Fetullahçılar Kürtler arasında örgütleniyor
Kürt milliyetçiliği adıyla sosyal medyada forumlar oluştururken zamanla örgütlü yapılar oluşturma eğilimindeler
Kürtlerle ilişkilerni iyi tutmak, meşruiyet sağlamak için demokrat/yurtsever gazetecileri de programlarına vs çıkarıyorlar
Almanya eylülde sandık başına gidiyor. Üç eyalet seçimi, bir yerel seçim maratonu…
💢 #AfD’nin yükselişinin gölgesindeki bu seçimler, yalnızca eyaletlerdeki dengeleri değil, Almanya siyasetinin önümüzdeki dönemdeki yönünü de belirleyebilir. 🫣
Özgür bir ülke düşü uğruna ömrünü ve hayatını feda edenlerin üzerine Allah’ın rahmeti ve bereketi olsun. Onların yarım kalan düşleri, hafızamızda ve yüreğimizde yaşamaya devam etsin. 🌾
Aşkın, takıntının ve ailevi köklerin nasıl bir araya gelip insanı paramparça edebileceğinin portresini çizen Morrison, bir cinayetin anatomisini orkestra şefi titizliğiyle satırlara döküyor.
Caz hakkında daha fazlası için: https://t.co/n6SWhmIYrE
Çözüm süreci Türkiye’de yeni bir sayfa açarken, Avrupa’daki Kürt sığınmacılar için bambaşka bir soru gündeme geliyor: Türkiye gerçekten güvenli kabul edilirse, yıllardır Avrupa’da bekleyen ailelerin dosyalarında yeni bir sınır dışı dalgası mı başlayacak?
“Eski odamda, sağ taraftaki büyük pencerenin yanındaki raflarda kitaplar vardı ve bugün, her şey yok olduğunda hangi mucizeyle orada unutulmuş olarak kaldıklarını merak ediyorum. Annemin 1942’de Paris’e geldiğinde okuduğu kitaplar: Hans Fallada’nın romanları, Flamanca kitaplar ve sonra bir zamanlar benim olan Bibliothèque verte’ten ciltler: Le Cargodu mystère, Le Vicomte de Bragelonne...”
Patrick Modiano, “Uyuyan Hatıralar”
Çeviri: Alper Bakım
Bir insan başka birinin yarasına merhem olabilir mi? Birini gerçekten tanıyabilir, ona ait olabilir ya da onu kendimize ait kılabilir miyiz? Garth Greenwell, Sana Ait Bir Şey romanında bu sorulara yanıt arıyor. İlişkilere sızan güç mücadelesi, Sana Ait Bir Şey'de anlatılan derin psikolojik yolculuğun temel uğraklarından biri olarak görünüyor. Greenwell, çok uzun süre hızlı ve çılgın bir yaşam sürmenin yol açtığı kaçınılmaz çöküşü kendine özgü diliyle tasvir ediyor.
Tüyap Diyarbakır 10. Kitap Fuarı, kitapseverlerle buluşmaya hazırlanıyor!
26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında, Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek fuarda birbirinden değerli yayınevleri, yazarlar ve kültürel etkinlikler sizleri bekliyor.
🕙 Ziyaret Saatleri: 10.00 – 19.00
📍 Yer: Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi – Diyarbakır
Diyarbakır’da kitaplarla, yazarlarla ve edebiyatla dolu bu keyifli buluşmayı kaçırmayın!
#Tüyap #KitapFuarı #DiyarbakırKitapFuarı
Bugün toplum hayatında alışverişten sağlık hizmetine kadar her şey “kişisel deneyim”le ölçülüp değerlendiriliyor. Peki bir şeyin değerini, bireylere verdiği memnuniyetle ölçmek mümkün müdür?
