Tüm aceleciliğim, çıkmazlarım, telaşla ordan oraya savrulmalarım, tamamlanma hissini maddi olanda arama gafletim bana huzurun sadece teslimiyetten geldiğini öğretti.
Teslim olup, yavaşlayıp, hayatın sana sunduklarını sabırla, sükunetle beklemekten başka çare yok.
Aradığımız her şey yanı-başımızda, içimizde, derinlerimizde sadece bakmayı öğrenmek gerekiyor..
Çünkü dışarıda ne kadar arasak da, hiçbir şey içeride eksik olanı dolduramıyor. Daha fazlası bir süre oyalıyor, sonra aynı boşluk geri geliyor.
Belki de mesele ulaşmak değil, durabilmek.
Sahip olmak değil, yetinmeyi bilmek.
Ve hayatın bizim hızımıza değil, kendi akışına göre işlediğine güvenmek.
Yavaşladıkça çoğalıyor insan.
Bıraktıkça hafifliyor.
Döngü hep bundan ibaret.
Türkiye'de çiftçi nüfusunun ortalama yaşı 58-62 aralığına yükselirken, KKYDP 2026 kapsamında hibe oranının %70'e çıkarılması ve proje üst limitinin 30 milyon TL'ye yükseltilmesi dikkat çekiyor.
@Arazidencom Makalesi. 👇👇
https://t.co/0Y8BpGRqQR
EVLENİYOR MUSUN?
Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki:
“Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.”
Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka?
Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş.
Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ölçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi.
Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır.
Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle.
Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim.
Evvela kadına değil, kendine bak.
Sen yurt tutacak adam mısın?
Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?
Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir.
Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır.
Sonra karşındakine bak.
Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı sizin evinizde de duyulur mu? İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur.
Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendi varlığıyla barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Kadınlığını yük bilen de, erkekliğini tahakküm sanan da yuvaya denge değil, hesap getirir.
Dedikoduya teşne biriyle mi evleniyorsun?
Başkasının kusuruyla beslenen bir dil, bir gün kendi evinin etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır.
Bir de şuna bak:
Merhameti var mı?
Hayvana, çocuğa, yaşlıya, garsona, kapıcıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor? İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
Ve nihayet şunu unutma:
Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesi değildir sadece. İki soyun, iki evin, iki çocukluğun, iki yaranın, iki duanın, iki korkunun aynı çatı altında imtihana girmesidir.
Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet” demezdi, “zengin kısmet” demezdi, “hayırlı” derdi.
Çünkü güzellik solar. Para azalır. Heves geçer. Ama huy kalır. Edep kalır. Merhamet kalır.
Bir de insanın zor günde kim olduğu kalır.
O yüzden evleneceğin kişiye bakarken yalnız gözünle bakma.
Soyuna sopuna değil, haline bak.
Sözüne değil, susuşuna bak.
Gülüşüne değil, öfkesine bak.
Süsüne değil, çekmecesine bak.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bak.
Ve hepsinden önce aynaya bak:
Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
istanbul gerçekten inanılmazsın... istiklal yürürken sigara içmek için durduğumda duvarda şu tartışmayı göreceğimi ben de bilmiyordum.
üstteki “benim sanatım politik vandalizmdir” demiş, altta biri de “sanat kirli bir politika aracı değildir” diye cevaplamış. sonra üçüncü kişi de “sanat bir ifade biçimidir ve kendini ifade etmek politiktir” diye aristoteles’e bağlamış.
Here’s Dr Zelenko teaching us how to treat Hantavirus back in 2022. This will be the most enlightening 2 minutes and 47 seconds of your life. Please listen carefully.
Nobel ödüllü fizikçi Frank Wilczek şunu söylüyor madde enerji ve gerçekliğin kendisi nihayetinde bilgiden ortaya çıkıyor olabilir
bu cümleyi iki kere oku
yani taş somut değil bilginin bir formu elektron somut değil bilginin bir formu sen somut değilsin bilginin bir organizasyonusun
fizik bunu it from bit hipotezi olarak adlandırıyor John Wheeler 1990 da öne sürdü evrendeki her şey özünde bir evet ya da hayır sorusundan yani bir bitten doğuyor
şimdi çarpıcı kısım şu kuantum mekaniği bunu destekliyor bir parçacık gözlemlenmeden önce kesin bir konumu yok sadece olasılıklar var gözlem olunca bilgi oluşuyor ve o bilgiyle birlikte gerçeklik ortaya çıkıyor
yani gerçeklik gözlemden önce tam anlamıyla belirsiz
şimdi yapay zeka bu noktada çok ilginç bir yerde duruyor eğer evren bilgiden oluşuyorsa ve yapay zeka bilgiyi işliyorsa yapay zeka bir anlamda evrenin kendi kendini anlama çabasının parçası mı
Nobel ödüllü bir fizikçi maddenin bilgiden doğduğunu söylüyor ve sen şu an o bilgiyi okuyorsun
gerçek nerede başlıyor
Gelin bende size yine kimsenin söyleyemeyeceği şekilde gayrimenkul alım satımında dikkat etmeniz gereken noktalardan bahsedeyim... Bu abiye helal olsun diyerek başlamak istiyorum... Bir ton insan şu adamcağıza dünyanın lafını etmiş ancak adam gayet kitabın ortasından konuşmuş...
