İbn Teymiyye رحمه الله şöyle demiştir:
“Kim göğsünün ferahlamadığını, imanın ve hidayet nurunun tadını alamadığını fark ederse, bolca tevbe etsin ve günahlarının bağışlanmasını dilesin.”
Mecmûʿu’l-Fetâvâ, 5/62
@laborantiizm “Bilmek mükellef olmaktır” boşuna denilmez. Bildiğinde, artık gerçeklere göre hareket etmek zorundasındır. Oysa bazı sanrılar, insanı gerçeklerden daha mutlu eder..
Sadettin Ökten:
Bu işin sonu yok azizim. Bu işin sonu yok çünkü sonsuzun huzurunda biz hep sonlu varlıklarız. İnsan dışarıya karşı tevazu gösterebilir de kendi kendine kaldığı zaman 'Ben şöyleyim, ben böyleyim' filan filan der yani. Kendine karşı kendi aczini itiraf etmek o büyük hünerdir. İşte o aczi itiraf ettiğimiz sürece lütfu ihsan akıyor, geliyor.
Bazı Âlimler Allah Teâlâ’nın el-Latîf isminin manası hakkında şunu demiştir:
“Kullarını Utandırmamak İçin Onların Günahlarını Kendilerine Unutturandır.”
“… O, Latîf’tir, Habîr’dir.”
el-Begavî’-Tefsiri