Güllük’ü yok etmeye onay: Halkın ‘hayır’ deme hakkı gasp ediliyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, halkın itirazlarına rağmen Milas’ta yapılmak istenen Güllük Limanı’na onay verdi.
https://t.co/3KouOAWjuU
🚨Think progress is irreversible?🚨 Think again. Here's a glimpse of women in Iran during the 1970s — a stark reminder that rights can be won, but they can also be lost. Stand up, speak out, and protect what matters before it's too late! #WomenOfIran#IranianRevolution #FreedomForWomen #WomenUnderOppression
Üzerinde çok değerli pırlantalar olan, olağanüstü bir mücevher hayal edin..
Aynen, öyleydi Bodrum.
Büyüleyici pırlantalar gibi insanları ve o insanların eseri olan, markaları vardı.
En önemlisi de bu markaların tamamı, yokluk içindeki Bodrum’da doğdu ve sonra, tüm dünyanın tanıdığı markalar oldu.
Dolayısıyla Bodrum’un dünyaca ünlü olmasının nedeni, doğdukları günden beri ve halen; anne, baba ve kayınpeder parası ile geçinenler değil, işlerinde yarattıkları farklarla marka olan ve Bodrum’un da markalaşmasını sağlayan; pırlanta gibi değerli, çalışkan, sıra dışı insanlarıydı.
Şimdi, yine baştaki mücevher örneğine dönelim.
Çok özel bir mücevherin değerinden, kimler anlar ? Tabii ki uzman kuyumcular..
Öyle değil mi ? Evet öyle ama bu, Bodrum’da öyle olmadı.
Bu benzersiz ama bir o kadar da talihsiz olan mücevher uzman kuyumcuların değil, siyasi oyuncuların eline düştü.
Sonrasında ise doğal olarak, bu benzersiz pırlantalardan oluşan mücevherin yerine sahte mücevherler üreterek, pazarlama devri başladı.
Halikarnas adını verdiği diskoteği ile dünya çapında efsaneye dönüşen Süleyman Demir’in, küçücük lokantasıyla kalplerde devleşen Sakız Ana’nın, ürettiği sandaletlerle dünya çapında tanınan Ali Güven’in, balık desenli hediyelik eşyaları ve tablolarıyla hayranlık uyandıran Engin Dalyancı’nın, bir incir deposunda açtıkları Hadigari adlı barın adını, yüz binlerce insanın kalbine yazmayı başaran Hakan Ayhan’ın, Mehmet Helvacıoğlu’nun, Bodrum’da bir devrin adı olan Küba’nın yaratıcısı Bülent Şenol’un ve bunlar gibi daha nice eşsiz pırlantaların tümü, siyasi oyuncuların çapsızlığı sayesinde tek tek yok oldu.
O günlerden sadece Veli Bar, Mavi Bar gibi birkaç gerçek pırlanta kaldı ama sahte Bodrum devrinde, onlara da hak ettikleri değer verilmiyor ne yazık ki.
Şimdi Bodrum’un her yerinde, dünyaca ünlü markaların "sahtesini resmen satan” mağazalar ile birbirinden egzantrik isimler taşıyan, birbirinden lüks olan fakat, altyapıları olmadığı için, temiz su tankerine ve atık vidanjörüne mahkum olan, prestijli !! konut projeleri var.
An itibarıyla; eski Bodrum’un ruhunu taşıyan bir avuç vizyonlu ve vicdanlı insan, dolarları ve euroları avuçlamaktan başka bir şeyi düşünemeyen siyasi mühendislik ürünü vicdansızlarla, kıyasıyla mücadele ediyor.
Bodrum’u tümüyle betona dönüştürmek için gece gündüz çalışan 5 tane beton santralinden, yüzlerce beton pompasından ve mikserinden nemalanan bu siyasi mühendislik ürünleriyle 4 yıl boyunca mücadele ettiğim için, 56 gün Bodrum S tipi Cezaevi'nde kalmakta dahil olmak üzere; başıma gelmeyen kalmadı ama olsun.
İnşaat sektörünün metresi olan siyasi mühendislik ürünlerinin ve onların gazeteci görünümlü itibar suikastçilerinin her türlü kumpası ve iftirası varsa, benim de onlarda olmayan cesaretim ve zekâm var.
Bu yüzden kendilerine verdiğim ve vermeye de devam edeceğim rahatsızlıklar için; üzgün değilim, pişman değilim, hiçbir zaman da olmayacağım.
