Ankara’ya ilk gittiğimde sabah okula gidecektik arkadaşımla. Kızılay’da metroda buluşup birlikte gideceğiz işte. Oradaki herkes metroya koşuyordu. Ben de ilk kez metro gördüğüm için kalkan son metro sanıp koşmaya başladım ve bindim. O da beni beklemiş bir süre Kızılay’da :(
Kurumsal duruş ele ayağa düşmüş, bir de ciddiye mi alacağız? Üyesi olsam bugün "Sendikal mücadele anayasal haktır, devlete parmak sallamak değildir, beni böyle mi savunacaksınız?" der, bugün istifa ederdim.
4 Haziran 2024: İş yavaşlatıyoruz, iş bırakıyoruz!
https://t.co/sRpOTFrnpj
14 Haziran 2024: Yasal bu eylemi engelleyenlere suç duyurusunda bulunacağız.
https://t.co/AtVpphmkAL
7 Şubat 2025: 👇
Sendikamızca geçtiğimiz yaz başlatılan İnisiyatif Almadan Çalışma (İAÇ) süreci, üst düzey makamların *“Ekim ayında TBMM açılır açılmaz sorunların çözüleceği” vaadi üzerine 1 Ağustos 2024 tarihinde sonlandırılmıştı. Ancak, aradan geçen onca zamana rağmen verilen sözler yerine getirilmemiş, süreç sürekli olarak belirsizliğe itilmiştir. Önce “taslağın tamamen revize edilmesinden ötürü sürecin uzadığı” belirtilmiş, ardından “bütçe görüşmeleri sonrası ele alınacak” denilmiştir. Gelinen noktada ise, yine net bir takvim verilmeksizin “süreç devam ediyor, taslak tekrar revize ediliyor” denilmektedir.
Herkes tarafından bilindiği üzere;
•İlk İAÇ neticesinde verilen sözlerin üzerinden 1 YIL 3 AY,
•İkinci İAÇ neticesinde verilen sözlerin üzerinden ise 6 AY geçmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın çözüm için bizzat talimat vermelerine karşın sorunun aylardır çözümsüz bırakılması, başta zat-ı alilerinin şahsına ve makamına yapılmış bir saygısızlıktır.
Öte yandan, ilgili taslağın yürürlüğe girmesiyle ülkemize yılda yaklaşık 200 milyon Euro’luk kaynak girdisi sağlanacağı göz önüne alındığında, sürecin uzatılması nedeniyle büyük bir kamu zararı oluşmuştur ve bu kayıp her geçen gün artmaktadır.
SÜRECİ TIKAYANLAR KİM?
Bu kaybın ve sürecin tıkanmasının başlıca nedeni, biri kurumda, diğeri hizmet kolunda yetkili olan iki sendikanın takındığı tutumdur. Bu yapılar, önce bu kazanımı sahiplenemeyecekleri için sürece taş koymuş, ardından gelen tepkiler üzerine “taslak çıksın ama Bakanlığa bağlı diğer kuruluşlarla makas açılmasın” gerekçesiyle personelin alacağı meblağın düşürülmesini talep etmiştir. Bu yaklaşımlar;
• Süreci tekrardan uzatmış,
• DHMİ çalışanlarının cebine girecek ve ülkemiz ekonomisine kazandırılacak miktarın azalmasına yol açmış,
• Genel Müdürümüzün gösterdiği tüm çabaları akamete uğratmıştır.
Kendi menfaatlerinden başka hiçbir değer yargısı olmayan bu yapıların tutumunu, üyelerinin vicdanına havale ediyoruz.
HAVACILIK SEKTÖRÜNÜN KAHRAMANLARINA SAYGISIZLIK!
Bu uzun ve yıpratıcı süreç, hava trafik kontrolörlerimize karşı apaçık bir istihzaya dönüşmüştür. Zorunlu olmadığı halde inisiyatif alınmayınca parmak sallayan, onların emekleriyle kırılan rekorları gururla paylaşma konusunda ise birbirleriyle yarışan ilgililer, bu emeklerin karşılığını vermek ve verilen sözleri yerine getirmek adına hiçbir inisiyatif almamaktadır.
