Ülkedeki siyasi iklimin belki de en zarar veren taraflarından biri odak noktamızı kaydırması.
Adem Metan anladığım kadarıyla engelli milletvekili Serkan Bayram'ı eleştirmiş. Parti disiplini üzerinden bir vekile tabiri caizse kendince ayar vermiş. Biz de kendi çapımızda bir ayar verelim o vakit.
Sizin asıl meseleniz gazetecilikse o demeçte "engellilerin haklarını ellerinden aldık" cümlesinin peşine düşülmesi gerekmez mi?
Yere göğe sığdırılamayan bu parti, bu kadar mükemmel işliyorsa, böyle zor bir dönemde nasıl oluyor da ülkedeki en dezavantajlı gruplardan birinin haklarını zayıflatabiliyor diye merak edilmez mi?
Konu gazetecilikse bugünkü ekonomik koşullarda ( %40 - %69 Arası Engelli Aylığı: 5.793,30 TL, %70 ve Üzeri (Ağır) Engelli Aylığı 8.690,01 TL. ) bu insanlar acaba nasıl ayakta kalıyor, bunu merak etmez mi?
Ülkedeki 10 milyon engellinin durumu nedir, bunların peşine düşmesi gerekmez mi?
SONUÇ ALINDI
Eleştirilerimizin ve kamuoyunda oluşan desteğin ardından Beşiktaş Deniz Müzesi önündeki ticari görünürlükte somut bir geri çekilme sağlandı.
Müze kimliğiyle yarışan büyük MADO tabelası kaldırıldı, şemsiye kullanımı azaltıldı.
Mesele yalnızca bir tabela ya da birkaç şemsiye değildi; kent hafızasının, kamusal kimliğin ve müze görünürlüğünün ticari kimliğin gerisinde kalmamasıydı.
Destek veren herkesin katkısı havada kalmadı.
Eleştirildi, desteklendi, takip edildi ve sonuç alındı.
Emeği ve desteği olan başta @kayamerthasan_ olmak üzere herkese çok teşekkür ederim.
@ketebe 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalışmakta olduğum İslâm Hukuk Felsefesi projesinin ilk meyvesi olan "Hakkın Tahakkuku: İslâm Hukuk Felsefesi 1" isimli kitabım neşredildi, çok mutluyum.
Umarım ilahiyat, hukuk, ahlâk, siyaset ve felsefe alanlarıyla ilgili okurlar için faydalı olur.
Yeni 📚 OSMANLI TARİHİ 1825-1876 - AHMED LÜTFİ EFENDİ (Günümüz Türkçesi:: Seyit Ali Kahraman)
🔹Osmanlı’nın en uzun süre görev yapan vak‘anüvislerinden Ahmed Lütfi Efendi’nin, 1825-1876 yılları arasındaki gelişmeleri kayıt altına aldığı Lütfi Tarihi, 15 cildinin tamamı günümüz Türkçesine aktarılarak 6 ciltlik özel bir neşir hâlinde okurla buluşuyor.
🔹Osmanlı’nın son dönemine dair en önemli kaynak eserlerden biri kabul edilen bu külliyat; siyasetten bürokrasiye, toplumsal hayattan devlet teşkilatındaki dönüşümlere kadar yarım asrı aşan bir dönemin hafızasını günümüze taşıyor.
🔹Ahmed Lütfi Efendi’nin torunu Berke Merter’in katkılarıyla hazırlanan bu kapsamlı neşir, Osmanlı tarihini birinci elden kaynaklardan okumak isteyen araştırmacılar ve tarih meraklıları için yeniden erişilebilir hâle geliyor.
İncele: https://t.co/nsU6OiAwCy
15 yıldır herhangi bir yılda Türkiye'de benden fazla vergi ödeyen avukat yok. Tüm vergi verenler arasında da her sene ilk 10'a veya ilk 20'ye giriyorum. Hal böyleyken, ben bile tek bir yatırım enstrümanına 47 milyon ABD doları yatırım yapmayı aklıma bile getirmem.
