“Beğenmiyorsanız dağa çıkın” der tabiî. Sonuçta dağlar, şehirler; samanlık faresi Ertuğrul Kürkçü ve bu yavşak gibi ajanlar için hep tehlikesiz yerler olmuştur. Sen ahkâm kesmeden önce Lübnan’da satıp Mossad’a teslim ettiğin, katlettirdiğin Bora Gözen’lerin, Ahmet Özdemir’lerin hesabını ver.
O yiğit devrimciler son kurşunlarına kadar Siyonist alçaklarla vuruşup kahramanca can verdiler. Sense baskından kısa süre önce kampı terk ettin. Ve sonunda ABD Emperyalistleri seni ve samanlık faresini aynı partide buluşturdu. Yani ömrünüz ajanlıkla geçti.
Bir de utanmadan konuşuyor hain.
Kanlı 1 Mayıs!
Üyemiz Av. Doğan Zafer ÇINGI'nın; bugün hala izleri silinmeyen, işçi sınıfının mücadelesini bölmek adına 34 yurttaşımızın katledildiği ve tek bir kimsenin dahi ceza almadığı, aslında failleri belli olan Kanlı 1 Mayıs'ı konu ettiği "Üzerindeki Kanlarla Kapatılan Dosya: 1 Mayıs 1977" başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
"1 Mayıs 1977, Türkiye tarihindeki bitmez tükenmez katliamlar listesindeki en önemli ve en acı tarihlerden biridir. 1 Mayıs 1977 gününden sonra Türkiye’de 1 Mayıs denildiğinde akla sadece bir “bayram” değil; bu bayramı kutlamak istedikleri için katledilen 34 yurttaşın anısı da gelmektedir. Ancak bu anının içine girdikçe planlı bir katliam, 12 Eylül darbesinin yapılmasına ortam hazırlama çabası, bitmeyen dava süreçleri ve faili meçhul bırakılmış bir dosya gerçeği ortaya çıkmaktadır."
Yiğit, vatansever şairimiz Ahmed Arif ne diyor bir şiirinde?
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
Bugünkü Türkiye de aynen bu konumda, bu vaziyettedir işte.
ABD-AB Emperyalistleri, ülkemizi Yeni Sevr demek olan BOP çerçevesinde üç parçaya bölmek için bütün olanaklarını kullanıyor. İçerideki hain işbirlikçileri ise bu aşağılık planın hayata geçirilebilmesi için kan teri dökerek efendilerine en iyi şekilde uşaklık etme derdinde. "Barış, kardeşlik, Terörsüz Türkiye" demagojileriyle halkımızı bu ihanet sürecine sindire sindire alıştırmaya çalışıyorlar.
Yunan gelmiş, Lozan'da açıkça bize bırakılmış olan 20 Ada ve 2 Kayalığımızı işgal etmiş. Oraları silahlandırmış, iskâna açmış. Yunan bayrağıyla yetinmemiş, bize ait olan topraklara bir de Bizans bayrağı dikmiş. Ve bunların tümü, AKP'giller adlı çıkar amaçlı mafyatik suç örgütünün bilgisi ve onayı dahilinde yapılıyor.
ABD'nin Ortadoğu'daki ileri karakolu, jandarma müfrezesi olan Siyonist İsrail, daha dört gün önce 300 km mesafe kat ederek sınırımıza 70 km uzaklıkta bulunan, saatler öncesinde Türk Askeri Heyetinin ziyaret ettiği Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurmuş. Katil Netanyahu açık açık Türkiye'yi tehdit ederek "Anladıkları dilden konuştuk" minvalinde şeyler söylüyor. Yani Türkiye'ye ayar veriyor.
Buna karşı tavşan kadar yürek taşımayan AKP'giller iktidarı ne yapabiliyor?
"Sert bir şekilde" kınama açıklaması yapıyor ve "uluslararası toplum" gelsin bizi İsrail'in elinden kurtarsın, diyor.
