ASIL MİRAS NE?
Birkaç haftadır Nişanyan ailesinin aile içi meselesine tanıklık ediyoruz. Önümüze videolar, X paylaşımları ve YouTube yayınlarından kesitler düşüyor. Herkes bir taraf olmuş durumda.
Miras konusunda çocukların itiraz etmesini son derece anlaşılır buluyorum. Zamanında babalarının annelerine yönelik tutumu ve hâlen kamuoyuna yaptığı açıklamalar düşünüldüğünde, bu tepkinin nereden beslendiğini anlamak pek de zor değil.
Ancak beni asıl şaşırtan başka bir şey var.
Yıllardır “aydın”, “kültürlü” ve “saygın” olarak tanınan; hatta bunu kendi söylemleriyle de vurgulayan bir ailenin, en mahrem aile meselelerinden birini X üzerinden karşılıklı imalarda bulunarak, YouTube canlı yayınlarına çıkarak milyonların önünde tartışıyor olması bana son derece tuhaf geliyor. Açıkçası, yıllardır çizilen aile profiliyle de hiç örtüşmüyor.
Her tartışmanın kamuoyu önünde yaşanması gerekmiyor, hele ki işin ucunda mal, mülk, para varsa. Aile büyüklerinin bulunduğu bir masada çözmek varken, çözülemiyorsa, bunlar için mahkeme salonları varken neden internet?
Bu olayın en üzücü tarafı ise miras kavgasından çok —üstelik mirasın sahibi hâlâ hayattayken— aile mahremiyetinin tamamen ortadan kalkmış olması ve bunun milyonlarca yabancının önünde yaşanması. Yarın geriye sadece dijital bir aile arşivi ve kırılmış, belki de bir daha onarılamayacak aile ilişkileri miras kalacak.
Fable 5 geri geldi… mi acaba? Yoksa Fable 5 kıyafeti giymiş Opus 4.8 mi kullanacağız?
Şaka bir yana, 3 haftada Fable 5'ten ciddi anlamda taviz verildiği çok açık. Zaman içinde Fable 5'in hangi güçlü yönlerinden mahrum kaldığımız ortaya çıkacaktır. US hükümeti ve Anthropic çalışanları çeşmenin başındakiler olarak kullanmaya devam edecekler elbet,
Bugüne kadar gördüğüm en etkileyici yapay zekâ ile üretilmiş video içeriklerinden biri.
Özellikle:
- Karakter tutarlılığı
- Hikâye anlatımı
- Tarihî atmosferin doğru yansıtılması
- Kameranın doğal hissi
Gibi özellikleri beni oldukça etkiledi.
Eğer bu kalite seviyesi (artarak) yeni norm olacaksa, içerik üretimi ve özellikle eğitim sektöründe çok şey değişebilir.
Sizce de şu anki AI ile üretilen videoların ulaştığı en etkileyici örneklerden biri bu olabilir mi?
https://t.co/UCv7ZtCa9n
@grok@umutluoglu Hocam, ben de grok ile aynı görüşteyim bir fark ile. Tam kapasite çalışacağı için “biraz” değil “fazlaca” ısınabilir. Bu da iphone adaptörünün ömrünü kısaltabilir uzun süreli kullanımlarda. @umutluoglu
Toplum içinde ayakkabı çıkarılmaz. Toplum içinde beraber yaşamanın yazılı olmayan kurallarındandır bu. Eskiler buna Âdâb-ı muaşeret der. Bu sizin ayağınızın koktuğu anlamına gelmiyor. Fakat ayağı kokan başkalarının da bu durumdan cesaret alıp çıkarmaması için sizlerin de çıkarmaması gerekiyor. Daha yapılmaması gereken bir sürü şey var tabi ki fakat konu ayakkabı…
Toplum içinde ayakkabı çıkarılmaz. Toplum içinde beraber yaşamanın yazılı olmayan kurallarındandır bu. Eskiler buna Âdâb-ı muaşeret der. Bu sizin ayağınızın koktuğu anlamına gelmiyor. Fakat ayağı kokan başkalarının da bu durumdan cesaret alıp çıkarmaması için sizlerin de çıkarmaması gerekiyor. Daha yapılmaması gereken bir sürü şey var tabi ki fakat konu ayakkabı…
@kilicdarogluk@grok Kemal Kılıçdaroğlu bu postu gönderdiğinden beri geçen süre içerisinde gelen ~12.000 yorumda, Kemal Kılıçdaroğlu’na gelen tepkileri, negatif, nötr ve pozitif olacak şekilde gruplayıp, her bir grubun yüzde kaç olduğunu yazar mısın lütfen?