Bu noktada, süreci engelleyen odaklara ve tüm ilgililere şu soruları yöneltiyoruz:
• Sayın Cumhurbaşkanımız verdiği talimatın uygulanmadığını ve bu sebeple Türkiye’nin yüz milyonlarca Euro zarara uğratıldığını öğrendiğinde bunun hesabı nasıl verilecektir?
• Oluşan kamu zararının hukuki ve vicdani sorumluluğu nasıl ödenecektir?
ARTIK BELİRSİZLİĞE SON VERİLSİN!
Ülkemizin, milletimizin ve havacılık sektörünün menfaatleri doğrultusunda bu belirsizliğe derhal son verilmeli; verilen sözler başka hiçbir gecikme ve oyalama olmaksızın ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Gerekli adımlar atılmadığı takdirde, Anayasa ve ilgili mevzuattan doğan sendikal hak ve enstrümanların tamamı kararlılıkla devreye sokulacaktır.
Son olarak, bu süreci baltalamaya çalışan ve tek gayesi üye devşirmek olan yapılara karşı, tüm DHMİ personelini gerekli tepkiyi göstermeye ve süreç için mücadele eden tek yapının Sendikamız olduğu bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@tcbestepe@RTErdogan
4. Eğitim PDF hazır✍🏻
Hepimiz piyasa düşüşlerinde çok fazla para kaybediyoruz, özellikle bu hafta çok fazla kayıp yaşandı.
Eğitim almadan işlem alan çok kişi var aramızda.
Telegram linkini bırakıyorum. Eğitimleri takip edebilirsiniz dostlar 👇🏻👇🏻
https://t.co/57k0zKfw9E
Sendika Yönetimimiz, gönüllü danışmanlarımız İstanbul Model Uçak Spor Kulübü Başkanı Fuat GÜNER ve Abdulkadir DOĞAN ile birlikte Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @a_uraloglu ’nu ziyaret etmiştir. Nazik misafirperverliği ve anlayışlı yaklaşımı için Sn. Bakanımıza teşekkür ediyoruz.
31.07.2024 tarihinde gazeteci sıfatını kullanan ancak hakkında yazı kaleme aldığı olay, konu ve ahval hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir şahıs ve çeşitli yayın organlarınca gerek sendika tüzel kişiliğimiz gerekse başkan ve yönetim kurulu üyelerimizin şahsı hakkında yapılmış açıkça dezenformasyon ve manipülasyon niteliği taşıyan çöp niteliğindeki yazı üzerine bu açıklamayı yapma ihtiyacı hasıl olmuştur.
Her şeyden önce hava trafik kontrolörlerimiz ulusal ve uluslararası sahada yılda milyonlarca insanın emniyet içerisinde seyahat etmesini sağlayan kutsal bir vazifeyi ifa etmektedirler. Hiçbir kişi, kurum veya kuruluşun, bu vazifenin ifası konusunda üzerlerine düşeni layıkıyla yapan meslektaşlarımıza ithafen söyledikleri altı boş, mesnetsiz, aksinin ispatı mümkün olmayan ve sadece başarıyla yürütülen bir hak mücadelesini karalamak amacıyla, "çamur at izi kalsın" minvalinde iftiralarla bu kutsal vazifeyi kirletmelerine izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz.
Basit bir internet araması ile dahi ulaşılabilen, geçmişlerinde herkesçe bilinen aidiyetlerini, FETÖ’ye övgülerini, ziyaretlerini, mensubiyetlerini bugün kendi gözlerini ve kulaklarını kapattıklarında sanki başka kimse görmüyormuş ve herkes unutuyormuş zannederek hareket edenler, Sendikamız tüzel kişiliği ve yöneticilerimiz hakkında, kurum içerisinden kimlerce ve nasıl kendilerine sunulduğu belli olmayan, gerçeğe tümüyle aykırı iddialar ile isnatta bulunabilmektedirler. Zira bu tür kişiler ve onlara bu tür yazıları servis edenler herkesi kendi mahallesindekiler gibi bilmekte, söz konusu yazıda da gördüğümüz üzere herkesi, onları yetiştiren ve kendi varlıklarını borçlu oldukları kişilerle aynı olmakla suçlamaktadırlar.