Bu halk düşmanı Tayyipgiller halkımızın kanını kurutmuş, insanlarımızı kuru ekmeğe kuru soğana muhtaç hale getirmiş. Mustafa Kemal'in Gençliğe Hitabe'sinde öngördüğü durum aynen gerçekleşmiş, "Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş."
Kısacası yüz binlerce şehidimizin kanı pahasına düşmanı eze eze yendiğimiz Kuvayimilliye'nin zaferi üzerine inşa edilmiş olan Laik Türkiye Cumhuriyeti, ABD-AB Emperyalist Haydutları ve onların içerideki satılmış kuklaları tarafından her yönüyle çöküşün eşiğine getirilmiş.
İşte sadece bir bölümünü dile getirdiğimiz bu ihanet ve yıkım cenderesinde, her zaman olduğu gibi halkımızdan bir tek şey istiyoruz:
Anlaşılmak...
https://t.co/kdLKlIqe41
ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu Siyonist İsrail, Suriye-İdlib’de Türk Askerinin yeniden canlandırıp kullanıma açacağı üssü vuruyor. Hem de dört kez. Yani “Buraya giremezsin”, diyor.
Tayyipgiller ne karşılık veriyor?
Saldırıyı “güçlü bir şekilde” kınayarak uluslararası toplumdan İsrail’e karşı “duyarlılık” istiyor. Yani uluslararası toplum bizi korusun, İsrail’i durdursun, diyor.
Defalarca söyledik:
Bu ABD yapımı, ABD kuklası Tayyipgiller’de serçe kadar yürek yok. Ulusa dair, ahlâka dair, vicdana ve insana dair hiçbir değer yok.
Bunlar yurtdışında tavuğu, yurtiçinde ise horozu oynarlar.
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diye slogan atan Genç Teğmenleri Ordudan atarlar. FETÖ’yle birlikte el ele verip Orduya kumpas kurarlar. Kamu kaynaklarını, yerüstü ve yeraltındaki tüm varımızı, halkımızın alınterini vurup, çalıp, yağmalayıp trilyonlarca dolarlık kamu malı hırsızlığı ederler.
Ayrıca ellerine geçirdikleri ve Kaçak-Haram Saray’larının bir aparatı haline getirdikleri Yargıyı kullanarak ana muhalefet partisini darmaduman ederler. Muhalif milletvekillerini, belediye başkanlarını ya diz çöktürüp rozet taktırmaya mecbur ederler ya da zindanlarına tıkarlar.
Kendilerini eleştiren tüm namuslu aydınları 5, 10, 11 yıl önceki sosyal medya paylaşımlarını bahane ederek zindanlarına tıkarlar. Antiemperyalist, vatansever, Kuvayimilliye ve Mustafa Kemal-İnönü Geleneğini savunan eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk’ü haksız, hukuksuz biçimde, sadece zulmetmek için tutuklayıp Silivri Zindanlarına tıkmaları gibi…
Hep söyleyegeldiğimiz gibi, bunlar vatansever olan, Laik Cumhuriyet savunucusu olan herkese en ağulu biçimde düşmandırlar. Kendileri BOP görevlisidirler ya; işte o sebepten BOP karşıtı herkese düşmandır bunlar.
Yahu bu Tayyipgiller Türkiye’yi ne utanç verici durumlara düşürdüler…
Siyonist İsrail bile Türkiye’ye ayar çekiyor. Ve Kaçak Saray’da mukim, günde 50 milyon lira harcayan Saray Taifesi, İsrail’in bu namussuzca saldırısı karşısında “Uluslararası toplum gelsin bizi korusun” diye yalvarıyor sadece yahu…
Yunanistan Ege’yi işgal etmiş, Lozan’da netçe ve kesince bize bırakılan 20 Adamızı ve 2 Kayalığımızı ilhak etmiş, iskâna açmış, ağır silahlar yerleştirmiş, ordu yerleştirmiş, kiliseler açmış buralarda. Yani vatan toprakları peşkeş çekilmiş Yunanistan’a. Bu konuda ne ana muhalefetiyle iktidarıyla siyasilerden bir ses çıkıyor, ne de Tayyip’in eline geçirdiği Genelkurmay’dan.
