15 Temmuz gecesi; istiklal ve istikbalini korumak için canını siper eden milletimizin gösterdiği sebatın ve o sebatı kuşatan ilahî nusretin tarihe kazınmış mührüdür. Bununla beraber Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği her zafer, beraberinde korunması gereken bir emanet ve yerine getirilmesi gereken bir mesuliyet bıraktığını da unutmamak gerekir. Bu sebeple 15 Temmuz’u sadece geçmişte kazanılmış bir zafer olarak değil; geleceğe taşınması gereken bir ahlak, adalet ve basiret çağrısı olarak okumak gerekir. Zira o gece maruz kaldığımız ihanet, yalnızca devletimize ve milletimize değil; inancımızın en mukaddes değerlerine, emanet ve emniyet duygumuza ve kardeşlik hukukumuza yönelmiş büyük bir istismar hareketiydi.
Bugün bize düşen, o gecenin ruhunu yalnızca hatırlamak değildir. Onu adaletle, cesaretle, emanet bilinciyle, ihsanla, merhametle ve güzel ahlakla yaşatmaktır. Allah’ın ihsan ettiği nusrete layık olmanın yolu; zulme, ihanete, fitneye ve her türlü haksızlığa karşı durmanın yanında adaleti ikame etmek, emaneti ehline vermek, birlik ve kardeşliği tahkim etmek, hukuku ve ahlakı hayatın merkezinde tutmak; dinimizi sahih bilgi, nebevî hikmet ve güzel ahlak üzere yaşayarak her türlü istismar ve tahriften korumaktır.
Rabbimizden niyazımız odur ki, bizleri şehitlerimizin uğruna can verdiği hakikatlere sadakatle bağlı kalan kullarından eylesin. Milletimize birlik, dirayet, basiret ve feraset ihsan buyursun. Adaleti ikame etmeyi, emaneti korumayı, kardeşliği güçlendirmeyi ve hakkın şahidi olmayı hepimize nasip eylesin. Aziz şehitlerimize rahmet, kahraman gazilerimize sıhhat ve afiyet ihsan buyursun. Milletimizi ve bütün İslam âlemini dini istismar eden her türlü fitne ve şer odaklarından muhafaza eylesin. O gece bu milletten nusretini esirgemediği gibi Gazze başta olmak üzere bütün mazlum kardeşlerimize de zafer ve kurtuluş nasip etsin.
Âmin.
🗣️O karanlık gecenin isimsiz kahramanı: “Sait Ertürk”
Kurmay Albay Sait Ertürk 15 Temmuz’da yanına aldığı üç uzman çavuş ve üç polisle eski görev yeri olan 66. Zırhlı Tugay'a gidip, darbecilerim tankları ve mühimmatları çıkarmasını engelleyerek Şehit oldu.
Gazze’de öldürülen 50 bin çocuğun ahı bu peruklunun peşini bırakmaz, bunların insani olan bir şeyin yanında olması beklenemez, kendi işlerine yarıyorsa ne ala…
Deprem döneminde Cumhur kardeşimizin çektiği o mütevazı yardım seferberliğini gösteren video yeniden akıllarda.
Kimileri yardım eder görünür, kimileri gerçekten yardım eder.
Gerçek kahramanları zaman unutturmuyor.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
Gamze Özçelik depremde aylarca sahada kalmıştı. Çorbayı da erzağı da kendi dağıtmıştı. Takip ettiğim kadarıyla hâlâ bölgedeki çalışmaları sürüyor.
Başka ülkede gönüllü olarak çalışmalarına katıldım. Otobüsle çöle yaptığı yolculuk öyle zorluydu ki ben asla göze alamam fakat o almıştı.
Samimiyeti, mücadelesi ortada ama seçtiği hayat nedeniyle “kurtarıcı” görülmedi.
Kendisinden razıyız.
Artık şuna kesinlikle inandım. Bu insanların bu kadar yolsuzluğu rahatça yapabilmesinin tek sebebi var. “Bizim kitlemizin nefreti, vicdanından ve aklından büyüktür, bize bir şey olmaz” düşüncesi…