Kıyıdan birkaç metre ilerleyince yoğun turkuaz bir renk hakim İstanbul Boğazı’nda. Gerçek bir renk cümbüşü. Yosunlar ve derinlere doğru yoğun bir turkuaz…
Bu rengin nedeninin fitoplanktondan kaynaklı olduğunu biliyordum fakat konuyla alakalı bilgim oldukça kısıtlı, biraz araştırarak aşağıdaki bilgilere ulaştım:
Fitoplankton / mikro-alg patlaması nedeniyle oluşuyor bu renk. “Uygun çevre koşullarının” bir araya gelmesiyle bu mikroskobik canlıların kontrolsüz ve geometrik bir hızla üremesinden kaynaklanıyor. Karadeniz genelinde başlayan ve akıntılarla Boğaz'a taşınan doğal biyolojik bir süreç yani.
Uygun çevre koşullarını tırnak içine aldım, burada hem doğal koşullar var hem de insan etkisi var. Özellikle insan etkisi bu patlamayı körüklüyor. Örnek olarak arıtılmamış kanalizasyon, atık suların biyolojik arıtma yapılmadan derin deniz deşarjı ile atılması, nehirlerle taşınan tarımsal gübreler, endüstriyel atıklar, küresel iklim değişikliği gibi…
Dünya’da oksijen üretiminin çoğu bu canlılar vasıtasıyla oluşuyorken İstanbul Boğazı'ndaki patlamaya sebep olan Emiliania huxleyi türü, kalsiyum karbonat kabuklara sahiptir. Atmosferdeki karbondioksiti çekerek kabuk yapısına hapseder ve öldüğünde deniz tabanına çökerterek küresel karbon döngüsünde devasa bir rol oynar.
Bu fitoplankton patlamasının oluşmasına neden olan doğal koşullar, insan etkisi, patlamanın ekoloji üzerindeki etkisi, balık popülasyonu ve balıkçılığa etkisi ve hatta yıllar evvel Marmara Deniz’nde ortaya çıkan ve Çanakkale Boğazı’ndan Ege’ye doğru yayılan müsilaj felaketine kadar bir takım sonuçları var. Bunları da bir başka yazıda açıklamaya çalışırım artık 😉
Personal update: I've joined Anthropic. I think the next few years at the frontier of LLMs will be especially formative. I am very excited to join the team here and get back to R&D. I remain deeply passionate about education and plan to resume my work on it in time.
INTERROGATORY LLM by Martin Fowler...
Yazılım sektörünün büyük abilerini takip etmeyi tam da bu yüzden çok seviyorum. Bir anda bakış açınızı değiştirebiliyorlar.
Martin Fowler, ekte verdiğim yazısında diyor ki; bir LLM’in gerçekten karmaşık bir işi iyi yapabilmesi için çok fazla context gerekir, bir insanın da tüm context'i markdown olarak yazması oldukça yorucudur.
LLM’leri ilk adımda “cevap üreten sistemler” olarak değil, “her şeyden evvel soru soran sistem” olarak eğitip kullanmamızın daha doğru olabilir.
Diyelim ki context'i çıkarmak için uygun bir model seçtik ve çalışmaya başladık. Model bizi interrogate edecek (sorgulayacak yani). Bizimle bir röportaj gerçekleştirecek, doğru soruları sorarak (her adımda bir soru) eksikleri bulecek ve bizim yerimize context’i kendisi çıkartacak.
Artık elde edilen bu context'i yapacağınız işe uygun istediğimiz LLM’e verebiliriz.