https://t.co/ICAOct3gPY
İmralı görüşme notları ile Meclis’ten geçen çerçeve yasa birlikte okunduğunda, tartışma silahsızlanmanın ötesine geçiyor: Ankara’nın düzenlemesi ile Öcalan’ın tarif ettiği siyasi dönüşüm ne kadar örtüşüyor? Yeni yazımızda bu mesafeyi ele aldık. https://t.co/PPUo3Ahgwx
Alparslan Kuytul gözaltına alındı: 32 kişi hakkında işlem
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kamuoyunda Furkan Vakfı’nın kurucusu olarak bilinen Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul’un da aralarında bulunduğu 32 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 19 Ağustos sabahı Adana merkezli olmak üzere altı ilde 49 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Kuytul çifti ve diğer şüpheliler emniyete götürüldü.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın müşteki ve tanık beyanları, mali analizler, banka hareketleri, dijital materyaller ve diğer deliller doğrultusunda yürütüldüğünü açıkladı. Şüpheliler hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “örgüt üyeliği”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “nitelikli dolandırıcılık”, “resmi belgede sahtecilik” ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamalarıyla adli işlem başlatıldığı bildirildi. Soruşturma kapsamında beş şirkete yönetim kayyımı atanırken, 349 sosyal medya hesabı hakkında da erişimin engellenmesi kararı verildi.
Operasyonun zamanlaması ise ayrıca tartışma konusu oldu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 18 Ağustos’ta Alparslan Kuytul’un Süleymancılara yönelik operasyona ilişkin açıklamalarına sosyal medya üzerinden sert tepki göstererek, “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!” ifadelerini kullandı. Saral ayrıca “Devletten büyük hiçbir güç yoktur” sözleriyle devlet otoritesine vurgu yaptı. Bu paylaşımın ardından, yaklaşık bir gün içinde Kuytul ve eşi dahil 32 kişi hakkında gözaltı işlemi uygulanması, Saral’ın sözlerinin yargı süreçlerine yönelik bir müdahale veya tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda tartışmalara yol açtı. Saral’ın paylaşımı daha sonra sosyal medya hesabından silindi. Ancak operasyonun, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve mali analizler ile çeşitli delillere dayandırıldığı açıklanan soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
Kuytul ve diğer şüpheliler hakkındaki suçlamalar henüz yargı kararıyla kesinleşmiş değil. Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında gözaltındaki kişilerin ifadelerinin alınması ve savcılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli makamların karar vermesi bekleniyor. Kuytul, geçmişte de yürütülen soruşturmalar ve siyasi açıklamaları nedeniyle Türkiye’de kamuoyunun yakından takip ettiği dini-siyasi isimlerden biri olmuştu.
“Yıldızım herhangi bir yıldız olacak senin için. Böylece bütün yıldızları gözlemeyi seveceksin. Hepsi dostun olacak.”
Antoine de Saint Exupéry, “Küçük Prens”
Çeviri: Tomris Uyar & Cemal Süreya
Antoine de Saint-Exupery’nin uçağı Marsilya açıklarında düşeli bugün tam 82 yıl oldu. Yazar yaşamını yitirdiğinde “Küçük Prens” yayımlanalı henüz 1 yıl olmuştu…
“Küçük Prens”i Tomris Uyar ve Cemal Süreya çevirisiyle ve farklı kapak tasarımlarıyla https://t.co/kVK5tw8g4X’da bulabilirsiniz.
Cinler üzerine:
"Yazarın anlatısında yer alan metin içi notlar, felsefi referanslar ve yapısökümcü şerhler, romanın karakterler üzerinden sergilediği mikro-psikolojik analizleri aşarak onu Frankfurt Okulu’nun kapitalizm eleştirisine, Bergsoncu zaman felsefesine ve araf hissinin mekânsal trajedisine eklemlemektedir."
https://t.co/dJXZ8vp00n
Gülün Açtığı Gece 📚
“Doğru. Zahirde ayrı gibi görünse de özde aynılar. Biz de böyleyiz işte. Ruhlarımız bedenlerimizin içinde tıpkı bu toprak kabın içindeki hava gibi hapistir. Her şeyin özü ile ruhlarımız ayrı gibi görünse de birdir. Aynıdır. Nasıl ki var olan hava kabı kendiliğinden dolduruyorsa, İlahi Olan, Yüce Yaradan da bu yaşamda kullandığımız, beden dediğimiz kapları doldurur böyle. Bu nedenle var olan her şey O’dur. Her şey O’nun tecelli etmiş bir formudur.”
Başak Sayan, dördüncü romanı Nigâhdar’ın ardından bu kez Gülün Açtığı Gece ile okurlarını; Şems-i Tebrizi’nin gizlenen kimliğinin, Alamut ve efendilerinin az bilinen tarihinin derinliklerine sürüklüyor. Bir kez daha bilim, felsefe, din ve mistisizmin sınırlarında gezdirerek tüm disiplinlerin birbiriyle olan ilişkisini gözler önüne seriyor.
