden özel tapuya dönüşebilmesi nedeniyle orman alanlarının özel mülkiyete açılması riski bulunuyor.
🔹 Davalar açısından tapu geri verilirse veya orman şerhi kaldırılırsa devam eden davalar konusuz kalacak. Fakat herkes kendi masrafını ödeyecek ve karşı vekalet ücreti verilmeyecek. Tapu yıllarca vatandaşın elinden alınmış olsa bile geri verildiğinde devletten tazminat istenemeyecek.
🔹 Yani devlet özetle tapunu geri verebilirim ama yıllarca uğradığın zararı ödemem, avukatının emeği için de vekalet ücreti vermem diyor.
🔹 İktidar, "geçmişte yapılan tapu mağduriyetlerini gideriyoruz” diyor ancak orman sınırları içindeki değerli araziler önce özel mülkiyete, ardından rant ve yapılaşmaya açılabilir.
🔹 Açıkçası kanu doğrudan "ormanı kesin, bina yapın" demiyor ama bazı orman alanlarının özel tapuya dönmesinin kapısını açıyor. Bu kapı sıkı denetlenirse mağduriyet giderilir ancak siyasi ilişkiler ve rant için kullanılırsa ormanların talan edilmesi endişesi gerçek olur.
📌 Miras bırakan malını yıllar önce 'satış' gösterip bir çocuğuna devretmişse, diğer mirasçılar ölümden 33 yıl sonra bile dava açabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2013/2302, K. 2015/1313
Vaka: Miras bırakan, 1974-75'te taşınmazlarını kızına ve damadına "satış" yoluyla devretti; 1976'da vefat etti. Diğer mirasçılar, bu devirlerin mirastan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) olduğunu ileri sürerek ölümden 33 yıl sonra tapu iptali ve tescil davası açtı. Yerel mahkeme "aradan çok zaman geçti, dava açmak dürüstlük kuralına aykırı" diyerek reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme önceki kararında direndi.
Sonuç: Direnme kararının BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verildi — muris muvazaasında süre yoktur; 33 yıl sonra açılan dava hakkın kötüye kullanımı değildir.
"Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında zamanaşımı söz konusu değildir; muvazaalı işlem zamanla geçerli hâle gelmez ve dava herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabilir. Ölümün üzerinden uzun süre (somut olayda 33 yıl) geçmiş olması, davayı hakkın kötüye kullanılması hâline getirmez."
→ https://t.co/qFziSlzUct
#murisMuvazaası #mirastanMalKaçırma
Bir meslektaşımız bir aracın pert işlemlerinin yaklaşık 1 ay sürdüğünü belirtti.
Yargıtay kararında belirtilen makul süre, pert işlemine karar verildikten itibaren başlar. Bu nedenle zarar veren araç işleten, pert işlemlerinin devam ettiği süre içinde her halükarda ikame araç bedeli ödemek zorundadır. Yani pert olan bir aracın ikame araç süresinin 1 aydan daha kısa olması pek mümkün değildir.
Orman Kanunu değişikliği ile yine avukatların vekâlet ücretine dokunulması, açılan ve kapanan dava alanları...
20.06.2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 7584 sayılı torba yasa ile Orman Kanunu'nda da değişiklikler yapıldı.
İlk önemli değişiklik orman kadastrosu sonucu devlet ormanı olduğu tespit edilen yerlerle ilgili.
- Orman kadastrosu sonucu devlet ormanı olduğu tespit edilen yerler gerçek ve tüzel kişiler adına tescilli ise malik OGM'ye başvuracak ve OGM tapu kaydının doğruluğunu tespit ederse mevcut tapu geçerli sayılacak, orman şerhi terkin edilecek.
- Mahkeme kararıyla tapusu iptal edilip kesinleşmiş fakat henüz tapuda infaz edilmemişse; kişiye bedeli ödenmemişse veya ödenmişse de ödenen bedel Hazine'ye geri ödenirse kişilerin tapuları geçerli hâle gelecek.
