Değersizlik görüp uzaklaştıktan bir süre sonra kızgınlığım da kırgınlığım da merhamete dönüşüyor. Evine de küsemezsin ya, öyle bir his. Sonra o his beni yiyip bitiriyor. Kin tutamamak ve çabuk unutmak gerçekten çok zor. İçin içini yerken duvar gibi gözükmek çok zor.
İlişkide soğuyan tarafın sana özel bir depresyon geliştirmesi… Normal hayatına devam eder, herkesle gülüp eğlenir ama sana depresyonlu hâlini sunar. Şunu yaşamayan yoktur
Hissettiğiniz şeyi defalarca söylemek zorunda kalıyorsanız ve hiçbir şey değişmiyorsa, varlığınıza kayıtsız kalanlara da görünmeye çabalamayın. İsteyen çok iyi görüyor. Görmek istediği siz değilsiniz demektir.
Tam otuz üç yılımı aldı şunu anlamam:
Kendini doğru ifade etsen de, söylediklerin mantıklı olsa da, dürüst olsan da, söylediklerinin her biri yürekten olsa da;
İnanmak istemeyen, inanmaz,
İkna olmak istemeyen ikna olmaz,
Seni sevmeyen de yine sevmez...
Bir insan asla çok fazla düşünmemelidir.
Aşırı düşünmek genellikle eylemsizliğin veya eylem eksikliğinin bir işaretidir.
Gerçekliğiniz, eyleme dayanmadığı zaman zihinsel mastürbasyondan öteye gidemez.
Eyleme geç; eylem, aşırı düşünmeyi engeller.
Bir kere yapmak bin kere düşünmekten iyidir.
Size sürekli "Ben böyleyim, değişemem" diyen insan aslında şunu demek istiyordur: "Sana saygı duymuyorum ve senin için çaba sarf etmeye değer bulmuyorum." Seven insan değişmez ama esner.
Saatlerce konuşmamak, karşı tarafı yok saymak ve her kırgınlıkta ilişkiyi askıya almak cinsiyet meselesi değildir.
Bu, duyguyu nasıl yönettiğinizle ilgilidir.
Kırıldığında konuşamayan kişi bazen susarak kendini korur. Bazen de suskunluğu karşı tarafı cezalandırmak için kullanır.
Aradaki fark çok önemlidir.
Olgun ilişki, kim daha uzun küsecek diye kurulmaz.
Kırgınlık varsa konuşulur. Sınır varsa söylenir. Sevgi varsa geri dönüş yolu açık bırakılır.
Sevgili gençler. Eğer tanımıyorsanız Ahmet Çığşar abinizin profilini inceleyin, tanıyın ve takip edin. Ben genç olsam öyle yapardım. Feyz alınacak ender kişiliklerden biri.
Olmayanı zorladığım için hayattan, gelmeyeni beklediğim için vakitten, değmeyenle uğraştığım için emekten, bu yolda tükettiğim ömürden
özür diliyorum...
Yüz binlerce dolar maaş alan Harvard profesörü, para kazanmak için neler yapılması gerektiğini mala anlatır gibi anlatmış.
İlk 10 dakikada anlatılanları, 300 dolar verip izlediğim kurslarda bile görmedim. :D
Türkçe altyazılı. Bir bakın derim.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Şunu bil ki sana isabet etmeyecek olan bir şey, hiçbir şekilde sana isabet edecek değildir ve sana isabet edecek olan bir şey, hiçbir şekilde seni ıskalayacak değildir.”
3 ay geçti ve hala bu videoya geri dönüyorum.
Çünkü burada anlatılan şey sıradan bir para kazanma tavsiyesi değil. Para kazanmanın temel mantığını öğreten bir ders. Paraya bakış açınızı tamamen değiştirecek.
Bir kez kafanızda oturtun iş bitecek
İnsan bazen yanlış kişiye o kadar çok emek verir ki çiçek açmayan bir saksıyı her gün sulayıp sonunda kendini kötü bahçıvan sanır. “Biraz daha ilgilenirsem düzelir, biraz daha sabredersem değişir” diye düşünür. Oysa her solan çiçek, sen az suladığın için solmaz. Bazı topraklar verdiğin suyu tutmaz, bazı kökler de büyümeye niyetli değildir. İnsan ilişkilerinde de böyledir; her şey senin daha çok vermenle düzelmez. Bazen sorun, senin sevginde değil, karşındaki kişinin o sevgiyi taşıyabilecek yerde olmamasındadır.
Çaba, talep edildiğinde bir sorumluluk yüküne kendiliğinden geldiğinde ise sevgi göstergesine dönüşür. İstekli olan insan yol bulur, isteksiz olan mazeret. Birinden çaba istemek zorunda kalmamak özşefkatin temelidir
Kazanmayı kafaya koymuş ve gözü kararmış adamı HİÇBİR ŞEY DURDURAMAZ.
Engeller, sorunlar, şansızlık ve sıkıntılar sadece o adamı yavaşlatabilir.
Ancak ÇELİKTEN İRADESİ olan bir adam tüm bu engelleri eninde sonunda EZİP GEÇECEKTİR.
Sağlam iradenin karşısında ne şansızlık ne kader ne engeller ne de başka bir şey duramaz.
Yapabilme kudreti her şeyden üsttedir.
İlişkilerde çatışmanın olmaması bir sağlık göstergesi değildir. Aksine çatışmayı çözebilme kapasitesinin olmaması büyük bir sorundur. Yüzleşmekten korkup sessizliğe çekilmek veya küsmek, bir savunma mekanizması olsa da karşı tarafta bir belirsizlik ve tükenmişlik yaratabilir. Sağlıklı bir bağ, kriz anında kaçmayı değil, masada kalıp konuşabilme cesaretini gerektirir