“ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini / başka ne gelir elimizden”
veya
“şimdiden bir hatırasın”
geçen mevsimi, geçmeyen düşlerini, bir de uykusuzluk illetini buraya not düşelim için. Nasılsa gecenin bir yarısı, okumaz kimse.
Filistinli şair Murad Barguti’yi çok geç keşfettim; sessiz, sade ve ama sarsıcı…
Çok zaman sonra geri döndüm.
Her şey yerindeydi.
Eksik olan bendim.
Sokaklar beni tanımıyordu,
ağaçlar adımı unutmamıştı belki
ama ben yabancısıydım artık gölgelerinin.
Bir ülkeye dönmek sanmıştım bunu,
meğer insan kendi yokluğuna dönüyormuş.
Evler büyümüştü,
anılar küçülmüş.
Kapılar açıktı ama
içeri giren ben değildim artık.
Sürgün, haritalarda bitmez
insanın içinde devam edermiş
Toprak seni kabul eder belki
Lakin zaman etmezmiş.
Ve anlarsın
Bazı dönüşler bir kavuşma değil,
kesin veda imiş.
“Ramallah’ı Gördüm”
Arapçadan çeviri : Zeynep K.
Bugün kendime ben neyi merak ediyorum diye sordum: Şiirsel ve bilimsel, toplumsal ve amorfik. Dokulu, katmanlı, duygulu. Aynı anda hem köşeli hem yuvarlak. Yaşamın özünü, o özü taşıyan ve beni o özle tanıştıran her şeyi.
Rüyalarımda keramet diye göğüs kabarttıklarım, küçük yaşantımın sıradan günlerinde kalbime değen hayat parçalarıymış. Yaşamakmış keremin en büyüğü. İlham dolu bir hayal kırıklığı…
Eskiden zannederdim ki büyük mucizelerin kapanıdır gönlüm, akıl ülkesinde hükmünü sürer. Büyük bir ruh saltanatı vardır içimde, gördüğüm her rüya da sultanın alametidir.
Meğer ben, kelebek avlar gibi hayatın içinde güzel ve ihtiras dolu ne varsa yakalamış, saydam bir kutuya koymuş, sonra tozlarını birbirine bulamışım. Çıkan renk cümbüşünü de kendi mucizem sanmışım. Hayatın kendisiymiş esas mucize.
“ölüm
sen en güzelsin bu saatlerde
büyütmüş yetiştirmişsin beni
söyler miyim hiç sana hayran olmasam.
bugün de ince, bugün de kırıldı kırılacak
bugün de
tam nerede kalmışsam.”
"Gölgeler krallığında artık kimsenin gölgesi yoktur ve kimse Peter Schlemihl gibi gölgesinin üzerinde yürüyerek onu parçalama tehlikesiyle karşılaşmaz."
“Çünkü öteki olmanın düşüyle, yaşadığım o ânın gerçekliği arasında bir seçim yapmam gerekirse, yine elimdekini seçerim. Bugünün dayatılmışlığına düş gücüyle karşı çıkarak yalnızca aklımı tazeler, yine kendimi seyrederim.”
“..düşkün durumunun tüm enginliğini bilir: inişi sırasında bunu düşünür. kimi günlerde dönüş böyle acı içinde geçiyorsa, sevinç içinde de geçebilir. yeryüzünün görüntüleri usa fazla takıldığı zaman, insanın yüreğinde keder yükselir: kayanın yengisidir bu, kayanın ta kendisidir.”
“sisyphus o taşın birkaç saniyede bu aşağı dünyaya inişine bakar, yeniden tepelere doğru çıkarmak gerekecektir onu. böylesine taşlarla didinen bir yüz, taşın kendisidir şimdiden! o kayasından daha güçlüdür. sisyphus, tanrıların paryası, güçsüz ve ayaklanmış sisyphus..”