Şimdi de elbirliğiyle ABD Emperyalist Haydut Devletinin, onun Ortadoğu Genel Valisi Thomas Barrack’ının ellerine verdiği BOP Haritasını Türkiye’de uygulamaya çalışıyorlar.
Tabiî bu arada Tayyip dışarıdaki diz çöküşünü ve acziyetini, içeride kendisine yönelik en ufak eleştiride bulunanlara bile acımasızca, vicdansızca ve kanunsuzca saldırılar yaparak dengelemeye çalışıyor.
Ekonomiyi batırdı, insanlarımızı açlığa, yoksulluğa, sefalete boğdu. Yargıyı, eğitimi, ahlâkı bitirdi. Sanki ülkemiz bir çöküş dönemi yaşıyor.
Belki yüz kez söyledik:
Bin yılın kötülüğü ve felaketi olan bu Tayyipgiller iktidarı ve onun Kaçak Saray etrafında dönen piyonları, Türkiye’ye çalışmıyor. Türkiye’yi çökertip yıkıp yok etmek istiyor. ABD Emperyalist Haydut Devletine ve Siyonist İsrail’e çalışıyor bunlar. Her geçen günkü yapıp ettikleri, bizim bu tespitimizi tekrar tekrar belgeliyor.
Deprem davasında kamu görevlilerine zamanaşımı gerekçesi açıklandı... Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer'den "açık çelişki" eleştirisi
Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 115 kişinin hayatını kaybettiği Penta Park Sitesi davasında, 6 kamu görevlisi hakkında verilen zamanaşımı kararının gerekçesi açıklandı.
Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer (@AdemSozuer ), kararda suç tarihinin 6 Şubat 2023 olarak gösterilmesine rağmen eski ruhsat, tadilat ruhsatı ve yapı kullanma izni tarihlerinin esas alınmasını "açık bir çelişki" olarak değerlendirdi.
https://t.co/3Y3slYEdmm
Yerli ABD uşaklarının aşağı yukarı iki seneye yakın bir süreden beri boyalayıp cilalayıp kınalayıp allayıp pullayıp ve maskeleyip halkımıza yedirmeye çalıştıkları, “Barış, kardeşlik, Terörsüz Türkiye” masallarıyla halkımızı aldatmaya çalıştıkları sürecin gerçeklikte Yeni Sevr demek olan BOP süreci olduğunu ve bunun yöneticisinin, planlayıcısının ve tüm aşamalarını çerçevelendirenin ABD Emperyalist Haydudu, onun casus örgütleri, Ortadoğu Genel Valisi Thomas Barrack’ı ve Öcalan olduğunu onlarca kez tekrarlayarak netçe ortaya koyduk.
Tayyipgiller, Bohçalıgiller ve PKK yörüngesinden Sevrci Soytarı Sahte Solların ise hain Amerikan kuklaları olarak bu işin yerli taşeronları olduğunu da aynı tespitlerimizde dile getirmiştik.
İşte dün, Öcalan’ın has amigolarından ve postacılarından Pervin Buldan nam hafize ve PKK Kandil Yöneticilerinden olan Veysi Aktaş, Taksim’deki 4 yıldızlı Hill Oteli’nde yaptıkları basın toplantısında, sürecin gerçek yöneticisinin Öcalan olmasına Tayyipgiller ve Bohçalıgiller tarafından da kabul edilerek karar verildiğini açıkladı.
Demek ki bu yerli hainlerin tamamı, bizim önceden de tekraren belirttiğimiz gibi Thomas Barrack’ın ve Öcalan’ın kucağında oynamaktadırlar.