- Tapusu iptal edilip Hazine adına tescil edilmiş yerler için 2 yıl içinde (20.06.2028'e kadar) önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması ve (varsa alınan) bedel Hazine'ye geri ödenirse kişilere tapuları iade edilecek.
Bu ilk değişiklik uygulanırken "Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dâhil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." deniyor. Devlet yanlış işlem yaptıysa vekâlet ücretlerini ödesin ya da bu aşamada aslında davalar anlaşma ile bitmiş olarak düşünülüyorsa ¾'ünü ödesin. Kanuna "vekâlet ücretine hükmedilmez" demek aslında avukat emeğine ne kadar kolay el atılabildiğini gösteriyor. Ama bu cüretkârlığın biraz da sebebi biziz; çünkü avukatlardan böyle maddelere tepki dahi oluşmuyor.
Düzenleme aynı zamanda "İade işleminin gerçekleşmesi hâlinde idarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemez." şeklinde madde de içeriyor. Hak arama özgürlüğünü sınırlandırırken özünü ortadan kaldırdığı için Anayasa'nın 13. maddesine aykırılık içeren bu düzenleme için soyut norm denetimi başvuru ya da başvuru hazırlığı haberi duymadık. Ama ileride somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine giderse iptal olması yüksek ihtimalli bir madde olarak görüyorum.
İkinci önemli değişiklik ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin (B) bendi (31/12/1981'den önce orman niteliğini kaybetmiş yerler) uygulamalarıyla ilgili. Değişiklikle 2/B uygulama alanı genişletiliyor; bu sebeple 2/B arazileriyle ilgili yeni davalar doğacak.
Yeni düzenleme sonrasında OGM, orman kadastro tutanaklarında 2/B bendi şartlarını taşımadığı açıkça belirtilenler dışında kalan alanlar ile 2/B bendi şartlarını taşıdığı hâlde kanunda sayılan sebepler dışındaki gerekçelerle uygulaması hükmen iptal edilmiş yerleri tekrar inceleyecek. İdareyi harekete geçirmek için yapılacak başvurulara ilişkin ve inceleme sonucuna ilişkin uyuşmazlıklar ise yeni davalar doğuracak. Yine ilk bölümde belirttiğim tapu iadeleri ile ilgili şartları taşıdığını düşünenlerin iadeleri yapılmazsa da yine yeni davalar doğacak. Bu değişikliklerin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülecek.
Görüldüğü gibi bu değişiklikte avukatla ve avukatlıkla ilgili çok şey var. Bilin bakalım "avukatla ve avukatlıkla ilgili çok şey" olan durumlarda hangi kurum ya da kurumlar yok?
https://t.co/lAPb0F0uvH
KAZANÇ KAYBI VE İKAME ARAÇ TAZMİNATINA İLİŞKİN TAKDİRE ŞAYAN GÜNCEL BİR YARGITAY VE İSTİNAF KARARI
Yrg. 11. HD., T. 11.3.2026, E. 2025/4441 K. 2026/1451
BİLİRKİŞİ MAKUL TAMİR SÜRESİNİ 60 GÜN OLARAK TESPİT ETTİ. MAHKEME TAMİRDE GEÇEN SÜRENİN TAMAMI İÇİN (120 GÜN) araç mahrumiyet ve kazanç kaybı tazminatı ödenmesine karar verdi. İSTİNAF VE YAGITAY KARARI ONAYLADI
“Davacının makul onarım süresi dışında kalan süre için araçtan mahrum kalması nedeniyle zararının tazminini davalıdan talep edebileceği, makul süre dışında aracın onarımda kaldığı sürenin ise 165 gün olup, davacının ıslah dilekçesi ile talebini 120 gün olarak istediği, 360,000,00 TL ticari gelir kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.”