2 milyar 320 milyon TL, 47 milyon ABD Doları eder. @cumhuriyetgzt1 haberi doğruysa, sadece vurguna değil, o vurguna temel taşı olan sermayenin hukukiliğine de bakmak gerekir. Bu avukatlar bugüne kadar ne kadar vergi ödemiş? Bu para sisteme ne şekilde girebiliyor? Başıboş ve hesabı verilmemiş böylesi tutarlar nasıl dolaşımda olabiliyor?
Senelerce kendi ödediğim vergiye dikkat çekerken hava attığımı zannedenler, dikkat çekmenin bedel ödettiği bir ülkede yaşadığımızı bilmiyor olabilirler. O bedeli ödüyorsam, bu soruların sorulmasına temel olabilmek içindi.
Para akışının takip edilemediği ve anlamlandırılamadığı hiçbir rejimde küçük yatırımcı asla korunamaz. Temiz temas temin edilemez. Adalet sağlanamaz. Hava atmak vergiyle değil yatla mücevherle olur. Her hava atana "bunun kaynağı benim cebim mi senin emeğin ve başarın mı?" sorusunu sorma adeti gelişmedikçe toplum geneli hakkaniyetsiz sonuçlar içinde kanayıp durur.
Bu yazıyı okuyup da ilk iki cümleme takılacak olanların duyma kabiliyetleri olduğunu düşünmüyorum. Duymak kabiliyetini yitirmemiş tüm gerçek ve iyi niyetli insanlar şu aktarmaya çalıştıklarımı iletmekte bana yardımcı olurlarsa, belki daha temiz ve adil bir gelecek için, dişinden tırnağından bir şeyler arttıran insanların emeklerine kolayca el uzatılamadığı günler için, arpa boyu yol alabiliriz.
Eğer yapılan inceleme sonucunda bazı kazançların hukuka aykırı işlemlerden, manipülasyondan veya başkalarının zararına yol açan işlemlerden kaynaklandığı tespit edilirse, devletin yapması gereken şey çok açık:Haksız şekilde elde edildiği tespit edilen paranın izini sürmek ve hukuki yollarla geri almak.
Böylece faturayı 455 bin yatırımcıya veya 85 milyon vatandaşa kesmek yerine, öncelikle bu sistem içerisinde olağanüstü kazanç elde edenlerin işlemleri incelenmiş olur.Çünkü adaletin en temel ilkelerinden biri şudur:Zararın bedelini, zarara uğrayanlara ödetmek yerine, zararın nasıl ve kimlerin işlemleri sonucunda oluştuğunu ortaya çıkarmaktır.Bu nedenle çözümün ilk adımı yeni bir kaynak yaratmak değil;PARANIN İZİNİ SÜRMEKTİR.
Kim ne kadar kazandı, ne zaman çıktı ve para nereye gitti?Önce bu soruların cevabı ortaya konulmalıdır. Sonrasında da geri istenmelidir.
Bu kadın 12 günde bir kişiyi memur yaparken haberiniz yoktu da şimdi mi oldu? Yoksa o zaman görmezden geldiniz de şimdi ahlakçılık ve adaletçilik mi yapasınız geldi? Poz kesmeyin.
@birincimucahit Millet bu temizliği istiyor da krizi sizin fırsata çevirmenizi istemiyor. Millet krizi fırsata çevirip ülkeyi temizlemek istiyor sizden başka muhterislerin yolunu açmayı değil. Tek kişiye teveccüh kalmıştı o da elden gitti mi gitmedi mi görmek istiyor.
Kamu personeline yapılacak genel bir özlük iyileştirmesi merkez denetim elemanları ve merkez kariyer uzmanları için adil bir ücret düzenlemesini sağlayamayacaktır. 20 yıldan bu yana diğer meslek gruplarına özlük iyileştirmesi yapılırken camiamızın talepleri hep göz ardı edilmiş, öncesinde denk maaş aldığımız meslek grupları ile aramızda ücret uçurumu oluşmuştur. Reel kaybımız her geçen gün artmaktadır. Bu durum artık sistemin sürdürülebilirliği açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir. Özlük hakkımız ilk torba yasada teslim edilmelidir.