Özellikle şu bakış açısı çok hoşuma gitti, Fowler diyor ki; birinin kafasındaki bir düşünce veya bilgiyi dışarı çıkartıp bir başkasına aksiyon olarak vermek ciddi sorun olabiliyor. Tam da bu noktada LLM'ler, insanların kafasındaki bilgiyi dışarı çıkarmaya yardımcı olan bir “thinking partner” olabilir.
Müthiş değil mi?
https://t.co/0ASduFiDmz
Artık “herkesin” bir yazılım ürünü üretebileceği yadsınamaz bir gerçek.
Fakat unutmamak gerekir ki “uzmanlık” dediğimiz kavram öyle elimizin tersi ile bir kenara itebileceğimiz bir şey değil.
Production’da çalışan bir yazılım ürününün sağlığı, güvenliği ve sürdürülebilirliği yapay zeka ile sihirli bir değnek değmişçesine daha önemsiz hale gelmedi. Üretim hızı arttı fakat uyulması gereken kuralların önemi azalmadı, aksine ilk cümlemdeki nedenden dolayı arttı…
Coinbase’s CEO lays off a ton of employees and says:
“Non-technical teams are now pushing code to production with AI”
less than 24 hours later:
coinbase’s trading engine goes down and somehow even the status page breaks too
Etkileşim almak için yapılması gerekenler başlıklı bir çalışma olmuş.
Önce bir kitleyi hedef al, onlara hakaret et. Tepki alınca da söylediklerime sahip olanlar kudurmuş diye hakarete devam et ki tepki artsın.
Sosyal medyanın insanları getirdiği bu nokta içler acısı gerçekten.
Burada Insider One’ı savunmuyorum. Savunulacak bir tarafı yok. Fakat eleştirdiğiniz şeyden beter olmamak için de çok değil biraz düşünmeniz kafi. En azından tanımadığınız insanlara hakaret etmeyin…
Beyaz yakalılardaki kronik embesillikler: (Güncel)
• Ellerinde veremli gibi sürekli kahve vardır, içmeseler bile laptopun yanına koyup story atarlar.
• Öğrendikleri 3-5 ofis ifadesini olur olmaz her yerde kullanıp marjinal olduklarını düşünürler.
• Alçaktırlar; attıkları maillerde sürekli CC’de birileri olur.
• Kaypaktırlar; her hafta spora başlayacaklarını söyleyip, başlayamazlar.
• Linkedn’de abuk subuk ifadelerle özenilerek hazırlanmış saçma sapan bir CV’leri vardır.
• Bilgi işlemciye “Laptop bozuldu” maili atarken bile sanki Birleşmiş Milletler’e mail atıyormuş gibi rollenirler, sonuna ‘Saygılarımla’ falan yazarlar.
• Temel seviye Excel kullanırken bile sanki NASA’yı yönetiyormuş gibi şekillere girerler.
• Bir kez cam şişe su alırlar ve bittikçe ofisteki sebilden doldururlar. Aynı şişeyi 3-4 ay kullanırlar.
• Bazıları daha enayidir. Kılıbık gibi termosa doldur boşalt yaparlar.
• Ofiste 5 para etmez VLOG’lar çekerler. Videoda ses tonlarını özürlü gibi yaparlar.
• Sokakta hiçbir ağırlıkları yoktur.
Sevgili Turkcell Superonline, Smart TV’mde hemen her gün kullandığım uygulamayı ansızın kapatmanızı anlayamıyorum. Güncelleme göndermessiniz anlarım, cihazın eskimiş dersiniz destek vermezsiniz onu da anlarım. Ama her gün düzenli olarak kullandığım bir uygulamayı kapatmanızı gerçekten anlayamıyorum. Bir tane mantıklı bir açıklama rica ediyorum.
@Fiberintenet@TFibernet@Turkcell@TurkcellHizmet
Tarihe not düşelim, 90’ların ortasında 14.4 Kbps modemle yarım saatte 4-5 MB’lık bir mp3’u zor indirdiğimiz günlerden, 2026’da sokakta yürürken elimizdeki telefondan 1.3Gbps (~1330Mbps) gördüğümüz günlere… 30 yıldan fazla zaman geçmiş aradan. Sen bilmezsin o günleri @grok, zor günlerdi 🤣