📌Burası Fethiye, Kıdrak Plajı.
Plaj son birkaç gündür kapalıymış.
Neden kapalı olduğunu sorguladık, meğer plajı işleten firma el değiştirmiş, ihaleyi yeni alan firma da plajda tadilat yapacakmış, o yüzden plaj kapalıymış.
Saçmalığa Bakın...!!
‼️Böyle bir şey olamaz, yasalara aykırı.
⏩️Kıyı Kanununa göre işletmeler denize 50 mt yakınından kısa mesafeye hiçbir şey yapamazlar, neyin tadilatı bu?
‼️Kıyılar, Plajlar Halkındır, hiç kimse "bu plaj benim giremezsiniz" diyemez, bununla ilgili daha geçen gün yargıtay kararını paylaştım, insanların plaja girmesini engelleyen, kısıtlayanlara 5 yıla kadar hapis cezası var.
📌Adalet nerede? Adaleti işletecek savcılarımız nerede? Kolluk kuvvetleri, mülki amirler nerede?
Siz ne iş yapıyorsunuz? Halktan yana mısınız, yoksa kanunsuzlardan yana mı?
#Fethiye #Muğla #KıyılarHalkındır #PlajlarHalkındır #HerkeseEşitAdalet #pazartesi #çözümüyokmu
bu sırada dünyada olan herhangi bir olayda parametrem bu. Eurovision, futbol filan fark etmez.
Bu siyaset değil. Bir halk yok edilmek isteniyorsa, soykırım işleniyorsa; bütün hayat direniştir.
Müzik, spor her yer cevaptır.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
baştan sona yaptığı eylemi sahiplendi. reklamsız, sansürsüz paylaştı. türkiye’ye döneceğini söyledi. cumhurbaşkanı hakkındaki şakasını tekrar yayınladı. kıvırmadı, eğilmedi, bükülmedi. seni doğuran ana desin ki ben aslan doğurdum. imran deniz göktaş yalnız değildir.
Adam oturarak su içiyo ve salon ALKIŞLIYO amk ülkenin özet işte. O sırada özel okul öğretmenleri hakları için 12 gündür açlık grevinde yaka paça gözaltına alınıyor.
Ahtapot uzaylı muhabbeti yine, twitterda yeni gördüm ama bu hikaye mistikçilerin bayıldığı bir zırva
Bu sefer paket güçlendirilmiş: Steele 2018
makalesi, Kabala'dan Leviathan, Sümer'den Enki, üstüne sekiz kollu mistik bilgelik.
Bu kardeşimiz muhtemelen son hafta YouTube algoritmasından ezoterik bilim videoları izleyip, yan tarafta panspermia kelimesini duyup, üstüne "My Octopus Teacher" belgeselinden duygusal bir vuruş alıp postu kotarmış.
Görünüşte bilim.
Bakalım.
Steele 2018 makalesi gerçekten var, ama ne tür bir makale olduğunu söylemiyorsun.
Steele, Wickramasinghe ve grup "Cause of Cambrian explosion - Terrestrial or Cosmic?" başlığıyla Progress in Biophysics and Molecular Biology'de yayımladı (Prog Biophys Mol Biol 2018;136:3).
Adı "33 bilim insanının imzaladığı dosya" değil, panspermia hipotezini savunan Wickramasinghe ekibinin onlarca yıldır tekrarladığı tezlerden biri.
Ana akım evrim biyolojisi tarafından REDDEDİLDİ, çünkü ne fosil verisiyle ne moleküler filogenetikle ne morfolojik kanıtla uyumlu.
Dergi sonradan yayım sürecini eleştirdi.
Steele 2018 ana akım literatürün dışında kalmış
marjinal bir hipotez.
Wikipedia'dan iki tık öteye gitseydin görürdün.
Veya gidebilseydin.
Ahtapotun atası yok, ara formu yok, kuzeni yok iddian dümdüz yanlış.
Cephalopoda sınıfı paleontolojinin en iyi belgelenmiş gruplarından biri.
Pohlsepia mazonensis, Carboniferous döneminden, yaklaşık 300 milyon yıl önce, modern ahtapot benzeri bir fosil olarak tanımlandı (Kluessendorf & Doyle. Palaeontology 2000;43:919).
Vampyronassa rhodanica Jurassic döneminden, modern Vampyroteuthis'in atası kabul ediliyor. Modern ahtapot, mürekkep balığı ve sepia ortak ataya sahip Coleoidea altsınıfında; nautilus daha eski bir kola ait. Kröger ve arkadaşlarının BioEssays derlemesi
(BioEssays 2011;33:602) bu evrimsel ağacı çok detaylı inceler.
Tanner ve arkadaşlarının moleküler saat çalışması (Proc R Soc B 2017;284:20162818) modern coleoid Cephalopoda'nın çeşitlenmesini Mesozoic döneme tarihler.