İşçi ve sendika düşmanlığına karşı devam eden #Hödlmayr Lojistik Grevimizin 22. Gününde bizleri ziyaret eden Gebze Sendikalar Birligi Sözcüsü ve @BirlesikMetal-İş Gebze 2 Nolu Şube Başkanı Necmettin Aydın ve Şube Mali Sekreteri Kadir Gedik'in her daim göstermiş oldukları bu dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz.
@NecmettinAydin1@kadirgedikbmis
Ağaç AŞ' de Güvenlik soruşturması bahanesiyle işten çıkartılan işçiler mücadelelerinin 113. gününde İBB Saraçhane Başkanlık Binası önünde polis barikatında tutuluyor. Direnişe İBB önünde devam ediyorlar. Nakliyat İş Sendikası olarak işçilerin mücadelesi ile Sendikamız Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Genel Mali Sekreterimiz Mehrali Yücedağ ve üyelerimizle
dayanışma içindeyiz. Yaşasın Sınıf Dayanışması... @ibb_calisan_der@btosen2014
Parti Avukatlarımız, Silivri’de Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki’yi Ziyaret Etti
Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı ve Parti Yöneticimiz Av. Kerim Bütün, AKP’giller'in Silivri zindanında hukuksuz şekilde tutsak bulunan Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki’yi ziyaret etti.
Ziyarette güncel gelişmeler ve hukuki süreçler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki başları dik bir şekilde mücadele kararlılıklarını korumaya devam ediyorlar.
Moralleri gayet yüksek, Halkımıza çokça selamlarını ilettiler.
Avukatlarımız, Ertürk ve Mahruki’ye dayanışma duygularını iletirken, ziyaretlerini, hukukun ve adaletin üstünlüğü mücadelesinin sürdürüleceğini vurgulayarak sonlandırdılar.
Genel Başkanımız Dr. Mustafa Şahbaz'ın yeğeni, Yusuf Kısabacak Yoldaş'ımızın sevgili kardeşi, Bolu İl Yöneticimiz Erol Kısabacak'ı ne yazık ki bugün kaybettik. Yıkılası kanser düzeninin kanser illeti, Yoldaşımızı bugün yaşamdan kopardı. Başta Kısabacak ailesi olmak üzere tüm Yoldaşlarımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.
Erol Kısabacak Yoldaş'ın anısı mücadelemizde her daim yaşayacaktır.
Parti Avukatlarımız, Silivri’de Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki’yi Ziyaret Etti
Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı ve Parti Yöneticimiz Av. Kerim Bütün, AKP’giller'in Silivri zindanında hukuksuz şekilde tutsak bulunan Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki’yi ziyaret etti.
Ziyarette güncel gelişmeler ve hukuki süreçler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
Amiral Türker Ertürk ve Nasuh Mahruki başları dik bir şekilde mücadele kararlılıklarını korumaya devam ediyorlar.
Moralleri gayet yüksek, Halkımıza çokça selamlarını ilettiler.
Avukatlarımız, Ertürk ve Mahruki’ye dayanışma duygularını iletirken, ziyaretlerini, hukukun ve adaletin üstünlüğü mücadelesinin sürdürüleceğini vurgulayarak sonlandırdılar.
📍İstanbul/Çekmeköy
Halk düşmanı AKP'giller'in her türlü baskı ve hukuk tanımazlığına karşı Yeni Parti'nin Çekmeköy'de düzenlediği "Millet İradesine Saygı" yürüyüşüne katıldık.
Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek!
#Çekmeköy
AKP'giller'in Ceberrut İktidarına karşı bugün Çekmeköy'den Madenlere yapılan "Millet İradesine Saygı" yürüyüşünden bir kesit...
Halk düşmanı AKP’giller yenilecek, zafer eninde sonunda direnen Halkımızın olacak!