Kardeşim bizim insanımız çoğunlukla araştırmıyor ve sorgulamıyor. Arıyo tanıdığı emlakçı abi burada arsa var. Gelişime açık bölge, şöyle imar gelir böyle imar gelir kazanırsın... Tapuyu alıyorsun bir bakıyorsun tarla... Tabi ekmeye kalksan belki su yok, yol yok... Videodaki adama geçirende çoğu insanda emlakçı he... Yok sen uzman olduğuna emin misin ? falan...
Görüyoruz bazı emlakçıları... Otobüslerle insanları toplayıp götürüyorlar bir yere... Kuş uçmaz kervan geçmez... Aldırıyor tapuları... Komisyonlarını da alıyor tabi tapu başına... Sonra gaza gelip alanlar biraz araştırınca ya uçuk fiyattan almış oluyor ya da son sahibi oluyor...
Her mesleğin dolandırıcısı ve kötü niyetlisi olur... Bunu engelleyemezsiniz... Ancak meslek içindeki çürük yumurtaları temizlemek yine o meslek mensuplarının sorumluluğudur... Dolandırıcıyı sistemden çıkarırsın en azından meslektaşın olarak insanları kandıramaz... Kendi adına ne halt ederse etsin... Meslektaşının yediği haltı savunmayacaksın, sümen altı etmeyeceksin... Cezasını keseceksin ve uzaklaştıracaksın bu...
Bakın değerli arkadaşlar zaman cidden kötü... Araştırma yapmadan cep telefonu dahi alınmaz... Siz gayrimenkul alıyorsunuz...
1 - Ekspertiz yaptırılmadan en ufak tapu ticareti yapılmaz. Araba alınmaz. Eksper size saha araştırmasından detaylı piyasa koşullarına mevcut tapunun nokta atışı durumunu verir. Bundan sonra resim netleşmeye başlar... Evet eksper bedava değildir. Ancak harcadığın para seni korur kardeşim... Ha ancak eksper yaptırıp almaktan vazgeçtin diye de eksper parasını tapu sahibine kitleme de şark kurnazlığıdır... İşine gelirse alırsın, işine gelirse almazsın... Senin incelemen senin sorumluluğun... Eksper zaten verdiği rapora müteselsil sorumludur. Yazdığı rapor içeriğinde bir anlaşmazlık durumu olursa ihale ekspere kalıyor...
2 - Tapunun türü arsa mı ? tarla mı ? buna mutlaka bakın... Lütfen emlakçılar ve alsat yapanlar boşuna gaza gelmesin... Millet bilmiyor mu ? Gayet bilmiyor kardeşim... Mahkemeler böyle anlaşmazlıklarla dolup taşıyor... Sizlerin bireysel işi biliyor olmanız kaideyi değiştirmez...
3 - Eksper ile sadece bu işler bitmez... Belediye ve tapuya gidip soruşturmanı bizzat veya avukatın kanalı ile yapacaksın... Abinin dediği sorunlar vs. var mı ? Sıkıntı var mı ? Devirde borç vs. bir sorun çıkabilir mi ? Üzerine şerh, ipotek haciz vs. var mı ?
4 - Arazi için bizzat keşfini bölgeyi bilen biriyle yapacaksın. Gözünle göreceksin ve elinde eksper raporuyla o araziyi ve bölgeyi göreceksin...
5 - Kırsalda ticaret yapıyorsan mutlaka muhtara gideceksin... Satıcıları sorup soruşturacaksın. Bu insanlar sıkıntı tipler mi ? Aile içi miras problemleri var mı ? Alırsın bir arazi 4 ortaktan. Aradan 1 sene geçer ortaklardan bir tanesi ben kandırıldım. Arazi normalin altına satıldı. Bu adam açıktan para ödedi hileli satış ben zarar ettim mağdurum der. O yakın gelecekte kazansan bile 3 kuruşa aldığın arazi için dünya avukat yol masrafı vs. parası öder durursun...