DİĞER BİR KARAR DA İSTİNAF KARARI
İSTANBUL BAM 3. Hukuk Dairesi, T. 03.07.2025, E. 2024/3666, K. 2025/1792
“Hal böyleyken, davalının davacıya ait aracın tamirinde kullanılacak yedek parçaların ...'den sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, parçaların siparişinin verildiğini, geldikten sonra aracın üç gün içinde onarılarak teslim edildiğini ileri sürdüğüne göre, arızanın onarılması için gerekli parça teminin bu kadar süre alıp alamayacağı, yurt dışından gelecek parçanın normal temin süreci, davalının siparişi hangi tarihte verdiği ve parçaların geliş tarihi de dikkate alınarak üçlü bilirkişi heyetinden, yurt dışından gelecek parça da gözetilerek makul tamir süresi konusunda rapor alınarak araç hasarının onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre ikame araç için ödenmesi gereken günlük kira bedelinin tespitiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
KİŞİSEL DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Bilindiği üzere ikame araç ve kazanç kaybı konusunda bazı Yargıtay Daireleri sadece makul süre için ödemeye hükmediyor. Yedek parça temini ve benzeri sebeplerle araç makul süreden daha fazla tamirde kalsa bile bilirkişi tarafından tespit edilen makul süreyi aşan süreler için tazminat talebi red ediliyor.
Kanaatimizce tazminat hukuku, özellikle gerçek zarar ilkesine göre zarar veren makul süreyi aşan tamir süresi için de ikame araç bedeli ve kazanç kaybı tazminatı ödemek zorundadır. Bu nedenle kararları yerinde olup diğer Daire ve Mahkemelere de emsal teşkil edecek niteliktedir.
🚨 KVKK'dan Çok Önemli İlke Kararı!
Trafik ve iş kazası mağdurlarının kişisel verilerini (kimlik, iletişim, kaza tutanağı vb.) hukuka aykırı şekilde ele geçirip "hasar danışmanlığı" adı altında vatandaşı arayanlar hakkında emsal bir karar yayımlandı. 👇
Bir arkadaş ortamında az miktarda uyuşturucu madde birlikte kullanılıyor. Dosya mahkemeye gidince sanık hakkında “başkasına uyuşturucu verdi” denilerek TCK 188/3 gündeme geliyor.
Yargıtay dosyaya bakınca şunu görüyor: Satış yok, para alışverişi yok, menfaat yok. Madde az, sanık da kullanıcı. Yani ortada uyuşturucu ticaretinden çok, arkadaş ortamında ortak kullanım var.
Bu nedenle Yargıtay, “Her ikram uyuşturucu ticareti değildir; somut delil yoksa eylem TCK 191 kapsamında değerlendirilmelidir” diyor.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/1452 E., 2023/8974 K.
AÇIĞA GEÇİŞ İNFAZ NOTLARI
📌Cezalarının toplamı 10 yıldan az ise 1 ayını kapalı cezaevinde geçirmesi, “iyi halli” olması ve koşullu salıverilme süresine 7 yıl veya daha az kalması gerekir
📌10 yıldan çok ise cezanın 1/10 unun kapalıda geçirmesi gerekir
KAPALIDA DAHA ÇOK KALACAK SUÇLAR
Koşullu salıvermeye,
-Adam öldürme, nitelikli hırsızlık, uyuşturucu ticareti 》5 yıl,
-Cinsel saldırı(tecavüz), çocukların cinsel istismarı, eşe karşı öldürme veya yaralama suçu》 3 yıl
-Örgüt yöneticilik, üyelik yardım suçlarında örgütten ayrıldığı tespiti üzerine son 1 yıl
İÇTİMALI CEZALAR
📌Birden çok suçun içtiması varsa koşulluya ayrılmaya daha az süre aranan suç yani daha olumsuz olan suçun kriteri esas alınır. Örneğin mala zarar verme, hırsızlık ve eşe karşı yaralama suçları içtima edilmişse yaralama esas alınıp 3 yıl kala açığa ayrılır
01.07.2016 öncesi işlenen suçlarda istisna suçlar hariç 5 yıl altı cezalar 3 gün içinde açığa oradan da denetime ayrılır
AÇIĞA GEÇİŞ HAKKI OLMAYANLAR
-Ağırlaştırılmış müebbet hapis
-Kapalı kurumlardan bir kez firar edenler ile açık kurumlardan ikinci kez firar etmiş olanların, firar tarihinden önce kesinleşmiş olan cezaları ve koşullu salıverilme tarihine kadar kesinleşerek infazına başlanacak olan cezalarının tamamı,
-Koşullu salıverilmenin geri alınması cezasının tamamı,
-İcra-iflas kanunu dışında verilen tazyik hapsi, disiplin veya zorlama hapislerinin tamamı,
-Açık cezaevindeki çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenler
AÇIĞA İDARE ve GÖZLEM KURULU KARARI İLE GEÇİŞ MÜMKÜN OLUP, Bu karara infaz hakimliğine ve Ağır Ceza Mahkemesine itiraz mümkündür
Buradan da ret çıkarsa Kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir
DANIŞTAY’DAN HAKİM VE SAVCILARI İLGİLENDİREN EMSAL KARAR!