Son 23 yılda 3 trilyon dolara yakın vergi toplandı. Bunun yanı sıra 70 milyar doların üzerinde özelleştirme geliri elde edildi. Buna rağmen 2002 yılında 283 milyar lira olan merkezi yönetim borç stoku bugün 8,8 trilyon liraya ulaştı. Bu şartlar altında vergilerimiz bize yol, köprü, hastane olarak dönmüyor; yol, köprü ve hastaneler bize ilave vergi olarak dönüyorsa, burada bir yanlışlık yok mu? Demokratik yurttaşlığın en önemli sorusu: "O Zaman Vergilerimiz Nerede???"
Genç meslektaşlarım;
🟥Avukatlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayacak,
🟩Katılımcı ve demokratik bir baro yönetimi oluşturacak #Değişimİçin birlikte yürüyelim!
13 Eylül 1921 Salı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa öğlen saatlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çektiği telgrafta(Batı Cephesi Komutanlığı'nın ilettiği rapordur) ordunun kesin zafer kazandığını ve düşman kuvvetlerinin Sakarya nehrinin batısına atıldığını bildirdi #Zafer
Birbiriyle dayanışma, iletişim ve etkileşim içinde olmak isteyen, parti örgütlerinde kendini yeterince ifade edemeyen seçmen için dostlar tarafından böyle bir yurttaş inisiyatifi kuruluyor. Siz de yer almak veya en azından burada noluyor demek isterseniz:
1⃣- Kıymetli yurttaşlar, sosyal demokratların sivil siyaset ağını, yurttaşlar arasındaki koordinasyonu güçlendirmek, partili siyasete demokratik katılımı teşvik etmek istiyoruz. İstanbul'da örgütlenmeye başlıyoruz. İletişim formumuzu ekte bulabilirsiniz.
https://t.co/fBydC9PeVu
26 Ağustos 1922 Cumartesi. Gece Türk Ordusunun hazırlıkları sürüyor. 2. Ordudan gelen amale taburu ağır bataryaların geçeceği yollarda(Dadak ve çevresinde) düzenleme yaptı. Birlikler sabaha karşı başlayacak taarruz için hazırdı
Günün anlam ve önemine biaen
26 Ağustos 1922'de yani bundan tam 102 yıl önce Büyük Taarruz başladı.
Afyon'dan İzmir'e Adım Adım Büyük Zafer
1. Bölüm
Paşa'nın Hayalet Süvarileri
https://t.co/nUuQM9QM1j
@HarpCografyasi
Hep söylüyorum, Türkiye biyoçeşitlilik açısından çok şanslı bir ülke! Bunu korumak için hâlâ şansı da var. Bu görüntüleri Alperen Akdemir @akdemiralperen0, Ege Bölgesi'nde çekmiş; kızıl geyikler nehri geçiyor.
https://t.co/M2xiCzyVj6
merhabalar.
eğitim masraflarımı karşılamak için sipariş almak istiyorum ve siparişlerde %30 indirim başlattım.
aynı zamanda resimlerimin printable hallerini satın alıp destek olmak isteyenler de dm atabilir.
paylaşıp destek olursanız da sevinirim.
🪧Günün eylemi çocuklardan: Oyun parkı için yürüyüş düzenlediler
Amasya'nın Yeşilöz köyündeki çocuklar, köylerinde bir oyun parkı yapılması talebiyle yürüyüş düzenleyerek eylem yaptı.
UNESCO 2024 yılını Dîvânu Lugâti't Türk yılı ilan etti.
Problem şu ki, bu haberin yayılması, konunun işlenmesi, Dîvânu Lugâti't Türk'ün öneminin anlaşılması için Kültür Bakanlığının herhangi bir gayretini göremedim.
Bu akışın altında, bu çok önemli eserden bana ilginç gelen bölümleri paylaşacağım
Kaderciliği bir yana bırakırsak, üniversitenin size açacağı kapıları ve şansları bilemezsiniz. Belki de ABD'ye gidip öğretim üyesi olacaksınız. Nereden belli olamayacağınız😺 Bilemezsiniz.
Hiç mi sizi çeken, kendinize yakıştırdığınız bir profesyonel meslek yok. Demek ki yok.
Uygar (!) dünyanın gözleri önünde, Avrupa'nın göbeğinde insanlık katledildi!
Srebrenitsa Katliamı'nın 29. yıl dönümünde anılarına saygıyla. #SrebrenitsaKatliamı
Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi nedeniyle pahalı bir fatura ödediğimizi biliyor musunuz?
Bu yüzden de enerji bedelinden daha fazla dağıtım bedeli ödediğimizi biliyor musunuz?
Peki dağıtım bedelin %58,9 zam yapılırken
Emekliye yüzde SIFIR zam konuşulduğunu da biliyor musunuz?