6 - Millet nasıl havalı yazıyor... Ben 20 tane arazi aldım 15 tanesi görmeden aldım ve çatır çatır sattım diyor. Herkes emlak eksperi, herkes ekonomi uzmanı, herkes 1 koyup 100 kazanıyor... Güzel kardeşim... Adam sana 5 tane araziyi bakmadan sattırır güzelde kar ettirir... Nasıl olsa bakmıyor diye sana 6. araziyi öyle bir çakar ki; kendini mamayla beslenirken bulursun... Kodunsa bulasın... Daha yeni Kadıköy de bir galeri milyarlarca tl parayla ortadan kayboldu... Milletin aracını falan da satmış ödeme de yapmamış falan filan... Bir kuyumcu geçen 100 kg altın ile ortadan kaybolmuş... Adına kırmızı bülten çıkartılmış... Geçmiş olsun kodunsa bul... Kendinize gelin... Bu ülkede adamın oturtuğu koltuktan pantolonunu alırlar ruhu duymaz...
7 - Gelelim ödeme mevzuuna... Elden ödeme, düşük gösterme vs... Benim hayatımda adrenalin eksik, heyecan istiyorum gibi dertleriniz yoksa uzak durun... Max. 3 ayda elinize dilekçeyi alırsınız... Ondan sonra baya eğlenceli bir süreç sizi bekler... Bütün süreci direkt hissedarların banka hesabına ödeme suretiyle yaparsınız... Millet bilmiyor mu kardeşim ? Bilmiyor kardeşim... Milleti gaza getiriyorlar manipüle ediyorlar... Sonra yıllarca mahkeme koridorları dolup taşıyor...
8 - Kağıt üzerinde olmayan sıkıntılar var belki... Bölge sıkıntılı, birileri dadanmış. Haracını istiyor, çökmek istiyor. Bunu bilende satıp tüymek istiyor. Alan ne yaparsa yapsın diye... O yüzden soruşturmak önemlidir... Kendinizi hiç istemediğiniz bir durumun ortasında bulursunuz...
Bir arkadaşım aldığı ev için, diğeri aldığı arsa için bu şekilde mahkemelik oldular... Konu klasik... Hileli satış ve zarar etme konusu... İkisi de yıllarca uğraştı. Biri evi satmak istedi durumu sıkıştı ama mahkeme yüzünden satamadı... İkisi de kazandı ancak dünyanın stresini çektiler ve zararıyla uğraştılar... Hayır yani şu haberin yorumlarına yazanlar sanki bizim ikametgah İsviçre gibi yazıyor... En ufak sorun olmaz, dolandırıcı olmaz gibi yazıyorlar... Siz hangi hayal dünyasında yaşıyorsunuz ?
Bırakın kardeşim bu lafları... Zaman kötü... İnsanlar araştırmasını yapıp almalı... Bu abi hem emlakçı hem de bu kadar dürüstçe açıklama yapmış... Helal olsun !
ALPHABET JUST HANDED SUNDAR PICHAI $2.3 BILLION IN STOCK GRANTS
While his "AI efficiency protocols" executed 18,000 workers who built Google Search
The same engineers who coded PageRank
The same engineers who built AdWords that prints $283 billion annually
But apparently they're "redundant human resources" now that Gemini can write code
The termination emails went out at 5:47 AM Pacific
Subject line: "Important Update Regarding Your Role"
Badge access died before they finished reading
Sources inside saying the layoffs targeted anyone over 40 with stock options vesting in 2026
I'm hearing Pichai's executive team got $847 million in "AI transition bonuses" the same week
While fired workers got 12 weeks severance and immediate health insurance termination
Google's board approved $70 billion for AI infrastructure
That's $3.8 million per fired American worker that went to buying NVIDIA chips instead
The beautiful cruelty is they're using the terminated employees' own code to train their replacements
Your Gmail account still works but your corporate badge is dead
If you're still at Google and over 35, start updating your LinkedIn tonight
Görmeye alışık olmadığımız bir olay!
Engelli oğluna bakabilmek için gitarını satan Musa Amca, Instagram'da 1.000 aboneyi geçti.
"Bugünden itibaren engelli oğlum Halil için yardım yollamayın.
Artık ihtiyacı kalmadı oğlumun, bu gelen yardımlar fazlasıyla yeter. Sakın yardım yollamayın."
@Asmen_s Nasip değil de, ihtiyacı olanın alması için bırakılan lokma ya da bırakılan mekanın hizmetini gören kişinin emeğine karşılık bırakılan çıra hakkı/çıralık olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda dayanışma amacı taşısa da günümüzde paraya hayır diyecek olan pek olmaz sanırım.