Danıştay’dan yargı camiasında geniş yankı uyandıran karar geldi.
Müfettiş hâl kâğıtları artık ilgililere verilecek mi?
Performans değerlendirme formlarında neler yer alıyor?
Karar terfi süreçlerini nasıl etkileyecek?
Yargıda yeni bir şeffaflık dönemi mi başlıyor?
Haberin tüm detayları👇https://t.co/EkQJsTg94W’de.
https://t.co/iBhYH2XhCE @sontv_ aracılığıyla
@adalet_bakanlik@abakingurlek@TC_Danistay@Higm_Adalet@AdaletPGM
🔵KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU KARARI
İşyerlerinde parmak izi, yüz veya göz taramayla mesai takibine son!
Resmi Gazete'de yayımlanan KVKK "ilke kararı"nda;
Çalışanların mesai ve devam takipleri için parmak izi, yüz tarama, iris okuma gibi yöntemlerin kullanılmasıyla ilgili olarak;
📌Mevzuatta, çalışma sürelerinin takibininin ne şekilde gerçekleștirileceğine ya da takibin biyometrik veri işlenmesi suretiyle apılması gerektiğine dair açık hüküm bulunmadığı,
📌Biyometrik veri işlenmesi faaliyetinin kanunlarda açıkça öngörülme şartına dayalı olarak gerçekleştirilmesinin kabul edilemeyeceği,
📌Söz konusu faaliyetlerin açık rıza şartına dayalı olarak gerçekleştirilmesinin tercih edildiği ancak işçi - işveren ilişkisindeki güç dengesizliği sebebiyle açık rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı hususunda tereddüt bulunduğu,
📌Ölçülülük ilkesinin kişisel veri işleme faaliyetlerinin değerlendirilmesinde önemli bir kriter olduğu ve alternatif, daha az müdahaleci yöntemlerin varlığı karşısında ilgili kişilerin açık rızası bulunsa dahi mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin Kanunun 4'üncü maddesinde yer alan genel ilkeler kapsamında ölçülülük kriterini sağlamayacağı değerlendirilerek,
⚠️Mesai takibinin biyometrik tanımlama sistemleri yerine şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kâğıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollar ile sağlanması gerektiği hususları kamuoyunun bilgisine sunuldu.
🖱https://t.co/LZfqR5eLE7
Tapu Değerini Eksik Gösterme⚠️
İş arkadaşım geçen sene şubat ayında ev almıştı.
Değerinden düşük gösterdiğinden dolayı tebligat gönderilmiş.
1.5 m göstermiş evi.
Dilekçe örneğini eline verip aldığın ile gösterdiğinin farkını alıcı ve satıcı ödeyeceksiniz demiş Vergi Dairesi.
Satıcı ben ödemem diyor.Arkadaşta borç senin istersen ödeme sen bilirsin dedi.
Haberlerde görüyordum ama Geriye dönük yapacaklarını pek düşünmüyordum.
Ne yapacağını da bilemiyor arayışta.
Satıcı da ödemem diyince bütün borç arkadaşa kaldı.