#3sayılıcetveluyanıyor
#ilktorbadaçözülsün
Fonlardan kurtarılan, çekilen ve bir yerlere yollanan 40-50-200-250 milyon $ gibi paraların büyüklüğünü görünce gerçekten inanasım gelmiyor.
Ekonomilerde şirketlere ait olabilir ama şahıslara ait bu kadar büyük nakit paralar çok çok nadir olur. Dünyanın sayılı zenginlerinin servetleri, çok ender bu kadar nakittir. Çünkü o servetler, genelde sahip oldukları şirketlerin hisse değerleri, gayrimenkul değerleri veya temettü gelirleridir.
Bu fonlardan, bu astronomik kazançları elde eden ve parasını çoktan çekmiş olan bir grup insan, artık kaç kişilerse belki 500 belki 1.000 belki 5.000 kişi, ülkenin 455.000 insanının parasını bir nevi kendi hesaplarına virman etmişler gibi bir kazanç elde etmişler.
Fonların pay değerleri en tepedeyken de kriz patlak verince, şimdi o içerde kalan 455 bin kişi, görülen en yüksek değerlerden içerdeki parasını istiyor ama maalesef içerde o para yok. O para zaten büyük oranda fiktif bir para ama önemli bir kısmı da, çoktan fon paylarını satıp parasını çekenlerin cebinde.
Hükümetin politikasına göre de, o 5.000 kişinin vurgunu, ya 455 bin kişiye ya da bu işlerle hiç alakası olmayan 85 milyona patlayacak.
Ülke tarihinin en büyük, en kılıfına uydurulmuş vurgunlarından biri bu. O yüzden vergi toplamada ne kadar titiz ve ciddi bir süreç işletiliyorsa, bu fonlardan bu astronomik kazançları sağlayan kişilerden de bu paralar mutlaka toplanmalı. Yoksa ülkemizde gelmiş geçmiş en büyük haksızlıklardan biri yaşanmış olur.
An İtibari İle Sermaye Piyasalarında Yaşananlarla İlgili Düşüncelerim ve Önerilerim;
✅ Cumhuriyet tarihinin sayılı, 45 yıllık sermaye piyasası tarihinin ise en tahrip edici ve en çok mağdurun yaratıldığı organize bir olaydır.
✅ SPK’nın gözleri önünde gerçekleşmiştir.
✅ İddia edildiği gibi sınırlı değil çok geniştir.
✅ Sadece tasfiyeye alınan fon mağdurlarından da ibaret değildir.
✅ Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere en az 2 milyon mağdur yatırımcı vardır ve bu sayı aileleri ile birlikte en az 5 milyon kişi demektir.
✅ Dolayısıyla sorunun boyutu ifade edildiği gibi 20 milyar dolar değil, çok çok daha büyüktür.
✅ Tarihin en şaibeli, en organize ve en uzun süren işlemlerinin, siyasetten, bürokrasiden ve yargıdan destek almadan gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir.
✅ Bu organize olayları görmesine rağmen görevini yapmayan veya yapamayan kamu görevlilerinin hala görevlerine devam etmesi çok yanlıştır.
✅ Nitekim süreç etkin olarak yürütülememektedir ve verilen tedbir kararları da yetersizdir.
✅ Önce verilen, ancak saatler içinde kaldırılan tedbir kararları ise kamuoyunda çok ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Dolayısıyla tarihin en önemli dolandırıcılıklarını gerçekleştirerek milyonlarca vatandaşı zarara uğratan bu organize eylemlerde, gerçek sorumluların cezalandırılması ve zarara uğratılan yüzbinlerce küçük yatırımcının mağduriyetlerinin mümkün olduğunca azaltılabilmesi için bu gerçeklerin bilinerek hareket edilmesi gerekmektedir. Aksi halde ekonomik ve sosyal tahribatları çok daha yüksek olacaktır.
Ayrıca DDK isterse, bu konudaki daha detaylı düşünce ve önerilerimi aktarmaya hazır olduğumu da belirtmek isterim.
@RTErdogan@memetsimsek@abakingurlek