Yani Cephalopoda'nın evrim ağacındaki yeri çok iyi kazılmış bir grup.
Dokuz beyin iddiası da yanlış aktarım. Ahtapotun bir merkezi beyni var, sekiz kolun her birinde sinir gangliyonu var ve bu gangliyonlar bir miktar
bağımsız bilgi işliyor.
Sosyal medyada 9 ayrı beyin diye satılıyor ama
nörobiyolojide gangliyon ile beyin aynı şey değil. Üç kalp doğru (iki brankial + bir sistemik), mavi kan doğru (bakır bazlı hemocyanin), ama bu özellikler ahtapota özel değil. Squid'in de mavi kanı var, üç kalbi var.
Sepia da öyle. Tarantulanın bile hemocyanini var. Bu yetenekleri "uzaylı kanıtı" diye paketlemek için, biyolojide Cephalopoda sınıfının ortak özelliklerinden bihaber olmak lazım. Bu hipotezi savunanlar öyle bir safsatacı grup işte.
Bu kardeşin de o zırvalar dikkatini çekmiş.
RNA'sını anlık yeniden kodluyor, sinir sistemini yeniden yazıyor iddiasının doğru sayılır ama paket abartılmış. Liscovitch-Brauer ve arkadaşlarının Cell çalışması (Cell 2017;169:191) coleoid Cephalopoda'nın ADAR enzimi aracılığıyla yüksek oranda RNA editing yaptığını gösterdi; bu özellik nöral plastisite ile ilişkili ve evrimsel ödünleşim olarak yorumlanıyor (genom evrimi yavaşlıyor, transcriptom plastisitesi artıyor).
Garrett ve Rosenthal'ın Science çalışması (Science 2012;335:848) polar ahtapotlarda K+ kanalı düzeyinde RNA editing'in soğuk adaptasyonu sağladığını gösterdi. Soğuk suya girdiğinde editing'in arttığı doğru.
Bunu sinir sisteminin kelimenin tam anlamıyla yeniden yazılması tezine atlamak hatalı ama. Ölçek hatası.
RNA editing pek çok organizmada var, sadece
Cephalopoda'da daha yüksek frekansta. Ahtapot bu açıdan ilginç bir evrimsel uçtaş.
Mistik tarafa gelirsek, burada da literatür uydurması var. Kabala'da Leviathan geçer evet, ama sekiz kollu değil; Tanah'taki Yeşaya 27:1 ve Job 41'de yılan/ejderha tipinde tasvir edilir.
Zohar'ın "denizin aklı" tanımı belirli bir paragrafta vardır ama sekiz kol detayı yok, bu kardeş bunu uyduruyor veya okuduğu yerde uydurmuşlar.
Sümer'de Enki su tanrısıdır, sembolleri keçi-balık
(sonradan Capricornus burcuna evrilen), iki akarsu, içinde balık olan vazo. Sekiz kol Enki ikonografisinde yok. British Museum'un Sümer panteonu
kataloglarına bakmak yeter.
Sosyal medya mistisizm içerikçileri Sümer ve
Kabala'yı ahtapota bağlamayı sever, ama bu sentez tarihsel ve tekstüel temelinden yoksun.
My Octopus Teacher gerçekten güzel bir belgeseldi, Craig Foster'ın Güney Afrika sahillerindeki gözlemleri etkileyici.
Belgeselin gücü ahtapotun nörobiyolojik karmaşıklığını sahneleyerek gösterebilmesinde.
Belgesel duygusal anlatı sunar; ondan bilim çıkarmak için hakemli literatüre uzanmak lazım.
Literatürde ahtapot zaten olağanüstü zeki bir mollusk olarak tarif ediliyor.
Yani bu kardeşin postunda iki tabaka var:
Bir tabakası gerçek bilimden seçilmiş çekirdek bilgi (üç kalp, mavi kan, RNA editing), bir tabakası
mistik-spekülatif sos (Kabala, Sümer, panspermia). Sosa gömülü çekirdek uzaylı kanıtı olarak satılıyor.
Bilim okuru için yapılması gereken tavsiyeyi vereyim:
Çekirdeği saklayıp sosu döküp atmak.
Velhasıl, ahtapot Cephalopoda sınıfının başyapıt üyesi, evrimsel olarak ilginç, nörobiyolojik olarak hayranlık verici bir hayvan. Biyolojinin zirvesinde duran bir mollusk.
Belgeseli izle, Cell makalesini de oku. Amaaa arkadaşım
Aralarına Kabala koyma.
Kaynaklar:
Steele EJ et al. Prog Biophys Mol Biol 2018;136:3
Liscovitch-Brauer N et al. Cell 2017;169:191
Garrett S, Rosenthal JJ. Science 2012;335:848
Kluessendorf & Doyle. Palaeontology 2000;43:919
Kröger B et al. BioEssays 2011;33:602
Tanner AR et al. Proc R Soc B 2017;284:20162818