Ancak bizleri “devleti tehdit etmek”, “milli güvenliği tehlikeye atmak” gibi isnatlarla izafe edenler ne yazıktır ki hak arayışımıza temel aldığımız, hepimizin kanıyla ve kalbiyle bağlı olduğu devletimizin, dile getirmeye çalıştığımız birtakım yanlış uygulamalardan ötürü her yıl 1 milyar Euro’ya varan kayba uğradığını, bu meblağın ülkemiz ekonomisine kazandırılacağı yerde hava sahamızı kullanan yabancı havayolu şirketlerine ve bunların ait olduğu devletlerin ekonomisine gittiğini yok sayabilmektedir. Bu da kimin gerçekten vatanını ve devletini sevdiğini, kiminse ülkeye ihanet içerisinde olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Baştan sona iftiralarla dolu yazıya konu edilen Sendika Genel Başkanımız Halil İbrahim SUNAÇ, 2014 yılında Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü’nde komiser yardımcısı olarak göreve başlamış, akabinde 2017 yılı sonuna dek EGM İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda görev yapmış; görev yaptığı dönemde yazıyı kaleme alan şahsın destekçisi olduğu terör örgütü dahil devletimizin karşısında bulunan her örgüt ve fraksiyonla mücadele etmiştir. Sonrasında da girdiği sınavlar neticesinde başvuru yapan yaklaşık 500 kişi arasında 15. olarak, 2017 Aralık ayında DHMİ Genel Müdürlüğü’ne hava trafik kontrolörü olarak atanmıştır.
Genel Başkan Yardımcımız Rabia DEMİR KARABAŞ ise Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu olup, Karatay Üniversitesi’nin varlığından bu yazıdan sonra haberdar olmuştur. Eşi görev yaptığı dönemde Kara Kuvvetleri emrinde muhabere subayı olarak bu ülkeye hizmet vermiş, 15 Temmuz’dan çok daha önce de kendi isteği ile TSK’dan ayrılmıştır. Hayalleri doğrultusunda kendi parasıyla aldığı pilotaj eğitimi akabinde, sivil bir havayolu şirketinde pilot olarak çalışmaya başlamıştır. Sözde radikal sol örgütte faaliyet göstermekle itham edilen Genel Başkan Yardımcımızın bugüne dek karakola uğramışlığı bulunmamaktadır. Ocak 2009’da DHMİ’ye atanmadan önce, Kasım 2008’de Genelkurmay Başkanlığı uzman alımlarına başvurmuş, başarılı geçen mülakat sürecinin ardından 6 aylık bir güvenlik soruşturması neticesinde göreve başlaması için davet edilmiştir. Ancak DHMİ’de göreve başladığından ötürü gitmeyi tercih etmemiştir.
Velhasıl, kalemini satanlar zamana göre değişen surette, istedikleri kişilerin, lobilerin ve sermaye gruplarının kuklalığını yapadursunlar, bizler bu vazifeyi yerine getiren tüm emektar arkadaşlarımızın haklarını her koşulda savunmaya ve ülkemizin kaybının önüne geçmek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda mezkûr yazıyı yazan, yayınlayan, aracı olan ve teşvik eden tüm kişi ve kişiler hakkında gerekli yasal süreçlerin başlatıldığını ve bundan sonra da peşlerinde olacağımızı bildiririz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yapışık ve yılışık, menfi emelleri peşinde koşan gazeteci müsveddelerinin, sözde havacıların sözlerine gelmeyeceğine inandığım Hava Trafik Kontrolörlerinin hak edişlerine az bir ramak kaldı. Birlik ve beraberliğiniz daim olsun.