#İthakiYayınları #BaşakSayan
Bu kitap, henüz lisedeyken yazdığı bir şiirde “bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek istiyorum” diyen bir devrimcinin, doktor unvanlı bir iktisatçının, bir botanik ve edebiyat düşkününün, bir yazar ve militanın yaşamöyküsüdür.
Rosa Luxemburg: Her Şeye Rağmen Tutkuyla Yaşamak, 6-16 Mart tarihleri arasında %45 indirimli.
https://t.co/KyHEKyjoth
📌 𝗣𝗔𝗡𝗗𝗢𝗥𝗔’𝗱𝗮 Gündem: Perwer Armed ile Mykonos tuzağı: Dr. Sadıq Şerefkendî suikastinin anatomisi ve Rojhilat’taki Kürt direnişi…
🗓️ 12 Mart 2026 - Perşembe
⏰ TR saatiyle 21:30’da
👉 https://t.co/IMsKBwK0Q9
“Mykonos Tuzağı – Dr. Sadıq Şerefkendî suikastının perde prkası”, Berlin’in Mykonos restoranında 17 Eylül 1992 gecesi kurşunlanan Kürt lider Dr. Sadıq Şerefkendî ile yoldaşları Fettah Abdoli, Humayûn Ardalan ve Nûrî Dehkordî’nin trajedisini, Avrupa’nın göbeğinde sahneye konan bir devlet infazının anatomisi olarak açığa çıkarıyor. PDK-İ lideri Şerefkendî’ye yönelik bu saldırı, Viyana’da Dr. Qasimlo suikastıyla başlayan ve Avrupa’nın politik körlüğüyle cezasız kalan İran rejiminin Tahran’dan Berlin’e uzanan infaz zincirini simgeliyor.
Gazeteci-yazar @PerwerArmed’in ustalıkla kaleme aldığı eser, Mykonos cinayetini yalnızca bir suikast dosyası olarak değil, Mykonos cinayetini, Tahran’dan yönetilen İran istihbaratının Avrupa’daki muhalifleri sistematik susturma zincirinin doruk noktası olarak analiz ediyor. Almanya’nın ikircikli diplomatik tutumundan, Avrupa hükümetlerinin ekonomik ve stratejik çıkarlarını insan haklarının önüne koymasına kadar uzanan geniş bir tablo çiziyor. Okur, Avrupa’nın kendi değerleriyle sınandığı karanlık bir sayfayla yüzleşiyor.
Belgeler, istihbarat raporları ve mahkeme kayıtlarıyla örülmüş soğukkanlı politik analiz dili, “Mykonos Tuzağı”nı diplomatik gerilim romanıyla akademik inceleme arasında rafine bir noktaya taşıyor. Kitap, Avrupa’da devlet eliyle işlenen suçların sessiz meşruiyetini sorgulayarak, güç, çıkar ve ahlak üçgeninin çıplak hâlini gözler önüne seren; devlet şiddetinin Avrupalı demokrasilerdeki görünmez sınırlarını anlamak isteyenler için keskin bir referans olan cesur bir inceleme olarak öne çıkıyor.
#BahçıvanveÖlüm’den çifte sevinç.
10. baskıya ulaştı.
Kitapyurdu’nun 2025 “Yılın En İyi Kitapları” oylamasında 4.192 oyla ilk sırada yer aldı: https://t.co/FtX8iPztzV
Bir kitabın gerçek ödülü okuruyla kurduğu bağdır.
Teşekkür ederiz.
“Bu bir masal değildi. Çünkü masallar, gerçeklerle çoğu zaman örtüşmezdi. Bir masalın iç yüzüydü kaleme aldıkları. Sevdiği için delice kavgalar veren, dünyadan devşirebildiği bütün güzellikleri sevdiğine sunan birisi vardı bu masal olmayan masalda. Sırf sevdiği mutlu olsun diye onun doyumsuz heveslerine göz yuman; ekmeğini, beş kuruşunu bir çocuk sevinciyle paylaşan, yediği nice darbe sonrasında bile gururunu hiçe sayıp gözyaşlarını saklayarak ayakta durmaya çalışan biri...”
https://t.co/6RTLg3flZq